M20-D07
Anlatı yaklaşımı
Sorunu dışsallaştırma ve alternatif öyküler kurma tekniklerinin çift terapisindeki kullanımını açıklar.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M20, Sistemik ve diğer yaklaşımlar · 3.190 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 15 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Anlatı terapisinde sorunu kişiden ayırmak, kimliğin dil ve söylem içinde kurulduğuna dair bir duruştan doğar; bir kabul stratejisi ya da duygu düzenleme hilesi değildir.
Sorunun etkisini haritalamak hem onun ne kadar yayıldığını hem de nerede durdurulabildiğini gösterir.
Eşsiz sonuç bir davranış tarifinden çok başka bir öykünün kapısıdır; kapıyı açan, ona sorulan kimlik sorularıdır.
Bir çiftin kavgası çoğu zaman kimsenin kişisel icadı olmayan cinsiyet, aile ve kültür cümleleriyle beslenir.
Korku ve denetim olan bir ilişkide sorunu dış bir varlığa yüklemek sorumluluğu bulanıklaştırır.
Çift terapisinde anlatı yaklaşımının etkisi, ölçülmüş bir bulgu değil, açık bir soru.
Açılış sahnesi
Üçüncü görüşme. İnci telefonunda bir tablo açıp sehpaya bırakıyor: geçen ayın faturaları, kimin ödediği, kimin unuttuğu. Eray ekrana bakmadan konuşuyor: "Evde bir muhasebeci yaşıyor sanki. Ne yapsam bir sütuna yazılıyor."
Terapist telefona uzanmıyor, kimin haklı olduğunu da sormuyor. Başka bir soru soruyor: "Bu tabloyu tutan, bu sütunları çizen şeye bir ad verseydiniz ne derdiniz? İnci'ye değil, Eray'e değil; aranızda dolaşan o şeye."
İkisi bir süre bakışıyor. Sonunda Eray, yarı alaycı, "Terazi," diyor. İnci gülümsemiyor ama başını sallıyor: "Evet. Terazi. Ben de ondan yoruldum aslında."
Terapist sözcüğü tahtaya yazıyor ve iki soru ekliyor: "Terazi size ne zaman galip geliyor? Siz ona ne zaman?" İlk soruya cevap hazır; ikisi de saatlerce anlatabilir. İkinci soruda oda sessizleşiyor. Sonra İnci yavaşça hatırlıyor: Geçen kış Eray'in annesi hastaneye kaldırıldığında üç hafta boyunca kimse kimin ne yaptığını saymamış. Eray ekliyor: "O üç hafta Terazi'yi hiç duymadık."
Terapist bir şey daha soruyor: "Terazi bu evde konuşmayı nereden öğrendi?" İnci'nin aklına annesinin sesi geliyor; Eray'inkine, "erkek evin hesabını verir" diyen bir dayısı.
Bu derste ne olacak
M20-D01'den beri sistem kuramının ailesindeki yaklaşımları sırayla gezdik; M20-D06 da çözüm odaklı çalışmanın istisna sorusunu masaya koydu. Bu ders o aileden çıkıp onu eleştirerek büyüyen bir geleneğe, Michael White ile David Epston'ın anlatı terapisine bakıyor.
Önce bu yaklaşımın sorunu kişiden ayırırken neye dayandığını göreceğiz: bir teknikten çok, kimliğin ve sorunun dil içinde nasıl kurulduğuna dair bir duruş. Ardından dışsallaştırıcı konuşmayı, etki haritasını, eşsiz sonuçları ve öykünün kalınlaştırılmasını açacağız. Sonra tanıklığa ve çiftin öyküsünü biçimlendiren söylemlere geçip kanıtın ne kadar ince olduğunu açıkça konuşacağız.
Sıfır noktası
İnsan yaşadıklarının bir kısmını seçip bir sıraya dizer; bu dizi zamanla bir kimlik cümlesine dönüşür: "Ben hep yük taşıyan tarafım", "O hiçbir şeyi önemsemez", "Biz zaten anlaşamayan bir çiftiz." Anlatı terapisi bu cümlelerin olayları yansıtmadığını söylemez; olayların yalnızca bir kısmını yansıttığını ve geri kalanın görünmez kaldığını söyler.
