İçeriğe geç

Ders EN1.39 · A1 · Modül 1.5

Kıyafetler

1.067 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 7 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Üst: shirt, T-shirt, jumper, jacket, coat, dress. Alt: trousers, jeans, shorts, skirt.
  2. Ayak ve aksesuar: shoes, boots, trainers, socks, hat, scarf, gloves, belt.
  3. İki kıyı: jumper / sweater, trousers / pants, trainers / sneakers; İngiltere'de pants iç çamaşırı, vest atlettir.
  4. Her zaman çoğul: trousers, jeans, shorts, glasses; saymak için a pair of.
  5. Wear durum, put on hareket, take off çıkarmak: She's wearing a coat. Put on your coat.
  6. Türkçedeki "giymek" ve "takmak" İngilizcede "wear" içinde buluşur.

Merak sorusu

Ryan sabah telaşla evden çıkarken Sophie'ye sesleniyor: "Where are my pants? I can't find them!" Sophie kızarıp gülüyor. Zeynep şaşırıyor; Ryan pantolonunu arıyor, bunda gülünecek ne var? Sophie açıklıyor: "In Britain, pants are underwear! He means his trousers."

Tek bir sözcük, okyanusun iki yakasında iki ayrı giysiyi anlatıyordu: Amerika'da pantolon, İngiltere'de iç çamaşırı. Giysi adlarının çoğu kolay öğrenilir, ama birkaçı böyle kayar. Üstelik İngilizcede pantolon, kot ya da gözlük gibi bazı giysiler her zaman çoğul düşünülür, Türkçenin tek "giymek" fiili de İngilizcede ikiye ayrılır. Bu ders, dolabın içini ve giyinmenin fiillerini anlatıyor.

Anlatım

Temel giysiler

Üst giysiler için en sık kullanılan sözcükler şunlardır: "shirt" gömlek, "T-shirt" tişört, "jumper" kazak, "jacket" ceket, "coat" palto ya da kaban, "dress" elbise. Alt giysiler için "trousers" pantolon, "jeans" kot pantolon, "shorts" şort, "skirt" etek kullanılır.

Ayakta ve aksesuarda da birkaç temel sözcük yeter: "shoes" ayakkabı, "boots" bot, "trainers" spor ayakkabı, "socks" çorap, "hat" şapka, "scarf" atkı ya da eşarp, "gloves" eldiven, "belt" kemer. Renkler, daha önce gördüğün gibi, giysinin önüne gelir ve çoğul almaz: "a red dress", "black shoes".

İki kıyı, iki dolap

Bazı giysiler İngiliz ve Amerikan İngilizcesinde farklı adlar taşır. Kazak İngiltere'de "jumper", Amerika'da "sweater"dır. Pantolon İngiltere'de "trousers", Amerika'da "pants"tir; ama İngiltere'de "pants" iç çamaşırı demektir. Spor ayakkabı İngiltere'de "trainers", Amerika'da "sneakers"tır.

Bir tuzak daha var: "vest". İngiltere'de "vest" kolsuz bir atlet, yani iç giyimdir; Amerika'da ise takım elbisenin içine giyilen yelektir. İngiltere'de yeleğe "waistcoat" denir. Bu farkları ezberlemek yerine, konuştuğun kişinin nereli olduğunu hatırlamak çoğu zaman yeter.

Her zaman çoğul olanlar

İki parçadan oluşan bazı giysiler İngilizcede her zaman çoğul düşünülür: "trousers", "jeans", "shorts", "pants" ve gözlük için "glasses". Tek bir pantolondan söz ederken bile fiil çoğuldur: "My jeans are new" kotum yeni, "These trousers are too long" bu pantolon çok uzun.

Bunları saymak için "a pair of" kullanılır: "a pair of jeans" bir kot, "two pairs of trousers" iki pantolon. Aynı kalıp ayakkabı, çorap ve eldiven için de geçerlidir: "a pair of shoes" bir çift ayakkabı. Burada "pair", sayılamayan isimlerde gördüğün kap sözcükleri gibi çalışır.

Wear, put on, take off

Türkçede tek fiil olan "giymek" İngilizcede ikiye ayrılır. "Wear" bir giysinin üstünde olma durumunu anlatır: "She's wearing a red dress" kırmızı bir elbise giyiyor, yani üstünde kırmızı bir elbise var. "Put on" ise giyinme hareketini anlatır: "Put on your coat, it's cold" montunu giy, hava soğuk. Çıkarmak için "take off" kullanılır: "Take off your shoes, please" ayakkabılarını çıkar, lütfen.

"Wear" aynı zamanda Türkçedeki "takmak" fiilinin de karşılığıdır: "I wear glasses" gözlük takarım, "He's wearing a watch" saat takıyor.

Türkçe köprüsü

Türkçede "pantolonum", "kotum", "gözlüğüm" tekil sözcüklerdir ve fiil de tekildir: "Pantolonum yeni." İngilizcede bu giysiler iki bacak ya da iki cam gibi iki parçalı düşünüldüğü için çoğul kalır: "My trousers are new". Türkçe konuşan biri bu yüzden "My trouser is new" ya da "a jean" gibi biçimler kurar. Bir tanesini söylemek istediğinde sözcüğü tekilleştirmek yerine "a pair of" kalıbını kullanmak gerekir.

