İçeriğe geç

Ders 7.5 · Seviye 1 · Arapça 1: Okuma ve Temel Kelime

Fiil cümlesi ve mazi

1.596 kelime · yaklaşık 7 dakika okuma

Giriş

Arapça kelimelerin büyük çoğunluğu üç harfli bir kökten türer ve bu kökler belli kalıplara (vezinlere) dökülerek yeni anlamlar kazanır. Bu sistemi kavrayan biri, bir kelimeyi bildiğinde onun ailesinden onlarca kelimeyi de tanımaya başlar. Bu derste önce kök mantığını ve kalıpları göstermek için kullanılan ف ع ل (fe-ayn-lam) ölçüsünü, sonra geçmiş zaman fiilini (mazi) ve 14 şahıslık çekimini, ardından fiil cümlesinin yapısını (fiil + fail + mef'ul) ve mazinin مَا ile olumsuzunu öğreneceksin. Kur'an'daki kıssaların, yani geçmiş peygamberlerin anlatıldığı bölümlerin dili büyük ölçüde mazidir.

Ana anlatım

Kök nedir. Kök, bir kelime ailesinin ortak anlam çekirdeğini taşıyan (çoğunlukla) üç ünsüz harftir. Örneğin ك ت ب kökü "yazmak" kavramını taşır:

KelimeOkunuşKalıpAnlam
كَتَبَketebeفَعَلَyazdı
يَكْتُبُyektubuيَفْعُلُyazar, yazıyor
كَاتِبٌkâtibunفَاعِلٌyazan, kâtip
مَكْتُوبٌmektûbunمَفْعُولٌyazılmış, mektup
كِتَابٌkitâbunفِعَالٌyazılı şey, kitap
مَكْتَبٌmektebunمَفْعَلٌyazma yeri, mektep

Aynı sistem ع ل م (bilmek) kökünde: عَلِمَ (alime, bildi), عِلْمٌ (ilmun, ilim), عَالِمٌ (âlimun, bilen), مَعْلُومٌ (ma'lûmun, bilinen), عَلِيمٌ (alîmun, çok bilen), عَلَّمَ (alleme, öğretti), مُعَلِّمٌ (muallimun, öğretmen), الْعَالَمِينَ (el-âlemîne, âlemler; birçok dilci ve müfessir bu kelimeyi "Yaratıcının bilinmesine alamet olan şeyler" anlamıyla aynı köke bağlar). ر ح م (merhamet): رَحِمَ (rahime, merhamet etti), رَحْمَةٌ (rahmetun), الرَّحْمٰنُ, الرَّحِيمُ, أَرْحَمُ (erhamu, en merhametli), رَحِمٌ (rahimun, ana rahmi — merhametin yuvası). س ج د (secde): سَجَدَ (secede, secde etti), سُجُودٌ (sucûdun, secde etme), سَاجِدٌ (sâcidun, secde eden), مَسْجِدٌ (mescidun, secde yeri).

Vezin ve ف ع ل ölçüsü. Arap dilbilginleri kalıpları göstermek için ف ع ل kökünü "ölçü" olarak kullanır. Kökün birinci harfi "fe", ikincisi "ayn", üçüncüsü "lam" harfinin yerine konur. Örneğin كَاتِبٌ "فَاعِلٌ vezninde" demek, ك = ف, ت = ع, ب = ل demektir ve kalıbın "yapan kişi" anlamı taşıdığını gösterir. Aynı vezinde: عَالِمٌ (bilen), سَاجِدٌ (secde eden), كَافِرٌ (inkâr eden), ظَالِمٌ (zulmeden). مَفْعُولٌ vezni ise "yapılan, maruz kalan" anlamıdır: مَعْلُومٌ (bilinen), مَغْضُوبٌ (gazaba uğrayan — Fatiha'daki الْمَغْضُوبِ). Mushaf açtığında bir kelimenin başında مَـ, ortasında ـا veya ـو gördüğünde vezni tahmin etmek, anlamı kökten çıkarmanı sağlar.

Kök bulmanın üç adımı. (1) Yapışık ön ve son ekleri ayır (وَ, فَـ, الـ, ـهُمْ, ـكَ...). (2) Kalıba ait ek harfleri ayır: başta مـ, تـ, يـ, أ, نـ, اسْتـ; ortada ا, و, ي (uzatma harfleri); sonda ة, ان, ون, ين, ات. (3) Kalan üç harf çoğunlukla köktür. Örnek: الْمُسْتَقِيمَ → الـ at → مُسْتَقِيم → مـ ve سْتـ ek harfleri → قِيم → ق و م kökü (kalkmak, dik durmak). Dikkat: ortada görünen ي, aslı و olan bir kök harfidir; bu tür "illetli" (zayıf harfli) kökler Modül 13'ün konusudur. Şimdilik corpus.quran.com'da kelimeye tıklayarak kökü kontrol edebilirsin.

