İçeriğe geç

Ders EN1.29 · A1 · Modül 1.4 · Telaffuz

Can ile can't nasıl ayırt edilir?

1.035 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 7 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Olumlu "can" çoğunlukla zayıftır: kısa, gevşek "kın"; vurgu fiile gider.
  2. Olumsuz "can't" güçlüdür: açık ünlü, vurgu hem "can't" hem fiilde.
  3. Amerikan İngilizcesinde "can't" ünlüsü "cat" sesine yakındır ve sondaki "t" çoğu zaman yutulur; İngiltere'de "kaant".
  4. Kısa cevapta "can" güçlenir: Yes, I CAN. Ayrımı "yes" ya da "no" yapar.
  5. Türk konuşucunun açık "ken" sesi olumsuz gibi duyulabilir; olumlu "can"ı bilerek kısalt.
  6. Ayırt etmenin üç ipucu: ünlünün açıklığı, vurgu, kısa cevapta ilk sözcük.

Merak sorusu

Partide Ryan gitarı çalmaya başlıyor ve biri ondan bir şarkı istiyor. Ryan gülüp "I can't sing!" diyor. Ama müzik yüksek, Ryan da hızlı konuşuyor; odadakilerin yarısı "I can sing" duyuyor ve alkışlamaya başlıyor. Ryan kıpkırmızı oluyor: "No, no! I CAN'T!" Bu kez herkes anlıyor.

İlk cümlede ne kaybolmuştu? Kâğıt üstünde iki sözcüğü ayıran tek şey sondaki "t" harfidir. Ama Amerikan İngilizcesinde bu "t" çoğu zaman neredeyse hiç duyulmaz; dil onu söyleyecek yere gelir ve orada durur, ses çıkmaz. Yani dinleyen, farkı o harften yakalayamaz. İki sözcüğü ayıran asıl ipuçları başka yerde saklıdır: ünlünün kendisinde ve cümlenin vurgusunda. Bu ders o ipuçlarını anlatıyor.

Anlatım

Olumlu can genellikle zayıftır

Olumlu cümlelerde "can" çoğu zaman vurgusuz söylenir. Vurgu asıl fiile gider: "I can SWIM", "She can COOK". Vurgusuz kalan "can" kısalır ve içindeki ünlü, İngilizcenin en sık duyulan belirsiz sesine, yani kısa ve gevşek bir "ı" sesine dönüşür. Kulağa "kın" gibi gelir: "ay kın suim".

Bu gevşek sesi ünlülerle ilgili ilk derslerden hatırlıyorsun; orada adını koymuştuk. Burada onun en işe yarar örneklerinden birini görüyorsun. Olumlu "can" duyduğunda çoğu zaman bir ünlü neredeyse duyulmaz, sözcük hızla asıl fiile bağlanır.

Olumsuz can't güçlüdür

Olumsuz "can't" ise vurgusunu korur. Cümlede hem "can't" hem de fiil vurgu alır: "I CAN'T SWIM". Ünlüsü de kısalmaz, açık ve net söylenir. Amerikan İngilizcesinde bu ünlü, "cat" sözcüğündeki geniş, çenenin aşağı indiği sestir: "kent" ile "kant" arası. İngiliz İngilizcesinde ise uzun, derin bir "a" olur: "kaant".

Sondaki "t" Amerikan İngilizcesinde çoğu zaman yutulur. Ama ünlü açık kaldığı ve vurgu yerinde durduğu için, dinleyen yine olumsuzu anlar. Kısacası: kısa, gevşek, vurgusuz sözcük olumlu; açık, uzun, vurgulu sözcük olumsuz.

Kısa cevaplar: istisna

Bir durumda olumlu "can" da güçlenir: cümlenin sonunda tek başına kaldığında. "Yes, I can" cevabında "can" vurgulu ve açık söylenir: "yes ay KEN". Burada ardından gelen bir fiil yoktur, vurgu gidecek başka yer bulamaz ve "can" üstlenir.

