Giriş
Arap dilbilginleri bütün kelimeleri yalnızca üç türe ayırır: isim, fiil ve harf. Türkçede isim, sıfat, zarf, zamir, edat, bağlaç, ünlem gibi sekiz-dokuz tür sayılırken Arapçanın üçlü sistemi ilk bakışta fazla basit görünebilir; ama bu sadelik okumayı kolaylaştırır. Bu derste bir kelimenin hangi türe ait olduğunu anlamanı sağlayan "alametleri" (işaretleri), ismin müzekker-müennes (erkek-dişi) ayrımını, tekil-ikil-çoğul hallerini ve belirli-belirsiz kullanımını öğreneceksin. Bu bilgilerle bir ayet parçasına baktığında kelimelerin "kimliğini" görmeye başlayacaksın.
Ana anlatım
Kelimenin üç türü. Klasik nahiv kitapları (örneğin Osmanlı medreselerinde okutulan Avamil, İzhar ve Kâfiye gelenekleri) kelimeyi (kelime) şöyle tanımlar: tek bir anlamı gösteren söz. Bu söz ya kendi başına bir anlam taşır ve zamana bağlı değildir (isim), ya kendi başına anlam taşır ve bir zamana bağlıdır (fiil), ya da kendi başına tam anlam taşımaz, ancak başka kelimelerle anlam kazanır (harf). Buna göre:
- İsim: Varlıkların, kavramların, niteliklerin adları. Türkçedeki isim, sıfat, zamir ve birçok zarf Arapçada "isim" sayılır. كِتَابٌ (kitâbun, kitap), رَحِيمٌ (rahîmun, merhametli), هُوَ (huve, o), اللّٰهُ (Allâh), عِلْمٌ (ilmun, ilim), يَوْمٌ (yevmun, gün).
- Fiil: Bir zamanda gerçekleşen iş, oluş ya da hareket. كَتَبَ (ketebe, yazdı), يَكْتُبُ (yektubu, yazıyor/yazar), اُكْتُبْ (uktub, yaz!).
- Harf: Kendi başına anlamı eksik, bağlayıcı ya da işlevsel kelimeler. فِي (fî, içinde), مِنْ (min, -den), وَ (ve, ve), لَمْ (lem, -medi), إِنَّ (inne, şüphesiz), هَلْ (hel, soru edatı).
Dikkat: Arapçadaki "harf" terimi burada alfabedeki harf anlamında değil, "edat" anlamında kullanılır. İkisini karıştırmamak için bu modülde "harf" dediğimizde kelime türünü kastettiğimizi bağlamdan anlayacaksın; gerektiğinde "edat" diyeceğiz.
İsmin alametleri. Bir kelimenin isim olduğunu şu işaretlerden birinin varlığıyla anlarsın:
- Tenvin: Kelime sonundaki çift hareke (ـٌ ـً ـٍ), yani "-un, -en, -in" sesi. Tenvin yalnız isme gelir: كِتَابٌ (kitâbun), رَسُولًا (rasûlen), بَيْتٍ (beytin). Fiilde tenvin olmaz. Tenvin çoğu zaman belirsizlik gösterir: "bir kitap".
- Belirlilik takısı الـ: Yalnız isme gelir: الْكِتَابُ (el-kitâbu), الرَّحِيمُ (er-rahîmu). Hiçbir fiilin başına الـ gelmez.
- Cer (esre hali): Bir kelime harf-i cerden (بِـ, فِي, مِنْ, إِلَىٰ, عَلَىٰ...) sonra geliyor ya da isim tamlamasının ikinci öğesi oluyorsa, sonu kesra ile biter; buna "mecrur" denir ve yalnız isimlerde olur: بِسْمِ (bismi), فِي الْأَرْضِ (fi'l-ardı), رَبِّ الْعَالَمِينَ (rabbi'l-âlemîne).
- Nida (seslenme): يَا (yâ, ey) ile seslenilen kelime isimdir: يَا رَبِّ (yâ rabbi, ey Rabbim), يَا أَيُّهَا النَّاسُ (yâ eyyuhe'n-nâsu, ey insanlar).
- İsnad (hakkında bir şey söylenmesi): Bir kelime hakkında hüküm verilebiliyorsa, yani cümlenin konusu olabiliyorsa isimdir: اللّٰهُ أَكْبَرُ (Allahu ekber) cümlesinde اللّٰهُ hakkında "en büyüktür" hükmü verilmiştir. Zamirler de bu yüzden isimdir.
Bu alametlerin hepsinin aynı kelimede bulunması gerekmez; biri yeterlidir. Hatta bazıları birlikte gelemez: bir isim hem الـ hem tenvin alamaz (الْكِتَابٌ diye bir şey yoktur).
