İçeriğe geç

Ders EN1.36 · A1 · Modül 1.4 · Tekrar

Tekrar — İstekler ve Yetenekler

1.136 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Can: yetenek, izin ve rica; olumlu "can" zayıf, olumsuz "can't" güçlü söylenir.
  2. Like, love, hate + -ing: I love trying new things. I hate spicy food.
  3. Yiyecek ve içecekler: lentil soup, mixed grill, stuffed peppers, bread, water, yoghurt.
  4. Sayılamayanı kapla say: a small portion of chicken, two pieces of bread, a glass of water.
  5. Some olumluda, any olumsuz ve soruda; how many sayılabilen, how much sayılamayan ve fiyat için.
  6. Kibar istek ve teklif: Can I have…?, I'd like…, Would you like…? Yes, please.

Merak sorusu

Zeynep, alt kattaki komşusu Tom'u ve onun büyükannesi Edith'i mahalledeki küçük bir Türk lokantasına götürüyor. Edith seksen yaşında, meraklı ama temkinli; menüdeki adların hiçbirini tanımıyor. Garsonla konuşurken fındığa alerjisi olduğunu, acıyı sevmediğini ve küçük bir porsiyon istediğini anlatması gerekiyor.

Senin görevin iki adımlı. Önce masadaki konuşmayı dinle ve üç kişinin ne sipariş ettiğini bir kâğıda yaz. Sonra kendini o masaya koy ve kendi siparişini yüksek sesle ver. Bu iki adım, modülün beceri görevidir ve bu modülde gördüğün her konuya bir kez dokunur: yetenek ve rica, sevilen ve sevilmeyen şeyler, yiyecek adları, sayılabilen ve sayılamayan isimler, miktar soruları ve kibar istek.

Anlatım

Masaya oturmak: can ve would you like

Garson masaya geliyor: "Good evening. Would you like something to drink?" Teklif, tanıdık "Would you like…?" kalıbıyla geldi. Edith cevap veriyor: "Yes, please. Can I have a glass of water? Still, please." Ricası "Can I have…?" ile başladı; su sayılamadığı için bir kap, "a glass of", eklendi.

Tom ise Zeynep'e dönüp soruyor: "Can you read the menu for us? I can't read any of these names!" Burada "can" hem rica hem yetenek için kullanıldı. Olumsuz "can't" vurgulu ve açık söylendi; olumlu "can" ise kısa ve gevşek.

Zevkler: like, love, hate

Zeynep menüyü açıklarken önce zevkleri soruyor: "Do you like spicy food?" Edith başını sallıyor: "No, I don't. I hate spicy food. But I love trying new things." "Hate" ve "love" iki uçta durdu; "trying" sözcüğü "-ing" ile bir etkinliğin adına dönüştü.

Tom daha rahat: "I like everything. I love grilled meat." Bir ismi sevdiğini söylerken "the" kullanmadı, çünkü genel bir zevkten söz ediyordu.

Ne var, ne yok: some, any, how much

Edith'in en önemli sorusu geliyor: "Are there any nuts in this dish?" Soru tarafsız olduğu için "any" kullanıldı; "nuts" sayılabilen çoğul bir isim. Garson cevap veriyor: "No, not in this one. But there's some yoghurt and some garlic."

Tom fiyatı soruyor: "How much is the mixed grill?" Fiyat için "how much" geldi. Sonra ekliyor: "And how many pieces of bread come with it?" Sayılan şey ekmeğin kendisi değil, parçalar olduğu için "how many pieces of" dedi.

Sipariş: I'd like

Garson not defterini açıp soruyor: "What can I get you?" Edith: "I'd like the lentil soup and a small portion of the chicken, please." Tom: "Can I have the mixed grill, please? And some more bread." Zeynep: "And the stuffed peppers for me, please."

Hiç kimse "I want" demedi. Edith cümlesine "I'd like" ile başladı, Tom "Can I have…?" sorusunu seçti; Zeynep ise kısaca "for me" diyerek sıraya girdi. Edith küçük porsiyonu da açıkça söyledi: "a small portion of".

Türkçe köprüsü

Bu sahne, Türkçe düşünerek İngilizce konuşan birinin düşebileceği tuzakları sıralar. "Fındık var mı?" diye sorarken Türkçede "hiç" eklemeyiz; İngilizcede "any" tarafsız soruda doğal olarak gelir. "Acı sevmem" derken Türkçede isim yalın durur; İngilizcede "spicy food" diye bir isim gerekir, çünkü "spicy" bir sıfattır.

Sipariş verirken Türkçe "Ben mercimek çorbası alayım" der. İngilizcede bu "I'd like the lentil soup" olur ve menüdeki belirli yemek için "the" gelir. Türkçede ekmeği "iki ekmek" diye sayarız; İngilizcede "two pieces of bread" ya da "some more bread" deriz.