Mazi (geçmiş zaman) fiili. Arapçada fiilin sözlükteki temel hali, üçüncü tekil erkek şahıs mazi halidir: فَعَلَ (fe'ale, o yaptı). Türkçede mastar ("yapmak") sözlük başı iken Arapçada "o yaptı" başlık kelimedir. Mazi, fiilin sonuna ekler getirerek çekilir; bu ekler aynı zamanda özneyi (faili) gösterir. Tam çekim tablosu:

#ŞahısفَعَلَOkunuşكَتَبَOkunuşAnlam
13. tekil erkekفَعَلَfe'aleكَتَبَketebeo yazdı
23. ikil erkekفَعَلَاfe'alâكَتَبَاketebâo ikisi yazdı
33. çoğul erkekفَعَلُواfe'alûكَتَبُواketebûonlar yazdı
43. tekil dişiفَعَلَتْfe'aletكَتَبَتْketebeto (kadın) yazdı
53. ikil dişiفَعَلَتَاfe'aletâكَتَبَتَاketebetâo ikisi (kadın) yazdı
63. çoğul dişiفَعَلْنَfe'alneكَتَبْنَketebneonlar (kadınlar) yazdı
72. tekil erkekفَعَلْتَfe'alteكَتَبْتَketebtesen yazdın
82. ikil erkekفَعَلْتُمَاfe'altumâكَتَبْتُمَاketebtumâikiniz yazdınız
92. çoğul erkekفَعَلْتُمْfe'altumكَتَبْتُمْketebtumsiz yazdınız
102. tekil dişiفَعَلْتِfe'altiكَتَبْتِketebtisen (kadın) yazdın
112. ikil dişiفَعَلْتُمَاfe'altumâكَتَبْتُمَاketebtumâikiniz (kadın) yazdınız
122. çoğul dişiفَعَلْتُنَّfe'altunneكَتَبْتُنَّketebtunnesiz (kadınlar) yazdınız
131. tekilفَعَلْتُfe'altuكَتَبْتُketebtuben yazdım
141. çoğulفَعَلْنَاfe'alnâكَتَبْنَاketebnâbiz yazdık

Tabloyu ezberlerken ekleri zamirlerle karşılaştır: ـتَ ↔ أَنْتَ, ـتُمَا ↔ أَنْتُمَا, ـتُمْ ↔ أَنْتُمْ, ـتِ ↔ أَنْتِ, ـتُنَّ ↔ أَنْتُنَّ. İkinci şahıs ekleri, ayrı zamirlerin "-nt" sonrasıdır. ـنَا ise hem "biz" öznesi (كَتَبْنَا, yazdık) hem de "bizi" nesnesi (اهْدِنَا, bizi ilet) olabilir; ayırt etmenin yolu, ekten önceki harfin harekesidir: özne ـنَا'dan önce harf sakin olur (كَتَبْنَا), nesne ـنَا'dan önce harekeli (نَصَرَنَا, o bize yardım etti). Üçüncü çoğul ـُوا ekinin sonundaki elif okunmaz; yalnız yazıda bulunur ("ketebû"). Kur'an'da en sık gördüğün kalıplardan biri: آمَنُوا (âmenû, iman ettiler) ve عَمِلُوا (amilû, yaptılar).

Mazinin harekeleri: üç kalıp. Üç harfli fiillerin maziye ait üç ana kalıbı vardır; fark, orta harfin harekesindedir: فَعَلَ (كَتَبَ, خَلَقَ, نَصَرَ, جَعَلَ), فَعِلَ (عَلِمَ, سَمِعَ, عَمِلَ, رَحِمَ), فَعُلَ (كَرُمَ "cömert oldu", كَبُرَ "büyük oldu" — daha az). Çekim ekleri üçünde de aynıdır: عَلِمْتُ (alimtu, bildim), سَمِعْنَا (semi'nâ, işittik) — Kur'an'daki سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا (semi'nâ ve eta'nâ, "işittik ve itaat ettik", Bakara 2:285) ifadesi gibi.

