Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Temel renkler: red, blue, green, yellow, black, white, brown, grey, orange, pink, purple.
- White "wayt", orange "orinc" gibi söylenir; yazıya göre okuma.
- Açık ve koyu tonlar için "light" ve "dark" kullanılır; lacivert çoğu zaman "navy" olur.
- Renk, Türkçedeki gibi eşyanın önüne gelir ve çoğul olmaz: two red bags.
- Gözlük her zaman çoğul düşünülür: glasses.
- İngiltere'de "white coffee" sütlü, "black coffee" sütsüz kahvedir.
Merak sorusu
Uçaktan indin, bagaj bandının başında bekliyorsun ama bavulun gelmiyor. Kayıp eşya bürosundaki görevli sana ilk soruyu soruyor: "What colour is your suitcase?" Yani bavulunun rengi ne? "Black" diyorsun. Görevli arkasındaki rafa bakıp gülümsüyor; rafta on iki tane siyah bavul var.
Rengini söylemek bir başlangıç, ama yetmedi. "Lacivert, üstünde sarı bir kurdele var" diyebilseydin görevli bavulunu bir bakışta bulurdu. Bu derste çevrendeki eşyalara ad vermeyi ve bir eşyayı rengiyle tarif etmeyi öğreneceksin.
Anlatım
Temel renkler
Önce en sık kullanılan renkleri tanıyalım. "Red" kırmızı, "blue" mavi, "green" yeşil, "yellow" sarı demektir. "Black" siyah, "white" beyaz, "brown" kahverengi, "grey" gridir. "Orange" turuncu, "pink" pembe, "purple" mordur.
Bu sözcüklerin bazıları yazıldıkları gibi okunmaz. "White" sözcüğündeki h sessizdir ve w için dudaklar yuvarlanır; sözcük "wayt" gibi çıkar. "Orange" iki hecelidir ve "orinc" gibi söylenir, "o-ran-ge" diye değil. "Purple" kabaca "pörpıl", "brown" ise "braun" gibi söylenir. "Green" sözcüğünde uzun bir "ii" sesi vardır.
Gri renginin yazımı iki biçimde karşına çıkar: İngiliz İngilizcesinde "grey", Amerikan İngilizcesinde "gray". Aynı ikilik "renk" anlamındaki sözcükte de var: İngilizler "colour", Amerikalılar "color" yazar. Söylenişleri aynıdır.
Açık ve koyu
Bir rengin tonunu söylemek için önüne "light" yani açık ya da "dark" yani koyu eklenir. "Light blue" açık mavi, "dark green" koyu yeşil demektir. Türkçedeki lacivert için İngilizcede çoğu zaman "navy" ya da "navy blue" denir; "dark blue" demek de anlaşılır.
Etrafındaki eşyalar
Şimdi bu renkleri kullanabileceğin eşyalara geçelim. Çantan "bag", telefonun "phone", anahtarın "key", cüzdanın "wallet", kalemin "pen", kitabın "book" diye söylenir. Masa "table", sandalye "chair", kapı "door", pencere "window" demektir. Kol saatine "watch", şemsiyeye "umbrella", fincana "cup" denir.
Bir istisnaya dikkat: gözlük İngilizcede her zaman çoğul düşünülür ve "glasses" diye söylenir. Tek bir gözlükten söz ederken bile "my glasses" dersin. Makas için "scissors" ve pantolon için "trousers" da aynı biçimde davranır; bunları ilerideki derslerde daha çok göreceğiz.
Renk ile eşyayı birleştirmek
Renk sözcüğünün yeri İngilizcede de isimden öncedir. "A red bag" kırmızı bir çanta, "a black phone" siyah bir telefon, "a blue cup" mavi bir fincandır. Renk sözcüğü çoğul da olmaz: "two red bags" derken çoğul eki yalnızca "bags" sözcüğüne gelir, "red" değişmez.
Bir eşyanın rengini sormak için "What colour is it?" dersin, yani rengi ne. Cevap kısa olabilir: "It's red." Bir rengin hemen ardından ünlüyle başlayan bir sözcük geliyorsa "a" yerine "an" duyabilirsin, örneğin "an orange bag". Bu küçük değişikliği ileride ayrı bir derste göreceğiz.
Türkçe köprüsü
Renk ile eşyanın sırası konusunda iki dil tam olarak aynı yolu izler. Türkçede "kırmızı çanta", İngilizcede "red bag" dersin; önce renk, sonra eşya. "Açık mavi" ile "light blue" da aynı sırayla kurulur. Cümle düzeninde İngilizcenin yüklemi ortaya aldığını görmüştük; burada ise hiçbir yer değiştirmesine gerek yok.
