İçeriğe geç

Ders EN1.28 · A1 · Modül 1.4

Can: yetenek, izin ve rica

1.088 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 7 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Can + yalın fiil: I can swim. Arada "to" yok.
  2. Bütün kişiler için aynı biçim: she can, he can; fiile "-s" gelmez.
  3. Olumsuz: cannot, kısaca can't: I can't sing.
  4. Soru: Can you drive? Kısa cevap: Yes, I can. No, I can't.
  5. Üç iş: yetenek (I can swim), izin (Can I come in?), rica (Can you help me?).
  6. Türkçedeki "-ebil" eki İngilizcede fiilin önüne geçen tek sözcüktür; "yüzmeyi biliyorum" da "I can swim" olur.

Merak sorusu

Sophie'nin ev partisi başlamış. Ryan köşede bir gitar buluyor ve soruyor: "Can anyone play the guitar?" Birkaç dakika sonra Sophie mutfaktan sesleniyor: "Zeynep, can you make Turkish coffee? Everyone wants some!" Tam o sırada kapı çalıyor; alt kattaki komşu kafasını uzatıp gülümsüyor: "Hi, I'm Tom from downstairs. Can I come in?"

Üç cümle, üç ayrı soru: biri bir yeteneği, biri bir ricayı, biri de bir izni soruyor. Üçünde de aynı küçük sözcük var: "can". Türkçede bu üç soru "çalabilir mi", "yapabilir misin", "girebilir miyim" diye fiile eklenen bir ekle kurulur. İngilizcede ise bu iş, fiilden önce duran ve hiç değişmeyen tek bir sözcüğe düşer. Bu ders o sözcüğü, yani "can" yardımcı fiilini anlatıyor.

Anlatım

Kalıp: can + yalın fiil

"Can" her zaman bir fiille birlikte kullanılır ve o fiil yalın hâlde kalır: "I can swim" yüzebilirim, "She can cook" yemek yapabilir, "We can help" yardım edebiliriz. "Can" ile fiilin arasına "to" girmez.

"Can" bütün kişiler için aynıdır. Geniş zamanda üçüncü tekil kişi "-s" eki alırdı: "she works". "Can" ile bu ek ne "can" sözcüğüne ne de fiile gelir: "she can work". Özne kim olursa olsun cümlenin ortası değişmez.

Olumsuz: can't

Olumsuz biçim "cannot"tır ve tek sözcük olarak yazılır. Konuşmada ve günlük yazıda neredeyse her zaman kısaltılır: "can't". "I can't swim" yüzemem, "He can't come" gelemez. Fiil yine yalın kalır.

"Can" ile "can't" konuşmada birbirine çok yakın duyulabilir; ikisini kulakla ayırmak ayrı bir beceri ister. Şimdilik yazıda farkı sağlam öğren: olumsuzda sonda bir "t" vardır.

Soru ve kısa cevap

Soru kurmak için "can" öznenin önüne geçer: "Can you swim?" yüzebilir misin, "Can she drive?" araba kullanabilir mi. Bu, "to be" ile kurduğun sorulara benzer; "do" ya da "does" gerekmez.

Kısa cevaplarda "can" yeniden gelir ve asıl fiil tekrarlanmaz: "Yes, I can", "No, I can't". Bilgi sorularında soru sözcüğü yine başa eklenir: "What can you cook?" ne pişirebilirsin, "Where can I sit?" nereye oturabilirim.

Üç iş, tek sözcük

"Can" üç farklı iş görür. İlki yetenektir: bir şeyi yapabilmek, bilmek. "I can swim", "She can speak three languages". İkincisi izindir: bir şeyi yapmaya izin istemek ya da vermek. "Can I come in?" girebilir miyim, "You can sit here" buraya oturabilirsin. Üçüncüsü ricadır: birinden bir şey yapmasını istemek. "Can you help me?" bana yardım edebilir misin, "Can you close the window?" pencereyi kapatabilir misin.

Rica kalıbı, emir cümlelerinden daha yumuşaktır. "Close the window" bir talimat gibi duyulabilir; "Can you close the window?" ise karşındakine seçim bırakan bir sorudur. Arkadaşlar, aile ve iş arkadaşları arasında en sık kullanılan rica biçimi budur. Daha resmî durumlar için İngilizcenin daha kibar biçimleri de var; onları ileride göreceksin.

Türkçe köprüsü

Türkçede yeterlilik, fiile eklenen "-ebil" ya da "-abil" ekiyle kurulur: "yüzebilirim", "gelebilir", "yapabilir misin". Ek fiilin gövdesine yapışır ve arkasına zaman ile kişi ekleri gelir. İngilizcede aynı anlam fiilin önüne geçen ayrı bir sözcükle verilir. Türkçedeki "-ebil" ekini, İngilizcede fiilden koparılıp öne alınmış bir parça gibi düşünebilirsin: "yüz-ebil-irim" → "I can swim".

Olumsuzda Türkçe bu eki başka bir biçime çevirir: "yüzebilirim" değil "yüzemem", "gelebilir" değil "gelemez". Ek kısalır ve "-eme" olur. İngilizcede ise yalnızca "can" sözcüğü değişir: "can" → "can't". Fiile dokunulmaz.

