İçeriğe geç

Ders 9.5 · Seviye 2 · Hadis Usulü

Cerh ve ta'dîl

1.846 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma

Giriş

Hazırlıkta günlük hayatta birinin güvenilirliği için kullandığın ifadelerden beşini yazdın: "sözünün eridir", "iyi niyetli ama unutkan", "abartır" gibi. Sonra her birinin bir insanın dürüstlüğünü mü, yoksa hafızasını ve dikkatini mi ölçtüğünü not ettin. Farkında olmadan Ders 9.3'teki iki kavramı, adâlet ve zabtı, gündelik dilde ayırmış oldun. Bu derste muhaddislerin bu ayrımı nasıl bir ilme, cerh ve ta'dîle dönüştürdüğünü göreceksin. Bu ilmin nasıl doğduğunu ve neden gıybet sayılmadığını, önde gelen münekkitleri, ravilere verilen hükümlerin mertebelerini, İbn Ebî Hâtim ile İbn Hacer'in lafız sistemlerini ve bir ravi hakkında övgü ile yergi çatıştığında hangi kaidenin uygulandığını öğreneceksin. Dersin sonunda Takrîbü't-Tehzîb'deki bir ravi kaydını okuyup ravinin mertebesini kendin belirleyebileceksin.

Ana anlatım

Kelimeler ve ilmin konusu. Cerh, sözlükte yaralamak demektir; terim olarak bir ravinin adâletini ya da zabtını zedeleyen bir kusurunu ortaya koymaktır. Ta'dîl ise sözlükte düzeltmek, dengelemek demektir; terim olarak bir ravinin âdil ve zâbıt olduğunu, yani rivayetinin kabul edilebileceğini tespit etmektir. Cerh ve ta'dîl ilmi, ravileri bu iki açıdan değerlendiren ve bu değerlendirmeleri belli lafızlarla ifade eden ilimdir. Ders 9.3'te sahih hadisin beş şartından ikisinin adâlet ve zabt olduğunu gördün; bu iki şartın nasıl tespit edildiği sorusunun cevabı bu ilimdir. Bir hadisin senedini değerlendirirken sorduğun "bu ravi güvenilir mi?" sorusu, cerh ve ta'dîl kitaplarına başvurmadan cevaplanamaz.

Bu ilmin yöntemi dikkat çekicidir. Münekkitler bir raviyi değerlendirirken onun hayatını, hocalarını ve talebelerini, yolculuklarını, yazılı notlarını ve özellikle rivayetlerini incelemiştir. Bir ravinin rivayetleri aynı hocadan rivayet eden güvenilir ravilerin rivayetleriyle karşılaştırılır; uyuşuyorsa zabtına güvenilir, sık sık farklılaşıyorsa hafızasında zaaf olduğu anlaşılır. Bu karşılaştırma yöntemi, Ders 9.3'te gördüğün şâz ve illet kavramlarıyla aynı mantığa dayanır: bir ravinin güvenilirliği yalnız onun hakkında söylenenlerle değil, rivayetlerinin başkalarının rivayetleriyle karşılaştırılmasıyla da ölçülür.

Doğuşu ve meşruiyeti. Ravilerin durumunu sorgulama ihtiyacı, Ders 9.2'de gördüğün gibi siyasi ve mezhebî çatışmaların sözü çarpıttığı dönemde belirginleşti. Tâbiûn kuşağında başlayan bu sorgulama, hicri ikinci asırda sistemli bir hâl aldı. Kur'an'da bu ilme dayanak olarak gösterilen ayet Hucurât suresindedir: "Ey inananlar! Eğer yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir millete fenalık edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz." (Hucurât 49/6). Ayet haberi getirenin niteliğine bakmayı ve haberi araştırmayı emreder; cerh ve ta'dîl ilmi, bu emrin hadis rivayetine uygulanmasıdır.