"Giymek" fiili de bir tuzak kurar. Türkçede "Ceketini giy" bir hareket, "Mavi ceket giyiyor" bir durumdur ama ikisi de aynı fiille söylenir. İngilizcede hareket "put on", durum "wear"dır. Sabah giyinirken "I'm putting on my jacket", akşam birini anlatırken "She's wearing a jacket" dersin. Sabah telaşında "I'm wearing my jacket" demek, ceketin zaten üstünde olduğunu anlatır.

Türkçede gözlük, saat, küpe, kolye "takılır"; şapka ve eldiven ise "giyilir" ya da "takılır". İngilizcede hepsi için aynı fiil yeter: "wear". "I wear glasses", "She wears a necklace", "He's wearing a hat". Türkçenin iki fiilini İngilizcede tek fiil karşılar; burada iş İngilizcede daha kolaydır.

Gerçek hayattan örnekler

Ryan sonunda pantolonunu buluyor ve kapıdan çıkarken Sophie'ye son bir soru soruyor.

Sophie "put on" dedi, çünkü Ryan'ın giyinmesini, yani bir hareketi istiyordu. Atkı için ise "take" dedi: yanına al.

Öğleden sonra Zeynep, Daniel'e bir mesajla buluşma yerini ve kendini nasıl tanıyacağını yazıyor.

Mesajda şimdiki zaman ve "wear" birlikte çalıştı: Zeynep şu an üstünde olanları anlattı. "Jeans" çoğul kaldı, botlar "a pair of" ile sayıldı.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "My jean is new." ✓ "My jeans are new." Kot, pantolon ve şort İngilizcede her zaman çoğuldur ve çoğul fiil ister.
Doğrusu

Hata, Türkçedeki "kotum yeni" cümlesinin tekil yapısını doğrudan aktarmaktan gelir.

"Wear" ile "put on" arasında da bir karışıklık görülür: "Wait, I'm wearing my shoes!" demek, ayakkabıların zaten ayağında olduğunu söyler. Giyinme hareketini anlatmak istiyorsan "Wait, I'm putting on my shoes!" demen gerekir.

Mini alıştırma

  1. İngiltere'de "kazak" ve "spor ayakkabı" nasıl söylenir?
  2. İngiltere'de "pants" ne demektir?
  3. "Bu pantolon çok uzun" cümlesinin İngilizcesi nedir?
  4. "Montunu giy!" cümlesinde "wear" mı, "put on" mı kullanılır?
  5. "I buy two jeans" cümlesini düzelt.

Cevaplar

  1. "Jumper" ve "trainers".
  2. İç çamaşırı.
  3. "These trousers are too long."
  4. "Put on": "Put on your coat!"
  5. "I buy two pairs of jeans."

Sesli tekrar görevi

Sonra sabah giyinme sıranı anlat ve her adımda "put on" kullan: "First I put on my socks, then I put on my trousers…". Akşam eve gelince yaptıklarını "take off" ile söyle. Kaydını dinlerken çoğul giysilerde "is" yerine "are" kullanıp kullanmadığını ve "wear" ile "put on" arasındaki farkı koruyup korumadığını kontrol et.

Özet kartı

  1. Üst: shirt, T-shirt, jumper, jacket, coat, dress. Alt: trousers, jeans, shorts, skirt.
  2. Ayak ve aksesuar: shoes, boots, trainers, socks, hat, scarf, gloves, belt.
  3. İki kıyı: jumper / sweater, trousers / pants, trainers / sneakers; İngiltere'de pants iç çamaşırı, vest atlettir.
  4. Her zaman çoğul: trousers, jeans, shorts, glasses; saymak için a pair of.
  5. Wear durum, put on hareket, take off çıkarmak: She's wearing a coat. Put on your coat.
  6. Türkçedeki "giymek" ve "takmak" İngilizcede "wear" içinde buluşur.

Sonraki derse köprü

Zeynep'in kotu artık küçük geliyor ve cumartesi günü alışverişe çıkıyor. Mağazada bir satıcıya kotun fiyatını, bedenini ve deneyip deneyemeyeceğini soracak; üstelik bedenler İngiltere'de, Amerika'da ve Türkiye'de farklı sayılarla anılır. Sıradaki derste alışverişte fiyat ve beden sormayı öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: bir koridorda telaşla koşturan Ryan; "pants" sözcüğü söylendiğinde ekran ikiye bölünür, bir yanda pantolon, öbür yanda bir iç çamaşırı simgesi belirir ve Sophie'nin yüzü kızarır.
  • Dolap bölümü: açılan bir gardırop; her giysi adı söylendiğinde ilgili askı öne kayar ve adı belirir.
  • İki kıyı bölümü: iki gardırop yan yana, birinin üstünde İngiliz, ötekinin üstünde Amerikan bayrağı renkleri; aynı giysi iki ayrı etiketle asılı.
  • Çoğul bölümü: bir pantolon iki bacağı ayrı ayrı yanarak "two parts" fikrini gösterir; yanında "a pair of" etiketi belirir.
  • Wear ve put on: solda ceketi üstünde duran bir figür, "wear"; sağda ceketi giymekte olan bir figür, "put on".
  • Anlatıcının Türkçe sesi Matilda. Ryan'ın sesi Amerikalı, Sophie'ninki İngiliz; "pants" sözcüğü iki ayrı vurguyla iki kez söylenir.
  • Giysiler kurgu; hiçbir etikette marka ya da logo görünmez.

Modül 1.5 — Şu An Olanlar

Hedef: Şu an olanları anlatır, alışveriş yapar.