Çifte gelen bir öykü çoğu zaman inceltilmiş bir öyküdür. Bir eşin ötekini tanımlayan iki üç sıfatı, yıllarca biriken binlerce anın yerini tutar hâle gelir.
Mekanizma
Sorun sorundur: dışsallaştırıcı konuşma
Anlatı geleneğinde sık aktarılan bir ilke var: Kişi sorun değildir; sorun sorundur. Terapist "Siz kıskanç birisiniz" yerine "Kıskançlık size neler fısıldıyor?" diye sorar. Dil değiştikçe sorun bir kişinin özelliği olmaktan çıkıp iki kişinin de karşı karşıya kaldığı bir şeye dönüşür.
Bu, M19-D07'de gördüğümüz birlikte uzaklaşmaya ve M17-D04'te döngüyü çiftin ortak hasmı yapma hamlesine benziyor; üçünde de sorun kişiden alınıp aradaki bir şeye taşınıyor. Fark, gerekçede. Bütüncül davranışçı terapide örüntüye ad koymak bir kabul stratejisidir: işlevsel analizin çiftle paylaşılmış hâli. Duygu odaklı terapide döngüyü adlandırmak, altındaki bağlanma duygularına inmek için açılan bir kapıdır. Anlatı terapisinde ise sorunun kişiden ayrılması bir felsefi duruştur: Kimlik, kişinin özünde saklı bir çekirdek değil, toplumsal söylemler içinde ve konuşarak kurulan bir şeydir. White'ın bu düşünceyi Foucault'nun iktidar ve bilgi üzerine yazılarından beslediği bilinir; bu yüzden yaklaşım genellikle postyapısalcı diye anılır. Ad koymak burada bir duygu düzenleme hilesi değil, kişinin kendisi hakkındaki kesin hükmü gevşetme yoludur. M20-D01'in sistemik terapisti semptomun ailede hangi işi gördüğünü sorardı; anlatı terapisti ise sorunu hangi öykünün ve hangi toplumsal sesin ayakta tuttuğunu sorar.
Sorunun etkisini haritalamak
Dışsallaştırıcı konuşmanın ilk adımlarından biri, sorunun hayata ne kadar yayıldığını ayrıntıyla sormaktır: uyku, iş, arkadaşlıklar, çocuklarla geçen akşamlar, iki kişinin birbirine dair düşündükleri. Bu bir şikâyet listesi değil, bir haritadır; sorunun ne kadar alan kapladığını görünür kılar.
Haritanın ikinci yarısı tersine çevrilmiş sorulardır: Kişi ya da çift soruna karşı ne kadar etkili oluyor? Bu iki yönlü sorgulama, sorunun her yerde aynı güçte olmadığını kendiliğinden gösterir.
Eşsiz sonuçlar ve kalınlaşan öykü
Haritanın ikinci yarısında beliren anlar, anlatı terapisinin asıl malzemesidir. Açılıştaki üç haftalık hastane dönemi böyle bir andı: Terazi'nin konuşmadığı, Eray ile İnci'nin başka bir biçimde birlikte olduğu bir zaman.
M20-D06'da çözüm odaklı terapistin istisna sorusunu gördük ve fark ince olduğu için açık söyleyelim: Çözüm odaklı terapist istisnayı, tekrarlanabilecek bir davranış örüntüsü olarak arar ve "bunu daha çok nasıl yaparsınız?" diye ilerler; anlatı terapisti ise eşsiz sonuçtan, o anın kişi ve ilişki hakkında ne söylediğine, hangi değerlere bağlandığına ve geçmişte nerede izinin bulunduğuna doğru ilerler.
Alternatif öykünün kalınlaştırılması, bir anı bir öyküye dönüştüren sorularla olur. White bu soruları iki alanda toplar: eylem alanı (ne oldu, kim ne yaptı, hangi sırayla) ve kimlik alanı (bu, sizin neye değer verdiğinizi gösteriyor; bu değeri kimden öğrendiniz). Tek bir an, geçmişe ve geleceğe bağlandıkça ağırlık kazanır. İlişki araştırmasında da öykünün nasıl kurulduğuna bakan çalışmalar var.