Zayıf fiillerde kısalma (tanıma düzeyinde). Orta harfi و veya ي olan fiiller (ecvef) bazı şahıslarda kısalır. Kur'an'da çok sık oldukları için şimdiden tanı: قَالَ (kâle, dedi) → قَالُوا (kâlû, dediler), قُلْتُ (kultu, dedim), قُلْنَا (kulnâ, dedik). كَانَ (kâne, oldu, idi) → كَانُوا (kânû, idiler), كُنْتُ (kuntu, idim), كُنْتُمْ (kuntum, idiniz), كُنَّا (kunnâ, idik). Kural: fiilin son kök harfini sakin yapan bir ek geldiğinde (ـتُ, ـنَا, ـتُمْ, ـنَ) iki sakin yan yana gelir ve ortadaki uzun elif düşer. Tam kuralları Modül 13'te göreceksin.

Fiil cümlesi. Fiille başlayan cümleye fiil cümlesi (cümle-i fi'liyye) denir. Temel sıra: fiil + fail (özne) + mef'ul (nesne). Türkçenin tam tersidir (Türkçede özne-nesne-yüklem). Kurallar:

  1. Fail merfudur (-u), mef'ul mansubdur (-a). Kelime sırası esnek olsa bile hal ekleri kimin kime ne yaptığını gösterir.
  2. Fail açıkça (isim olarak) belirtilmişse fiil tekil kalır, çoğul öznede bile: جَاءَ الْمُسْلِمُونَ (câe'l-muslimûne, Müslümanlar geldi) — جَاؤُوا değil.
  3. Fiil faile cinsiyette uyar: قَالَ رَجُلٌ (bir adam dedi), قَالَتِ امْرَأَةٌ (bir kadın dedi). Kırık çoğul veya akılsız çoğul failde fiil erkek ya da dişi gelebilir: قَالَتِ الْأَعْرَابُ آمَنَّا (kâleti'l-a'râbu âmennâ, "Bedeviler 'iman ettik' dediler", Hucurat 49:14).
  4. Fail ayrı söylenmemişse fiilin ekindeki zamir faildir: كَتَبْتُ (ben yazdım) tek başına tam bir cümledir.

Örnekler: كَتَبَ الطَّالِبُ الدَّرْسَ (ketebe't-tâlibu'd-derse, öğrenci dersi yazdı): كَتَبَ fiil, الطَّالِبُ fail (merfu), الدَّرْسَ mef'ul (mansub). خَلَقَ اللّٰهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ (halakallâhu's-semâvâti ve'l-arda, "Allah gökleri ve yeri yarattı", Ankebut 29:44): fail اللّٰهُ, mef'ul السَّمَاوَاتِ (kadın sağlam çoğul; mansubu kesra ile gelir, bu bir istisnadır) ve الْأَرْضَ. Mef'ul zamirse fiile bitişir ve failden önce gelir: وَلَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ بِبَدْرٍ (ve lekad nasarakumullâhu bi-bedrin, "Andolsun Allah size Bedir'de yardım etti", Âl-i İmrân 3:123): نَصَرَ fiil + ـكُمْ mef'ul (sizi) + اللّٰهُ fail.

قَدْ ile pekiştirme. قَدْ + mazi, olayın gerçekleştiğini vurgular: "gerçekten, muhakkak ...mıştır". قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (Mü'minun 23:1), قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَكَّاهَا (kad efleha men zekkâhâ, "Onu arındıran gerçekten kurtuluşa ermiştir", Şems 91:9).

Olumsuzluk: مَا + mazi. Geçmiş zamanı olumsuz yapmanın en yalın yolu fiilin önüne مَا getirmektir; fiilin kendisi değişmez: مَا كَتَبَ (mâ ketebe, yazmadı). مَا كَتَبْتُ (mâ ketebtu, yazmadım). Kur'an'dan: مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ (mâ vedde'ake rabbuke ve mâ kalâ, "Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da", Duha 93:3). مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ (mâ dalle sâhibukum ve mâ gavâ, "Arkadaşınız sapmadı ve azmadı", Necm 53:2). Dikkat: مَا kelimesinin Kur'an'da başka görevleri de vardır (Ders 7.3'te gördüğün mevsul "şey ki", soru "ne?"). Ayırt etme ipucu: مَا'dan hemen sonra mazi fiil geliyor ve cümle "yapmadı" anlamıyla tutarlıysa olumsuzluktur. Ders 7.6'da geçmişi olumsuz yapmanın ikinci yolunu (لَمْ + muzari) göreceksin; Kur'an'da o daha da yaygındır.

