Giriş
Namazda Allah'a yönelttiğin cümlelerin çoğu muzari (şimdiki-geniş zaman) ve emir (dua) kipindedir: "ibadet ederiz, yardım dileriz, bizi ilet, bize ver, bizi koru, bağışla." Muzari, Arapçada hem şu anda olan hem de sürekli ve alışkanlık halinde olan işleri anlatır; ayrıca gelecek zamanın ve birçok olumsuz yapının da temelidir. Emir kipi ise muzariden türetilir. Bu derste muzari çekimini, لَا ile şimdiki zaman olumsuzunu, لَمْ ile geçmiş zaman olumsuzunu, سَ ve سَوْفَ ile gelecek zamanı, emir ve nehyi (yasaklamayı) öğreneceksin. Bu ders bittiğinde namazdaki fiillerin neredeyse tamamını tanıyabileceksin.
Ana anlatım
Muzarinin yapısı. Mazi fiil ekleri sona alırken muzari fiil öncelikle başa ek alır. Bu başa gelen harfler dört tanedir ve أَتَيْنَ (eteyne) kelimesiyle hatırlanır: أَ (ben), تَ (sen, o-dişi), يَ (o-erkek, onlar), نَ (biz). Bunlar zamirlerin kısaltılmış halleridir: أَ ↔ أَنَا, نَ ↔ نَحْنُ, تَ ↔ أَنْتَ. Temel kalıp يَفْعَلُ (yef'alu): başa şahıs harfi, birinci kök harf sakin, ikinci kök harf harekeli (fetha, damma ya da kesra), sonda damma.
Muzari çekim tablosu. Aşağıda iki fiil yan yana: kalıp olarak يَفْعَلُ ve Fatiha'daki نَعْبُدُ'nun fiili يَعْبُدُ (ibadet eder).
| # | Şahıs | يَفْعَلُ | Okunuş | يَعْبُدُ | Okunuş | Anlam |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 3. tekil erkek | يَفْعَلُ | yef'alu | يَعْبُدُ | ya'budu | o ibadet eder |
| 2 | 3. ikil erkek | يَفْعَلَانِ | yef'alâni | يَعْبُدَانِ | ya'budâni | o ikisi ibadet eder |
| 3 | 3. çoğul erkek | يَفْعَلُونَ | yef'alûne | يَعْبُدُونَ | ya'budûne | onlar ibadet eder |
| 4 | 3. tekil dişi | تَفْعَلُ | tef'alu | تَعْبُدُ | ta'budu | o (kadın) ibadet eder |
| 5 | 3. ikil dişi | تَفْعَلَانِ | tef'alâni | تَعْبُدَانِ | ta'budâni | o ikisi (kadın) ibadet eder |
| 6 | 3. çoğul dişi | يَفْعَلْنَ | yef'alne | يَعْبُدْنَ | ya'budne | onlar (kadınlar) ibadet eder |
| 7 | 2. tekil erkek | تَفْعَلُ | tef'alu | تَعْبُدُ | ta'budu | sen ibadet edersin |
| 8 | 2. ikil erkek | تَفْعَلَانِ | tef'alâni | تَعْبُدَانِ | ta'budâni | ikiniz ibadet edersiniz |
| 9 | 2. çoğul erkek | تَفْعَلُونَ | tef'alûne | تَعْبُدُونَ | ta'budûne | siz ibadet edersiniz |
| 10 | 2. tekil dişi | تَفْعَلِينَ | tef'alîne | تَعْبُدِينَ | ta'budîne | sen (kadın) ibadet edersin |
| 11 | 2. ikil dişi | تَفْعَلَانِ | tef'alâni | تَعْبُدَانِ | ta'budâni | ikiniz (kadın) ibadet edersiniz |
| 12 | 2. çoğul dişi | تَفْعَلْنَ | tef'alne | تَعْبُدْنَ | ta'budne | siz (kadınlar) ibadet edersiniz |
| 13 | 1. tekil | أَفْعَلُ | ef'alu | أَعْبُدُ | a'budu | ben ibadet ederim |
| 14 | 1. çoğul | نَفْعَلُ | nef'alu | نَعْبُدُ | na'budu | biz ibadet ederiz |
Dikkat edilecek noktalar: (1) تَفْعَلُ hem "sen (erkek)" hem "o (kadın)" anlamına gelir; bağlamdan ayırt edilir. (2) تَفْعَلَانِ üç şahısta ortaktır. (3) Sonu ـونَ, ـانِ, ـينَ ile biten beş çekim (يَفْعَلَانِ, يَفْعَلُونَ, تَفْعَلَانِ, تَفْعَلُونَ, تَفْعَلِينَ) "ef'âl-i hamse" (beş fiil) diye anılır; bunların sonundaki nun, cezm ve nasb halinde düşer (aşağıda). (4) Dişi çoğuldaki ـْنَ eki hiçbir halde düşmez.