Ancak aynı surede gıybet de açıkça yasaklanır ve bir insanın kusurunu söylemek ilk bakışta gıybet gibi görünebilir. Âlimler bu soruyu ciddiye almış ve cevabını şöyle vermiştir: ravi hakkında cerh, kişiyi aşağılamak için değil, dini korumak ve Peygamber'e yalan isnat edilmesini önlemek için yapılır; bu yüzden gıybet değil, nasihat ve zorunlu bir tanıklıktır. Müslim'in Mukaddime'si bu konuya geniş yer ayırır ve raviler hakkında konuşmanın meşruiyetini savunan âlimlerin sözlerini aktarır. Yahyâ b. Saîd el-Kattân'a nispet edilen bir söz bu duyarlılığı özetler: rivayetlerini bıraktığı kimselerin ahirette kendisine hasım olmasının, Peygamber'in "hadisimden yalanı neden savmadın" diye hasmı olmasından daha hafif olduğunu söylemiştir. Bu meşruiyetin sınırları da vardır: cerh yalnız rivayetle ilgili kusurlarla sınırlıdır, ihtiyaç kadar yapılır ve kişisel husumetle karıştırılmaz.

Önde gelen münekkitler. Bu ilmin gelişiminde bazı isimler öne çıkar. Şu'be b. Haccâc, Irak'ta ravileri sistemli biçimde sorgulayan ilk büyük münekkitlerden biri olarak anılır; ravilerin durumunu araştırmadaki titizliğiyle tanınır. Yahyâ b. Saîd el-Kattân da aynı kuşağın titiz münekkitlerindendir. Bir sonraki kuşakta Yahyâ b. Maîn, ravilerin durumu hakkında öğrencilerinin sorularına verdiği cevaplarla bu ilmin en çok başvurulan kaynaklarından birini oluşturmuştur. Ahmed b. Hanbel, hem hadis hem ravi bilgisinde otorite kabul edilir; onun ravilere dair değerlendirmeleri öğrencileri tarafından derlenmiştir. Ebû Hâtim er-Râzî ise ravi değerlendirmelerindeki titizliğiyle bilinir ve oğlu İbn Ebî Hâtim'in büyük eserinin temel kaynaklarından biridir.

Münekkitlerin hepsi aynı ölçüde katı değildir ve bu farkı bilmek, hükümlerini doğru okumak için gereklidir. Sonraki âlimler, özellikle Zehebî, münekkitleri üç gruba ayırmıştır: raviyi zayıflatmakta çabuk davranan katı (müteşeddid) münekkitler, orta yolu izleyen dengeli (mutedil) münekkitler ve raviyi güvenilir saymakta gevşek davranan müsamahakâr (mütesâhil) münekkitler. Yahyâ b. Maîn ve Ebû Hâtim çoğunlukla katı grupta, Ahmed b. Hanbel ve Buhârî dengeli grupta anılır; bazı hadis derleyicileri ise sahih hükmü vermekte müsamahakâr kabul edilir. Katı bir münekkitin "güvenilir" dediği ravi güçlüdür; müsamahakâr bir münekkitin "güvenilir" demesi ise başka münekkitlerin görüşüyle birlikte değerlendirilmelidir.

Hükümlerin mertebeleri: İbn Ebî Hâtim. Münekkitlerin ravilere verdiği hükümleri sistemli bir mertebe düzenine koyan ilk büyük eser, İbn Ebî Hâtim'in el-Cerh ve't-ta'dîl'idir. Eserin mukaddimesinde İbn Ebî Hâtim ta'dîl için dört, cerh için dört mertebe sayar. Ta'dîlin en üst mertebesinde "sika" (güvenilir), "mutkın" (sağlam) ve "sebt" (sabit) gibi lafızlar vardır; bu ravilerin hadisi delil olarak kullanılır. Onun altında "sadûk" (doğru sözlü) ve "lâ be'se bih" (bir sakıncası yok) gibi lafızlar gelir; bu ravilerin hadisi yazılır ve incelenir. Daha altta "şeyh" ve "sâlihu'l-hadîs" gibi lafızlar vardır; bu ravilerin hadisi başka rivayetlerle karşılaştırmak ve desteklemek için yazılır.