Örnekler

  • Basit: ذَهَبَ الْوَلَدُ (zehebe'l-veledu, çocuk gitti) → ذَهَبَتِ الْبِنْتُ (zehebeti'l-bintu, kız gitti) → ذَهَبْنَا (zehebnâ, gittik) → مَا ذَهَبْتُ (mâ zehebtu, gitmedim). Tek fiil, dört farklı cümle.
  • Orta: قَالُوا آمَنَّا (kâlû âmennâ, "İman ettik dediler", Bakara 2:14'te bu ifade geçer). قَالُوا = "dediler" (3. çoğul erkek); آمَنَّا = آمَنَ + ـنَا, "iman ettik" (1. çoğul; iki nun birleşip şeddeli olmuştur). İki kelimelik tam bir cümle, iki ayrı özne.
  • Gerçek hayat (Kur'an): إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ (illellezîne âmenû ve amilu's-sâlihât, "Ancak iman edip salih ameller işleyenler müstesna", Asr 103:3). الَّذِينَ mevsul + آمَنُوا (iman ettiler) + وَ + عَمِلُوا (yaptılar) + الصَّالِحَاتِ (salih amelleri — kadın sağlam çoğul, mef'ul, mansub olduğu için kesralı). Surenin kalanı: وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ (ve tevâsav bi'l-hakkı ve tevâsav bi's-sabr, "birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler") — تَوَاصَوْا da 3. çoğul erkek mazidir (ileri seviye bir babdan).

Uygulama

Şimdi sıra sende: (1) فَعَلَ tablosunu ezberden yaz; sonra aynı tabloyu خَلَقَ (yarattı), نَصَرَ (yardım etti) ve عَلِمَ (bildi) fiilleriyle doldur. عَلِمَ'de orta harfin kesralı olduğunu unutma: عَلِمْتُ, عَلِمْنَا. (2) Aşağıdaki kelimelerin kökünü ve veznini bul: عَابِدٌ, مَعْبُودٌ, عِبَادَةٌ, مَسْجِدٌ, شَاكِرٌ, مَشْكُورٌ, خَالِقٌ, مَخْلُوقٌ. (3) Duha suresini (93) aç; bütün mazi fiilleri bul, şahıslarını belirle ve مَا ile olumsuz olanları işaretle. Hedef: mazi çekimini ezbere bilmek ve bir fiil cümlesinde faili ve mef'ulü hal ekleriyle ayırt edebilmek.

Mini test

  1. مَكْتُوبٌ kelimesinin kökü ve vezni nedir? Vezin hangi anlamı taşır?
  2. فَعَلْتُمْ ve فَعَلْتُنَّ çekimlerini Türkçeye çevir.
  3. جَاءَ الْمُؤْمِنُونَ cümlesinde fiil neden çoğul değildir?
  4. نَصَرَكُمُ اللّٰهُ ifadesinde fail ve mef'ul hangisidir?
  5. "Yazmadık" anlamını مَا ile Arapça yaz.
Cevapları göster
  1. Kök ك ت ب; vezin مَفْعُولٌ; "yapılmış, maruz kalmış" anlamı: yazılmış (şey).
  2. فَعَلْتُمْ: siz (erkekler) yaptınız; فَعَلْتُنَّ: siz (kadınlar) yaptınız.
  3. Fail açıkça isim olarak belirtildiğinde fiil tekil kalır.
  4. Fail: اللّٰهُ (merfu). Mef'ul: ـكُمْ (sizi), fiile bitişik zamir.
  5. مَا كَتَبْنَا (mâ ketebnâ).

Özet

Arapça kelimeler çoğunlukla üç harfli köklerden türer ve kalıplar ف ع ل ölçüsüyle gösterilir: فَاعِلٌ yapan, مَفْعُولٌ yapılan, مَفْعَلٌ yapılan yer gibi. Mazi fiil sözlüğün başlık kelimesidir ve sonuna aldığı eklerle 14 şahısa çekilir (فَعَلَ ... فَعَلْنَا). Fiil cümlesinin sırası fiil + fail + mef'uldür; fail merfu, mef'ul mansubdur; açık failde fiil tekil kalır ama cinsiyette uyar. قَدْ mazi ile gerçekleşmeyi pekiştirir; مَا mazi ile olumsuzluk yapar.

Sonraki derse hazırlık

Ders 7.6'da şimdiki-geniş zamanı (muzari), gelecek zamanı, emir ve yasaklamayı öğreneceksin. Hazırlık: Fatiha'daki نَعْبُدُ ve نَسْتَعِينُ kelimelerine bak; ikisi de aynı harfle başlıyor. Bu ilk harfin ne anlama geldiğini tahmin et (ipucu: نَحْنُ zamirini hatırla).


Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.