Bir de yetenek için Türkçede sık kullanılan başka bir yol var: "yüzmeyi biliyorum", "gitar çalmayı biliyorum". Bu alışkanlık İngilizceye taşınınca "I know swimming" ya da "I know to swim" gibi cümleler ortaya çıkar. İngilizcede öğrenilmiş bir becerinin en doğal söyleyişi yine "can"dır: "I can swim". "Bilmek" fiilinin İngilizce karşılığı "know", bir beceri için değil bir bilgi için kullanılır: "I know the answer".

Gerçek hayattan örnekler

Parti ilerledikçe herkes birbirine ne yapabildiğini soruyor.

Ryan'ın cevabında hem kısa cevap hem de olumsuz biçim var: "Yes, I can" ve "I can't sing". İki cümlede de fiiller yalın kaldı. İngilizcede çalgı adlarından önce genellikle "the" gelir: "play the guitar", "play the piano".

Zeynep mutfakta kahveyi hazırlarken Tom yanına geliyor.

Tom "Can I…?" kalıbıyla yardım teklif etti; bu kalıp izin sorusuyla aynı biçimde kurulur, çünkü Tom bir iş yapmak için onay istiyor. Zeynep ise "Can you…?" ile ricada bulundu. Aynı sözcük özneye göre iki yöne döndü: "I" ile konuşan kendi yapacağı işi soruyor, "you" ile karşısındakinden bir şey istiyor.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "She can swims." ✓ "She can swim." "Can" ile gelen fiil hiçbir ek almaz; üçüncü tekil kişideki "-s" burada kullanılmaz.
Doğrusu

Hata, geniş zamanda öğrenilen "she swims" kalıbını "can" cümlesine de taşımaktan gelir.

Buna yakın bir hata da "to" eklemektir: "I can to speak English". Bu hata, Türkçedeki "konuşmak" mastarını "to speak" diye çevirip "can" sözcüğünün arkasına eklemekten doğar. "Can" ile fiil arasında hiçbir sözcük durmaz: "I can speak English."

Mini alıştırma

  1. "Yüzebilirim" cümlesinin İngilizcesi nedir?
  2. "He can plays tennis" cümlesini düzelt.
  3. "Araba kullanabilir misin?" sorusunu İngilizce kur ve olumsuz kısa cevap ver.
  4. "Can I open the window?" cümlesi yetenek mi, izin mi, rica mı?
  5. "I know swimming" cümlesini doğal İngilizceye çevir.

Cevaplar

  1. "I can swim."
  2. "He can play tennis."
  3. "Can you drive?" — "No, I can't."
  4. İzin.
  5. "I can swim."

Sesli tekrar görevi

Ardından evde üç durumu canlandır. Birinde izin iste: "Can I use your phone?". Birinde rica et: "Can you pass the salt?". Birinde de birinin yeteneğini sor: "Can you speak German?". Her soruya hem "Yes, I can" hem de "No, I can't" ile cevap vererek kendini kaydet.

Özet kartı

  1. Can + yalın fiil: I can swim. Arada "to" yok.
  2. Bütün kişiler için aynı biçim: she can, he can; fiile "-s" gelmez.
  3. Olumsuz: cannot, kısaca can't: I can't sing.
  4. Soru: Can you drive? Kısa cevap: Yes, I can. No, I can't.
  5. Üç iş: yetenek (I can swim), izin (Can I come in?), rica (Can you help me?).
  6. Türkçedeki "-ebil" eki İngilizcede fiilin önüne geçen tek sözcüktür; "yüzmeyi biliyorum" da "I can swim" olur.

Sonraki derse köprü

Ryan "I can't sing" dediğinde, partideki birkaç kişi onu "I can sing" diye duydu. "Can" ile "can't" arasındaki fark yazıda tek bir harftir, ama hızlı konuşmada o harf neredeyse kaybolur ve anlamı ters çeviren asıl ipucu başka bir yerde saklanır. Sıradaki telaffuz dersinde bu iki sözcüğü kulakla ayırmayı öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: kalabalık bir oturma odası; köşede bir gitar, mutfakta cezve, kapıda gülümseyen bir komşu. Üç soru üç ayrı konuşma balonunda belirir, her balonda "can" sözcüğü aynı renkte yanar.
  • Kalıp bölümü: "can" bir anahtar gibi çizilir; farklı özneler ("I", "she", "we") önüne gelir, arkasındaki fiil hiç değişmeden kalır.
  • Üç iş bölümü: ekran üçe ayrılır; yetenek için yüzen bir figür, izin için aralık bir kapı, rica için uzatılan bir el.
  • Türkçe köprüsü: "yüzebilirim" sözcüğünden "-ebil" parçası kopar, fiilin önüne uçar ve "can" olur.
  • Seslendirmede Türkçe bölümler Matilda'dan. Ryan Amerikan, Tom ve Sophie İngiliz tınısıyla; "I can't sing" cümlesinde "can't" net ve vurgulu söylenir.
  • Parti ve kişiler kurgu; gitar ve fincanlarda hiçbir marka görünmez.

Modül 1.4 — İstekler ve Yetenekler

Hedef: Ne yapabildiğini ve neyi sevdiğini söyler, sipariş verir.