Cerh tarafında en hafif mertebe "leyyinü'l-hadîs" (hadisi gevşek) lafzıdır; bu ravinin hadisi de destekleyici olarak yazılabilir. Onu "leyse bi-kaviyy" (güçlü değil) ve "zaîfü'l-hadîs" (hadisi zayıf) izler. En ağır mertebede "metrûkü'l-hadîs" (hadisi terk edilmiş), "zâhibü'l-hadîs" ve "kezzâb" (çok yalancı) gibi lafızlar bulunur; bu ravilerin hadisi hiçbir amaçla kullanılmaz. Bu düzenin mantığı, Ders 9.3'te gördüğün "hafif zayıf yükselebilir, ağır zayıf yükselemez" kuralının ravi düzeyindeki karşılığıdır.

İbn Hacer'in Takrîb'i. Sonraki yüzyıllarda bu mertebeler daha ayrıntılı hâle geldi. İbn Hacer, Kütüb-i Sitte ravilerini kısa kayıtlarla tanıttığı Takrîbü't-Tehzîb adlı eserinin girişinde on iki mertebelik bir sistem kurar ve her raviyi tek bir lafızla bu sistemdeki yerine yerleştirir. Birinci mertebe sahabedir. Ardından ta'dîl mertebeleri gelir: en üstte "evsaku'n-nâs" (insanların en güvenilir olanı) gibi övgünün en üst ifadeleriyle ya da "sika sika" gibi tekrarlanmış övgüyle anılanlar; sonra "sika", "sebt", "mutkın" denenler; sonra "sadûk" ve "lâ be'se bih" denenler; sonra "sadûk yehim" (doğru sözlü ama vehme düşer) ya da "sadûk seyyiü'l-hıfz" (doğru sözlü ama hafızası kötü) gibi hafif kusurla anılanlar.

Orta bölgede "makbûl" mertebesi yer alır: az hadis rivayet etmiş, hakkında kendisini zayıflatacak bir şey bilinmeyen ravi; rivayeti başka bir yolla desteklenirse makbuldür, desteklenmezse "leyyinü'l-hadîs" sayılır. Ardından "mestûr" (hakkında ne övgü ne yergi bulunan, birden fazla talebesi olan ravi), "zayıf", "mechûl" (tek talebesi olan ve güvenilirliği bilinmeyen ravi), "metrûk", "yalancılıkla itham edilen" ve en altta "kezzâb" ya da "vaddâ" (uyduran) mertebeleri gelir. Takrîb'in değeri, her raviyi tek bir lafızla sınıflandırarak, bir senedi hızla değerlendirmeyi mümkün kılmasıdır. Uygulamada bu eserle çalışacaksın.

Sahabe ve eser zinciri. Takrîb'in birinci mertebesini sahabeye ayırması bir tercihin sonucudur. Ehl-i Sünnet âlimlerinin çoğunluğuna göre sahabenin tamamı âdildir; bu, onların günahsız olduğu anlamına gelmez, rivayette Peygamber'e bilerek yalan isnat etmeyecekleri anlamına gelir. Bu yüzden bir senedde sahabinin adının bilinmesi yeterli görülür, onun güvenilirliği ayrıca sorgulanmaz; araştırma sahabeden sonraki halkalarda başlar. Takrîb'in kendisi de uzun bir eser zincirinin son halkasıdır: Mizzî'nin Kütüb-i Sitte ravilerini tanıtan Tehzîbü'l-Kemâl'i, İbn Hacer'in onu özetleyip genişlettiği Tehzîbü't-Tehzîb'i ve nihayet her raviyi tek satıra indiren Takrîb. Zayıf ravileri toplayan eserler arasında ise Zehebî'nin Mîzânü'l-i'tidâl'i sık başvurulan bir kaynaktır. Bir ravinin kısa hükmünü Takrîb'de gördükten sonra ayrıntısını bu büyük eserlerde aramak, araştırmanın doğru sırasıdır.

Çatışan hükümler. Aynı ravi hakkında bir münekkit övgü, bir başkası yergi bildirmişse hangisi esas alınır? Klasik kaide şudur: gerekçesi açıklanmış cerh (cerh-i müfesser), ta'dîle takdim edilir. Gerekçesi şudur: ta'dîl eden münekkit, ravinin görünen hâlini bilir; cerh eden ise gerekçesiyle birlikte, ta'dîl edenin bilmediği bir kusuru ortaya koymuştur ve bilen bilmeyene karşı delildir. Ancak gerekçesi belirtilmemiş, "zayıftır" demekten ibaret bir cerh (cerh-i mübhem), özellikle ravinin güvenilirliği pek çok münekkit tarafından teyit edilmişse, ta'dîle kolayca üstün gelmez. Ayrıca cerhin gerekçesi gerçekten rivayetle ilgili bir kusur olmalıdır; mezhep farkı, kişisel husumet ya da rivayetle ilgisi olmayan bir davranış tek başına cerh sebebi sayılmaz. Bu kaide, münekkitlerin sözlerini körü körüne değil, gerekçeleriyle birlikte tartmayı öğretir.