Orta harfin harekesi: mazi-muzari eşleri. Muzarideki orta harfin harekesi fiilden fiile değişir ve sözlükte fiille birlikte verilir. Bu yüzden fiilleri çift olarak ezberle:
| Mazi | Muzari | Okunuş | Anlam | Orta hareke |
|---|---|---|---|---|
| نَصَرَ | يَنْصُرُ | nasara – yansuru | yardım etti – eder | damma |
| كَتَبَ | يَكْتُبُ | ketebe – yektubu | yazdı – yazar | damma |
| عَبَدَ | يَعْبُدُ | abede – ya'budu | ibadet etti – eder | damma |
| ضَرَبَ | يَضْرِبُ | darabe – yadribu | vurdu – vurur; (misal) verdi | kesra |
| غَفَرَ | يَغْفِرُ | gafera – yağfiru | bağışladı – bağışlar | kesra |
| فَتَحَ | يَفْتَحُ | feteha – yeftehu | açtı – açar | fetha |
| جَعَلَ | يَجْعَلُ | ce'ale – yec'alu | kıldı – kılar | fetha |
| عَلِمَ | يَعْلَمُ | alime – ya'lemu | bildi – bilir | fetha |
| سَمِعَ | يَسْمَعُ | semi'a – yesme'u | işitti – işitir | fetha |
Dört harfli ve türemiş fiillerde muzari. Kur'an'daki fiillerin önemli bir kısmı üç harften fazladır (mezid fiiller). Bunlarda muzari harfi çoğu zaman dammalı gelir: آمَنَ (âmene, iman etti) → يُؤْمِنُ (yu'minu, iman eder); أَنْزَلَ (enzele, indirdi) → يُنْزِلُ (yunzilu); أَقَامَ (ekâme, ikame etti) → يُقِيمُ (yukîmu); عَلَّمَ (alleme, öğretti) → يُعَلِّمُ (yuallimu). Diğer bazı kalıplarda fethalı kalır: اسْتَعَانَ (isteâne, yardım istedi) → يَسْتَعِينُ (yesteînu) — Fatiha'daki نَسْتَعِينُ (nesteînu, yardım dileriz) buradan gelir. الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلَاةَ (ellezîne yu'minûne bi'l-gaybi ve yukîmûne's-salâte, "Onlar ki gaybe iman ederler ve namazı kılarlar", Bakara 2:3) ayetinde iki mezid muzari art arda gelir. Mushafta bu kelime الصَّلٰوةَ şeklinde yazılır.
لَا ile olumsuz (şimdiki-geniş zaman). Muzarinin önüne لَا gelir, fiil değişmez: لَا أَعْبُدُ (lâ a'budu, ibadet etmem). Kâfirun suresi bu yapının dersidir: لَا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ (lâ a'budu mâ ta'budûn, "Ben sizin taptıklarınıza tapmam", Kâfirun 109:2). Burada مَا mevsuldür ("şey ki"), تَعْبُدُونَ 2. çoğul erkek muzaridir.
