Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Tekil için "there is", kısaca "there's": There's a big oven.
- Çoğul için "there are": There are two tables.
- Olumsuz: There isn't a cinema. There aren't any shops.
- Soru: Is there a bank near here? Are there any cafés? Kısa cevap: Yes, there is. No, there aren't.
- Kalıptaki "there" orada demek değildir; cümlenin başındaki yeri doldurur.
- Türkçedeki "var" iki işe yarar: bulunma "there is", sahiplik "have".
Merak sorusu
Zeynep, York'a gidip Grace'in fırınını ziyaret ediyor. Akşam Sophie'yi arıyor ve dükkânı anlatmaya çalışıyor: "The shop is small. In the shop a big oven. Two tables have. And a cat!" Sophie gülüyor: "So there's a big oven, there are two tables, and there's a cat? I love it!"
Zeynep'in anlatmak istediği her şey doğruydu, ama cümlelerinde Türkçedeki "var" sözcüğünün karşılığı eksikti. Türkçenin tek sözcükle yaptığı bu işi İngilizce, cümlenin başına yerleşen "there is" ya da "there are" ile yapar. Bu ders o kalıbı ve Türkçedeki "var" ile "yok" sözcükleriyle ilişkisini anlatıyor.
Anlatım
Kalıp: there is, there are
Bir şeyin var olduğunu söylemek için İngilizce cümleye "there is" ya da "there are" ile başlar. Tek bir şey için "there is" kullanılır: "There is a big oven" büyük bir fırın var. Birden fazla şey için "there are" kullanılır: "There are two tables" iki masa var.
Konuşmada "there is" neredeyse her zaman "there's" diye kısalır: "There's a cat". "There are" ise yazıda genellikle kısaltılmaz; konuşmada hızlı söylendiğinde "ther-ar" gibi birleşik duyulur. Seçimi, "there is" ya da "there are" sözcüğünden hemen sonra gelen isim yapar: tekilse "is", çoğulsa "are".
"There" burada "orada" demek değil
Bu kalıptaki "there" sözcüğü, "orada" anlamına gelmez. Cümlenin başındaki boşluğu dolduran bir yer tutucudur, tıpkı "It's cold" cümlesindeki "it" gibi. İngilizce cümle özne olmadan başlayamadığı için bu küçük sözcük araya girer.
İki "there" aynı cümlede bile karşılaşabilir: "There's a nice café there" orada güzel bir kafe var. Birinci "there" kalıbın parçasıdır, ikincisi gerçekten "orada" demektir. Birinci vurgusuz ve hızlı, ikinci ise daha net söylenir.
Olumsuz: yok
Bir şeyin olmadığını söylemek için "not" eklenir: "There isn't a cinema" sinema yok. Çoğul için "There aren't" kullanılır ve ardından çoğu zaman "any" gelir: "There aren't any shops" hiç dükkân yok. "Any" sözcüğünü ileride miktarlarla birlikte ayrıntılı göreceğiz; şimdilik bu kalıbı olduğu gibi kullanabilirsin.
Soru: var mı?
Soru kurmak için "is" ya da "are" başa geçer: "Is there a bank near here?" buralarda banka var mı, "Are there any cafés?" hiç kafe var mı. Kısa cevaplarda da aynı yapı geri gelir: "Yes, there is", "No, there isn't", "Yes, there are", "No, there aren't".
Bu soru yeni bir şehirde en çok işine yarayacak sorulardan biridir. Bir otelde, bir istasyonda ya da sokakta "Is there a…?" diye başlayan bir soru, aradığın hemen her şeyi bulmanı sağlar.
Türkçe köprüsü
Türkçede "var" ve "yok" sözcükleri çok güçlüdür ve cümlenin sonunda dururlar: "Köşede bir fırın var", "Kasabamda sinema yok". Önce yer, sonra şey, en sonda "var" gelir. İngilizcede sıra tersine döner: önce "there is", sonra şey, en sonda yer: "There's a big oven in the shop". Türkçedeki son sözcük, İngilizcede cümlenin başına geçer.
