İçeriğe geç

Ders EN1.24 · A1 · Modül 1.3

Şehirdeki mekânlar

1.176 kelime · yaklaşık 5 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Temel yerler: bank, hospital, post office, school, park, museum, supermarket, bakery, bus stop, station.
  2. İngiltere ve Amerika: chemist's / drugstore (pharmacy ikisinde de), car park / parking lot, petrol station / gas station.
  3. Şehir merkezi: İngiltere'de town centre ya da city centre, Amerika'da downtown.
  4. İngiliz İngilizcesinde dükkân, çalışanın adı ve sahiplik ekiyle anılır: the butcher's, the baker's, the chemist's.
  5. İngilizcede "market" çoğunlukla açık hava pazarıdır; mahalle bakkalı corner shop ya da convenience store olur.
  6. Yeri sormak: Is there a… near here? Where is the…? Cevap yer edatlarıyla: on the corner, next to, opposite.

Merak sorusu

Sophie'nin annesi Margaret, Leeds'ten bir hafta sonu için gelmiş. Başı ağrıyor ve Zeynep'e soruyor: "Is there a chemist's near here?" Zeynep bir an duraksıyor. "Chemist" kimyager demek değil miydi? Neden bir kimyagere gitmek istiyor? Tam o sırada Sophie'nin Amerikalı ev arkadaşı Ryan araya giriyor: "Oh, you mean a drugstore? There's one on the corner."

Aynı dükkân, üç kişinin ağzında üç farklı ad aldı: Margaret "chemist's", Ryan "drugstore" dedi, Zeynep'in aklındaki ise "eczane"ydi. Şehirdeki yerlerin adları çoğu zaman basittir, ama bazıları İngiltere ile Amerika arasında değişir, bazıları da Türkçedeki benzer görünüşlü sözcüklerle aynı şeyi anlatmaz. Bu ders, bir şehirde en çok arayacağın yerleri ve bu küçük tuzakları anlatıyor.

Anlatım

Her gün aradığın yerler

Bir şehirde yaşarken en sık gittiğin yerlerin adları kısadır ve çoğu Türkçe konuşan birine tanıdık gelir. "Bank" banka, "hospital" hastane, "post office" postane, "school" okul, "park" park, "museum" müze demektir. Yemek ve alışveriş için "supermarket" süpermarket, "bakery" fırın, "restaurant" lokanta, "café" kafe kullanılır.

Ulaşımla ilgili yerler de sık sorulur. "Bus stop" otobüs durağı, "station" istasyon demektir; tren istasyonu için İngiltere'de "railway station" ya da "train station", Amerika'da çoğunlukla "train station" denir. Metro durağına Londra'da "Underground station", günlük konuşmada "Tube station" denir; New York'ta ise "subway station".

İki kıyı, iki ad

Bazı yerler İngiliz ve Amerikan İngilizcesinde farklı sözcüklerle anılır. Eczane İngiltere'de "chemist's", Amerika'da "drugstore"dur; "pharmacy" ise iki ülkede de anlaşılır ve tabelalarda sık görülür. Otopark İngiltere'de "car park", Amerika'da "parking lot"tur. Benzin istasyonu İngiltere'de "petrol station", Amerika'da "gas station"dır.

Şehir merkezi için de iki ayrı alışkanlık vardır. İngiltere'de "town centre" ya da "city centre" denir. Amerika'da ise merkezdeki iş ve alışveriş bölgesi çoğu zaman "downtown" diye anılır: "Let's meet downtown" merkezde buluşalım. Bu farkları ezberlemek zorunda değilsin; ama duyduğunda şaşırmaman için var olduklarını bilmek yeter.

Dükkân adındaki kesme işareti

Margaret'in "chemist's" sözcüğündeki kesme işareti tesadüf değil. İngiliz İngilizcesinde bazı dükkânlar, orada çalışan kişinin adıyla ve sahiplik ekiyle anılır: "the chemist's" eczacının dükkânı, "the butcher's" kasabın dükkânı, "the baker's" fırıncının dükkânı. Cümlenin sonundaki "shop" sözcüğü söylenmez ama düşünülür: "the butcher's shop".