لَمْ ile geçmiş olumsuz. لَمْ muzariyi geçmiş zamana çevirir ve olumsuz yapar; fiilin sonunu cezm eder (meczum yapar). Cezmin kuralları: (1) sonu damma olan çekimlerde damma sükun olur: يَفْعَلُ → لَمْ يَفْعَلْ (lem yef'al, yapmadı); (2) ef'âl-i hamsede son nun düşer: يَفْعَلُونَ → لَمْ يَفْعَلُوا (lem yef'alû, yapmadılar); تَفْعَلِينَ → لَمْ تَفْعَلِي; (3) dişi çoğulda değişiklik olmaz: لَمْ يَفْعَلْنَ; (4) zayıf harfle biten fiillerde son uzun ünlü kısalır: يَدْعُو → لَمْ يَدْعُ; orta harfi zayıf olanlarda ortadaki uzun ünlü kısalır: يَكُونُ → لَمْ يَكُنْ (lem yekun, olmadı). İhlas suresi: لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ ﴿٣﴾ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ ﴿٤﴾ (lem yelid ve lem yûled, ve lem yekun lehû kufuven ehad — "Doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiç kimse O'na denk değildir", İhlas 112:3-4). Burada يَلِدُ (doğurur) → لَمْ يَلِدْ; يُولَدُ (doğurulur, edilgen) → لَمْ يُولَدْ; يَكُونُ → لَمْ يَكُنْ. مَا + mazi ile لَمْ + muzari aynı anlama yakındır, ancak لَمْ daha güçlü ve Kur'an'da daha yaygındır.
Gelecek zaman: سَ ve سَوْفَ. Muzarinin başına سَـ (yakın gelecek, bitişik yazılır) veya سَوْفَ (daha uzak ya da vurgulu gelecek, ayrı yazılır) gelir: سَيَقُولُ (seyekûlu, diyecek), سَوْفَ تَعْلَمُونَ (sevfe ta'lemûn, bileceksiniz). Kur'an'dan: سَيَقُولُ السُّفَهَاءُ مِنَ النَّاسِ (seyekûlu's-sufehâu mine'n-nâs, "İnsanlardan beyinsizler diyecek ki...", Bakara 2:142); كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ (kellâ sevfe ta'lemûn, "Hayır, yakında bileceksiniz", Tekâsür 102:3); وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَىٰ (ve le-sevfe yu'tîke rabbuke fe-terdâ, "Rabbin sana verecek ve sen razı olacaksın", Duha 93:5). Geleceğin olumsuzu için لَنْ kullanılır ve fiili mansub yapar (son hareke fetha, ef'âl-i hamsede nun düşer): لَنْ تَرَانِي (len terânî, "Beni asla göremezsin", A'raf 7:143). Bu yapıyı şimdilik tanıman yeterli.
Emir. Emir, muzarinin ikinci şahıs (muhatab) çekimlerinden türetilir. Adımlar:
- İkinci şahıs muzariyi al: تَفْعَلُ.
- Baştaki تَـ harfini at: فْعَلُ.
- Kalan kelime sakin harfle başladığı için telaffuz edilemez; başına hemze-i vasl ekle: orta harf dammalıysa اُ, fetha veya kesralıysa اِ: اِفْعَلْ.
- Sonu cezm et (tıpkı لَمْ'deki gibi): اِفْعَلْ.
| Şahıs | Emir | Okunuş | يَكْتُبُ'dan | Okunuş | Anlam |
|---|---|---|---|---|---|
| 2. tekil erkek | اِفْعَلْ | if'al | اُكْتُبْ | uktub | yaz! |
| 2. ikil | اِفْعَلَا | if'alâ | اُكْتُبَا | uktubâ | ikiniz yazın! |
| 2. çoğul erkek | اِفْعَلُوا | if'alû | اُكْتُبُوا | uktubû | yazın! |
| 2. tekil dişi | اِفْعَلِي | if'alî | اُكْتُبِي | uktubî | yaz! (kadın) |
| 2. ikil dişi | اِفْعَلَا | if'alâ | اُكْتُبَا | uktubâ | ikiniz yazın! (kadın) |
| 2. çoğul dişi | اِفْعَلْنَ | if'alne | اُكْتُبْنَ | uktubne | yazın! (kadınlar) |
Örnekler: يَقْرَأُ → اِقْرَأْ (ikra', oku! — Alak 96:1). يَعْبُدُ → اُعْبُدْ; çoğulu: يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ (yâ eyyuhe'n-nâsu'budû rabbekum, "Ey insanlar! Rabbinize ibadet edin", Bakara 2:21). Hemze-i vasl cümle ortasında okunmaz; bu yüzden "en-nâsu'budû" diye bağlanır. يَغْفِرُ → اِغْفِرْ (iğfir, bağışla) — Rabbena duasındaki رَبَّنَا اغْفِرْ لِي.
