M20-D04
Farklılaşma ve kuşaklar arası aktarım
Benliğin farklılaşması ve üçgenleşme kavramlarını açıklar ve kuşaklar arası aktarım iddialarının kanıt düzeyini tartar.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M20, Sistemik ve diğer yaklaşımlar · 3.177 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bowen'ın sorusu ailenden ne kadar uzak durduğun değil, ailenin kaygısı yükseldiğinde kendi sesini ne kadar duyabildiğindir.
Aileyle bağı tamamen kesmek bağımsızlığın değil, çözülmemiş bir gerginliğin işareti olabilir.
İki kişinin konuşamadığı bir konu sık sık üçüncü birinin omzuna biner; o üçüncü kişi çoğu zaman bir çocuktur.
Genogram örüntü gösterir, aktarım yolunu göstermez; kâğıtta tekrar etmeyen dallar da vardır.
Farklılaşmanın ilişki doyumuyla birlikte gittiği araştırmada destek buldu; eşlerin benzer düzeyde birbirini seçtiği iddiası ise tutmadı.
Açılış sahnesi
Dördüncü görüşme. Masada büyük bir kâğıt var; terapist üzerine kareler ve daireler çiziyor. Kareler erkekler, daireler kadınlar. İhsan'ın tarafında üç kuşak yan yana duruyor: dedesi, babası, kendisi.
"Dedeniz kızdığında ne yapardı?" İhsan gülümsüyor: "Ceketini alır, kahveye giderdi. Babaannem sofrayı toplardı, kimse bir şey sormazdı." "Babanız?" "Arabaya biner, gece yarısı dönerdi." Meral araya giriyor: "Sen de kapıyı çekip çıkıyorsun. Geçen hafta iki saat telefonunu açmadın." Terapist üç karenin altına aynı küçük işareti koyuyor: kapıdan çıkan bir ok.
Sonra Meral'in tarafına geçiyor. "Anneniz babanızla küstüğünde kiminle konuşurdu?" Meral bir an duruyor. "Benimle. On yaşından beri. Babamın ona söylediklerini bana anlatırdı, ben de dinlerdim." "Siz İhsan Bey'le küstüğünüzde?" Meral'in sesi alçalıyor: "Büyük kızımla. On üç yaşında. Geçen hafta babasının neden gittiğini ona anlattım."
Terapist Meral'in annesinden Meral'e, Meral'den kızına uzanan iki kesik çizgi çekiyor. Kâğıtta artık iki tekrar görünüyor: biri kapıdan çıkan erkekler, öteki dert ortağı yapılan kızlar. İhsan uzun süre kâğıda bakıyor. "Bunu ben seçmedim ki," diyor. Terapist başını sallıyor: "Seçmediniz. Ama artık görüyorsunuz."
Bu derste ne olacak
M20-D03'teki stratejik yaklaşımdan sonra sistemik ailenin en çok kuşak düşünen koluna geçiyoruz: Murray Bowen'ın aile sistemleri kuramı. Sırayla benliğin farklılaşmasını, Meral'in kızının durduğu yer olan üçgenleşmeyi ve açılıştaki kâğıdın adı olan genogramla kuşaklar arası aktarım iddiasını açacağız.
Dersin ağırlığı ikinci yarıda: Kuramın hangi iddiaları sınanmış, hangileri sınavdan geçememiş, hangileri hiç sınanmamış? Bireyselleşmeyi olgunluk sayan bir kuram, aile bağlılığının değer olduğu bir toplumda ne kadar taşınır?
Sıfır noktası
Bowen kuramının temel sezgisi şu: Bir insanın ilişki içinde nasıl davrandığı, büyüdüğü ailenin duygusal düzeninden bağımsız değildir. Ama kuramın dili kader değil, esnekliktir. Soru şudur: Kişi kendi ailesinin kaygısı içinde ne kadar kendisi kalabiliyor?