Bu, sahiplik ekini öğrendiğin dersteki "Ali's car" kalıbının aynısıdır. Tek fark, sahip olunan şeyin, yani dükkânın, söylenmeden bırakılmasıdır. "I'm going to the butcher's" dediğinde kasaba gidiyorsun demektir.

Yeri sormak

Bir yerin nerede olduğunu sormak için önceki derslerden iki araç zaten elinde: "Is there a… near here?" ve "Where is the…?" İlki bir şeyin yakında olup olmadığını, ikincisi bildiğin bir yerin tam konumunu sorar. "Is there a post office near here?" buralarda postane var mı, "Where is the post office?" postane nerede.

Cevaplar da tanıdık yer edatlarıyla gelir: "It's next to the bank", "It's opposite the park", "It's on the corner" köşede. "On the corner" şehir anlatımında çok sık duyulur; köşedeki dükkân İngilizcede "the shop on the corner"dır.

Türkçe köprüsü

Türkçede pek çok mekân adı "-hane" parçasıyla kurulur: eczane, postane, hastane, kütüphane. Bu parça "ev, yer" anlamı taşır ve sözcüğün sonuna gelir. İngilizcede ise yer çoğu zaman ayrı bir sözcükle ve başa gelen bir tanımlayıcıyla söylenir: "post office" posta ofisi, "bus stop" otobüs durağı, "car park" araba parkı. Türkçede sona eklenen "yer" bilgisi, İngilizcede ikinci sözcük olarak ayrı durur.

Türkçe de dükkânı çoğu zaman orada çalışan kişiyle anar: "kasaba gidiyorum", "fırıncıya uğradım". Bu kişi adlarının bir kısmı "-ci" ekiyle kurulur: fırıncı, eczacı, gazeteci. İngiliz İngilizcesindeki "the butcher's", "the chemist's" kalıbı aynı düşünceyi taşır: dükkân, orada çalışan kişinin adıyla anılır. Türkçede kişi adı yönelme ekini alır, İngilizcede sahiplik ekini.

Dikkat edilmesi gereken bir sözcük de "market"tir. Türkçede "market" mahalledeki küçük bakkal ya da süpermarket demektir. İngilizcede "market" ise çoğunlukla açık havada kurulan pazar yeridir: "There's a market on Saturdays" cumartesi günleri pazar kurulur. Mahalledeki küçük markete İngiltere'de "corner shop", Amerika'da "convenience store" denir; büyüğü ise her iki ülkede "supermarket"tir.

Gerçek hayattan örnekler

Zeynep, Margaret'i eczaneye götürdükten sonra ona mahalleyi gösteriyor.

Margaret seviniyor ve Leeds'teki mahallesini anlatıyor: "In my street there's a butcher's, a baker's and a little corner shop." Zeynep bu kez hiç duraksamıyor; kesme işaretli adların birer dükkân olduğunu artık biliyor.

Akşam Ryan'la yemeğe çıkmak için buluşma yeri konuşuyorlar.

Ryan Amerikalı olduğu için "downtown" ve "parking lot" dedi. Margaret aynı cümleyi "in the town centre" ve "car park" diye kurardı. İkisini de anlamak, iki kıyıdan gelen konuşmacılarla rahatça anlaşmanı sağlar.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlış✗ "I'm going to the market to buy milk." (mahalledeki bakkalı kastederken) ✓ "I'm going to the shop to buy milk." Türkçedeki "market" günlük alışveriş yapılan dükkândır; İngilizcede "market" ise daha çok açık hava pazarını akla getirir.
Doğrusu

Hata, iki dilde aynı yazılan sözcüğün aynı yeri anlattığını sanmaktan gelir.

Kesme işaretli dükkân adlarında da bir karışıklık olur: "I'm going to the butcher" dersen, dükkâna değil kasabın kendisine gidiyormuşsun gibi anlaşılabilir. Dükkânı kastediyorsan sahiplik ekini ekle: "I'm going to the butcher's."

