Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Türkçe genellikle özne, nesne, yüklem; İngilizce özne, yüklem, nesne sırasını kullanır.
- "Ters" olan yalnızca yüklem ile nesnenin yeridir; özne iki dilde de başta durur.
- İngilizcede sözcüklerin görevini ek değil sıra gösterir: man bites dog ile dog bites man farklı haberlerdir.
- İngilizcede özne neredeyse hiç boş bırakılmaz: "Geliyorum" cümlesi "I am coming" olur.
- Türkçe "masanın üstünde" İngilizcede "on the table" olur; yer bildiren sözcük öne geçer.
- Konuşurken önce kimin, hemen ardından ne yaptığını söyle; ayrıntıları sona ekle.
Merak sorusu
Bir gazetede şu başlığı görüyorsun: "Man bites dog." Sözcükleri tek tek biliyorsun: man adam, bites ısırır, dog köpek. Ama kim kimi ısırmış? Bir de "Dog bites man" başlığını düşün. İki başlıkta da aynı üç sözcük var, sadece sıraları farklı.
Türkçede bu soru pek akla gelmez, çünkü "adam köpeği ısırdı" dediğinde kimin ısırıldığını ek söyler. İngilizcede ise o işi sözcüklerin sırası yapar. İlk başlık gerçekten tuhaf bir haberdir: adam köpeği ısırmış. İkincisi sıradan bir olaydır. Bu ders, İngilizcenin sözcükleri neden bizden farklı dizdiğini ve bu dizilimin neden bu kadar önemli olduğunu anlatıyor.
Anlatım
Üç temel parça
Bir cümlenin çekirdeğinde genellikle üç parça bulunur. İşi yapan kişi ya da şeye özne denir. Yapılan işi söyleyen parçaya yüklem denir, çoğu zaman bir fiildir. İşten etkilenen kişi ya da şeye de nesne denir. "Ayşe kahve içer" cümlesinde Ayşe özne, kahve nesne, içer yüklemdir.
Türkçe bu parçaları genellikle özne, nesne, yüklem sırasıyla dizer. Yüklem sona gider. İngilizce ise özne, yüklem, nesne sırasını kullanır. Yani fiil öznenin hemen arkasına, cümlenin ortasına gelir.
Aslında "ters" değil
İngilizceye "ters" demek alışılmış bir şaka, ama tam doğru değil. Özne iki dilde de başta durur. Değişen yalnızca yüklem ile nesnenin yeri. Türkçede "kahve içer", İngilizcede "drinks coffee". İki parça yer değiştirir, gerisi aynı kalır.
Bu küçük fark aklında tutması kolay bir kural verir: İngilizcede önce kimin yaptığını, hemen ardından ne yaptığını söyle. Nesne, yer ve zaman bilgisi fiilden sonra gelir. Türkçede cümlenin sonunu beklerken, İngilizcede ikinci sözcükte eylemi duyarsın.
Sıra anlamı taşır
Türkçede sözcüklerin yerini değiştirebilirsin, çünkü ekler görevlerini korur. "Ali elmayı yedi", "Elmayı Ali yedi" ve konuşmada "Yedi Ali elmayı" cümlelerinin üçü de aynı olayı anlatır. Sadece vurgu değişir. "-yı" eki elmanın nesne olduğunu her konumda gösterir.
İngilizce sözcüklerin çoğu böyle bir ek taşımaz. "Dog" sözcüğü özne de olsa nesne de olsa hep "dog" kalır. Bu yüzden görevi sıra belirler: fiilden önceki özne, fiilden sonraki nesnedir. Sırayı bozarsan anlam da bozulur ya da tamamen değişir. "The man sees the dog" adamın köpeği gördüğünü, "The dog sees the man" köpeğin adamı gördüğünü söyler.
Özne boş bırakılmaz
Türkçede özne çoğu zaman söylenmez, çünkü fiilin sonundaki ek kimin yaptığını zaten gösterir. "Geliyorum" derken "ben" demene gerek yoktur. İngilizcede fiil böyle bir bilgiyi taşımadığı için özne neredeyse her zaman söylenir. "Geliyorum" İngilizcede "I am coming" olur; "I" atılmaz.
Bu kural İngilizcede bazen özne yerine boş bir sözcük koymayı bile gerektirir, ama onu ilerideki derslerde göreceğiz. Şimdilik akılda tutman gereken şu: İngilizce cümlenin başı boş kalmaz.
Türkçe köprüsü
Türkçe ile İngilizce arasındaki bu fark tek bir cümleyle sınırlı değil; iki dil pek çok yerde aynanın iki yüzü gibi davranır. Türkçede "masanın üstünde" deriz: önce masa, sonra "üstünde". İngilizcede "on the table" denir: önce "on", yani üstünde, sonra masa. "İstanbul'dan" Türkçede ekle biter, İngilizcede "from Istanbul" diye önce "from" gelir.
