Giriş
Hazırlıkta Fâtiha suresinin 6. ayetini iki mealde okudun, bir tefsire baktın ve "doğru yol" ifadesinin hangi anlamlarla açıklandığını, bu açıklamaların neye dayandığını not ettin. Belki bir açıklamanın bir sahabe sözüne, bir başkasının Arapça kelimenin incelenmesine, bir üçüncüsünün kalbin hâllerine dayandığını fark ettin. Bu derste o farkların adını koyacağız. Tefsir ile te'vil arasındaki ilişkiyi, tefsirin kaynaklarını ve bu kaynakların sıralamasını, sonra tefsirin başlıca türlerini (rivayet, dirayet, fıkhî, işârî ve modern) ve tefsir yöntemlerini (tahlîlî, mevzûî, nüzul sırasına göre) öğreneceksin. Bu ders Modül 8'in son dersidir; modül boyunca öğrendiğin nüzul, esbâb, kıraat, muhkem-müteşâbih ve nesih bilgilerinin hepsi burada, müfessirin elindeki aletler olarak bir araya gelir.
Ana anlatım
Tefsir ve te'vil. Tefsir, "fesr" kökünden gelir ve örtüyü kaldırmak, açığa çıkarmak demektir; bir hekimin hastalığı teşhis etmek için idrara bakmasına eskiler "tefsire" derdi. Terim olarak tefsir, Kur'an'ın anlamını insan gücü ölçüsünde açıklayan ilimdir. Ders 8.5'te "te'vil" kelimesinin iki anlamını görmüştün: bir sözün işaret ettiği hakikat ve bir sözün açıklanması. Erken dönemde te'vil ikinci anlamıyla tefsirle eş anlamlı kullanıldı; Taberî tefsirinin adı da, içindeki bölüm başlıkları da bunu gösterir. Sonraki dönemde iki kelime ayrıştı. İmam Mâtürîdî'ye nispet edilen meşhur ayrıma göre tefsir, ayetin anlamının kesin olarak belirlenmesidir ve bu ancak sahabenin tanıklığına dayanır; te'vil ise ayetin taşıyabileceği ihtimallerden birini delille tercih etmektir ve âlimlerin işidir.
Bu ayrım bugün de işine yarar. Bir ayet hakkında "Allah şunu kastetti" demek ağır bir iddiadır; "bu ayet şu anlama da gelebilir, şu delillerle bu anlamı tercih ediyorum" demek ise ilmî bir tavırdır. Tefsir kitaplarında müfessirlerin çoğu zaman "şöyle de denmiştir" (kîle) diyerek görüşleri sıralaması ve sonunda "en doğrusunu Allah bilir" demesi, bu tevazunun kalıplaşmış ifadesidir.
Tefsirin kaynakları. Müfessir bir ayeti açıklarken beş kaynağa başvurur ve klasik usulde bu kaynaklar bir sıraya konur. İbn Teymiyye, Mukaddime fî usûli't-tefsîr adlı kısa ama etkili risalesinde bu sırayı açıkça kurar: tefsirin en sağlam yolu Kur'an'ı Kur'an'la açıklamaktır; Kur'an bir yerde kısa söylediğini başka bir yerde açar. Bulunamazsa sünnete bakılır, çünkü sünnet Kur'an'ı açıklar; Nahl suresinin 44. ayeti, Kur'an'ın Peygamber'e insanlara indirileni açıklaması için indirildiğini bildirir. Orada da bulunamazsa sahabenin sözlerine bakılır, çünkü onlar inişe tanık oldular ve dili en iyi onlar bildiler. Sonra tâbiûnun sözlerine başvurulur. Bunların hepsinin üzerine, Arap dili ve sağlam akıl yürütme, yani rey gelir.