Fiilin alametleri. Fiili tanımanın en pratik yolları şunlardır:
- قَدْ (kad): Mazi ile "muhakkak, gerçekten" anlamı verir, muzari ile "bazen, olabilir": قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (kad efleha'l-mu'minûn, "Müminler gerçekten kurtuluşa ermiştir", Mü'minun 23:1).
- سَ / سَوْفَ (se / sevfe): Muzariye gelecek anlamı katar: سَوْفَ تَعْلَمُونَ (sevfe ta'lemûn, "yakında bileceksiniz").
- Sakin dişilik te'si (ـتْ): Mazi fiilin sonuna gelir ve öznenin dişil olduğunu gösterir: قَالَتْ (kâlet, o kadın dedi). Dikkat: bu, ismin sonundaki ta-i merbuta (ة) değildir; açık ve sakin bir te'dir.
- Fail zamiri ekleri: ـتُ ـتَ ـتِ ـنَا ـوا gibi ekler (Ders 7.5): قُلْتُ (kultu, dedim), أَنْعَمْتَ (en'amte, nimet verdin).
- لَمْ (lem): Muzariyi olumsuz geçmişe çevirir: لَمْ يَلِدْ (lem yelid, doğurmadı).
- Emir sığası ve te'kid nunu: اُكْتُبْ (yaz), لَيُسْجَنَنَّ (mutlaka hapsedilecek, Yusuf 12:32 — ileri seviye; şimdilik sadece tanı).
Harfin alameti. Harfin alameti, hiçbir alamet almamasıdır: tenvin almaz, الـ almaz, fiil ekleri almaz. فِي, مِنْ, ثُمَّ, لَا, إِنَّ, هَلْ kelimelerinin sonu her zaman aynıdır, değişmez. Bu yüzden harfler kelime listelerinde "sabit" kelimelerdir ve ezberlemesi kolaydır.
Müzekker ve müennes (erkek ve dişi). Arapçada her isim ya müzekker ya müennestir; cansız varlıklar da buna dahildir. Bu, Türkçe konuşanlara yabancı gelir ama okumada büyük kolaylık sağlar: cümledeki fiil ve sıfat, ismin cinsiyetine uyum sağladığı için kimin kimden bahsettiğini takip edebilirsin. Müennesliğin üç işareti vardır:
- Ta-i merbuta (ة): مُسْلِمٌ (muslimun) → مُسْلِمَةٌ (muslimetun); مُؤْمِنٌ (mu'minun) → مُؤْمِنَةٌ (mu'minetun); رَحْمَةٌ (rahmetun), جَنَّةٌ (cennetun).
- Elif-i maksura (ى): كُبْرَىٰ (kubrâ, en büyük — dişil), دُنْيَا (dunyâ, en yakın → dünya; aslı elif-i maksuradır, önünde ي bulunduğu için düz elifle yazılır), ذِكْرَىٰ (zikrâ, öğüt).
- Elif-i memdude (اء): حَمْرَاءُ (hamrâu, kırmızı — dişil), صَحْرَاءُ (sahrâu, çöl).
Bir de işareti olmadığı halde müennes kabul edilen isimler vardır (semai müennes, yani "duyularak öğrenilen"): شَمْسٌ (şemsun, güneş), أَرْضٌ (ardun, yer), نَارٌ (nârun, ateş), نَفْسٌ (nefsun, nefis), دَارٌ (dârun, yurt), رِيحٌ (rîhun, rüzgâr), عَيْنٌ (aynun, göz), يَدٌ (yedun, el) ve çift organların çoğu. Bunları Ders 7.7'deki kelime listesinde "(m.)" (müennes) işaretiyle göreceksin. Tersi de var: خَلِيفَةٌ (halîfetun, halife) ta-i merbuta taşır ama bir erkeği gösterdiğinde anlamca erkektir.
