İçeriğe geç

M04-D01

Bebeklikten yetişkin ilişkilerine

Bağlanma kuramının romantik ilişkilere nasıl taşındığını ve bu taşımanın hangi varsayımlara dayandığını açıklar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M04, Yetişkin bağlanması · 2.743 kelime · 15 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme

Terapi Akademisi’nde: S01-P03-D06 · S01-P03-D02

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bağlanma kuramı bebeğin bakım verene bağını anlatmak için doğdu; romantik aşkın da bir bağlanma süreci olarak düşünülebileceği fikri, yetişkin ilişkilerini anlamak için verimli bir çerçeve sundu.

Bebek ile yetişkin bağlanması arasında yakınlık arayışı, ayrılık sıkıntısı, sığınak ve üs işlevleri bakımından benzerlikler var; ama yetişkin ilişkileri karşılıklılık, cinsellik ve seçim bakımından farklı.

Bağlanmayla ilgili işlevler anne babadan yaşıtlara ve eşlere kademeli olarak aktarılıyor; bu aktarım ilişkinin süresiyle birlikte ilerliyor.

Bağlanma güvenliği bebeklikten genç yetişkinliğe yalnızca orta düzeyde kalıcı; on beş yıldan uzun aralıklarda anlamlı bir kalıcılık görülmedi ve yaşam koşulları bu kalıcılığı etkiliyor.

Yetişkin bağlanmasının kökleri yalnızca anne babada değil, sosyal yetkinlikte ve yakın arkadaşlıklarda da; incelenen genetik farkların çoğu yetişkin bağlanmasıyla neredeyse ilişkisiz.

Açılış sahnesi

Yirmi dokuz yaşındaki İmren, bir hastanenin acil servis koridorunda bekliyor. Sevgilisi Yağız, işe giderken küçük bir trafik kazası geçirmiş; doktorlar ciddi bir şey olmadığını söylüyor, ama İmren yine de bir oraya bir buraya yürüyor, her açılan kapıya dönüp bakıyor.

Bir ara annesi geliyor ve kızına sarılıyor. İmren o anda bir şey fark ediyor: Geçen ay bir tahlil sonucu onu korkuttuğunda ilk aradığı kişi annesi değil, Yağız olmuştu. Çocukken bir yerini incittiğinde annesine koşardı; şimdi korktuğunda aklına önce Yağız geliyor. Annesi hâlâ önemli, ama korku anında yöneldiği kişi değişmiş.

Koridorda bekleyen İmren'in hâli, iki psikoloğun 1980'lerin sonunda sorduğu bir soruya iyi bir örnek: Bebeğin bakım verenine bağlanmasını açıklayan kuram, yetişkinlerin birbirine duyduğu aşkı da açıklayabilir mi? Bu ders, kuramın beşikten yetişkin aşkına uzanan yolculuğunu ve o yolculuğun hangi kabullere yaslandığını izliyor.

Bu derste ne olacak

Önce Terapi Akademisi'nde kurulan bağlanma kuramının temel kavramlarını kısaca hatırlayacağız. Ardından romantik aşkın bir bağlanma süreci olarak düşünülebileceğini öne süren ilk çalışmayı ve bu fikrin dayandığı benzerlikleri, ama aynı zamanda bebek ile yetişkin bağlanması arasındaki farkları göreceğiz. Sonra bağlanmayla ilgili işlevlerin anne babadan eşe nasıl aktarıldığını gösteren bir araştırmaya bakacağız. Ardından dersin en önemli sorusuna geçeceğiz: Bebeklikteki bağlanma, yetişkinlikteki bağlanmayı ne kadar öngörüyor? Bu soruyu iki meta-analiz ve doğumdan on sekiz yaşına kadar süren bir izleme araştırmasıyla tartışacağız.

Bu ders bir kişinin bağlanma örüntüsünü onun geçmişine bakarak tahmin etmeyi öğretmiyor. Bu modülün asıl sorularından biri, tam da bu tahminin ne kadar sınırlı olduğu.

Sıfır noktası

Terapi Akademisi S01-P03-D06, bağlanma kuramının temellerini bebeklik üzerinden kurmuştu. Orada bağlanmayı bir çocuğun tehdit anında belirli bir bakım verene yönelmesini sağlayan davranış sistemi olarak, güvenli üs ile güvenli sığınağı aynı ilişkinin iki işi olarak, yabancı durum düzeneğini bebeklerin örüntülerinin tanımlandığı yöntem olarak ve içsel çalışan modeli erken ilişkilerde kurulan beklenti örüntüsü olarak tanımlamıştık. Aynı akademinin S01-P03-D02'si ise bakım veren ile bebek arasındaki karşılıklı ayarlanmayı ve onarımı anlatmıştı. Bu modül o kavramları yeniden tanımlamıyor; onları iki yetişkinin arasına yerleştiriyor.