Kur'an'ı Kur'an'la tefsirin en bilinen örneği Buhârî'de geçer. En'âm suresinde "İşte güven; onlara, inanıp haksızlık karıştırmayanlaradır. Onlar doğru yoldadırlar." (En'âm 6/82) ayeti inince sahabe endişelendi: içimizde kim hiç haksızlık (zulüm) yapmamıştır? Peygamber, buradaki zulmün her haksızlık değil şirk olduğunu söyledi ve Lokmân suresindeki ayeti hatırlattı: "Ey oğulcuğum! Allah'a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür" (Lokmân 31/13). Bir ayetteki genel bir kelimeyi başka bir ayet belirlemiş, sünnet de bu bağlantıyı göstermiştir; tek bir örnekte ilk iki kaynak birlikte çalışır.
Rey: övülen ve yerilen. Tefsirde reyin yeri erken dönemden beri tartışılmıştır. Reyle tefsiri kınayan rivayetler ve âlimlerin bu konudaki çekingenliği bilinir; ama âlimlerin çoğunluğu reyi ikiye ayırır. Övülen rey (rey-i memdûh), Arap dilini, esbâb-ı nüzulü, nâsih-mensuhu, kıraatleri, usul kaidelerini bilen birinin, Kur'an'ın ve sünnetin çizdiği sınır içinde yaptığı içtihaddır. Yerilen rey (rey-i mezmûm) ise bu bilgiler olmadan, ya da önceden benimsenmiş bir görüşü ayete söyletmek için yapılan yorumdur. Bu ayrım, Modül 8'de öğrendiğin her şeyin neden gerekli olduğunu da gösterir: esbâb bilgisi, kıraat bilgisi, nesih bilgisi, müfessirin reyini övülen reye dönüştüren aletlerdir.
Rivayet tefsiri. Tefsir türlerinin ilki, açıklamayı ağırlıkla ayetlere, hadislere, sahabe ve tâbiûn sözlerine dayandıran rivayet tefsiridir (et-tefsîr bi'l-me'sûr). Bu türün en büyük eseri Taberî'nin Câmiu'l-beyân'ıdır. Taberî her ayet için sahabe ve tâbiûndan gelen rivayetleri senedleriyle toplar, sonra aralarında tercihini açıklar; bu yüzden eseri hem bir rivayet arşivi hem de bir tercih kitabıdır. İbn Kesîr'in Tefsîrü'l-Kur'âni'l-azîm'i de bu türün çok okunan örneklerindendir; İbn Teymiyye'nin sıralamasını izler ve rivayetlerin senedlerine sık sık dikkat çeker. Rivayet tefsirinin gücü kaynaklara yakınlığıdır; zayıf yanı ise senedi zayıf ya da İsrailî kaynaklı rivayetleri de taşıyabilmesidir. Bu yüzden rivayet tefsiri okurken Modül 9'da öğreneceğin hadis usulü bilgisini yanında taşıman gerekir.
İsrâiliyat, Ehl-i kitap kaynaklarından, çoğunlukla Müslüman olmuş Yahudi ve Hristiyan âlimler aracılığıyla tefsire giren haberlerdir; önceki peygamberlerin kıssalarındaki ayrıntılar, yaratılışa ve kıyamete dair tasvirler bu yolla tefsir kitaplarına girmiştir. İbn Teymiyye aynı risalede bu haberleri üçe ayırır: doğruluğu Kur'an ve sahih sünnetle bilinenler kabul edilir; yanlışlığı Kur'an ve sünnetle bilinenler reddedilir; hakkında ne doğrulayıcı ne yalanlayıcı bir delil bulunmayanlar ise ne tasdik ne tekzip edilir, yalnız aktarılabilir ve üzerine hüküm kurulmaz. Bu tasnif, bir kıssa ayrıntısını okurken "bu ayrıntı ayetten mi, yoksa bir İsrâilî rivayetten mi geliyor?" diye sorman için sana bir ölçü verir.
