Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Resimde yer: in the picture, on the left / right, in the middle, in the background, in the foreground.
- Resmi anlatırken şimdiki zaman: A boy is flying a kite. Eski bir fotoğraf olsa bile.
- Geniş zaman alışkanlık, şimdiki zaman o anki eylem: He runs every morning; today he's running with his daughter.
- Giysiler "wear" ile: The man is wearing a blue T-shirt and shorts.
- Sahiplik: my / mine, your / yours; Whose jacket is it?
- Düzen: genel görüntü, sonra bölgeler; her bölgede kim, ne yapıyor, ne giyiyor.
Merak sorusu
Sophie telefonunu masaya bırakıyor; ekranda parkta çekilmiş kalabalık bir fotoğraf var. Göl kıyısında insanlar, çimenlerde bir aile, bir ağacın altında bir kitapçı tezgâhı. Sophie meydan okuyor: "Describe this picture in English. Who's doing what?" Zeynep telefona eğiliyor ve düşünüyor: nereden başlasın?
Bir resmi anlatmak bu modülde öğrendiğin her şeyi aynı anda ister. İnsanların ne yaptığını şimdiki zamanla söylersin, alışkanlık ile o anı birbirinden ayırırsın, giysileri adlandırırsın, bir tezgâhta fiyat ve beden sorusu duyarsın, kimin neye sahip olduğunu gösterirsin. Bu tekrar dersi Zeynep'in fotoğrafı anlatışını izliyor. Modülün beceri görevi de burada: sen de bir resimde insanların şu an ne yaptığını anlatacaksın.
Anlatım
Resimde yer: in the picture, on the left
Bir resmi anlatmaya genellikle yerleri göstererek başlanır. "In the picture" resimde, "on the left" solda, "on the right" sağda, "in the middle" ortada, "in the background" arka planda, "in the front" ya da "in the foreground" ön planda demektir. Bu kalıplar, dinleyenin gözünü resmin üstünde gezdirir.
Zeynep önce genel bir cümle kuruyor: "In the picture, there's a big park with a lake." Sonra bölgelere geçiyor: "On the left, there are some children. In the middle, there's a family." "There is" ve "there are" kalıbı, resmin içinde neyin bulunduğunu söylemenin en rahat yoludur.
İnsanlar ne yapıyor?
Resmin en canlı kısmı insanlardır. Zeynep her biri için şimdiki zamanı kullanıyor: "A man is running next to the lake. Two girls are sitting on the grass. A boy is flying a kite, and his dog is running after a ball." Üç cümlenin iskeleti aynı: kim, ardından "is" ya da "are", en sonda "-ing" alan hareket.
Bir resim geçen hafta çekilmiş olsa bile, onu anlatırken şimdiki zaman kullanılır. Çünkü bakan kişi sahneyi gözünün önünde, o anda süren bir eylem olarak görür. Resim, zamanı donmuş bir "şu an"dır.
Giysiler ve sahiplik
Kişileri birbirinden ayırmak için giysileri kullanırsın: "The man is wearing a blue T-shirt and shorts. The girl on the right is wearing a yellow dress." "Wear" burada durumu anlatıyor: bu giysiler şu an üstlerinde. "Shorts" ise her zaman çoğul.
Sophie bir ayrıntıyı gösteriyor: "Look, that's my dress! The girl is wearing it!" Zeynep gülüyor: "No, it isn't yours. Yours is orange, hers is yellow." Sahiplik zamirleri, iki elbiseyi adlarını tekrar etmeden ayırdı.
Alışkanlık ve an
Fotoğraftaki adamı Sophie tanıyor: "That's Mr Green. He runs in the park every morning. Today he isn't running alone; his daughter is running with him." İlk cümle bir alışkanlığı geniş zamanla, ikinci cümle o güne özgü durumu şimdiki zamanla anlattı. "Every morning" ve "today" ipuçları seçimi gösterdi.
Kitapçı tezgâhında ise bir konuşma yakalanmış: bir kadın bir tişörtü tutmuş, satıcıya bakıyor. Sophie tahmin ediyor: "She's asking, 'How much is this T-shirt? Do you have it in a medium?'"
Türkçe köprüsü
Türkçede bir resmi anlatırken de şimdiki zamanı kullanırız: "Bir çocuk uçurtma uçuruyor", "Adam göl kenarında koşuyor". İki dil burada birbirine yakındır. Fark, İngilizcenin her cümlede "is" ya da "are" istemesidir; Türkçedeki "-yor" eki bu parçayı içinde saklar.
