Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Selamı kişiye ve saate göre seç: tanımadığın bir büyüğe "Good evening", arkadaşına "Hi".
- "Good evening" karşılamadır, "Good night" vedadır.
- Kardeşin yaşı "older" ya da "younger" ile, akrabanın tarafı "on my mum's side" gibi bir açıklamayla söylenir.
- "-teen" sayılarında vurgu sonda, "-ty" onluklarında baştadır: thirteen, ninety.
- Renk eşyanın önüne gelir: the blue cup; İngiltere'de kahvede "white" sütlü demektir.
- Telefon numarası rakam rakam söylenir; sıfır "oh", çift rakam "double" olur.
Merak sorusu
Manchester'da yaşayan arkadaşın Emma seni pazar akşamı ailesiyle yemeğe davet etti. Saat yedide kapının önündesin, elinde küçük bir çiçek buketi. Kapı açıldığında karşına kimin çıkacağını bilmiyorsun: Emma mı, annesi mi, yoksa büyükbabası mı?
Bu akşam boyunca birkaç kez selam vereceksin, bir iki yaş duyacaksın, masada bir şeyler isteyeceksin ve kimin kim olduğunu anlamaya çalışacaksın. Hepsi bu modülde tek tek çalıştığın sözcüklerle yapılabilir. Bu tekrar dersi o akşamı baştan sona izliyor ve her adımda hangi bilginin işe yaradığını gösteriyor.
Anlatım
Kapıda: doğru saatte doğru selam
Kapıyı Emma'nın annesi açıyor. Saat akşam yedi, karşındaki kişiyi ilk kez görüyorsun ve biraz resmi bir selam uygun. "Good evening" diyorsun. Emma arkadan koşarak geliyor; ona ise sadece "Hi, Emma!" demen yeterli. Aynı kapıda iki farklı selam kullandın, çünkü biri tanımadığın bir büyük, öteki yakın arkadaşın.
Annesi adını söylüyor; senin cevabın "Nice to meet you" oluyor. Ardından o da "How are you?" diye soruyor. Uzun bir yol hikâyesi anlatmıyorsun; "I'm fine, thank you" diyor ve gülümsüyorsun. Selamın bir parçası olan bu soruya kısa cevap vermek burada da en doğal seçenek.
Salonda: aileyi tanımak
Emma seni salona götürüp ailesini tanıtıyor. "This is my dad, this is my younger brother Tom, and this is my grandad." Tom için "younger brother" dedi, yani küçük kardeşi. İngilizcede kardeşlerin yaşını sözcüğün kendisi söylemez; "younger" ya da "older" eklenir.
Büyükbabası da kendini tanıtıyor ve Emma'nın annesinin babası olduğunu söylüyor: "I'm Emma's grandad, on her mum's side." Türkçede "dedesi" dersin, ama anne tarafından olduğunu sözcüğün kendisinden anlayamazsın; İngilizcede bu bilgi ayrıca eklenir.
Yaşlar: ninety mi, nineteen mi?
Sohbet ilerlerken Tom'un kaç yaşında olduğunu soruyorsun. "I'm thirteen" diyor ve sen son hecedeki uzun "ii" sesini, "-teen" vurgusunu duyuyorsun. Biraz sonra Emma, büyükbabasının haftaya doğum günü olduğunu söylüyor: "He'll be ninety." Bu kez vurgu baştadır ve son hece kısa ve hafiftir. Doksan, on dokuz değil.
Emin olmadığın bir an olursa rakamlarla sormak her zaman işe yarar: "Nine-oh?" Emma gülerek başını sallar. Büyük sayılarda da aynı dikkat gerekir: büyükbabanın bahçesinde "two hundred" gül olduğunu söylerlerse, "hundred" sözcüğünün çoğul eki almadığını hatırlarsın.
Masada: renkler ve eşyalar
Yemekten sonra Emma'nın annesi soruyor: "Tea or coffee?" Kahve istiyorsun. Bu kez soru geliyor: "Black or white?" Bu sorunun rengi değil, süt isteyip istemediğini sorduğunu biliyorsun ve "White, please" diyorsun.
Masada farklı renkte fincanlar var ve Emma sana hangisinin senin olduğunu gösteriyor: "Yours is the blue cup." Renk yine eşyanın önünde duruyor, tıpkı Türkçedeki "mavi fincan" gibi. Aynı cümlede "cup" sözcüğünün kısa, rahat ünlüsü de var.
Kapıdan çıkarken: numara ve veda
Gece on bire doğru ayrılmaya hazırlanıyorsun. Emma'nın küçük kardeşi Tom telefon numaranı istiyor, çünkü birlikte bir oyun oynayacaksınız. Numaranı rakam rakam, sıfırı "oh" diye ve aynı rakamları "double" ile söylüyorsun.
Kapıda Emma'nın annesine veda ediyorsun. Saat geç ve evden ayrılıyorsun; bu kez "Good night" tam yerinde. Yedide kapıda söylediğin "Good evening" bir karşılamaydı, on birde söylediğin "Good night" ise bir vedalaşma.