Dirayet tefsiri. İkinci tür, rivayetleri kullanmakla birlikte açıklamayı ağırlıkla dil, belagat, akıl yürütme ve ilmî tartışmaya dayandıran dirayet tefsiridir (et-tefsîr bi'r-re'y). Zemahşerî'nin el-Keşşâf'ı bu türün en etkili örneğidir: ayetlerin belagatini, kelimelerin seçimini ve dizilişini inceler; Ders 8.7'de gördüğün nazım anlayışını tefsire taşır. Zemahşerî Mu'tezile mezhebindendir ve bazı yorumlarında mezhebinin görüşlerini ayetlere yansıtır; bu yüzden sonraki Sünnî âlimler Keşşâf'ı belagatı için okumuş, mezhebî yorumlarına şerhlerle cevap vermiştir. Fahreddin Râzî'nin Mefâtîhu'l-gayb'ı ise dirayet tefsirinin kelamî ve felsefî boyutunu temsil eder: Râzî ayetlerden çıkan meseleleri uzun tartışmalar hâlinde ele alır, Ders 8.6'da gördüğün Ebû Müslim'in görüşleri gibi pek çok görüşü aktarır ve eleştirir.
Fıkhî tefsir. Üçüncü tür, ahkâm ayetlerini, yani hüküm bildiren ayetleri merkeze alan fıkhî tefsirdir (ahkâmü'l-Kur'ân). Bu eserler ayetlerden fıkhî hükümler çıkarır, mezhepler arasındaki görüş farklarını ayetlerin lafzıyla ilişkilendirir. Hanefî âlim Cessâs'ın Ahkâmü'l-Kur'ân'ı ve Mâlikî âlim Kurtubî'nin el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ân'ı bu türün iki büyük örneğidir. Kurtubî'nin eseri, adına rağmen yalnız hükümlerle yetinmez, dil ve kıraat bilgilerini de geniş biçimde verir. Ders 8.3'te gördüğün zıhar ve lian ayetleri, Ders 8.6'da gördüğün iddet ayetleri, fıkhî tefsirlerde sayfalarca tartışılır; Modül 10'da fıkıh usulünü öğrenince bu tartışmaları daha rahat izleyeceksin.
İşârî tefsir. Dördüncü tür, ayetlerin zahiri anlamını kabul etmekle birlikte, onlarda seyr ü sülûk ehline açılan manevi işaretleri arayan işârî tefsirdir. Sülemî'nin Hakâiku't-tefsîr'i sûfîlerin ayetler hakkındaki sözlerini toplar; Kuşeyrî'nin Letâifü'l-işârât'ı ayetleri kalbin hâlleri ve nefsin terbiyesi açısından okur. Âlimler işârî tefsiri belli şartlarla kabul eder: işaret, ayetin zahiri anlamıyla çelişmemeli, zahiri anlamı inkâr etmemeli, dinin başka bir hükmüne aykırı olmamalı ve ayetin tek anlamı olarak sunulmamalıdır. Bu şartlar gözetilmeden yapılan yorumlar, Bâtınîlerin zahiri tamamen bırakan te'villeri gibi, âlimlerce reddedilmiştir. Modül 12 ve Modül 15'te işârî tefsire daha ayrıntılı döneceksin.
Modern dönem. Son iki yüzyılda tefsir yazımı yeni sorularla karşılaştı: bilim, toplum, sömürgecilik, modern devlet. Bu dönemin Türkiye'deki en önemli eseri Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın Hak Dini Kur'an Dili'dir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında devlet eliyle hazırlatılan bu tefsir, klasik birikimi (dil, kıraat, kelam, fıkıh) Türkçe bir anlatımla bir araya getirir ve yer yer döneminin felsefî ve bilimsel tartışmalarına girer. Günümüzde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayımladığı Kur'an Yolu tefsiri ise heyet eliyle yazılmış, klasik görüşleri sade bir dille özetleyen bir başvuru eseri olarak yaygın biçimde kullanılır. Modül 15'te Elmalılı'dan pasajlar okuyacaksın.