Resimdeki yerleri söylerken Türkçe hâl eklerini kullanır: "solda", "ortada", "arka planda". İngilizce aynı bilgiyi edat ve isimle verir: "on the left", "in the middle", "in the background". Türkçedeki "-da" eki, İngilizcede "on" ya da "in" olarak cümlenin başına geçer.
Sahiplikte de Türkçenin tek sözcüğü İngilizcede ikiye ayrılır. "Bu ceket senin" derken "senin" tek başına durur; İngilizcede "It's yours" dersin. "Senin ceketin yeşil" derken ismin önündedir; İngilizcede "Your jacket is green". Türkçedeki "seninki" ise doğrudan "yours" olur.
Gerçek hayattan örnekler
Aşağıda Zeynep'in fotoğrafı anlatışı tek parça hâlinde var. Beceri görevini yapmadan önce, onu bir örnek olarak oku ya da dinle.
Anlatım bir düzen izliyor: önce genel görüntü, sonra soldan sağa ve önden arkaya bölgeler, her bölgede de kim, ne yapıyor, ne giyiyor. Bu düzen, dinleyenin resmi görmeden kafasında canlandırmasını kolaylaştırır.
Sophie alkışlıyor: "Perfect! Now it's my turn to find something you missed." Zeynep'in atladığı tek şey, ağacın dalında oturan küçük bir kediydi: "There's a cat in the tree. It's sleeping!"
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "A man running next to the lake." ✓ "A man is running next to the lake." Resim anlatırken cümleler kısa tutulsa bile "is" ya da "are" düşmez.
Hata, Türkçedeki "Bir adam göl kenarında koşuyor" cümlesinde "-yor" ekinin zamanı tek başına taşımasından gelir.
Resim betimlerken bir de zaman karışıklığı görülür: "In the picture, a boy flies a kite." Resimdeki eylem, bakan kişi için şu anda süren bir sahnedir ve şimdiki zaman ister: "A boy is flying a kite." Geniş zaman yalnızca bir alışkanlık anlatıyorsan gelir: "He flies his kite every Sunday."
Mini alıştırma
- "Arka planda bir ağaç var" cümlesinin İngilizcesi nedir?
- Fotoğraf geçen hafta çekilmiş; resmi anlatırken hangi zamanı kullanırsın?
- "Kız sarı bir elbise giyiyor" cümlesini İngilizce kur.
- "Mr Green runs every morning" ile "Mr Green is running" arasındaki fark nedir?
- "It's your jacket? No, it's my" cümlelerini düzelt.
Cevaplar
- "In the background, there's a tree."
- Şimdiki zamanı: resimdeki sahne bakan için o anda süren bir eylemdir.
- "The girl is wearing a yellow dress."
- Birincisi bir alışkanlığı, ikincisi fotoğrafın çekildiği anda olanı anlatır.
- "Is it your jacket? No, it's mine."
Sesli tekrar görevi
En az sekiz cümle kur ve anlatımını kaydet. Dinlerken üç şeye dikkat et: her şimdiki zaman cümlesinde "is" ya da "are" var mı, yer kalıplarını, yani "on the left", "in the middle", "in the background", kullandın mı ve resmi görmeyen biri anlatımından sahneyi kafasında kurabilir mi?
Özet kartı
- Resimde yer: in the picture, on the left / right, in the middle, in the background, in the foreground.
- Resmi anlatırken şimdiki zaman: A boy is flying a kite. Eski bir fotoğraf olsa bile.
- Geniş zaman alışkanlık, şimdiki zaman o anki eylem: He runs every morning; today he's running with his daughter.
- Giysiler "wear" ile: The man is wearing a blue T-shirt and shorts.
- Sahiplik: my / mine, your / yours; Whose jacket is it?
- Düzen: genel görüntü, sonra bölgeler; her bölgede kim, ne yapıyor, ne giyiyor.
Sonraki derse köprü
Sophie telefonunu kapatırken ekliyor: "This photo is from last Sunday. The weather was lovely, and we were all very happy." Bu cümlede resim artık bir "şu an" gibi değil, geride kalmış bir gün gibi anlatılıyor ve "is" ile "are" yerini başka iki sözcüğe bırakıyor. Türkçede bunu "güzeldi", "mutluyduk" diye, sözcüğe eklenen "-di" ile söyleriz. Sıradaki modülde geçmişe ilk adımı atacak ve "to be" fiilinin geçmiş biçimleriyle başlayacaksın.