Örnekler

  • Basit: Bir talebe bir senedi incelerken bir ravi için Takrîb'de "sadûk" kaydını görür ve bunun "zayıf" demek olup olmadığını sorar. Hocası mertebeleri gösterir: sadûk, ta'dîl mertebelerinden biridir; ravi güvenilirdir ama zabtı "sika" düzeyinde değildir. Bu yüzden onun rivayet ettiği bir hadis, Ders 9.3'teki tanıma göre, diğer şartlar da varsa hasen li-zâtihî olabilir. Talebe bir lafzın hadisin derecesine nasıl doğrudan yansıdığını görür.
  • Orta: Bir ravi hakkında bir münekkit "sika" demiş, bir başkası yalnız "zayıftır" demiştir. Talebe ikinci hükmü esas alıp hadisi zayıf sayar. Hocası cerh-i mübhem ile cerh-i müfesser ayrımını anlatır: ikinci münekkit gerekçe göstermemiştir, ravinin güvenilirliği ise başka münekkitlerce de teyit edilmiştir. Hocası ayrıca iki münekkitin katı mı müsamahakâr mı olduğuna bakmayı öğütler. Talebe bir hükmü tek başına değil, gerekçesi ve sahibiyle birlikte tartmayı öğrenir.
  • Gerçek hayat: Bir çalışma grubunda biri "Muhaddisler raviler hakkında kötü konuşmuş, bu gıybet değil mi?" diye sorar. Sen Hucurât 49/6'yı ve cerhin sınırlarını anlatırsın: cerh yalnız rivayetle ilgili kusurlarla sınırlıdır, dini korumak için ve ihtiyaç kadar yapılır; bugün bir mahkemede tanığın güvenilirliğinin sorgulanması gibi, gıybet değil zorunlu bir tanıklıktır. Aynı ilkeyi kendi hayatına da taşırsın: bir haberin kaynağını sorgulamak ile bir insanı çekiştirmek farklı şeylerdir.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Aşağıdaki beş ravi kaydını oku; bunlar Takrîb'deki kayıt biçimini örnekleyen, öğretim amacıyla sadeleştirilmiş kayıtlardır. Birinci kayıt: "sika sebt". İkinci kayıt: "sadûk". Üçüncü kayıt: "sadûk yehim". Dördüncü kayıt: "makbûl", ve ravinin bu hadisinin başka bir yoldan da geldiği bilgisi. Beşinci kayıt: "metrûk". Her kayıt için dört şey yaz: lafzın Türkçe karşılığı, Takrîb'in on iki mertebelik sistemindeki yaklaşık yeri, bu ravinin tek başına rivayet ettiği bir hadisin alabileceği en yüksek derece (sahih, hasen, zayıf) ve bu ravinin rivayetinin destekleyici olarak kullanılıp kullanılamayacağı. Son olarak bu beş raviden ikisinin aynı hadisi farklı biçimde rivayet ettiğini varsay ve hangisinin rivayetini neden tercih edeceğini Ders 9.3'teki şâz kavramıyla açıkla. Hedef: cerh ve ta'dîl lafızlarını ezber değil, hadisin derecesine giden bir ölçü sistemi olarak kullanabilmek.