Türkçede önemli bilgi sona doğru birikir; dinleyen, cümlenin ne dediğini son sözcükte anlar. İngilizcede önemli iki bilgi, yani kim ve ne yaptı, en başta verilir; ayrıntılar sonra eklenir. Türkçe konuşan birinin ilk refleksi, İngilizce cümleyi de fiili sona saklayarak kurmaktır. Bu refleks cümleyi hem yavaşlatır hem anlaşılmaz yapar.
Çözüm, İngilizce konuşurken cümleyi Türkçeden kelime kelime çevirmek değil, sırayı baştan İngilizce kurmaktır. Önce özneyi söyle, sonra fiili söyle, sonra gerisini ekle. İlk günlerde bu yavaş gelir, ama birkaç haftalık alıştırmadan sonra fiil kendiliğinden ikinci sıraya yerleşir.
Gerçek hayattan örnekler
Yeni tanıştığın biri sana nerede yaşadığını ve ne iş yaptığını soruyor.
Türkçe cümlelerde fiil en sonda, yer bilgisi ortada. İngilizcede ise "I" başta, fiil hemen arkasında, yer bilgisi en sonda. "In Istanbul" parçasında da aynalama var: Türkçedeki "-da" eki İngilizcede "in" olarak öne geçmiş.
Bir kafede sipariş verirken de aynı düzen işler. "Bir çay istiyorum" cümlesini İngilizceye "I want a tea" diye aktarırsın. Kim istiyor, ne yapıyor, neyi istiyor: sıra hep aynı. Garson ikinci sözcükte ne istediğini anlar ve siparişi dinlemeye hazır olur.
Sık yapılan hata
Bu hata zaman ya da yer bilgisi eklendiğinde daha da büyür. "Ben her sabah kahve içerim" cümlesini sözcük sözcük çevirmek "I every morning coffee drink" gibi anlaşılmaz bir dizi çıkarır. Doğrusu "I drink coffee every morning" biçimindedir: özne, fiil, nesne ve en sonda zaman. Uzun bir cümle kurmadan önce kendine "kim ve ne yapıyor?" diye sor ve bu iki parçayı yan yana söyle.
Mini alıştırma
- Türkçe ve İngilizce cümlelerde temel sözcük sırası nedir?
- "Ayşe kahve içer" cümlesinin İngilizcesinde fiil hangi sıraya gelir?
- "The dog sees the man" ile "The man sees the dog" neden farklı anlamdadır?
- "Geliyorum" İngilizceye çevrilirken neden "I" söylenir?
- "I every morning coffee drink" cümlesini düzelt.
Cevaplar
- Türkçede genellikle özne, nesne, yüklem; İngilizcede özne, yüklem, nesne.
- Öznenin hemen arkasına, ikinci sıraya gelir: "Ayşe drinks coffee."
- İngilizcede görevi sıra belirler; fiilden önceki özne, sonraki nesnedir.
- İngilizce fiil kimin yaptığını göstermez, bu yüzden özne söylenmek zorundadır.
- "I drink coffee every morning."
Sesli tekrar görevi
Sonra kendin hakkında üç cümle kur ve ses kaydı olarak sakla: nerede yaşadığın, ne içmeyi sevdiğin ve ne iş yaptığın. Kayıtta her cümlenin "I" ile başlayıp hemen bir fiille devam ettiğini kontrol et.
Özet kartı
- Türkçe genellikle özne, nesne, yüklem; İngilizce özne, yüklem, nesne sırasını kullanır.
- "Ters" olan yalnızca yüklem ile nesnenin yeridir; özne iki dilde de başta durur.
- İngilizcede sözcüklerin görevini ek değil sıra gösterir: man bites dog ile dog bites man farklı haberlerdir.
- İngilizcede özne neredeyse hiç boş bırakılmaz: "Geliyorum" cümlesi "I am coming" olur.
- Türkçe "masanın üstünde" İngilizcede "on the table" olur; yer bildiren sözcük öne geçer.
- Konuşurken önce kimin, hemen ardından ne yaptığını söyle; ayrıntıları sona ekle.
Sonraki derse köprü
Bu modülde İngilizcenin yazıyla sesinin neden ayrıldığını, harf adlarını, th ile w seslerini, pen ile pan arasındaki farkı, adını hecelemeyi ve şimdi de cümlenin dizilişini gördün. Parçalar ayrı ayrı yerine oturdu; peki hepsi aynı anda gerektiğinde ne olacak? Bir otelin resepsiyonunda kendini tanıtıp adını hecelediğin kısa bir konuşma, bu parçaları birlikte kullanmayı gerektirir. Sıradaki derste modülün tamamını bu tür sahnelerle tekrar edeceğiz.