Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Karşılama: Can I help you? I'm looking for… / I'm just looking, thanks.
- Fiyat: tekilde "is", çoğulda "are" gelir: this jumper / these jeans. £24.99 → "twenty-four ninety-nine".
- Beden: What size are you? I'm a medium. Do you have this in a large / in blue?
- Sayılı bedenler ülkeye göre değişir; tabloya bak ya da satıcıya sor.
- Denemek: Can I try it / them on? changing room, Amerika'da fitting room.
- Fit bedenin uyması, suit yakışması; satın almak için "I'll take it". Türkçedeki "beden" ve "numara" İngilizcede "size" olur.
Merak sorusu
Cumartesi öğleden sonra Zeynep bir giyim mağazasında raflara bakıyor. Bir satıcı yaklaşıyor: "Hi there, can I help you?" Zeynep heyecanla, elindeki kotu gösterip Türkçe düşünerek soruyor: "Yes. How much is it? And is there forty?" Satıcı kibarca gülümsüyor: "These are thirty-five pounds. And what size are you in UK sizes?"
Zeynep iki şeyi karıştırdı. Kot çoğul bir sözcük olduğu için "How much is it?" değil, "How much are they?" gerekiyordu. Beden için de Türkiye'deki "kırk"ı doğrudan söyledi, oysa İngiltere'de bedenler başka sayılarla anılır. Mağazada fiyatı sormak, bedeni bulmak, giysiyi denemek ve ödemek birkaç kısa kalıpla yapılır. Bu ders o kalıpları anlatıyor.
Anlatım
Karşılama
Mağazaya girdiğinde satıcı çoğu zaman "Can I help you?" ya da "Are you looking for anything?" diye sorar. Yardım istiyorsan "Yes, please. I'm looking for a pair of jeans" diyebilirsin. Sadece bakmak istiyorsan kalıplaşmış bir cevap vardır: "I'm just looking, thanks." Bu cevap kaba sayılmaz; satıcı genellikle "No problem" deyip seni rahat bırakır.
Fiyat sormak
Fiyat için "How much" kullanılır ve ardından gelen fiil, giysinin tekil ya da çoğul oluşuna uyar. Kazağın fiyatı için "How much is this jumper?", kotun fiyatı için "How much are these jeans?" denir. Giysiyi elinde tutuyorsan kısaca "How much is it?" ya da çoğul bir giysi için "How much are they?" dersin.
Fiyatlar söylenirken para biriminin küçük birimi çoğu zaman atlanır. "£24.99" yazan bir etiket "twenty-four ninety-nine" diye okunur; "pounds" ve "pence" söylenmez. Amerika'da "$19.50" etiketi "nineteen fifty" ya da "nineteen dollars fifty" diye okunabilir. İndirim için "on sale" ya da "in the sale" ifadeleri kullanılır: "These boots are in the sale" bu botlar indirimde.
Beden sormak
Beden için İngilizcede tek bir sözcük vardır: "size". Satıcı "What size are you?" diye sorar; sen de "I'm a medium" ya da "I'm a size twelve" diye cevap verirsin. Bir giysinin başka bir bedenini ya da rengini istemek için "Do you have this in a large?", "Do you have this in blue?" kalıbı kullanılır.
Harfli bedenler, yani "small", "medium", "large" ve "extra large", pek çok ülkede benzer biçimde anlaşılır. Sayılı bedenler ise ülkeden ülkeye değişir: İngiltere'deki kadın bedenleri, Amerika'daki bedenler ve Türkiye'deki bedenler aynı sayılarla anılmaz. Ayakkabı numaraları da farklı sistemlerle yazılır. Bu yüzden bir sayıyı doğrudan çevirmeye çalışmak yerine mağazadaki beden tablosuna bakmak ya da satıcıya sormak en güvenli yoldur: "Can you help me with the size?"
Denemek, uymak, yakışmak
Giysiyi denemek için "Can I try it on?" diye sorarsın; çoğul bir giysi için "Can I try them on?". Deneme kabinine İngiltere'de "changing room", Amerika'da "fitting room" denir.
Denedikten sonra iki farklı şey söyleyebilirsin. Beden uyuyorsa "It fits" ya da "They fit"; uymuyorsa "It's too small", "It's too big". Giysi sana yakışıyorsa bu başka bir fiille söylenir: "It suits you" sana yakıştı. Satın almaya karar verince kalıplaşmış bir cümle vardır: "I'll take it" ya da çoğul için "I'll take them", yani bunu alıyorum.