Bazı fiillerde emir hemzesiz ya da kısalmış gelir, çünkü muzari harfi atılınca kalan ilk harf zaten harekelidir veya kök zayıftır: يَقُولُ → قُلْ (kul, de!) — Kur'an'da 300'ü aşkın yerde geçer; قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ (İhlas 112:1). يَهْدِي → اهْدِ (ihdi, ilet) → Fatiha'daki اهْدِنَا. يُؤْتِي (verir) → آتِ (âti, ver) → آتِنَا (bize ver). يَقِي → قِ (kı, koru) → قِنَا (bizi koru). Dört harfli kalıplardan: يُسَبِّحُ → سَبِّحْ (sebbih, tesbih et); يُصَلِّي → صَلِّ (salli, salat eyle) — Salli duasındaki اللّٰهُمَّ صَلِّ; يُبَارِكُ → بَارِكْ (bârik, bereket ver). Nasr suresi: فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ (fe sebbih bi-hamdi rabbike ve'stağfirh, "Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan bağışlanma dile", Nasr 110:3).
Önemli bir anlam notu: Allah'a yöneltilen emir kipi bir "emir" değil, dua ve niyazdır. Dilbilgisinde biçim aynıdır, ama kuldan Rabbe yönelen emir sığası dua anlamı taşır. Belagat kitapları bunu açıkça söyler; namazda اهْدِنَا derken buyurmuyor, yalvarıyorsun.
Nehiy (olumsuz emir, yasaklama). لَا + ikinci şahıs muzari + cezm: تَفْعَلُ → لَا تَفْعَلْ (lâ tef'al, yapma!); تَفْعَلُونَ → لَا تَفْعَلُوا (lâ tef'alû, yapmayın!). Bu لَا, olumsuzluk لَا'sından farklıdır: fiili cezm eder. Ayırt etme: لَا أَعْبُدُ (sonu damma, "ibadet etmem" — olumsuzluk) ile لَا تَعْبُدُوا (nun düşmüş, "ibadet etmeyin" — nehiy). Kur'an'dan: لَا تَحْزَنْ إِنَّ اللّٰهَ مَعَنَا (lâ tahzen innallâhe meanâ, "Üzülme, Allah bizimle beraberdir", Tevbe 9:40). وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنَىٰ (ve lâ takrabu'z-zinâ, "Zinaya yaklaşmayın", İsra 17:32). Dua bağlamında da kullanılır: رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا (rabbenâ lâ tuâhiznâ, "Rabbimiz, bizi sorumlu tutma", Bakara 2:286).
Özet tablo: bir fiilin bütün zamanları. ع ب د kökü üzerinden:
| Anlam | Arapça | Okunuş |
|---|---|---|
| ibadet etti | عَبَدَ | abede |
| ibadet etmedi | مَا عَبَدَ / لَمْ يَعْبُدْ | mâ abede / lem ya'bud |
| ibadet eder / ediyor | يَعْبُدُ | ya'budu |
| ibadet etmez | لَا يَعْبُدُ | lâ ya'budu |
| ibadet edecek | سَيَعْبُدُ / سَوْفَ يَعْبُدُ | seya'budu / sevfe ya'budu |
| asla ibadet etmeyecek | لَنْ يَعْبُدَ | len ya'bude |
| ibadet et! | اُعْبُدْ | u'bud |
| ibadet etme! | لَا تَعْبُدْ | lâ ta'bud |
Bu tabloyu defterinin ilk sayfasına yapıştır; her yeni fiil öğrendiğinde aynı sekiz satırı onunla doldur.
Örnekler
- Basit: نَذْهَبُ إِلَى الْمَسْجِدِ (nezhebu ile'l-mescid, mescide gidiyoruz) → سَنَذْهَبُ (gideceğiz) → لَمْ نَذْهَبْ (gitmedik) → اِذْهَبْ (git!) → لَا تَذْهَبْ (gitme!).
- Orta: إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ (iyyâke na'budu ve iyyâke nesteîn, "Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz", Fatiha 1:5). İki muzari de 1. çoğul (نَـ ön eki); ikisi de sürekliliği anlatır: bu bir kerelik değil, hayat boyu süren bir ahittir. Muzarinin "sürekli-geniş zaman" anlamı burada belirgindir.