Bu yüzden kısa cevaplarda iki sözcük birbirine yaklaşır: "Yes, I can" ile "No, I can't". Burada ayrımı başka bir ipucu yapar: "yes" ya da "no". Cevabın başındaki bu sözcük, sonrakini dinlemeden anlamı söyler.

Soru başındaki can

Sorunun başındaki "can" da genellikle zayıftır: "Can you swim?" cümlesi hızlı konuşmada "kın yu SUİM" gibi duyulur. Vurgu yine asıl fiile gider. Soru tonunun yükselişi, cümlenin soru olduğunu zaten gösterir.

Türkçe köprüsü

Türkçede ünlüler vurgusuz hecede de tam söylenir. "Gelebilir" sözcüğünün her hecesindeki "e" ve "i" aşağı yukarı aynı netlikte duyulur. Bu yüzden Türkçe konuşan biri İngilizce "can" sözcüğünü her yerde aynı açıklıkla söyleme eğilimindedir: "ay KEN suim". Amerikalı bir dinleyici bu açık ve vurgulu "ken" sesini duyunca, özellikle sondaki "t" zaten sık sık yutulduğu için, olumsuzu duyduğunu sanabilir. Yani Türk konuşucunun olumlu cümlesi bazen olumsuz gibi algılanır.

İkinci bir tuzak da yazıdan gelir. Türkçede "can" bir sözcüktür ve bir erkek adıdır; "c" harfi "cam" sözcüğündeki gibi okunur. İngilizcede ise "c" harfi burada "k" sesini verir. İngilizce metin okurken gözün Türkçe alışkanlıkla "can" sözcüğünü "cam"ın ilk sesiyle okumamalı; "kın" ya da "ken" diye okunur.

Vurgu konusunda Türkçe bir benzerlik de sunar. Türkçede olumsuz fiillerde vurgu olumsuzluk ekinin hemen önüne yığılır: "GELmem", "YAPmam" derken sesin ağırlığı olumsuzluğu haber verir. İngilizcede de olumsuzluk vurgu alır: "I CAN'T come". Olumsuzu vurgulamak iki dilde de doğal bir içgüdüdür; İngilizcede tek yapman gereken, olumlu "can"ı bu vurgudan bilerek uzak tutmaktır.

Gerçek hayattan örnekler

Parti bitince Sophie ve Zeynep kısa bir dinleme oyunu oynuyor. Sophie cümleler söylüyor, Zeynep her birinin olumlu mu olumsuz mu olduğunu söylüyor.

Zeynep ilk iki cümleyi doğru buluyor. Üçüncüde Sophie "Yes, I can" diyor ve Zeynep tereddüt ediyor, çünkü "can" bu kez güçlü duyuldu. Sophie gülüyor: "Listen to the first word!" "Yes" duyulduysa, cevap olumludur.

Sonra roller değişiyor. Zeynep, Tom'a kendi yeteneklerini anlatıyor ve bilinçli olarak olumlu "can"ı kısaltıyor.

Tom hiç şaşırmadan anlıyor: yemek yapıyor, biraz dans ediyor, kayak yapamıyor.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "I KEN swim." (olumlu cümlede "can" sözcüğüne vurgu ve açık ünlü) ✓ "I kın SWIM." Olumlu cümlede "can" kısa ve vurgusuz söylenir, vurgu fiile gider.
Doğrusu

Hata, Türkçedeki gibi her heceyi tam ve eşit açıklıkta söylemekten gelir ve dinleyene olumsuz gibi ulaşabilir.

Tersi de olur: olumsuzu hızlı ve vurgusuz söylemek. "I can't come" cümlesinde "can't" yutulursa, cümle olumlu gibi duyulur. Olumsuz söylerken "can't" sözcüğüne bilerek ağırlık ver; sondaki "t" düşse bile vurgu anlamı taşır.