İki dil renk sözcüklerini de benzer biçimde çoğul yapmaz. Türkçede "kırmızılar arabalar" demeyiz, "kırmızı arabalar" deriz. İngilizcede de "red cars" denir. Fark, İngilizcede isimden önce çoğu zaman "a" gibi küçük bir sözcüğün gelmesidir; Türkçede bu sözcüğün yerini bazen "bir" tutar, bazen hiçbir şey.
Renk dünyası da tam örtüşmez. Türkçede lacivert neredeyse ayrı bir temel renktir; İngilizcede "navy" daha çok giyim ve moda dilinde kullanılır, gündelik konuşmada "dark blue" da denir. Bir de kahve dünyası var: İngiltere'de "white coffee" sütlü, "black coffee" sütsüz kahve demektir. Renk sözcüğü burada içeceğin görünüşünü değil, süt olup olmadığını anlatır.
Gerçek hayattan örnekler
Kayıp eşya bürosuna geri dönelim. Bu kez bavulunu daha ayrıntılı tarif ediyorsun.
Görevli rafa bakıyor ve lacivert bavulların arasından sarı kurdeleliyi hemen çekiyor. Rengi ve üstündeki küçük ayrıntıyı birlikte söylemek, eşyanı ötekilerden ayırmanın en hızlı yoludur.
Bir kafede de renk sözcükleri karşına çıkabilir. İngiltere'de garson sana "Black or white?" diye sorduğunda kahvene süt isteyip istemediğini soruyordur.
Bu iki sahnede renkler, tanıdığın sözcüklerin içinde yeni işler görüyor: biri bavulunu buluyor, öteki kahveni istediğin gibi yapıyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlış✗ "Orange" sözcüğünü "o-ran-ge" diye üç heceli okumak.
✓ İki heceli, kabaca "orinc". Hata, sözcüğü Türkçe gibi harf harf seslendirme alışkanlığından gelir; sondaki e okunmaz ve g yumuşak bir c sesi verir.
Aynı alışkanlık "white" sözcüğünde de iş başındadır. Türkçe okumayla h harfini duyurmak ya da w yerine v söylemek "vayt" gibi bir ses çıkarır. Dudaklarını yuvarlayıp h'yi atladığında sözcük doğal "wayt" sesine yaklaşır. Renk adlarının çoğu kısa ve sık kullanılan sözcükler olduğu için doğru söylenişleri kısa sürede alışkanlığa dönüşür.
Mini alıştırma
- "Grey" ile "gray" arasındaki fark nedir?
- Açık mavi İngilizcede nasıl söylenir?
- "Kırmızı bir çanta" İngilizcede hangi sırayla kurulur?
- Tek bir gözlükten söz ederken bile neden "glasses" denir?
- İngiltere'de bir garson "Black or white?" diye sorduğunda ne soruyordur?
Cevaplar
- Aynı renktir; "grey" İngiliz, "gray" Amerikan yazımıdır.
- "Light blue" denir.
- Türkçedeki gibi önce renk, sonra eşya: "a red bag".
- Gözlük İngilizcede her zaman çoğul düşünülen bir sözcüktür.
- Kahvesine süt isteyip istemediğini soruyordur.
Sesli tekrar görevi
Sonra kayıp eşya bürosundaki cümleyi kendi bavuluna ya da çantana uyarla ve kaydını al: "It's a … with a …". Kaydı dinlerken renk sözcüklerinin eşyadan önce geldiğini ve "white" sözcüğünde v sesi duyulmadığını kontrol et.
Özet kartı
- Temel renkler: red, blue, green, yellow, black, white, brown, grey, orange, pink, purple.
- White "wayt", orange "orinc" gibi söylenir; yazıya göre okuma.
- Açık ve koyu tonlar için "light" ve "dark" kullanılır; lacivert çoğu zaman "navy" olur.
- Renk, Türkçedeki gibi eşyanın önüne gelir ve çoğul olmaz: two red bags.
- Gözlük her zaman çoğul düşünülür: glasses.
- İngiltere'de "white coffee" sütlü, "black coffee" sütsüz kahvedir.
Sonraki derse köprü
Bavulunu buldun; peki onu seninle birlikte yolculuk eden ağabeyin ya da kız kardeşin mi taşıyacak? Türkçede kardeşlerimizi yaşlarına ve cinsiyetlerine göre ayrı sözcüklerle anarız: abla, ağabey, kardeş. İngilizce bu ayrımları başka türlü yapar ve bazılarını hiç yapmaz. Sıradaki derste aile üyelerinin İngilizce adlarını ve bu adların Türkçeden nerede ayrıldığını göreceksin.