Yöntemler. Tefsirleri türlerine göre ayırmanın yanında, ayetlere hangi düzenle yaklaştıklarına göre de ayırmak gerekir. Tahlîlî tefsir mushaf sırasını izler ve her ayeti sırayla, kelime kelime açıklar; yukarıda andığın klasik tefsirlerin çoğu böyledir. Mevzûî (konulu) tefsir ise bir konuyu (sabır, adalet, aile, ahiret) seçer, o konudaki bütün ayetleri toplar ve birlikte yorumlar; Kur'an'ı Kur'an'la tefsir ilkesinin sistemli bir uygulamasıdır. Nüzul sırasına göre tefsir, sureleri iniş sırasıyla ele alır ve vahyin seyrini izlemeyi amaçlar; Muhammed İzzet Derveze'nin et-Tefsîrü'l-hadîs'i bu yöntemin bilinen örneğidir. Bu yöntemin dayandığı nüzul sırası bilgisinin Ders 8.1 ve 8.2'de gördüğün gibi rivayete bağlı ve kısmen tartışmalı olduğunu unutma.
Fâtiha 1/6 üzerinde türler. Hazırlıkta incelediğin ayet, türleri yan yana görmek için iyi bir örnektir: "Bizi doğru yola eriştir." (Fâtiha 1/6). Rivayet tefsirleri "doğru yol" (es-sırâtü'l-müstakîm) için sahabe ve tâbiûndan gelen açıklamaları toplar: İslam, Kur'an, Peygamber'in yolu gibi. İbn Kesîr bu görüşlerin birbiriyle çelişmediğini, aynı yolu farklı yönlerden tarif ettiğini söyler; bu, Ders 8.3'te gördüğün cem' yönteminin tefsirdeki uygulamasıdır. Dirayet tefsirleri "hidayet" kelimesinin anlamlarını, fiilin kime yöneldiğini ve zaten hidayette olan müminin neden hidayet istediğini tartışır. İşârî tefsirler ise doğru yolu kalbin Allah'a yönelişindeki istikamet olarak okur. Aynı ayet üzerinde üç tür, üç farklı soru sorar; iyi bir talebe bu soruların hiçbirini öbürüne karşı kullanmaz.
Örnekler
- Basit: Bir talebe elindeki tefsirde bir ayet hakkında beş ayrı görüş görür ve "müfessir kararsız mı?" diye sorar. Hocası tefsir ile te'vil ayrımını anlatır: kesin olan yalnız sahabenin tanıklığına dayanan açıklamadır, geri kalan ihtimallerin sıralanmasıdır. Talebe görüşlerin nasıl sıralandığına ve müfessirin sonunda neyi tercih ettiğine bakmayı öğrenir.
- Orta: Bir talebe Keşşâf'tan bir pasaj okur ve bir yorumun Ehl-i Sünnet'in görüşüyle uyuşmadığını fark eder. Hocası Zemahşerî'nin Mu'tezilî olduğunu, eserin belagat bakımından değerli olduğu için okunduğunu ve Sünnî âlimlerin mezhebî yorumlara şerhlerle cevap verdiğini anlatır. Talebe bir tefsiri müellifinin mezhebini ve yöntemini bilerek okumanın gerekliliğini görür.
- Gerçek hayat: Bir sosyal medya hesabı bir ayete "gizli bir anlam" yükleyen, ayetin açık anlamını yok sayan bir yorum paylaşır ve bunu "işârî tefsir" diye sunar. Sen işârî tefsirin şartlarını hatırlatırsın: zahiri kabul etmek, onunla çelişmemek, dinin başka bir hükmüne aykırı olmamak ve tek anlam gibi sunmamak. Paylaşılan yorum bu şartların hiçbirini taşımıyorsa işârî tefsir değil, Bâtınî türden bir te'vildir.