Mekanizma

Aşkı bağlanma olarak düşünmek

Bağlanma kuramını romantik aşka taşıyan öncü çalışma, bebeklikte tanımlanan üç temel örüntüyü, yani güvenli, kaçınmacı ve kaygılı-kararsız örüntüleri yetişkin aşkının diline çevirdi.

Bu fikrin dayandığı benzerlikler güçlü. Bir bebek de, âşık bir yetişkin de sevdiği kişiye yakın olmak istiyor; ondan ayrıldığında sıkıntı duyuyor; korktuğunda ona yöneliyor; onun varlığında dünyayı keşfetmeye daha cesaretle çıkıyor. Ama farklar da önemli.

İlk fark karşılıklılık: Bebek ile bakım veren arasındaki ilişkide bakım tek yönlü akar; iki yetişkin arasında ise iki taraf da hem bakım alır hem bakım verir. İkinci fark cinsellik: Romantik bağlanmada bağlanma ve bakım vermenin yanı sıra cinsel bir sistem de devrede. Üçüncü fark seçim: Bir bebek bakım verenini seçemez; bir yetişkin ise bağlanacağı kişiyi büyük ölçüde kendisi seçer.

İşlevlerin aktarımı

Bebeklikte bağlanma figürü genellikle bir anne baba; yetişkinlikte ise çoğu zaman bir eş. Bu geçişin nasıl gerçekleştiği, bir araştırmanın doğrudan sorusu oldu.

Dikkat çeken, aktarımın bir süreç olarak işlemesi: İnsanlar bağlanma işlevlerini ilişki uzadıkça aktarıyor; bir genç, sevgilisinin yanında olmak isteyip yine de büyük bir korku anında annesini arayabiliyor.

Bebeklikten yetişkinliğe süreklilik

Yetişkin bağlanması fikrinin en çok tartışılan varsayımı, bir kişinin yetişkin ilişkilerindeki bağlanmasının onun erken bağlanma deneyimlerinin bir yansıması olduğu. Bu varsayımın iki farklı biçimi var.

Bir araştırmacı, bu iki görüşün öngörülerini, uzunlamasına araştırmaların meta-analitik verileri üzerinde matematiksel modellerle sınadı.

Bir başka meta-analiz, çok daha fazla araştırmayı bir araya getirerek aynı soruya baktı.

Bu iki bulgu birlikte okunduğunda, prototip görüşünün de yeniden düzenleme görüşünün de bir payı olduğu görülüyor. Erken deneyimler iz bırakıyor; ama bu iz zaman geçtikçe ve hayat zorlaştıkça değişebiliyor. Özellikle risk altında yaşayan çocuklarda güvenli bağlanmanın korunması daha zor.

Yaygın yanlış"Bebeklikteki bağlanma örüntüsü kaderdir; güvensiz bağlanan biri iyi bir ilişki kuramaz."
Doğrusu

Meta-analizler bağlanma güvenliğinin bebeklikten genç yetişkinliğe yalnızca orta düzeyde kalıcı olduğunu ve on beş yıldan uzun aralıklarda anlamlı bir kalıcılığın görülmediğini gösteriyor. Erken deneyimler iz bırakır; ama yeni ilişkiler, yaşam olayları ve bilinçli çaba bu izleri değiştirebilir.

Yetişkin bağlanmasının kökleri

Eğer bebeklikteki bağlanma yetişkinliği yalnızca kısmen öngörüyorsa, yetişkin bağlanmasını başka hangi etkenler biçimlendiriyor? Doğumdan on sekiz yaşına kadar çocukları izleyen büyük bir araştırma bu soruya cevap aradı.

Bu bulgunun dikkat çekici yanı, yetişkin bağlanmasının köklerinin yalnızca anne babada değil, çocukluğun ve ergenliğin yaşıt ilişkilerinde de bulunması. En yakın arkadaşlığın niteliği, yetişkinlikteki bağlanmayı öngören etkenler arasındaydı.

Yaygın yanlış"Bağlanma stili büyük ölçüde genlerle belirlenir; insan nasıl doğduysa öyle bağlanır."
Doğrusu

Doğumdan on sekiz yaşına kadar süren bir izleme araştırmasında, mizaç ve incelenen genetik farkların çoğu yetişkin bağlanmasıyla neredeyse ilişkisizdi. Yetişkin bağlanmasındaki farkları daha çok bakım ortamının niteliği, sosyal yetkinlik ve yakın arkadaşlıklar açıklıyordu. Genetik etkiler tümüyle yok değil; ama bağlanma büyük ölçüde ilişkiler içinde biçimleniyor.