Türkçede sahiplik de "var" ile anlatılır: "Arabam var" derken sahip olduğun bir şeyi söylersin. İngilizce bu iki anlamı ayırır. Bir yerde bir şeyin bulunması "there is" ile, birinin bir şeye sahip olması "have" ile söylenir: "There's a car in the street" sokakta bir araba var, "I have a car" arabam var. Türkçe konuşan biri bu yüzden bazen "In my street have a bank" gibi cümleler kurar; burada iki anlam birbirine karışmıştır.
Soru için de Türkçe "var mı?" der ve sözcüklerin sırası değişmez: "Buralarda banka var mı?" İngilizcede ise "is" ya da "are" başa geçer: "Is there a bank near here?". Bu, önceki derslerde gördüğün soru düzeniyle aynıdır; yalnızca özne yerine "there" durur.
Gerçek hayattan örnekler
Zeynep, Sophie'ye dükkânı bu kez doğru kalıpla anlatıyor.
Her cümle "there's" ya da "there are" ile başlıyor ve seçimi hemen arkadan gelen isim yapıyor: "a big oven" tekil, "two small tables" çoğul. Yer bilgisi ise sona geçmiş: "at the back", "on the counter".
Ertesi gün Zeynep, York'ta bir turist bilgi bürosunda soru soruyor.
Görevli "Yes, there are several" dedi, çünkü birden fazla müze var; kısa cevapta bile çoğul "are" kullandı. Ardından tekil bir müzeden söz edince "there's" dedi.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "Near here have a bank?" ✓ "Is there a bank near here?" Bir yerde bir şeyin bulunup bulunmadığını sormak için "there is" kalıbı kullanılır; "have" sahiplik anlatır.
Hata, Türkçedeki "var" sözcüğünün hem bulunma hem sahiplik anlamı taşımasından gelir.
Tekil ve çoğul seçiminde de karışıklık olur: "There is two tables" ya da "There are a table". "Is" ya da "are" sözcüğünü, hemen ardından gelen ismin sayısı belirler. Emin olmadığında önce ismi düşün, sonra kalıbı seç.
Mini alıştırma
- "Masada bir kitap var" cümlesinin İngilizcesi nedir?
- "Parkta üç ağaç var" cümlesinde "is" mi "are" mi kullanılır?
- "There's a café there" cümlesindeki iki "there" arasındaki fark nedir?
- "Buralarda eczane var mı?" sorusunu İngilizce kur.
- "In my street have a bakery" cümlesini düzelt.
Cevaplar
- "There's a book on the table."
- "Are": "There are three trees in the park."
- Birincisi kalıbın parçasıdır, ikincisi "orada" demektir.
- "Is there a pharmacy near here?"
- "There's a bakery in my street."
Sesli tekrar görevi
Sonra yaşadığın mahalleyi düşün ve birine soracağın üç soru kur: "Is there a supermarket near here?", "Are there any parks?" gibi. Kendi sorularına kısa cevaplar ver ve hepsini kaydet. Dinlerken tekil isimlerden önce "is", çoğullardan önce "are" duyup duymadığını kontrol et.
Özet kartı
- Tekil için "there is", kısaca "there's": There's a big oven.
- Çoğul için "there are": There are two tables.
- Olumsuz: There isn't a cinema. There aren't any shops.
- Soru: Is there a bank near here? Are there any cafés? Kısa cevap: Yes, there is. No, there aren't.
- Kalıptaki "there" orada demek değildir; cümlenin başındaki yeri doldurur.
- Türkçedeki "var" iki işe yarar: bulunma "there is", sahiplik "have".
Sonraki derse köprü
Zeynep kediyi anlatırken "on the counter" dedi, fırını anlatırken "at the back". Türkçede bunları "tezgâhın üstünde", "arkada" diye söyleriz ve yer bilgisi sözcüğün sonuna eklenen eklerle ya da "üstünde", "altında", "yanında" gibi sözcüklerle gelir. İngilizcede ise bu bilgi ismin önüne gelen küçük sözcüklerle verilir. Sıradaki derste bir şeyin nerede durduğunu söylemeyi, yani yer edatlarını öğreneceksin.