M22-D03
Tarafsızlık ve yan tutmak
Tarafsızlığın her zaman eşit davranmak anlamına gelmediği durumları ve dengeli taraf tutmayı açıklar.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M22, Süreç, etik ve terapist · 3.015 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İki eşe eşit süre ve eşit soru vermek, anlatıyı belirleme gücü eşit değilse var olan dengesizliği yerinde bırakabilir.
Çok yönlü yan tutma kimseye yakın durmamayı değil, herkesin hakkını sırayla ve açıkça tanımayı önerir.
Güç farkı varsa terapist daha az duyulan eşin sesini bilerek güçlendirir, ama öteki eşin yükünü ve değişme kapasitesini görmeyi bırakmaz.
Kontrol ya da korku işaretleri belirdiğinde eşit yakınlık bir erdem olmaktan çıkar; önce değerlendirme gelir.
Yapılan müdahaleyi ve onun gerekçesini açıkça söylemek, gizli bir yakınlığın doğuracağı kuşkuyu azaltır.
Açılış sahnesi
Dördüncü oturum. Yeter, oğullarının okul taksidi için bankayla nasıl konuştuğunu anlatmaya başlıyor. İkinci cümlede Recai gülerek araya giriyor: "Bankayla o konuşmadı, ben konuştum. Yeter rakam duyunca dağılır." Yeter düzeltmeye çalışıyor; Recai elini havaya kaldırıyor, "Tamam, tamam, sen konuştun" diyor ve terapiste göz kırpar gibi bakıyor.
Bu, oturumdaki üçüncü düzeltme. İlkinde Recai, Yeter'in kayınvalidesiyle tartışmasını "abartıyor" diye özetlemişti. İkincisinde Yeter'in maaşının neden onun hesabına yattığını anlatırken "Kendi isteğiyle verdi, sorsanıza" demişti. Yeter o soruya cevap vermemişti; yalnızca sandalyesinde biraz geriye kaymıştı.
Şimdi Recai terapiste dönüyor: "Siz de görüyorsunuz, değil mi hocam? Ben olmasam bu ev batar."
Terapistin önünde iki yol var ve ikisi de bir şey söyleyecek. Hiçbir şey demeden konuyu taksite geri getirirse tarafsız kalmış görünecek; ama Recai'nin anlatımı odada son sözü almış olacak. "Az önce Yeter Hanım bir şey anlatıyordu ve üç kez yarıda kaldı" derse, Recai büyük olasılıkla terapistin karısını tuttuğunu düşünecek. Terapist bir an susuyor ve kendine şunu soruyor: Burada eşit davranmak, adil davranmakla aynı şey mi?
Bu derste ne olacak
M22-D02 terapistin bağının bir eşte sessizce incelmesini ve bunun nasıl onarılacağını gösterdi. Orada bölünme çoğunlukla terapistin fark etmeden yaptığı bir şeydi. Burada terapist bilerek karar veriyor: Bir eşin sesini güçlendirmek, bir davranışı adlandırmak ya da bir çarpıtmayı düzeltmek ne zaman yan tutmaktır, ne zaman adaletin gereğidir?
Önce tarafsızlığın neden eşit süre ve eşit ilgi olarak anlaşıldığına ve bu anlayışın nerede tökezlediğine bakacağız. Ardından bağlamsal terapinin çok yönlü yan tutma fikrini, güç farkının tarafsızlığı nasıl çarpıttığını ve terapistin yaptığını açıkça söylemesinin neden onarıcı olabildiğini tartacağız.
Sıfır noktası
Çift terapistinin iki eşi birden karşısına alması, bireysel terapide olmayan bir sorunu baştan getirir: Her müdahale bir eşe biraz daha yakın düşer. M15-D04, eşlerin birbirine karşı terapisti kendi yanına çekme çabasını adlandırmıştı; M16-D01 de iyi bir ortalamanın tek eşteki zayıf bağı gizleyebileceğini göstermişti. Bu iki kavram tarafsızlığın neden bu kadar kırılgan olduğunu açıklar.