Mini test

  1. Cerh ve ta'dîl kelimelerinin terim anlamları nedir?
  2. Ravi hakkında cerh neden gıybet sayılmaz? Kur'an'daki dayanağı nedir?
  3. Münekkitlerin katı, dengeli ve müsamahakâr diye ayrılması hükümlerin okunmasını nasıl etkiler?
  4. İbn Ebî Hâtim'in mertebelerinde "sika" ile "sadûk" ve "leyyinü'l-hadîs" ile "metrûkü'l-hadîs" arasındaki fark nedir?
  5. Cerh ile ta'dîl çatıştığında hangi kaide uygulanır ve bu kaidenin sınırı nedir?
Cevapları göster
  1. Cerh, bir ravinin adâletini ya da zabtını zedeleyen bir kusurunu ortaya koymaktır; ta'dîl, ravinin âdil ve zâbıt olduğunu, rivayetinin kabul edilebileceğini tespit etmektir.
  2. Çünkü kişiyi aşağılamak için değil, dini korumak ve Peygamber'e yalan isnadını önlemek için, yalnız rivayetle ilgili kusurlarla sınırlı ve ihtiyaç kadar yapılır. Dayanağı, haberi getirenin niteliğine bakıp araştırmayı emreden Hucurât 49/6'dır.
  3. Katı bir münekkitin "güvenilir" demesi ravinin güçlü olduğunu gösterir; müsamahakâr bir münekkitin övgüsü ise başka münekkitlerin görüşüyle birlikte değerlendirilmelidir.
  4. "Sika" ravinin hadisi delil olarak kullanılır, "sadûk" ravinin hadisi yazılır ve incelenir. "Leyyinü'l-hadîs" ravinin hadisi destekleyici olarak yazılabilir, "metrûkü'l-hadîs" ravinin hadisi hiçbir amaçla kullanılmaz.
  5. Gerekçesi açıklanmış cerh ta'dîle takdim edilir. Ancak gerekçesiz cerh, güvenilirliği teyit edilmiş bir raviye karşı kolayca üstün gelmez; cerhin gerekçesi de rivayetle ilgili gerçek bir kusur olmalıdır.

Özet

  • Cerh ve ta'dîl, ravileri adâlet ve zabt açısından değerlendiren ve bu değerlendirmeyi belli lafızlarla ifade eden ilimdir.
  • Dayanağı Hucurât 49/6'dır; cerh gıybet değil, rivayetle sınırlı ve ihtiyaç kadar yapılan zorunlu bir tanıklıktır.
  • Şu'be, Yahyâ b. Saîd el-Kattân, Yahyâ b. Maîn, Ahmed b. Hanbel ve Ebû Hâtim önde gelen münekkitlerdir; münekkitler katı, dengeli ve müsamahakâr diye ayrılır.
  • İbn Ebî Hâtim dört ta'dîl, dört cerh mertebesi sayar; İbn Hacer'in Takrîb'i on iki mertebelik bir sistem kurar.
  • Gerekçesi açıklanmış cerh ta'dîle takdim edilir; gerekçesiz cerh ve rivayetle ilgisiz sebepler tek başına yeterli değildir.

Sonraki derse hazırlık

Ders 9.6'da uydurma (mevzû) hadisleri, yani Peygamber'e ait olmadığı hâlde ona yakıştırılmış sözleri işleyeceğiz: neden uyduruldular, nasıl tanınırlar ve hangi kitaplar onları toplamıştır. Hazırlık: son bir ayda sosyal medyada, mesaj gruplarında ya da sohbetlerde "hadis" diye karşına çıkan beş sözü topla. Her birinin yanına kaynak olarak hangi kitabın verildiğini (verilmişse) not et; derste bu listeyle çalışacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Müfredattaki ders planı — 9.5

Râvinin adaletini ve zabtını değerlendiren cerh-ta'dîl ilminin doğuşu, meşruiyet gerekçesi ("gıybet değil, dinin korunması") ve önde gelen münekkitler (Şu'be, Yahyâ b. Maîn, Ahmed b. Hanbel, Ebû Hâtim) tanıtılır. İbn Ebî Hâtim'in el-Cerh ve't-ta'dîl mukaddimesindeki mertebeler ile İbn Hacer'in Takrîbü't-Tehzîb'deki on iki mertebelik lafız sistemi ("sika sebt", "sadûk", "leyyin", "metrûk") karşılaştırılır. Cerh ile ta'dîl çatıştığında hangi kaidenin uygulanacağı ("cerh-i müfesser takdim edilir") anlatılır. Uygulama: talebe Takrîb'deki beş râvi terceme kaydını (Türkçe açıklamalı olarak verilir) okur ve her râvinin mertebesini yazar.