İçeriğe geç

Ders EN1.3 · A1 · Modül 1.1

The" ne zaman gelir, ne zaman gelmez?

1.070 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 7 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. "The" konuşanın da dinleyenin de bildiği belirli bir şeyi gösterir.
  2. İlk söz edilişte "a", ikinci söz edilişte "the": a cat, the cat.
  3. Ortamın belli ettiği ve dünyada tek olan şeyler "the" alır: the door, the station, the sun.
  4. Genel anlamda, dil adlarında, çoğu ülke ve şehir adında "the" gelmez: I like cats, I speak Turkish.
  5. The United Kingdom, the United States, the Netherlands gibi birkaç ülke istisnadır.
  6. Türkçe belirliliği "-ı" eki ve sözcük sırasıyla gösterir: kitap okudum, kitabı okudum.

Merak sorusu

Ertesi sabah Mert otelden çıkarken aceleyle kapıya yürüyor. Arkasından resepsiyondaki görevli sesleniyor: "Excuse me! The umbrella!" Mert dönüp bakıyor; dün aldığı şemsiye lobideki koltuğun yanında duruyor. Görevli "an umbrella" demedi, çünkü ikisi de hangi şemsiyeden söz edildiğini çok iyi biliyordu.

Dün dükkânda şemsiye herhangi bir şemsiyeydi. Bugün ise belirli, tanıdık bir şemsiye. İngilizce bu değişikliği ismin önündeki küçük bir sözcükle gösteriyor: "an" gitti, yerine "the" geldi. Bu ders, "the" sözcüğünün ne zaman geldiğini ve, en az onun kadar önemli olarak, ne zaman gelmediğini anlatıyor.

Anlatım

"The": ikimizin de bildiği

"The" sözcüğüne dilbilgisinde belirlilik tanımlığı denir. Türkçede tek bir karşılığı yoktur; kabaca "o", "şu bilinen" anlamı taşır. Konuşan da dinleyen de hangi şeyden söz edildiğini bildiğinde ismin önüne "the" gelir.

En sık görülen durum, bir şeyin konuşmada daha önce geçmiş olmasıdır. "I have a cat. The cat is black." Kediden ilk söz edildiğinde "a" kullanılır, ikinci kez söz edildiğinde artık tanıdık olduğu için "the" gelir.

Durum da tanıdık yapar

Bazen bir şey konuşmada hiç geçmemiş olsa bile tanıdıktır, çünkü ortam onu belli eder. Bir odada "Close the door, please" dendiğinde herkes hangi kapının kastedildiğini bilir: o odanın kapısı. Bir kasabada "Where is the station?" diye sorduğunda o kasabanın istasyonunu sorarsın.

Dünyada tek olan şeyler de bu yüzden "the" alır. "The sun" güneş, "the moon" ay, "the sky" gökyüzü demektir. Birden fazla güneş olmadığı için hangisinden söz edildiği hiç soru olmaz.

"The" gelmeyen yerler

"The" sözcüğünü öğrenmenin yarısı, onun gelmediği yerleri bilmektir. Bir şeyden genel olarak, türü olarak söz ediyorsan "the" kullanılmaz. "I like cats" kedileri severim demektir; bütün kedileri, kedi türünü kasteder. "I like the cats" ise belirli, bilinen kedileri sevdiğini söyler, örneğin komşunun kedilerini.

İnsan adları, şehirler ve ülkelerin çoğu da "the" almaz: "Mert", "London", "Turkey". Ama adında birlik ya da çoğul bir yapı taşıyan birkaç ülke istisnadır: "the United Kingdom", "the United States", "the Netherlands". Diller, öğün adları ve sporlar da genellikle çıplak kullanılır: "I speak Turkish", "Breakfast is at eight", "I play football".

Nasıl söylenir?

"The" sözcüğü dişlerin arasından çıkan, boğazı titreten th ile açılır. Ünsüzle başlayan bir sözcükten önce genellikle kısa ve hafif bir "dhı" gibi söylenir: "the cat". Ünlüyle başlayan bir sözcükten önce ise çoğu konuşmacı "dhi" gibi daha açık bir sesle söyler: "the apple", "the umbrella".

Bu ayrım "a" ile "an" arasındaki ayrıma benzer ama yazıya yansımaz; "the" her zaman aynı yazılır. Konuşmada bu küçük sözcük çok sık geçtiği için hızlı söylenir ve neredeyse duyulmaz; dinlerken onu yakalamak zamanla kolaylaşır.

Türkçe köprüsü

Türkçede "the" yoktur, ama Türkçe belirliliği göstermenin başka yollarını bilir. En güçlüsü nesnenin aldığı "-ı" ekidir. "Kitap okudum" dediğinde herhangi bir kitaptan, belki kitap okuma işinden söz edersin. "Kitabı okudum" dediğinde ise dinleyenin bildiği belirli bir kitabı kastedersin. İngilizcede aynı fark "a book" ile "the book" arasındadır.

Sözcük sırası da Türkçede bu işi görür. "Kedi bahçede" dediğinde tanıdık bir kediden söz ediyorsun; "Bahçede bir kedi var" dediğinde yeni bir kediyi tanıtıyorsun. Türkçe, belirliliği ekler ve sıra ile gösterirken İngilizce onu ismin önüne küçük bir sözcük olarak koyar. Bilgi aynı, yeri farklı.