Tarafsızlık ilk bakışta basit bir kural gibi durur: Kimseyi haklı ilan etme, iki eşi aynı ölçüde dinle. Sorun, bu kuralın odadaki ilişkiyi eşitler arası bir ilişki olarak varsaymasıdır. Bir eş ötekinin sözünü düzenli olarak kesiyor, onu küçümsüyor ya da olanları kendi lehine yeniden anlatıyorsa, eşit muamele bu eşitsizliği olduğu gibi bırakır. M15-D01'in aktardığı feminist eleştiri tam bu noktaya dokunmuştu.
Mekanizma
Eşit süre, eşit ilgi yanılgısı
Sistemik geleneğin erken döneminde tarafsızlık, terapistin hiçbir aile üyesinin açıklamasını ötekininkinden üstün tutmaması anlamında kullanıldı. Bu fikir değerliydi: Terapisti hakem koltuğundan indirdi ve döngüye bakmayı mümkün kıldı. Ama zamanla bir pratik kurala indirgendi: eşit konuşma süresi, eşit sayıda soru, eşit ölçüde onay.
Bu yanılgının bir tersi de vardır. Terapist yalnız bir eşi dinlediğinde, o eşin anlatısı farkında olmadan terapistin de anlatısı hâline gelir.
Bu bulgu çift odasına iki yönlü bir uyarı taşır. Tek eşi dinlemek, onun anlatısını onaylamaya kayabilir; iki eşi eşit dinlemek ise, anlatıları eşit ağırlıkta olmayan bir odada yeterli olmayabilir. İkisinde de ölçü süre değil, kimin gerçekliğinin odada geçerli sayıldığıdır.
Çok yönlü yan tutma
Tarafsızlığa karşı ilk ciddi seçeneklerden biri, Ivan Boszormenyi-Nagy'nin bağlamsal terapisinden (contextual therapy) geldi. Bu yaklaşımın güncel bir tanıtımını yazan Ducommun-Nagy 2025'te, kurucunun yolu ve yaklaşımın aile terapisi içindeki yeri hakkında yaygın yanlış anlamaları düzeltmeyi amaçladığını belirtiyor ve bağlamsal terapinin haksızlıkların bireysel ve ilişkisel sonuçlarına dönük özgün kaynaklar sunduğunu savunuyor. Bu çizginin çift odasına bıraktığı en kullanışlı fikir şudur: Terapist kimsenin tarafını tutmamaya değil, herkesin tarafını sırayla ve açıkça tutmaya çalışır.
Bu fikir tarafsızlığı tersine çevirir. Tarafsız terapist "Sizin hakkınızda bir yargıda bulunmuyorum" der; çok yönlü yan tutan terapist "Sizin bu ilişkide neler taşıdığınızı görüyorum" der ve bunu ötekine de söyler.
Daneshpour'un ihtiyaç ile emek arasındaki ayrımı, açılıştaki taksit konuşmasını yeniden okumaya yarar. Recai evi "batmaktan kurtaran" kişi olarak emeğinin görülmesini istiyor; Yeter ise kendi emeğinin ve kendi sözünün silinmesine itiraz ediyor. Çok yönlü yan tutan bir terapist Recai'nin taşıdığı yükü inkâr etmez, ama o yükü Yeter'in sesini kısmanın gerekçesi saymaz.
Güç farkı ve dengeli taraf tutma
Çok yönlü yan tutma, eşlerin odaya aşağı yukarı eşit güçle girdiği varsayımına dayanır. Böyle olmadığında terapistin işi değişir. M20-D01, döngü dilinin eşler arasındaki güç farkını görünmez kılabileceğini Goldner ve arkadaşlarının çalışmasıyla göstermişti. Klinik soru şudur: Güçleri eşit olmayan iki kişinin arasında terapist nerede durur?
Bu tutumun tek başına taraf tutmaya dönüşmemesi için bir denge gerekir. Terapist güçsüz konumdaki eşin sesini güçlendirirken güçlü konumdaki eşi düşman ilan etmez; onun da kaygısını, yükünü ve değişme kapasitesini görür.