Usta katmanı

Bağlanma kuramının yetişkin ilişkilerine taşınması, ilişki biliminin en verimli adımlarından biri oldu. Ama bu taşımanın bir bedeli de var: Kuram popüler kültüre girdikçe, bir kişinin bütün ilişki hayatını bebeklik deneyimine indirgeyen basitleştirmeler yaygınlaştı. Bu basitleştirmelerin nasıl ortaya çıktığını M04-D11 ayrıca ele alacak.

Yaygın yanlış"Yetişkin ilişkilerimiz, anne babamızla ilişkimizin birebir tekrarıdır."
Doğrusu

Bebeklikteki bağlanma ile yetişkin bağlanması arasında bir ilişki var, ama bu ilişki orta düzeyde ve zamanla zayıflıyor. Yetişkin bağlanmasını yaşıt ilişkileri, yaşam olayları ve yetişkin ilişkilerinin kendisi de biçimlendiriyor. Ayrıca yetişkin ilişkileri, karşılıklılık, cinsellik ve seçim bakımından bebek ile bakım veren ilişkisinden temelden farklı.

Bağlanmayı bir kader olarak değil, bir eğilim olarak düşünmek, hem bireyler hem çiftler için daha doğru ve daha umut verici bir çerçeve. Erken deneyimler insanın ilk beklentilerini biçimlendiriyor; ama yetişkin ilişkileri, o beklentilerin sınandığı ve yeniden yazılabildiği yerler.

Kanıtın sınırı

Yetişkin bağlanmasını ilk kez ölçen çalışma, kişilerin kendilerini üç kısa paragraftan birine yerleştirdiği basit bir ölçüme dayanıyordu. Bu ölçüm, bebeklikte gözleme dayanan yabancı durum düzeneğinden temelden farklı: Biri kişinin kendini nasıl gördüğünü, öbürü bir çocuğun gerçek davranışını ölçüyor. Bebeklik ve yetişkinlik bağlanmasının "aynı şey" olup olmadığı, bu ölçüm farkı nedeniyle de tartışmalı. Ölçüm biçimlerinin farkını M04-D03 ayrıca ele alacak.

Kalıcılığa dair meta-analizlerin verisi büyük ölçüde anne babaya yönelik bağlanmaya ait; bebeklikteki bağlanmanın yetişkin romantik bağlanmasını doğrudan ne kadar öngördüğüne dair uzun izleme verisi çok daha sınırlı. Ayrıca bu araştırmaların büyük kısmı Kuzey Amerika ve Batı Avrupa'da yapıldı.

Son olarak, bağlanma kuramının Türkiye'deki ilişkilere nasıl uyduğu, toplulukçu bağlamlarda bağlanmanın nasıl biçimlendiği gibi sorular, bu modülün son dersi olan M04-D12'de ayrıca ele alınacak.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bağlanma kuramı bebeğin bakım verene bağını anlatmak için doğdu; romantik aşkın da bir bağlanma süreci olarak düşünülebileceği fikri, yetişkin ilişkilerini anlamak için verimli bir çerçeve sundu.

Bebek ile yetişkin bağlanması arasında yakınlık arayışı, ayrılık sıkıntısı, sığınak ve üs işlevleri bakımından benzerlikler var; ama yetişkin ilişkileri karşılıklılık, cinsellik ve seçim bakımından farklı.

Bağlanmayla ilgili işlevler anne babadan yaşıtlara ve eşlere kademeli olarak aktarılıyor; bu aktarım ilişkinin süresiyle birlikte ilerliyor.

Bağlanma güvenliği bebeklikten genç yetişkinliğe yalnızca orta düzeyde kalıcı; on beş yıldan uzun aralıklarda anlamlı bir kalıcılık görülmedi ve yaşam koşulları bu kalıcılığı etkiliyor.

Yetişkin bağlanmasının kökleri yalnızca anne babada değil, sosyal yetkinlikte ve yakın arkadaşlıklarda da; incelenen genetik farkların çoğu yetişkin bağlanmasıyla neredeyse ilişkisiz.

Sonraki derse köprü

Yetişkin bağlanmasını ilk ölçen çalışma, insanları üç kategoriden birine yerleştiriyordu: güvenli, kaçınmacı ya da kaygılı. Ama sonraki araştırmacılar, insanların bu kategorilere düzgünce ayrılmadığını, bağlanmanın daha çok iki ayrı boyutta değiştiğini öne sürdü: terk edilme ve sevilmeme konusundaki kaygı ile yakınlıktan ve bağımlılıktan duyulan rahatsızlık. Bu iki boyutun nasıl bir harita çizdiği, bir sonraki dersin konusu: Kaygı ve kaçınma boyutları.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.