İçeriğe geç

Ders EN1.34 · A1 · Modül 1.4

I want mı, I'd like mı? Kibarca istemek

1.203 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. I want doğrudandır: arzu, plan ve hedefler için doğal; sipariş ve ricada sert duyulabilir.
  2. I'd like = I would like: dükkân, kafe, restoran ve otelde kibar istek.
  3. I'd like + isim: I'd like a coffee. I'd like to + fiil: I'd like to pay.
  4. I like = genel zevk; I'd like = şu anki istek.
  5. Kibar teklif: Would you like…? Cevap: Yes, please. / No, thank you.
  6. Türkçedeki "alayım", "alırım" sipariş kalıbı İngilizcede "I'd like" ya da "Can I have…?" olur.

Merak sorusu

Zeynep manav tezgâhına dönüyor. Önündeki küçük bir çocuk annesinin elini çekiştirip bağırıyor: "I want sweets! I want sweets!" Annesi başını sallıyor. Sıra Zeynep'e geliyor ve o, bir an önce aklından geçen cümleyi değiştiriyor: "I'd like six oranges, please." Satıcı gülümsüyor: "Of course. Anything else?"

Zeynep'in aklından geçen cümle "I want six oranges" idi. Dilbilgisi açısından yanlış değildi, ama az önce çocuğun ağzından duyduğu kalıbın aynısıydı. İngilizcede "I want" doğrudan bir istek bildirir ve bir dükkânda, bir restoranda ya da tanımadığın birine söylendiğinde sert ya da çocukça duyulabilir. Aynı isteği yumuşatmanın kalıplaşmış bir yolu vardır: "I'd like". Bu ders iki kalıbı, ne zaman hangisinin seçileceğini ve kibar teklifleri anlatıyor.

Anlatım

I want: doğrudan istek

"Want" istemek demektir ve geniş zamanın bütün kurallarına uyar: "I want", "she wants", "I don't want", "Do you want…?". Ardından bir isim ya da "to" ile bir fiil gelir: "I want a new phone" yeni bir telefon istiyorum, "I want to learn English" İngilizce öğrenmek istiyorum.

"I want" bir arzuyu, bir planı ya da bir hedefi anlatırken son derece doğaldır: "I want to visit Scotland", "She wants a dog". Aile içinde ve yakın arkadaşlar arasında da rahatça kullanılır. Sert duyulduğu yer, birinden bir şey isterken, yani sipariş verirken ya da bir hizmet talep ederken yapılan istektir.

I'd like: yumuşak istek

"I'd like", "I would like" ifadesinin kısaltmasıdır ve "istiyorum" anlamını daha yumuşak, daha kibar bir biçimde taşır. Dükkânlarda, kafelerde, restoranlarda, otellerde ve telefonda bir şey isterken en sık duyulan kalıptır. Ardından bir isim gelebilir: "I'd like a coffee, please" bir kahve rica ediyorum. Ya da "to" ile bir fiil: "I'd like to pay" ödemek istiyorum, "I'd like to book a table" bir masa ayırtmak istiyorum.

"I'd like" bütün kişiler için aynıdır ve "-s" almaz: "She'd like a tea", "We'd like two coffees". "Would" sözcüğü, tıpkı "can" gibi, arkasındaki fiili değiştirmez.

Like mı, 'd like mı?

"I like coffee" ile "I'd like a coffee" birbirine çok benzer, ama bambaşka şeyler söyler. "I like coffee" genel bir zevki anlatır: kahveyi severim. "I'd like a coffee" ise şu andaki bir isteği: bir kahve istiyorum. Konuşmada "'d" sesi çok kısadır ve neredeyse duyulmaz; bu yüzden bağlama ve arkadan gelen "a" sözcüğüne dikkat etmek gerekir.

Garson "What would you like?" diye sorduğunda "I like tea" dersen, ne sipariş ettiğini değil, genel olarak çay sevdiğini söylemiş olursun. Doğru cevap "I'd like a tea, please" ya da kısaca "A tea, please" olur.

Would you like…? Kibar teklif

Birine bir şey ikram etmek ya da önermek için "Would you like…?" kullanılır: "Would you like a biscuit?" bir bisküvi ister misin, "Would you like to come to dinner?" akşam yemeğine gelmek ister misin. Bu soru "Do you want…?" sorusundan daha kibardır ve misafirlere, iş arkadaşlarına, tanımadığın insanlara yöneltilir.

Cevaplar kısa ve kalıplaşmıştır: "Yes, please" evet, lütfen, ya da "No, thank you" hayır, teşekkürler. "Yes, I'd like" diye yarım bir cevap verilmez; ya "Yes, please" ya da "Yes, I would" denir.

Türkçe köprüsü

Türkçede "istiyorum" sözcüğü bir lokantada bile kaba sayılmaz: "Bir çay istiyorum" diyen kimse garsonu kırmaz. Bu alışkanlıkla İngilizceye geçen kulak "I want a tea" cümlesini de masum bulur, dil de onu kurar ve farkında olmadan sert bir ton kurar. Asıl fark, iki dilde kibarlığın nerede taşındığıdır: Türkçede ses tonu ve "lütfen" çoğu zaman yeter; İngilizcede ise fiilin biçimi de değişir.