Açılıştaki "Yeter rakam duyunca dağılır" cümlesi M13-D02'nin değersizleştirme dediği şeye çok yakındır. Bu cümleye tepki vermemek tarafsızlık değil, onaydır: Odadaki tek otorite onu duyup geçmiştir. Dengeli taraf tutan bir terapist cümlenin etkisini adlandırır, Recai'nin niyetini değil.
Maaşın Recai'nin hesabına yatması ise başka bir soruyu da açar. M03-D07'nin zorlayıcı kontrol dediği örüntüde para, hareket ve iletişim üzerindeki denetim birikir; böyle bir ilişkide iki eşi eşit ağırlıkta dinlemek denetimi uygulayan kişinin işine yarar, çünkü korkan eşin ortak oturumda anlatabileceği şey sınırlıdır. M16-D04'ün tarama adımları bu yüzden ortak çalışmanın önüne konur ve tarafsızlık orada bir erdem olmaktan çıkar.
Adlandırmak ve şeffaf olmak
Tarafsızlıktan vazgeçmek, terapistin bunu gizli yapması anlamına gelmemeli. Bir eşi koruyan müdahale açıkça söylenmezse öteki eş onu sezgiyle yakalar ve terapistin "artık karşı tarafta" olduğu sonucuna varır. Söylenirse, müdahale bir kural hâline gelir: Bu odada herkes cümlesini bitirir.
Terapistin şeffaflığı yalnızca davranışlarıyla sınırlı değildir; değerleri de odadadır. Hangi davranışın "sağlıklı", hangi isteğin "makul" sayıldığı bu değerlerden geçer.
Feldman'ın örneklerinden biri özellikle öğreticidir: "Duygularını konuşarak paylaşmak yakınlık getirir" fikri birçok terapistin doğal kabulüdür. Bu kabul, duygusunu konuşarak gösteren eşi odada "işbirlikçi", başka yollarla gösteren eşi "dirençli" gibi gösterebilir. Hangi değerlerin ne zaman açıkça masaya konacağı M22-D11'in sorusu; burada önemli olan, terapistin adlandırırken kendi ölçüsünü de görebilmesidir.
Usta katmanı
Deneyimli bir terapist "Tarafsız mıyım?" sorusu yerine üç soru sorar: Bu odada kimin sözü daha kolay geçerli sayılıyor? Benim az önceki müdahalem bu düzeni korudu mu, değiştirdi mi? Değiştirdiyse, bunu iki eşin de anlayacağı biçimde söyledim mi?
Dengeli taraf tutma, güçlü konumdaki eşi kaybetme riskini de taşır. Recai, karısının sesinin güçlendirilmesini kendi sesinin kısılması olarak yaşarsa terapiyi bırakabilir; M22-D01'in isteksiz eş dediği konuma kayabilir. Bu riski azaltmanın yolu, onu da tanıyan bir cümle bulmaktır: "Bu evin yükünü taşıdığınızı duyuyorum; o yükü konuşabilmemiz için Yeter Hanım'ın anlatısına da ihtiyacım var." M22-D02'nin anlattığı onarım adımları burada iki eş için birden işler.
Bir de tarafsızlığın kesin olarak bırakıldığı bir eşik var. Bir eşin anlattıkları korkuya ya da baskıya işaret ediyorsa, terapist dengeli bir duruş aramayı bırakır ve M16-D04'teki değerlendirmeye döner; o anda iki eşe eşit yakınlık, baskıyı uygulayanın lehine çalışır. Hangi cümlede araya girileceğini, hangisini bir sonraki oturuma bırakacağını seçmek ancak kendi kayıtları üzerinde yıllarca süpervizyon alarak inceliğini kazanan bir iştir.