Türkçe konuşan biri bu yüzden hem eksik hem fazla "the" kullanmaya yatkındır. Bir yandan sözcüğü hiç kullanmaz: "Where is station?" Öte yandan yeni öğrendiği bu sözcüğü her yere koyar: "The life is beautiful", "I speak the English". Genel anlamda, dil adlarında ve çoğu özel adda "the" gelmez; bu kural fazlalığı önler.

Gerçek hayattan örnekler

Mert şemsiyesini alıp dışarı çıkıyor ve bir yoldan geçene yolu soruyor.

Edinburgh'da herkesin bildiği tek bir kale olduğu için "the castle" dedi. Yoldan geçen kişi gülümseyerek gösteriyor: "It's on the hill. Take the number twenty-three bus." Tepe de otobüs de tanıdık ya da belirli: "the hill", "the number twenty-three bus", yani yirmi üç numaralı otobüs.

Öğlen Mert bir kafede oturuyor ve menüye bakıyor.

Garson menüdeki belirli bir çorbayı öneriyor, bu yüzden "the soup". Mert ise genel bir zevkinden söz ederken "I like soup" diyor; herhangi bir çorbayı, çorbayı genel olarak sevdiğini anlatıyor.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "Where is station?" ✓ "Where is the station?" O şehrin, herkesin bildiği istasyonundan söz edildiği için "the" gerekir.
Doğrusu

Hata, Türkçedeki "İstasyon nerede?" cümlesinde ismin önüne hiçbir sözcük gelmemesinden kaynaklanır.

Ters yöndeki hata da sık görülür: "I like the coffee" deyip kahveyi genel olarak sevdiğini anlatmaya çalışmak. İngilizcede bu cümle belirli bir kahveyi, örneğin şu an içtiğin kahveyi sevdiğini söyler. Genel bir zevkten söz ederken "I like coffee" dersin.

Mini alıştırma

  1. "I have a dog. … dog is brown." Boşluğa hangi sözcük gelir?
  2. Odadaki kapıyı kapatmasını istemek için nasıl söylersin?
  3. "I like cats" ile "I like the cats" arasındaki fark nedir?
  4. "Turkey" ile "the Netherlands" arasındaki "the" farkı neden var?
  5. "I speak the English" cümlesini düzelt.

Cevaplar

  1. "The"; köpekten ikinci kez söz ediliyor.
  2. "Close the door, please."
  3. Birincisi kedileri genel olarak, ikincisi belirli kedileri sevdiğini söyler.
  4. Ülkelerin çoğu "the" almaz; adında çoğul ya da birlik yapısı olan birkaç ülke alır.
  5. "I speak English"; dil adlarından önce "the" gelmez.

Sesli tekrar görevi

Ardından genel zevklerini anlatan üç cümle söyle ve bunlarda "the" kullanma: "I like tea", "I love music", "I don't like rain". Hepsini kaydet ve dinlerken "the" sözcüğünün titreşimli th ile başladığını, genel cümlelerde ise hiç duyulmadığını kontrol et.

Özet kartı

  1. "The" konuşanın da dinleyenin de bildiği belirli bir şeyi gösterir.
  2. İlk söz edilişte "a", ikinci söz edilişte "the": a cat, the cat.
  3. Ortamın belli ettiği ve dünyada tek olan şeyler "the" alır: the door, the station, the sun.
  4. Genel anlamda, dil adlarında, çoğu ülke ve şehir adında "the" gelmez: I like cats, I speak Turkish.
  5. The United Kingdom, the United States, the Netherlands gibi birkaç ülke istisnadır.
  6. Türkçe belirliliği "-ı" eki ve sözcük sırasıyla gösterir: kitap okudum, kitabı okudum.

Sonraki derse köprü

Bu derste "I like cats" dedik ve "cats" sözcüğünün sonundaki "-s" ekiyle birden fazla kediden söz ettik. Türkçedeki "-ler, -lar" ekine benzeyen bu ek İngilizcede çoğu zaman kolayca eklenir, ama her zaman değil. Bazı sözcükler "-es" alır, bazıları ise ek almak yerine tamamen başka bir biçime bürünür. Bir çocuk, iki çocuk derken İngilizcenin neden "childs" demediğini sıradaki derste öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: otel lobisi, Mert kapıya yürür. Görevlinin balonunda "The umbrella!"; şemsiyenin etrafında, dükkândaki sahneden bir hafıza balonu belirir ve "an" etiketi "the" etiketine döner.
  • "İkimizin de bildiği": iki kişinin başının üstünde aynı nesne çizimi belirir; nesne ortak olunca önüne "the" etiketi yapışır.
  • Tek olan şeyler: gökyüzünde tek bir güneş ve tek bir ay, her birinin yanında "the".
  • "The gelmeyen yerler" bölümünde bir kedi kalabalığı "cats" olarak gösterilir; komşunun bahçesindeki iki belirli kedi ise ayrıca çerçevelenir ve "the cats" etiketi alır.
  • Türkçe köprüsünde "kitap okudum" ve "kitabı okudum" alt alta; "-ı" eki parlar, İngilizce karşılıklarında "a" ve "the" aynı renkte parlar.
  • Türkçe anlatıcı Matilda. Görevli, yoldan geçen ve garson farklı İngilizce seslerle okunur; "the" sözcüğü doğal konuşmadaki kadar hafif söylenmelidir.
  • Edinburgh sahneleri çizimdir; gerçek bir otel, kafe ya da otobüs şirketi adı kullanılmaz.

Modül 1.1 — Kişileri ve Eşyaları Tanımlamak

Hedef: Kişileri ve eşyaları tanımlar, kimin neyi olduğunu söyler.