M20-D01'deki döngüsel nedensellik bir çiftin bugünkü çemberine bakıyordu. Bowen o çemberin üstüne zaman ekledi. Aynı çember dede ile babaanne arasında da dönmüş olabilir; çiftin bugünkü kavgası, iki ailenin kaygıyı taşıma biçimlerinin buluştuğu yer olarak okunabilir.
Mekanizma
Benliğin farklılaşması: kaygı içinde kendin kalmak
Kavramın iki yüzü var. İçeride, duygu ile düşünceyi ayırt etme gücü: Annesinin sesi titrediğinde yükselen paniği fark edip ona göre değil, kendi değerlendirmesine göre davranabilmek. Dışarıda, ilişkideki konum: Ötekinin öfkesi karşısında kendi görüşünü sakin biçimde söyleyebilmek. Kuram bu ikinci beceriye "ben-konumu" (I-position) der: "Ben bunu böyle düşünüyorum" diyebilmek, ötekini değiştirmeye çalışmadan ve ondan uzaklaşmadan.
Düşük farklılaşmanın iki görünüşü var ve ikisi zıt gibi durur. Birincisi duygusal tepkisellik (emotional reactivity): Ötekinin her duygu dalgası kişinin içine aynı şiddetle girer, ayrı bir ses kalmaz. İkincisi kopmadır.
Kopma bağımsızlıkla karıştırılır. Bowen'ın sorusu mesafenin miktarı değil, mesafenin işlevidir: Kişi uzakta durduğu için mi sakin, yoksa sakin olduğu için mi istediği mesafeyi seçebiliyor? M20-D02 kaynaşmanın aile düzeyindeki görünümünü iç içe geçmişlik olarak, uzaklığınkini kopukluk olarak adlandıracak; buradaki ayrım kişinin kendi duruşuna ait.
Üçgenleşme: gerginliğin üçüncü kişiye taşınması
Bowen'a göre iki kişilik ilişki kaygı arttıkça kararsızlaşır, üç kişilik ilişki ise daha dengelidir; bu yüzden gerginlik yükseldikçe bir üçüncü devreye çekilir. Üçüncü bir çocuk, bir kayınvalide, bir arkadaş, hatta bir iş ya da bir uğraş olabilir.
Meral'in kızı bunun tipik bir örneği. M12-D05 çocuğun bu konumdaki duygusunu boşanma bağlamında adlandırmıştı; arada kalma duygusu boşanma olmadan da doğabiliyor. M20-D02 aynı yapıyı bir kuşak sınırının aşılması, çapraz kuşak koalisyonu olarak ele alacak. Bowen'ın vurgusu biraz farklı: Üçgen bir yapı hatası olmaktan önce, kaygının akış yoludur.
Genogram ve kuşaklar arası aktarım iddiası
M16-D10 bu çizimin kültürel kökenleri işaretleyen bir biçimini anlatmıştı. Bowen için genogram, kuramın en iddialı önermesinin, kuşaklar arası aktarım sürecinin (multigenerational transmission process) görselidir. Bu önermeye göre farklılaşma düzeyi kuşaktan kuşağa küçük kaymalarla aktarılır; ailenin kaygısını en çok taşıyan çocuk biraz daha düşük, en az taşıyan biraz daha yüksek bir düzeyle yetişkinliğe geçer.
Önerme klinik gözlemden doğdu. Açılıştaki kâğıtta kapıdan çıkmayan erkekler, sırdaş olmayan kızlar da vardır; ama göz tekrar edene gider.
Bir ayrım daha önemli. Boşanmanın, şiddetin, ebeveynlik biçimlerinin kuşaklar boyunca tekrarı ayrı bir geniş araştırma alanıdır. M12-D01 boşanma için bu aktarımın kendisini adlandırmıştı. Ama bu araştırmaların çoğu Bowen'ın farklılaşma kavramıyla değil, kendi ölçümleri ve açıklamalarıyla çalışır; bir örüntünün tekrarlanması, Bowen'ın önerdiği yolla tekrarlandığını göstermez.