Kanıtın sınırı
Bu dersin kanıt gövdesi büyük ölçüde kuramsal: Bağlamsal terapi, sosyo-duygusal ilişki terapisi ve değerler üzerine yazılar klinik birikime ve tartışmaya dayanıyor; çok yönlü yan tutmanın ya da dengeli taraf tutmanın sonucu iyileştirdiğini doğrudan sınayan kontrollü bir çalışma bu derste aktarılan kaynaklar arasında yok. Tek görgül kaynak, aile hekimleriyle yapılmış nitel bir odak grup çalışması; terapistlere genellenmesi sınırlı. Terapistin araya girmesinin hangi eşte kopmaya, hangisinde güvene yol açtığı da bilinmiyor. Bu yaklaşımlar büyük ölçüde kadın ve erkekten oluşan çiftler üzerinden kuruldu; güç farkının cinsiyet dışında para, göç, dil ya da sağlık üzerinden kurulduğu çiftlerde aynı tutumların nasıl işlediği tekrarlanarak araştırılmalı. Türkçe konuşan çiftlerde bir terapistin bir eşi açıkça durdurmasının nasıl karşılandığına dair veri de yok.
Kendin dene
Aklında kalsın
İki eşe eşit süre ve eşit soru vermek, anlatıyı belirleme gücü eşit değilse var olan dengesizliği yerinde bırakabilir.
Çok yönlü yan tutma kimseye yakın durmamayı değil, herkesin hakkını sırayla ve açıkça tanımayı önerir.
Güç farkı varsa terapist daha az duyulan eşin sesini bilerek güçlendirir, ama öteki eşin yükünü ve değişme kapasitesini görmeyi bırakmaz.
Kontrol ya da korku işaretleri belirdiğinde eşit yakınlık bir erdem olmaktan çıkar; önce değerlendirme gelir.
Yapılan müdahaleyi ve onun gerekçesini açıkça söylemek, gizli bir yakınlığın doğuracağı kuşkuyu azaltır.
Yaygın yanlış"Tarafsız terapist iki eşe eşit konuşma süresi verir ve yeterince adil olmuş olur."
Konuşma süresi eşit olsa da bir eş ötekinin anlatısını düzeltiyor ya da çerçeveliyorsa, ikinci eşin süresi cevap yetiştirmekle geçer. Berge ve arkadaşlarının görüşmelerinde de tek bir anlatıya yaslanan destek, o anlatıyı sorgulamak yerine pekiştirebiliyordu.
Yaygın yanlış"Bir eşin sözünü kesip ötekine söz vermek, terapistin taraf tuttuğunu gösterir."
Knudson-Martin ve Huenergardt'ın modelinde terapist toplumsal eşitsizlikleri dengelemek için bilerek konum alır. Yapılan müdahale açıkça söylendiğinde ve iki eşe aynı kural uygulandığında, bir yan tutma değil odanın düzenini kurma işidir.
Yaygın yanlış"Değerlerini oturuma getirmeyen terapist tarafsızdır."
Feldman'ın tartıştığı gibi terapistin değerleri neyin sağlıklı sayıldığını ve hangi eşin isteğinin makul göründüğünü zaten belirler. Değerlerin yokluğu değil, fark edilmesi dengeyi korur.
Yaygın yanlış"Kontrol iddiası olan bir çiftte iki eşi eşit dinleyip ortayı bulmak en adil yoldur."
M20-D01'de aktarılan feminist çizgi ve M16-D04'ün tarama ilkesi, baskı altındaki eşin ortak oturumda tam anlatamayacağını gösterir. Böyle bir odada ortayı aramak, baskıyı uygulayanın anlatısını yarı yarıya onaylamak demektir.
Sonraki derse köprü
Açılıştaki terapist üçüncü kesintide araya girdi; ama bunu oturumun ortasında, bir anlık kararla yaptı. Bu kararı önceden kurulmuş bir çerçeve kolaylaştırabilirdi: Oturuma nasıl başlanacağı, gündemi kimin belirleyeceği, kapanışta iki eşin de söz alacağı bir yapı. Gündemi hep Recai açıyorsa, terapistin dengeli taraf tutması bile geç kalmış bir düzeltmeye dönüşür. Oturumun başını, ortasını ve sonunu bilinçli olarak düzenlemenin yollarına bakacağız: Oturumu yapılandırmak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.