Tekil, ikil, çoğul. Arapçada sayı üçlüdür: tekil (müfred), ikil (tesniye) ve çoğul (cemi). İkil, "iki tane" demektir ve kendine özgü bir eki vardır:
| Hal | Tekil | İkil | Cemi müzekker salim | Cemi müennes salim |
|---|---|---|---|---|
| Merfu (özne hali) | مُسْلِمٌ | مُسْلِمَانِ | مُسْلِمُونَ | مُسْلِمَاتٌ |
| Mansub (nesne hali) | مُسْلِمًا | مُسْلِمَيْنِ | مُسْلِمِينَ | مُسْلِمَاتٍ |
| Mecrur (cer hali) | مُسْلِمٍ | مُسْلِمَيْنِ | مُسْلِمِينَ | مُسْلِمَاتٍ |
Okunuşları: muslimun, muslimâni / muslimeyni, muslimûne / muslimîne, muslimâtun / muslimâtin. Tablodan iki kural çıkar: ikil merfuyken ـَانِ, diğer hallerde ـَيْنِ alır; erkek sağlam çoğul merfuyken ـُونَ, diğer hallerde ـِينَ alır. Fatiha'daki الْعَالَمِينَ (el-âlemîne) ve الضَّالِّينَ (ed-dâllîne) mecrur halde erkek sağlam çoğuldur; Mü'minun suresinin başındaki الْمُؤْمِنُونَ (el-mu'minûne) ise merfu haldedir. Kadın sağlam çoğulu ـَاتٌ eki alır: مُؤْمِنَاتٌ, صَالِحَاتٌ, آيَاتٌ (âyâtun, ayetler), سَمَاوَاتٌ (semâvâtun, gökler).
"Salim" (sağlam) çoğul denmesinin sebebi, tekil kelimenin yapısının bozulmadan sonuna ek almasıdır. Arapçada bir de kırık çoğul (cemi mükesser) vardır: kelimenin iç yapısı değişerek çoğul olur. Türkçede benzeri yoktur; İngilizcedeki man → men, foot → feet gibi, ama çok daha yaygın. Kur'an'da en sık kırık çoğullar:
| Tekil | Okunuş | Anlam | Kırık çoğul | Okunuş |
|---|---|---|---|---|
| كِتَابٌ | kitâbun | kitap | كُتُبٌ | kutubun |
| رَسُولٌ | rasûlun | elçi | رُسُلٌ | rusulun |
| قَلْبٌ | kalbun | kalp | قُلُوبٌ | kulûbun |
| عَبْدٌ | abdun | kul | عِبَادٌ | ibâdun |
| رَجُلٌ | raculun | adam | رِجَالٌ | ricâlun |
| بَيْتٌ | beytun | ev | بُيُوتٌ | buyûtun |
| وَلَدٌ | veledun | çocuk | أَوْلَادٌ | evlâdun |
| نَبِيٌّ | nebiyyun | peygamber | أَنْبِيَاءُ | enbiyâu |
| عَالِمٌ | âlimun | âlim | عُلَمَاءُ | ulemâu |
| نَفْسٌ | nefsun | nefis, kişi | أَنْفُسٌ | enfusun |
Kırık çoğul kalıpları (أَفْعَالٌ, فُعُولٌ, فِعَالٌ, فُعَلَاءُ gibi) Modül 13'ün konusudur. Şimdilik en sık kelimeleri çoğullarıyla birlikte ezberle; Ders 7.7'deki listede çoğul verilen yerlerde bu ikisini bir arada öğreneceksin. Türkçede Arapçadan geçmiş birçok kırık çoğul zaten vardır (evlat, ulema, enbiya, kütüb); bunları fark etmek ezberi kolaylaştırır.
Önemli bir kural daha: akılsız varlıkların (eşya, hayvan, kavram) çoğulları dilbilgisinde dişil tekil gibi davranır. Yani "kitaplar" hakkında konuşurken fiil ve sıfat "o (dişi)" formunda gelir: تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ (tilke âyâtu'l-kitâbi, "İşte bunlar Kitab'ın ayetleridir") — "ayetler" çoğul olduğu halde işaret zamiri dişil tekil تِلْكَ'dir.
Belirli ve belirsiz. Arapçada bir ismi belirli yapmanın üç yolu vardır: (1) الـ takısı: الْكِتَابُ (kitap, o kitap); (2) izafet, yani belirli bir isme tamlama yoluyla bağlanması: كِتَابُ اللّٰهِ (Allah'ın kitabı); (3) özel isimler ve zamirler zaten belirlidir: مُحَمَّدٌ, مَكَّةُ, هُوَ. Belirsiz isim ise tenvinle gelir: كِتَابٌ (bir kitap). Türkçede "bir" kelimesiyle verdiğimiz anlamı Arapça tenvinle verir. Bu ayrım bir sonraki derslerde çok önemli olacak: "büyük kitap" ile "kitap büyüktür" arasındaki fark sadece belirliliktir.
Ek bilgi: ismin üç hali (i'rab'a ilk bakış). Tabloda gördüğün merfu, mansub ve mecrur kelimeleri ismin cümledeki görevine göre aldığı son harekeyi gösterir. Kabaca: merfu (-u) özne ve yüklem hali, mansub (-a) nesne hali, mecrur (-i) harf-i cer ve tamlama sonrası halidir. Türkçedeki "-i, -e, -de, -den" hal eklerine benzer bir sistemdir. Bu modülde yalnız tanıyacaksın; ayrıntısı Modül 13'te.