M16-D05'te sözlü öykü görüşmesi ve ortak anlatı, öyküyü bir değerlendirme aracı olarak kullanıyordu; burada öykünün kendisi müdahalenin hedefi. Sonun geleceği öngörmesi, sonu yeniden yazdırmanın geleceği değiştireceği anlamına gelmiyor.
Tanıklar ve baskın söylemler
Alternatif öykünün terapi odasında kalmaması için iki araç sık kullanılır: mektuplar ve tanıklık. Terapist görüşmeden sonra çifte, konuşulan eşsiz sonuçları ve onların anlamını kayda geçiren bir mektup yazabilir. Tanıklıkta ise çiftin öyküsü, onu dinleyen ve sonra dinlediklerinin kendilerinde neye dokunduğunu anlatan bir gruba açılır. White bu yapıyı antropolog Barbara Myerhoff'un tanımlayıcı tören (definitional ceremony) kavramından aldığını yazmıştır; dinleyenlere de dış tanık (outsider witness) denir.
Çift terapisinde bu uygulamaya dair elimizde çoğunlukla vaka anlatıları var.
Anlatı yaklaşımının çift terapisine en özgün katkısı, çiftin öyküsünü biçimlendiren baskın söylemlere bakmasıdır. "Kadın evi çekip çevirir", "erkek duygusunu göstermez", "gerçek bir aile anne, baba ve çocuktan oluşur" gibi cümleler kimsenin kişisel icadı değildir; kültürden, aileden, reklamdan, akrabadan sızar. Terazi'nin nereden konuşmayı öğrendiği sorusu buraya bakar: Çift birbirini değil, ikisinin de içine doğduğu bir dili sorgulamaya başlar. M14'te çeşitlilik üzerine konuştuklarımız, özellikle eşcinsel çiftlerin toplumdan gelen damgalamayla nasıl baş ettiği, burada klinik bir araca dönüşüyor.
Usta katmanı
Anlatı terapistinin duruşu, bilen uzman yerine merak eden ve sorularıyla yol açan bir ortak olarak tarif edilir; White bunun için "merkezsiz ama etkili" (decentred but influential) ifadesini kullanır. Terapist bir eşin öyküsünü kalınlaştırırken ötekinin öyküsünü inceltmemelidir; iki baskın öykü yan yana duruyorsa, hangisinin daha çok soruyla zenginleştirildiği gerçek bir güç sorusudur.
Dışsallaştırmanın sınırı da burada çizilir. Birinin ötekini incittiği, korkuttuğu ya da denetim altında tuttuğu bir ilişkide şiddeti "Öfke" adlı dış bir varlığa yüklemek, M13-D01'in gösterdiği güç eşitsizliğini görünmez kılar ve davranışın sahibini aklar; dışsallaştırıcı ilk sorudan önce M16-D04'teki tarama yapılır ve şiddeti seçen kişinin sorumluluğu hiçbir adın arkasına saklanamaz.
Dışsallaştırıcı bir sorunun bir çifte ne zaman nefes aldırdığını, ne zaman bir şeyi örttüğünü ayırt etmek okumayla değil, denetimli klinik pratiğin içinde kazanılır; bu sayfadaki örnekler o pratiğin kısaltması sayılmamalı.
Yaygın yanlış"Dışsallaştırma, kişiyi davranışının sorumluluğundan kurtarır."
Sorunu kişiden ayırmanın amacı, kişinin ona karşı nasıl durduğunu konuşabilmektir; seçimleri konuşmanın merkezinde kalır.
Yaygın yanlış"Eşsiz sonuç ile çözüm odaklı istisna aynı şeydir."
İkisi de sorunun yaşanmadığı anları arar; ama istisna tekrarlanacak bir davranışa, eşsiz sonuç ise kişinin değerlerine ve kimliğine dair başka bir öyküye giden yoldur.