- Gerçek hayat (Kur'an): قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ ﴿١﴾ لَا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ ﴿٢﴾ وَلَا أَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ ﴿٣﴾ (kul yâ eyyuhe'l-kâfirûn, lâ a'budu mâ ta'budûn, ve lâ entum âbidûne mâ a'bud — "De ki: Ey kâfirler! Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz", Kâfirun 109:1-3). قُلْ emir; أَعْبُدُ 1. tekil muzari; تَعْبُدُونَ 2. çoğul muzari; عَابِدُونَ فَاعِلٌ vezninde isim (ibadet edenler), çoğul; أَنْتُمْ munfasıl zamir. Tek bir sure, bu dersin ve önceki derslerin neredeyse tamamını içerir.
Uygulama
Şimdi sıra sende: (1) يَفْعَلُ tablosunu ezberden yaz; sonra يَنْصُرُ, يَعْلَمُ ve يَغْفِرُ ile doldur. (2) "Özet tablo"daki sekiz satırı كَتَبَ – يَكْتُبُ, غَفَرَ – يَغْفِرُ ve عَلِمَ – يَعْلَمُ için doldur (emir: اُكْتُبْ, اِغْفِرْ, اِعْلَمْ). (3) Namazda okuduğun dualardaki bütün fiilleri bir listeye çıkar ve her birinin mazi / muzari / emir olduğunu yaz. İpucu: Fatiha'da iki muzari, bir emir, bir mazi; Rabbena'da üç emir ve bir muzari var. (4) Kâfirun suresinin tamamını kelime kelime Türkçeye çevir. Hedef: bir fiili gördüğünde zamanını, şahsını ve olumlu-olumsuzluğunu çözebilmek.
Mini test
- Muzari fiilin başına gelen dört harf hangileridir ve her biri hangi şahısları gösterir?
- لَمْ يَلِدْ ifadesini çevir ve يَلِدُ'nün sonunun neden sakin olduğunu açıkla.
- سَوْفَ تَعْلَمُونَ ifadesini çevir.
- يَكْتُبُ fiilinden 2. tekil erkek emri türet ve adımları yaz.
- لَا أَعْبُدُ ile لَا تَعْبُدُوا arasındaki fark nedir?
Cevapları göster
- أَ (ben), نَ (biz), تَ (sen/siz; o-dişi, ikisi-dişi), يَ (o-erkek, onlar, ikisi-erkek; dişi çoğul).
- "Doğurmadı." لَمْ muzariyi cezm eder; sonu damma olan fiilde damma sükuna döner.
- "Yakında bileceksiniz."
- تَكْتُبُ → تَـ atılır → كْتُبُ → orta harf dammalı olduğu için başa اُ eklenir → son cezm edilir: اُكْتُبْ (uktub).
- لَا أَعْبُدُ olumsuz muzaridir ("ibadet etmem"; fiil değişmez). لَا تَعْبُدُوا nehiydir ("ibadet etmeyin"; fiil cezm edilmiş, nun düşmüş).
Özet
Muzari başa أَ تَ يَ نَ harflerinden birini alarak çekilir ve şimdiki, geniş ve sürekli zamanı anlatır; mezid fiillerde muzari harfi çoğunlukla dammalıdır. لَا + muzari şimdiki zaman olumsuzu, لَمْ + meczum muzari geçmiş zaman olumsuzu, لَنْ + mansub muzari gelecek zaman olumsuzudur. سَـ ve سَوْفَ gelecek zaman katar. Emir, ikinci şahıs muzariden baştaki harf atılıp gerekirse hemze-i vasl eklenerek ve sonu cezm edilerek yapılır; Allah'a yöneltilen emir dua anlamı taşır. Nehiy لَا + meczum muzaridir.
Sonraki derse hazırlık
Ders 7.7'de Kur'an'da en sık geçen kelimeleri kök sistemiyle öğreneceksin. Hazırlık: Şimdiye kadar derslerde gördüğün ve anlamını bildiğin bütün Arapça kelimeleri bir listeye yaz. Kaç kelime biliyorsun? Bu sayıyı not et; Ders 7.7 sonunda karşılaştıracağız.