Aktarım anlatısının bir tehlikesi de var: Bir babanın sert davranışının kendi babasından gelen bir örüntü olduğunu görmek, o davranışın bugünkü sorumluluğunu ondan almaz; M16-D04 şiddet sorusunu bu yüzden genogramdan önce sorar.
Çift terapisinde kullanım ve kültürel eleştiri
Bowen yaklaşımında terapistin işi çiftin kavgasını çözmek değildir; her eşin kendi ailesindeki yerini anlamasına ve bu yerde biraz daha farklılaşmış davranmayı denemesine eşlik etmektir. Tipik adımlar şöyle sıralanır: Genogramla örüntüyü görünür kılmak, bugünkü kavgada hangi tanıdık kaygının uyandığını adlandırmak, sonra her eşin kendi ailesiyle, örneğin bir anneyle ya da bir kardeşle, kopmadan ve kaynaşmadan yeni bir konuşma denemesini planlamak.
Kuramın en ağır eleştirisi kültüreldir. Farklılaşma ölçeği, kişinin kendi görüşünü aileye rağmen savunabilmesini olgunluk sayar. Büyüklere danışmanın ve kararların birlikte verilmesinin değer olduğu bir toplumda bu davranışların bir kısmı "düşük farklılaşma" diye puanlanabilir. M14-D02'nin aile kabulü ve aile sorumluluğu standartları, aileye karşı yükümlülüğün birçok çift için ilişkinin parçası olduğunu göstermişti; M14-D08'in çok kuşaklı hanelerinde mesafe koymak çoğu zaman ne mümkün ne de istenen bir şeydir.
Usta katmanı
Bowen yaklaşımında terapist kendi kaygısını yönetmeyi işin parçası sayar; gerginlik yükseldiğinde bir eşe yaslanmak da konuyu yumuşatmak da onu üçgene çeker. Sorular bu yüzden yavaş ve betimleyicidir: "O gün annenizin sesinde ne vardı, siz içinizde ne fark ettiniz?" Amaç bir duyguyu körüklemek değil, kişinin duygusunu düşüncesinden ayırabildiği bir aralık açmaktır.
Genogram M15-D04'teki sistem içi ittifakı besleyebilir: Kavgayı birbirlerinin karakterine değil iki ailenin kaygı taşıma biçimine bağlayan eşler ortak bir zemin bulur. Ama "senin ailen hep böyle" cümlesi aynı kâğıttan bir silah çıkarır; iki aileyi aynı merakla çizmek ve iki tarafta da güç kaynaklarını işaretlemek bu yüzden önemlidir. Bir ailenin konuşulmamış kaybına ya da sırrına bu kâğıt üzerinden hangi oturumda dokunulacağı, yazıyla değil, vakaları birlikte okuyan bir süpervizörün yanında edinilen bir yargıdır.
Kuramın açık bir kör noktası da var: Kaygı ve farklılaşma dili, güç farkını görünmez kılabilir. Birinin ötekinin öfkesinden çekindiği bir evde "ikinizin farklılaşması düşük" demek, korkunun kaynağını ortak bir eksikliğe çevirir.
Yaygın yanlış"Farklılaşmış insan ailesiyle mesafeli olan insandır."
Bowen kuramında mesafe, farklılaşmanın değil kopmanın işaretidir; aileyle görüşmeyi kesen biri gerginliği yönetmek yerine ondan kaçıyor olabilir. Aileyle sık görüşmek de kendi başına düşük farklılaşma göstergesi sayılmaz.
Yaygın yanlış"İnsanlar kendi farklılaşma düzeylerindeki biriyle evlenir."
Bowen bunu kesin bir dille savundu; ama Skowron'un çalışmasında gerçek çiftler rastgele eşleştirilmiş çiftlerden daha benzer çıkmadı ve Miller ile arkadaşlarının derlemesi bu varsayımın desteklenmediğini bildiriyor.