Yaygın yanlış"Öykünü değiştirirsen ilişkin değişir."
Frost'un bulgusu olumlu biten ilişki öykülerinin birlikteliğin sürmesiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor, ama korelasyoneldir ve terapide öyküyü yeniden yazmanın bu sonucu doğurduğunu sınamıyor.
Yaygın yanlış"Anlatı terapisinin etkililiği çift terapisinde kanıtlanmıştır."
Kontrollü kanıt bireysel terapiden ve sağlık sorunu yaşayan hastalardan geliyor, kalitesi düşük; çiftlerde elimizde çoğunlukla vaka anlatısı var.
Kanıtın sınırı
Anlatı terapisi bir yöntemden çok bir duruş olarak gelişti ve standart ölçekler ile el kitapları bu geleneğin merkezinde hiç yer almadı; kontrollü kanıtın sınırlı kalmasının nedenlerinden biri bu. Etchison ve Kleist 2000'de bu yaklaşımın aile danışmanlığında yarattığı ilgiye karşın etkililik araştırmasının henüz bebeklik döneminde olduğunu yazmıştı. Tablo o günden beri bireysel terapide kısmen değişti; çiftlerde pek değişmedi.
Kanserle yaşayan yetişkinler üzerine Jones, Hutchinson ve Barry'nin 2026 sistematik derlemesi dokuz çalışma buldu ve hepsinin birden çok açıdan yüksek yanlılık riski taşıdığını, yüksek kaliteli kontrollü çalışma eksikliği yüzünden etkililiğin kurulamadığını bildirdi. M18-D10'da andığımız Jackson ve arkadaşlarının güncellemesi çift sıkıntısında hafif destek alan yedi modeli sıraladı; anlatı çift terapisi bu yedisinin arasında yok, ve özet onun değerlendirmeye girebilecek bir çalışması olup olmadığını söylemiyor. Bu tabloda dışsallaştırmanın, eşsiz sonuç sorularının ya da tanıklığın çiftlerde ayrı ayrı ne katkı yaptığı bilinmiyor; bu bulgular çift terapisine genellenemez. Frost'un iki çalışması ilişki öykülerine dair ipucu veriyor ama bir müdahaleyi sınamıyor; terapistlerin klinik gözlemleri ise sınanmayı bekleyen uzman görüşü olarak okunmalı. Yaklaşımı denemelerle sınamanın onun felsefesine uyup uymadığı geleneğin içinde tartışmalı; ama bu tartışma kanıt eksikliğini kapatmıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Anlatı terapisinde sorunu kişiden ayırmak, kimliğin dil ve söylem içinde kurulduğuna dair bir duruştan doğar; bir kabul stratejisi ya da duygu düzenleme hilesi değildir.
Sorunun etkisini haritalamak hem onun ne kadar yayıldığını hem de nerede durdurulabildiğini gösterir.
Eşsiz sonuç bir davranış tarifinden çok başka bir öykünün kapısıdır; kapıyı açan, ona sorulan kimlik sorularıdır.
Bir çiftin kavgası çoğu zaman kimsenin kişisel icadı olmayan cinsiyet, aile ve kültür cümleleriyle beslenir.
Korku ve denetim olan bir ilişkide sorunu dış bir varlığa yüklemek sorumluluğu bulanıklaştırır.
Çift terapisinde anlatı yaklaşımının etkisi, ölçülmüş bir bulgu değil, açık bir soru.
Sonraki derse köprü
Terazi sorusu Eray ile İnci'yi öykülerinin dışına baktırdı. Ama Eray, İnci tabloyu açtığında onun içinden ne geçtiğini hiç sormadı; İnci de Eray'in "muhasebeci" derken neden incindiğini merak etmedi. İkisi de ötekinin davranışını görüyor, arkasındaki düşünce ve niyeti ise tahmin ediyordu. Bir eşin ötekinin zihninde olup biteni görme kapasitesini doğrudan çalışmanın hedefi yapan bir yaklaşım var; neyi vaat ettiğini ve çiftlerde ne kadar sınandığını tartacağız: Zihinselleştirme temelli çalışma.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.