Yetenek ve ricada da Türkçe tek bir ekle çalışır: "okuyabilir misin", "okuyamıyorum". İngilizcede aynı iş "can" ve "can't" sözcüklerine düşer ve bu iki sözcük konuşmada ünlü ve vurguyla ayrılır. Edith'in torunu Tom, "I can't read" derken olumsuz sözcüğü güçlü ve açık söyledi; yoksa garson onu "okuyabiliyorum" diye duyabilirdi.

Gerçek hayattan örnekler

Aşağıda masadaki konuşmanın özeti var. Beceri görevinin ilk adımı budur: okurken ya da dinlerken üç kişinin siparişini ayrı ayrı not et.

Notların şöyle olmalı: Edith mercimek çorbası ve küçük bir porsiyon tavuk istiyor, fındık fıstıksız ve acısız; içecek olarak bir bardak sade su. Tom karışık ızgara ve biraz daha ekmek. Zeynep biber dolması. Üç siparişin hiçbirinde "I want" yok.

Yemeğin sonunda garson soruyor: "Would you like a dessert?" Edith gülümsüyor: "Yes, please. Something sweet, but not too big!"

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "I like the lentil soup." ✓ "I'd like the lentil soup." Sipariş verirken şu anki isteği anlatan "I'd like" gerekir; "I like" genel bir zevktir.
Doğrusu

Hata, "'d" sesinin konuşmada neredeyse duyulmamasından ve iki kalıbın birbirine karışmasından gelir.

Dinleme adımında sık yapılan bir hata da miktar sözcüklerini kaçırmaktır. Edith "a small portion" dedi; bunu atlarsan siparişi eksik yazarsın. Dinlerken sayıları, kapları ve "small", "more" gibi küçük sözcükleri ayrıca işaretlemek bu hatayı önler.

Mini alıştırma

  1. Edith içecek olarak ne istedi ve nasıl istedi?
  2. "Are there any nuts in this dish?" sorusunda neden "any" kullanıldı?
  3. Tom fiyatı hangi soruyla sordu?
  4. Edith acı yemek sever mi? Cevabı İngilizce ver.
  5. "I want the stuffed peppers" cümlesini kibar bir siparişe çevir.

Cevaplar

  1. Bir bardak sade su: "Can I have a glass of water? Still, please."
  2. Tarafsız bir soru olduğu ve "nuts" sayılabilen çoğul bir isim olduğu için.
  3. "How much is the mixed grill?"
  4. "No, she doesn't. She hates spicy food."
  5. "I'd like the stuffed peppers, please."

Sesli tekrar görevi

Konuşmanı kaydet. Dinlerken "can" ve "can't" sözcüklerinin birbirinden ayrı duyulup duyulmadığına, siparişte hiç "I want" kalmadığına ve sayılamayan isimlerin önünde "a" olmadığına dikkat et.

Özet kartı

  1. Can: yetenek, izin ve rica; olumlu "can" zayıf, olumsuz "can't" güçlü söylenir.
  2. Like, love, hate + -ing: I love trying new things. I hate spicy food.
  3. Yiyecek ve içecekler: lentil soup, mixed grill, stuffed peppers, bread, water, yoghurt.
  4. Sayılamayanı kapla say: a small portion of chicken, two pieces of bread, a glass of water.
  5. Some olumluda, any olumsuz ve soruda; how many sayılabilen, how much sayılamayan ve fiyat için.
  6. Kibar istek ve teklif: Can I have…?, I'd like…, Would you like…? Yes, please.

Sonraki derse köprü

Yemeğin ortasında Zeynep'in telefonu çalıyor. Sophie arıyor ve soruyor: "Where are you? What are you doing?" Zeynep cevap veriyor: "I'm having dinner with Tom and Edith. We're eating Turkish food!" Bu cevapta "-ing" eki yine var, ama bu kez bir etkinliğin adı değil; "am", "are" ile birlikte, tam şu anda süren bir eylemi anlatıyor. Sıradaki modülde bu yeni zamanı öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: sıcak ışıklı küçük bir Türk lokantası; masada Zeynep, Tom ve Edith. Edith'in önünde bir menü, üstünde tanımadığı adlar soru işaretleriyle belirir.
  • Ekranın kenarında bir not kâğıdı; üç sütun, "Edith", "Tom", "Zeynep". Siparişler söylendikçe ilgili sütuna yazılır.
  • Her alt başlıkta modülün bir konusu küçük bir rozetle yanar: yetenek, zevk, yiyecek, miktar, kibar istek. Ders kodları yazılmaz.
  • "Can't" anı: Tom'un "I can't read" cümlesinde "can't" büyür ve kalın yazılır; olumlu "can" küçük ve soluk kalır.
  • Türkçe metni yine Matilda seslendirir. Edith yaşlı, yavaş ve nazik bir İngiliz sesiyle; Tom genç ve rahat; garson sakin ve yardımsever.
  • Lokanta, menü ve kişiler kurgu; lokantanın gerçek bir adı ya da tabelası görünmez.

Modül 1.4 — İstekler ve Yetenekler

Hedef: Ne yapabildiğini ve neyi sevdiğini söyler, sipariş verir.