Yaygın yanlış"Genogramda üç kuşak tekrar eden bir örüntü, o örüntünün kuşaktan kuşağa geçtiğini kanıtlar."
Genogram bir değerlendirme aracıdır, ölçüm değil; tekrar etmeyen dalları gölgede bırakabilir. Kuşaklar arası aktarım üzerine yapılan araştırmalar da, Miller ve arkadaşlarının belirttiği gibi, Bowen'ın önerdiği aktarım yolunu çoğunlukla sınamadı.
Yaygın yanlış"Örüntünün ailede kökü varsa davranışın sorumlusu aile geçmişidir."
Bir örüntünün nereden geldiğini anlamak, onu bugün sürdüren kişinin seçimlerini ortadan kaldırmaz. Özellikle şiddet ve kontrol söz konusu olduğunda aile öyküsü bir açıklama olabilir, bir mazeret olamaz; M13 ve M16-D04 bu ayrımı kurdu.
Kanıtın sınırı
Kuramın en sağlam desteklenen kısmı, farklılaşma ile ilişki doyumu ve psikolojik sıkıntı arasındaki bağdır; ama bu bağ büyük ölçüde ilişkisel desenlerden ve öz bildirim ölçeklerinden geliyor. Düşük farklılaşmanın kötü bir evliliğe mi yol açtığı, kötü bir evliliğin mi kişiyi daha tepkisel yaptığı bu verilerle ayrılamıyor. Kuramın nedensel iddiaları zayıf sınandı: Eşlerin benzer düzeyde birbirini seçtiği varsayımı tutmadı, üçgenleşme ve kardeş sırası önermeleri az destek buldu, çok kuşaklı aktarım ise Bowen'ın tarif ettiği yolla neredeyse hiç sınanmadı. Bowen terapisinin bir çift tedavisi olarak etkililiği bu derste kaynaklarıyla gösterilebilecek bir bulguya dayanmıyor; elimizdeki kanıt kavramlara ait, tedaviye değil. Kültürel genelleme de tartışmalı: Kim ve arkadaşlarının ve Tönbül ile Özdemir'in çalışmaları farklılaşmanın Batı dışı örneklemlerde de anlamlı olduğunu düşündürüyor, ama ölçeklerin aile bağlılığını düşük farklılaşma gibi puanlayıp puanlamadığı açık bir sınır olarak duruyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bowen'ın sorusu ailenden ne kadar uzak durduğun değil, ailenin kaygısı yükseldiğinde kendi sesini ne kadar duyabildiğindir.
Aileyle bağı tamamen kesmek bağımsızlığın değil, çözülmemiş bir gerginliğin işareti olabilir.
İki kişinin konuşamadığı bir konu sık sık üçüncü birinin omzuna biner; o üçüncü kişi çoğu zaman bir çocuktur.
Genogram örüntü gösterir, aktarım yolunu göstermez; kâğıtta tekrar etmeyen dallar da vardır.
Farklılaşmanın ilişki doyumuyla birlikte gittiği araştırmada destek buldu; eşlerin benzer düzeyde birbirini seçtiği iddiası ise tutmadı.
Sonraki derse köprü
Bowen geçmişi aile ağacının dallarında aradı: Kaygı kuşaktan kuşağa bir duygusal düzen olarak taşınıyordu. Psikodinamik gelenek ise geçmişi kişinin iç dünyasında arar. Ona göre İhsan'ın kapıdan çıkışı ya da Meral'in kızına yaslanışı yalnız ailenin düzeninden değil, ilk ilişkilerde biçimlenen ve bugünkü partnere yansıtılan beklentilerden de beslenir. Bu bakışın kavramları da kanıt durumu da ayrıca tartılmayı bekliyor: Psikodinamik çift terapisi.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.