Türkçede sipariş dilinin de kendine özgü yumuşak kalıpları vardır: "Bir çay alayım", "Ben bir kahve alırım", "Bir su rica edeceğim". Bunların hiçbiri doğrudan "istiyorum" demez. İngilizcedeki "I'd like" tam bu aileye aittir. Türkçedeki "alayım" ya da "alırım" kalıbını düşündüğün her yerde, İngilizcede "I'd like" ya da "Can I have…?" kullanabilirsin.

"Would" sözcüğünün Türkçede tek bir karşılığı yoktur. En yakın hissi "isterdim" ya da "isterim" verir: gerçekleşmesi rica edilen, zorlanmayan bir istek. Bu yüzden "I would like" sözcük sözcük "isterdim" gibi düşünülebilir; ama günlük çeviride "istiyorum, lütfen" ya da "rica ediyorum" demek daha doğaldır.

Gerçek hayattan örnekler

Zeynep manav tezgâhında alışverişini tamamlıyor.

Zeynep isteğini "I'd like" ile başlattı ve "please" ile bitirdi. Satıcının "Anything else?" sorusuna kısa ve kibar "No, thank you" cevabını verdi. Fiyatı da bir önceki derste öğrendiği "How much" sorusuyla sordu.

Eve dönünce Sophie'nin annesi Margaret onları çaya bekliyor.

Margaret teklifini "Would you like" ile kurdu; Zeynep "Yes, please" ile kabul etti ve isteğini yine "I'd like" ile ayrıntılandırdı. İki kadın da birbirine "want" demeden, yumuşak bir dille anlaştı.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "I like a coffee, please." ✓ "I'd like a coffee, please." "I like" genel bir zevki anlatır; şu anki bir isteği söylemek için "I'd like" gerekir.
Doğrusu

Hata, konuşmada neredeyse duyulmayan "'d" sesini atlamaktan ve iki kalıbı aynı sanmaktan gelir.

Teklife cevapta da sık bir kayma görülür: "Would you like a biscuit?" sorusuna "Yes, I like" ya da "Yes, I'd like" demek. Doğal cevap "Yes, please"tir. Tam cümle kurmak istersen nesneyi ekle: "Yes, I'd like one, thank you."

Mini alıştırma

  1. "I like tea" ile "I'd like a tea" arasındaki fark nedir?
  2. "Bir masa ayırtmak istiyorum" cümlesini kibar biçimde kur.
  3. "Would you like a coffee?" sorusunu kabul eden ve geri çeviren iki kısa cevap yaz.
  4. "I want to learn Spanish" cümlesi kaba mıdır? Neden?
  5. "She'd likes a sandwich" cümlesini düzelt.

Cevaplar

  1. Birincisi genel bir zevk, ikincisi şu anki bir istek.
  2. "I'd like to book a table, please."
  3. "Yes, please." / "No, thank you."
  4. Hayır; bir hedefi ya da arzuyu anlatıyor, birinden bir şey istemiyor.
  5. "She'd like a sandwich."

Sesli tekrar görevi

Ardından evine gelen bir misafire üç şey ikram et: "Would you like…?" ile. Her soruya bir kez "Yes, please", bir kez "No, thank you" ile cevap ver. Kaydını dinlerken "I'd like" içindeki kısa "d" sesini söyleyip söylemediğine dikkat et.

Özet kartı

  1. I want doğrudandır: arzu, plan ve hedefler için doğal; sipariş ve ricada sert duyulabilir.
  2. I'd like = I would like: dükkân, kafe, restoran ve otelde kibar istek.
  3. I'd like + isim: I'd like a coffee. I'd like to + fiil: I'd like to pay.
  4. I like = genel zevk; I'd like = şu anki istek.
  5. Kibar teklif: Would you like…? Cevap: Yes, please. / No, thank you.
  6. Türkçedeki "alayım", "alırım" sipariş kalıbı İngilizcede "I'd like" ya da "Can I have…?" olur.

Sonraki derse köprü

Zeynep ve Sophie cumartesi akşamı bir restorana gitmeye karar veriyor. Orada garson masaya geldiğinde ilk soru, menü, sipariş, yemeğin ortasındaki bir istek ve sonunda hesap sırayla gelir; her aşamanın kendine ait kısa kalıpları vardır. Sıradaki derste bu derste öğrendiğin kibar isteği, bir restoranın başından sonuna kadar süren bir diyalogda kullanacaksın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: manav tezgâhı; önde annesinin elini çeken bir çocuk. "I want sweets!" balonu keskin köşeli, Zeynep'in "I'd like six oranges, please" balonu yuvarlak köşeli çizilir.
  • Want ve 'd like bölümü: bir ses düğmesi; "I want" söylendiğinde düğme yüksekte ve sert kırmızı, "I'd like" söylendiğinde yumuşak maviye döner.
  • Like ve 'd like bölümü: iki cümle alt alta; "'d" harfi büyüteçle gösterilir, yanında küçük bir kulak simgesi neredeyse duyulmayan sesi anlatır.
  • Türkçe köprüsü: "Bir çay alayım" cümlesi bir oka dönüşüp "I'd like a tea" kutusuna yerleşir.
  • Türkçe anlatıcı: Matilda. Satıcı samimi bir Londra tınısıyla; Margaret Kuzey İngiltere'ye yakın bir tınıyla, sıcak ve yavaş.
  • Tezgâh, ev ve kişiler kurgu; ürünlerde marka görünmez.

Modül 1.4 — İstekler ve Yetenekler

Hedef: Ne yapabildiğini ve neyi sevdiğini söyler, sipariş verir.