Türkçe köprüsü
Türkçede kıyafet için "beden", ayakkabı için "numara" deriz: "Kaç beden giyiyorsun?", "Kaç numara giyiyorsun?". İngilizcede ikisi de "size"dır: "What size are you?", "What size shoes do you wear?". Türkçedeki iki sözcük İngilizcede tek bir sözcükte buluşur.
"Uymak" ve "yakışmak" ayrımını ise Türkçe zaten yapar ve İngilizce de aynı ayrımı iki fiille korur. "Pantolon oldu mu, uydu mu?" sorusu "Do they fit?", "Bu renk sana çok yakıştı" ise "This colour really suits you" olur. Türkçe konuşanlar bu yüzden "fit" ile "suit" arasındaki farkı kolayca kavrar; tek dikkat edilecek şey, iki sözcüğün birbirine benzeyen seslerini karıştırmamaktır.
Fiyat okumada da bir fark var. Türkçede "yirmi dört lira doksan dokuz kuruş" ya da kısaca "yirmi dört doksan dokuz" deriz. İngilizcedeki kısa okuyuş, "twenty-four ninety-nine", Türkçedeki bu kısa biçime çok benzer; para birimini atlamak iki dilde de doğaldır. Yalnızca Türkçedeki virgülün İngilizcede nokta olarak yazıldığını unutma.
Gerçek hayattan örnekler
Zeynep bu kez soruyu doğru kuruyor.
Zeynep çoğul "jeans" için "are" ve "them" kullandı. Beden numarasını bilmediği için sayı söylemek yerine "a smaller size" dedi; bu, beden sistemlerinin farklı olduğu yerde en pratik yoldur.
Birkaç dakika sonra deneme kabininden çıkıyor.
"Fit" bedenin uyduğunu, "suit" yakıştığını anlattı. "I'll take them" kalıplaşmış bir satın alma cümlesi olarak geldi.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "How much is these jeans?" ✓ "How much are these jeans?" Çoğul giysilerde fiil de çoğul olur.
Hata, Türkçede kotun tek bir eşya gibi düşünülmesinden ve "ne kadar" sorusunun hiçbir zaman çoğul almamasından gelir.
"Fit" ile "suit" de sık karışır: "This dress fits you" cümlesi yalnızca bedenin uyduğunu söyler. Birine giysinin yakıştığını söylemek istiyorsan "This dress suits you" demen gerekir.
Mini alıştırma
- Satıcıya sadece baktığını nasıl söylersin?
- "Bu ceket ne kadar?" sorusunu İngilizce kur.
- "£12.50" etiketi günlük konuşmada nasıl okunur?
- "Bunu mavi renkte de var mı?" sorusunu İngilizce sor.
- "Bu pantolon bana olmadı, çok büyük" cümlesini İngilizce kur.
Cevaplar
- "I'm just looking, thanks."
- "How much is this jacket?"
- "Twelve fifty."
- "Do you have this in blue?"
- "These trousers don't fit. They're too big."
Sesli tekrar görevi
Konuşmanın sonunda denediğin giysi hakkında bir "fit" ve bir "suit" cümlesi kur ve "I'll take it" ile bitir. Kaydını dinlerken tekil ve çoğul giysilerde "is" ile "are", "it" ile "them" seçimini doğru yapıp yapmadığını kontrol et.
Özet kartı
- Karşılama: Can I help you? I'm looking for… / I'm just looking, thanks.
- Fiyat: tekilde "is", çoğulda "are" gelir: this jumper / these jeans. £24.99 → "twenty-four ninety-nine".
- Beden: What size are you? I'm a medium. Do you have this in a large / in blue?
- Sayılı bedenler ülkeye göre değişir; tabloya bak ya da satıcıya sor.
- Denemek: Can I try it / them on? changing room, Amerika'da fitting room.
- Fit bedenin uyması, suit yakışması; satın almak için "I'll take it". Türkçedeki "beden" ve "numara" İngilizcede "size" olur.
Sonraki derse köprü
Zeynep kasaya giderken sandalyenin üstünde bir atkı fark ediyor ve satıcıya soruyor: "Is this scarf yours?" Satıcı başını sallıyor: "No, it isn't mine. Maybe it's that lady's." Türkçede "senin", "benim" gibi sözcüklerle yaptığımızı İngilizce, isimden sonra tek başına duran ayrı bir sözcük takımıyla yapar. Sıradaki derste bu sahiplik zamirlerini öğreneceksin.