Türkçe köprüsü
Bu akşam boyunca karşına çıkan her küçük tuzak Türkçenin bir alışkanlığına dayanıyordu. Türkçede "iyi akşamlar" hem kapıda hem çıkarken söylenir; İngilizcede karşılama ile veda ayrı ifadelerdir. Türkçede "dede" sözcüğü hangi taraftan geldiğini söylemez ama dayı ile amca ayrı sözcüklerdir; İngilizcede bu ayrım hiçbir sözcükte yoktur.
Sayılarda da Türkçe kulağın başa odaklanır, çünkü "on dokuz" ile "doksan" baştan farklıdır. İngilizcede "nineteen" ile "ninety" ikisi de "nine" ile açılır; ayrım son hecede ve vurguda saklıdır. Renklerde ise iki dil el ele yürür: "mavi fincan" ile "blue cup" aynı sırayla kurulur ve renk çoğul olmaz.
Bu tekrarın asıl kazancı şu: yeni bir durumda hangi Türkçe alışkanlığın sana yardım edeceğini, hangisinin seni yanıltacağını önceden sezebilmek. Renklerde Türkçe sana güvenle yol gösterir; selamlaşmada ve sayılarda ise bir an durup düşünmek gerekir.
Gerçek hayattan örnekler
Aynı akşamın ertesi günü Emma'ya kısa bir mesaj yazıyorsun. Mesaj bu modülün sözcükleriyle kuruluyor.
Mesajın "Hi" ile başlaması yakın bir arkadaşa yazdığın için doğal. "Grandad" sözcüğü günlük dilde büyükbaba için kullanılan samimi bir biçimdir. "Say hello to" ise birine selam iletmenin kalıbıdır ve Türkçedeki "selam söyle" ile birebir örtüşür.
Mesaj kısa, ama selamlaşma, aile ve teşekkür bir arada. Bu modülde öğrendiğin sözcükler artık yalnızca bir listede değil, gerçek bir ilişkinin içinde yaşıyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ Gece on birde evden ayrılırken "Good evening" demek.
✓ "Good night". "Good evening" karşılaşırken söylenir. Hata, "iyi akşamlar" sözünü hem gelirken hem giderken kullanma alışkanlığını İngilizceye aynen taşımaktan gelir.
Bu hatanın tersi de mümkündür. Akşam yedide kapıya varıp "Good night" dersen, ev sahipleri senin daha gelmeden gittiğini düşünebilir. Kural basit tutulabilir: karşılaşırken "Good evening", ayrılırken "Good night" ya da "Have a nice evening". Emin olmadığında "Hello" ve "Bye" her durumda güvenlidir.
Mini alıştırma
- Akşam yedide ilk kez tanıştığın bir büyüğü nasıl selamlarsın?
- "I'm Emma's grandad, on her mum's side" cümlesi dedenin hangi taraftan olduğunu söylüyor?
- "Ninety" ile "nineteen" arasındaki vurgu farkı nedir?
- İngiltere'de biri kahveni "white" isteyip istemediğini sorduğunda ne soruyordur?
- Gece geç saatte bir evden ayrılırken hangi veda uygundur?
Cevaplar
- Önce "Good evening", tanışınca da "Nice to meet you".
- Anne tarafından; yani Türkçede anneannenin eşi olan dede.
- "Nineteen" sözcüğünde vurgu sonda, "ninety" sözcüğünde baştadır.
- Kahveyi sütlü mü sütsüz mü içeceğini soruyordur.
- "Good night"; daha erken bir saatte "Have a nice evening" de olur.
Sesli tekrar görevi
Canlandırmayı tek seferde kaydet ve üç noktayı kontrol et: karşılama ile vedada doğru ifadeyi kullandın mı, "thirteen" ile "ninety" arasındaki vurgu farkı duyuluyor mu, renk sözcüğü eşyanın önünde mi? Takıldığın bölümü ayrıca çalışıp kaydı yenile.
Özet kartı
- Selamı kişiye ve saate göre seç: tanımadığın bir büyüğe "Good evening", arkadaşına "Hi".
- "Good evening" karşılamadır, "Good night" vedadır.
- Kardeşin yaşı "older" ya da "younger" ile, akrabanın tarafı "on my mum's side" gibi bir açıklamayla söylenir.
- "-teen" sayılarında vurgu sonda, "-ty" onluklarında baştadır: thirteen, ninety.
- Renk eşyanın önüne gelir: the blue cup; İngiltere'de kahvede "white" sütlü demektir.
- Telefon numarası rakam rakam söylenir; sıfır "oh", çift rakam "double" olur.
Sonraki derse köprü
Emma'ya yazdığın mesajda "Your grandad is great" dedin. Ertesi gün bir arkadaşına ondan söz ederken ona "o" diyeceksin. Ama Türkçedeki tek "o", İngilizcede kişiye ve şeye göre üç ayrı sözcüğe bölünür: büyükbaba için bir sözcük, Emma'nın annesi için başka bir sözcük, masadaki mavi fincan için bambaşka bir sözcük. Sıradaki derste bu sözcükleri ve onların yanında duran öteki kişi sözcüklerini öğreneceksin.