Mini alıştırma

  1. Olumlu cümlede vurgu nereye düşer: "can" sözcüğüne mi, fiile mi?
  2. "I can't swim" cümlesinde kaç sözcük vurgu alır?
  3. Amerikan İngilizcesinde "can't" sözcüğünün sonundaki "t" neden güvenilir bir ipucu değildir?
  4. "Yes, I can" cevabında "can" neden güçlü söylenir?
  5. İngiliz İngilizcesinde "can't" nasıl duyulur?

Cevaplar

  1. Fiile: "I can SWIM".
  2. İki: "CAN'T" ve "SWIM".
  3. Çünkü çoğu zaman yutulur; dil onu söyleyecek yere gelir ama ses çıkmaz.
  4. Ardından fiil gelmez; cümlenin sonunda vurgu "can" sözcüğüne kalır.
  5. Uzun ve derin bir "a" ile: "kaant".

Sesli tekrar görevi

Sonra kendin hakkında üç olumlu ve üç olumsuz cümle kur, karışık sırayla kaydet. Birkaç saat sonra kaydı dinle ve hangi cümlenin olumlu, hangisinin olumsuz olduğunu yalnızca kulağınla bulmaya çalış. Karıştırdığın cümle varsa, o cümleyi daha belirgin bir vurguyla yeniden kaydet.

Özet kartı

  1. Olumlu "can" çoğunlukla zayıftır: kısa, gevşek "kın"; vurgu fiile gider.
  2. Olumsuz "can't" güçlüdür: açık ünlü, vurgu hem "can't" hem fiilde.
  3. Amerikan İngilizcesinde "can't" ünlüsü "cat" sesine yakındır ve sondaki "t" çoğu zaman yutulur; İngiltere'de "kaant".
  4. Kısa cevapta "can" güçlenir: Yes, I CAN. Ayrımı "yes" ya da "no" yapar.
  5. Türk konuşucunun açık "ken" sesi olumsuz gibi duyulabilir; olumlu "can"ı bilerek kısalt.
  6. Ayırt etmenin üç ipucu: ünlünün açıklığı, vurgu, kısa cevapta ilk sözcük.

Sonraki derse köprü

Zeynep, Tom'a yemek yapabildiğini anlattı. Ama yapabilmek ile sevmek aynı şey değil: biri çok iyi yüzebilir ama yüzmekten hiç hoşlanmayabilir. İngilizcede bir işten hoşlandığını ya da nefret ettiğini söylerken, arkadan gelen fiil "can" sonrasındaki gibi yalın kalmaz ve yeni bir ek alır. Sıradaki derste sevdiğin ve sevmediğin etkinlikleri anlatmayı öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: partide Ryan gitarla; "I can't sing!" cümlesi müzik notalarının arasında ekrana gelir, "t" harfi soluklaşıp kaybolur, odadakilerin balonlarında "I can sing" belirir.
  • Zayıf ve güçlü biçim bölümü: iki cümle yan yana, her hecenin üstünde yüksekliği vurguyu gösteren bir çubuk. "I can SWIM" cümlesinde "can" çubuğu alçak, "I CAN'T SWIM" cümlesinde iki yüksek çubuk.
  • Ünlü bölümü: bir ağız kesiti; olumlu "can" için çene hafif açık ve gevşek, olumsuz "can't" için çene aşağıda.
  • Kısa cevap bölümü: "Yes" ve "No" sözcükleri büyük harflerle yanar, "can" ve "can't" aynı boyda kalır.
  • Seslendirme: anlatıcı Matilda. Ryan, Sophie ve Tom'un İngilizce cümleleri doğal hızla, ardından yavaşlatılmış olarak iki kez okunur; Amerikan ve İngiliz "can't" biçimleri ayrı ayrı duyulur.
  • Sahnedeki herkes hayal ürünü; gitarda çalınan ezginin adı geçmez.

Modül 1.4 — İstekler ve Yetenekler

Hedef: Ne yapabildiğini ve neyi sevdiğini söyler, sipariş verir.