Mini alıştırma

  1. İngiltere'de eczaneye ne denir, Amerika'da ne denir?
  2. "Otobüs durağı" İngilizcede nasıl söylenir?
  3. "The baker's" ifadesindeki kesme işareti neyi gösterir?
  4. Mahalledeki küçük bakkala İngiltere'de ne denir?
  5. "Is there a gas station near here?" cümlesini İngiliz İngilizcesine çevir.

Cevaplar

  1. İngiltere'de "chemist's", Amerika'da "drugstore"; "pharmacy" ikisinde de anlaşılır.
  2. "Bus stop."
  3. Sahipliği; "the baker's shop", yani fırıncının dükkânı.
  4. "Corner shop."
  5. "Is there a petrol station near here?"

Sesli tekrar görevi

Ardından aynı mahalleyi bir Amerikalıya anlatıyormuş gibi üç yerin adını değiştirerek yeniden söyle: "chemist's" yerine "drugstore", "car park" yerine "parking lot", "town centre" yerine "downtown". İki anlatımı kaydet ve dinlerken "market" sözcüğünü yalnızca açık hava pazarı için kullanıp kullanmadığını kontrol et.

Özet kartı

  1. Temel yerler: bank, hospital, post office, school, park, museum, supermarket, bakery, bus stop, station.
  2. İngiltere ve Amerika: chemist's / drugstore (pharmacy ikisinde de), car park / parking lot, petrol station / gas station.
  3. Şehir merkezi: İngiltere'de town centre ya da city centre, Amerika'da downtown.
  4. İngiliz İngilizcesinde dükkân, çalışanın adı ve sahiplik ekiyle anılır: the butcher's, the baker's, the chemist's.
  5. İngilizcede "market" çoğunlukla açık hava pazarıdır; mahalle bakkalı corner shop ya da convenience store olur.
  6. Yeri sormak: Is there a… near here? Where is the…? Cevap yer edatlarıyla: on the corner, next to, opposite.

Sonraki derse köprü

Margaret eczanenin yerini öğrendi, ama oraya nasıl gideceğini bilmiyor. Birine yol gösterirken ya da bir şey rica ederken "Git", "Dön", "Bekle" gibi özne kullanmadan doğrudan fiille başlayan cümleler kurarız. Türkçede bu biçimin kendine özgü ekleri vardır ve "gel" ile "gelin" arasında bir saygı farkı taşır. Sıradaki derste İngilizcede kısa ve doğrudan istekleri, yani emir cümlelerini, ve onları nasıl kibar kılacağını öğreneceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış: bir sokak köşesi, yeşil haç tabelalı bir eczane. Margaret "chemist's" dediğinde Zeynep'in düşünce balonunda laboratuvar önlüklü bir kimyager belirir; Ryan "drugstore" dediğinde balon eczane tabelasına dönüşür.
  • Temel yerler bölümü: kuşbakışı bir mahalle haritası; yerler adlarıyla birer birer yanar.
  • İki kıyı bölümü: ekran ikiye bölünür; solda İngiliz bayrağı rengi bir çerçeve, sağda Amerikan; aynı yer iki adla karşılıklı görünür.
  • Kesme işareti bölümü: "the butcher's shop" yazısında "shop" sözcüğü soluklaşıp kaybolur, kesme işareti yerinde kalır.
  • Türkçe köprüsü: "eczane", "postane", "hastane" sözcüklerindeki "-hane" parçası vurgulanır; karşısında "office", "stop", "park" sözcükleri ikinci parça olarak ayrı kutularda durur.
  • Türkçe anlatım Matilda. Margaret Yorkshire yöresinden bir tınıyla, Ryan Amerikan tınısıyla konuşur; Zeynep'in sesi Türk aksanlı ama anlaşılır.
  • Mahalle, dükkânlar ve kişiler kurgu; tabelalarda hiçbir gerçek zincir mağazanın adı görünmez.

Modül 1.3 — Çevremiz

Hedef: Evini ve şehrini anlatır, yol tarifi verir.