Uygulama
Şimdi sıra sende: Fâtiha 1/6 için üç farklı türdeki tefsirden birer özet bul ve bir tabloya yerleştir. Kaynak olarak Türkçe erişebileceğin eserleri kullanabilirsin: bir rivayet tefsirinin (örneğin İbn Kesîr'in Türkçe çevirisi), bir dirayet ya da modern tefsirin (örneğin Elmalılı'nın Hak Dini Kur'an Dili) ve Diyanet'in Kur'an Yolu tefsiri gibi bir başvuru eserinin ilgili sayfaları. Tablonun sütunları şunlar olsun: eser ve müellif, türü, ayeti nasıl açıklıyor (iki-üç cümle), açıklamanın dayandığı kaynak (ayet, hadis, sahabe sözü, dil, işaret), türünü neden bu şekilde belirlediğinin gerekçesi. Tablonun altına, üç açıklamanın birbiriyle çelişip çelişmediğini iki cümleyle yaz. Hedef: aynı ayeti farklı tefsir türleriyle okuyup her birinin hangi kaynağa dayandığını ve hangi soruyu sorduğunu ayırt edebilmek; modül projesindeki "üç tefsir türünden birer yorum" bölümüne hazırlanmak.
Mini test
- Mâtürîdî'ye nispet edilen ayrıma göre tefsir ile te'vil arasındaki fark nedir?
- İbn Teymiyye'nin tefsir kaynakları sıralaması nasıldır?
- Övülen rey ile yerilen rey arasındaki fark nedir?
- Taberî, Zemahşerî, Cessâs ve Kuşeyrî'nin tefsirleri hangi türlere örnektir?
- Mevzûî tefsir ile tahlîlî tefsir arasındaki fark nedir?
Cevapları göster
- Tefsir, ayetin anlamının kesin olarak belirlenmesidir ve sahabenin tanıklığına dayanır; te'vil ise ayetin taşıyabileceği ihtimallerden birinin delille tercih edilmesidir.
- Önce Kur'an'ı Kur'an'la, sonra sünnetle, sonra sahabe sözleriyle, sonra tâbiûn sözleriyle tefsir; bunların üzerine Arap dili ve sağlam rey gelir.
- Övülen rey, gerekli ilimleri bilen birinin Kur'an ve sünnetin sınırı içinde yaptığı içtihaddır; yerilen rey bu bilgiler olmadan ya da önceden benimsenmiş bir görüşü ayete söyletmek için yapılan yorumdur.
- Taberî rivayet, Zemahşerî dirayet (belagat ağırlıklı), Cessâs fıkhî, Kuşeyrî işârî tefsire örnektir.
- Tahlîlî tefsir mushaf sırasını izleyip her ayeti sırayla açıklar; mevzûî tefsir bir konuyu seçip o konudaki bütün ayetleri toplayarak birlikte yorumlar.
Özet
- Tefsir örtüyü kaldırmak demektir; erken dönemde te'vil ile eş anlamlıyken sonra ayrıştı: tefsir kesin açıklama, te'vil ihtimaller arasında tercihtir.
- Tefsirin kaynakları sırasıyla Kur'an, sünnet, sahabe, tâbiûn, dil ve rey'dir; rey övülen ve yerilen diye ikiye ayrılır.
- Başlıca türler: rivayet (Taberî, İbn Kesîr), dirayet (Zemahşerî, Râzî), fıkhî (Cessâs, Kurtubî), işârî (Sülemî, Kuşeyrî) ve modern (Elmalılı).
- Yöntemler: tahlîlî, mevzûî ve nüzul sırasına göre tefsir.
- Modül 8'deki bütün bilgiler (nüzul, esbâb, kıraat, muhkem-müteşâbih, nesih) müfessirin aletleridir.
Sonraki derse hazırlık
Modül 8 burada biter; modül projesi olan "Bir Surenin Kimliği" dosyasına bu dersin tablosuyla başlayabilirsin. Ders 9.1'de Modül 9'a, hadis usulüne geçiyoruz ve hadis, sünnet, haber ve eser kavramlarını birbirinden ayıracağız. Hazırlık: Seviye 1'de öğrendiğin beş hadisi bir kâğıda yaz. Her birinin yanına, Peygamber'in bir sözü mü, bir davranışı mı, yoksa gördüğü bir şeyi onaylaması mı olduğunu tahmin ederek not düş; derste bu tahminleri terimlerle sınayacağız.