Örnekler
- Basit: مُعَلِّمٌ (muallimun, bir öğretmen — isim, tenvinli, müzekker, tekil, belirsiz) → الْمُعَلِّمَةُ (el-muallimetu, kadın öğretmen — isim, الـ takılı, müennes, tekil, belirli) → الْمُعَلِّمُونَ (el-muallimûne, öğretmenler — erkek sağlam çoğul, merfu, belirli).
- Orta: قَالَتْ رُسُلُهُمْ (kâlet rusuluhum, "peygamberleri dedi"). قَالَتْ fiildir (sakin dişilik te'si alametiyle); رُسُلُ isimdir (رَسُولٌ'un kırık çoğulu); ـهُمْ zamirdir. Dikkat: özne "peygamberler" olduğu halde fiil dişil gelmiştir; çünkü kırık çoğul özneden önce gelen fiil dişil de gelebilir. Bu ifade İbrahim 14:10'da geçer.
- Gerçek hayat (Kur'an): إِنَّ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ (inne'l-muslimîne ve'l-muslimâti ve'l-mu'minîne ve'l-mu'minâti — "Şüphesiz Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar...", Ahzab 33:35). Ayet erkek ve kadın sağlam çoğulları yan yana dizer; إِنَّ edatından sonra geldikleri için hepsi mansub haldedir: erkeklerde ـِينَ, kadınlarda ـَاتِ. Bu ayeti okuduğunda artık yalnızca "Müslümanlar" değil, kadın-erkek ayrımını ve cümledeki halini de görürsün.
Uygulama
Şimdi sıra sende: Fatiha suresinin Besmele dahil 29 kelimesini (بِسْمِ'den الضَّالِّينَ'e kadar) deftere alt alta yaz; بِـ, لِـ, وَ gibi yapışık ön ekleri ve ـكَ, ـنَا, ـهِمْ gibi son ekleri ayrı satıra al. Her kelimenin yanına şu dört bilgiyi yaz: (1) tür (isim/fiil/harf), (2) bunu gösteren alamet, (3) isimse müzekker/müennes, (4) isimse tekil/ikil/çoğul ve belirli/belirsiz. Örnek: الْحَمْدُ — isim — alamet: الـ — müzekker — tekil, belirli. Zorlandığın kelimeleri işaretle; Ders 7.8'deki çözümleme tablosuyla karşılaştıracaksın. Ardından şu beş kelimenin dişil ve çoğul hallerini üret: كَافِرٌ, صَالِحٌ, مُؤْمِنٌ, ظَالِمٌ, مُتَّقٍ (sonuncusu için ipucu: الْمُتَّقِينَ). Hedef: kelimelerin kimliğini alametlerinden okuyabilmek.
Mini test
- Arapçada kelime kaç türe ayrılır ve bunlar nelerdir?
- İsmin beş alametinden üçünü yaz ve birer örnek ver.
- قَالَتْ ile رَحْمَةٌ kelimelerinin sonundaki "t" sesleri arasındaki fark nedir?
- الْعَالَمِينَ kelimesinin sayısı ve hali nedir?
- "Bir kitap", "kitap" ve "Allah'ın kitabı" ifadelerini Arapça yaz ve belirliliğin nasıl sağlandığını söyle.
Cevapları göster
- Üç tür: isim, fiil, harf (edat).
- Tenvin (كِتَابٌ), الـ takısı (الْكِتَابُ), cer hali (بِسْمِ), nida (يَا رَبِّ), isnad (اللّٰهُ أَكْبَرُ cümlesinde اللّٰهُ). Herhangi üçü.
- قَالَتْ sonundaki sakin te fiile gelen dişilik te'sidir (fiil alameti); رَحْمَةٌ sonundaki ta-i merbuta ismin dişilik işaretidir ve durakta "h" okunur.
- Erkek sağlam çoğul (cemi müzekker salim), mecrur (ـِينَ); isim tamlamasının ikinci öğesi olduğu için cer halinde.
- كِتَابٌ (tenvin, belirsiz); الْكِتَابُ (الـ ile belirli); كِتَابُ اللّٰهِ (izafet ile belirli; كِتَابُ tenvin ve الـ almaz).
Özet
Arapçada kelime isim, fiil ve harf olmak üzere üçe ayrılır. İsim tenvin, الـ, cer, nida ve isnad alametlerinden biriyle; fiil قَدْ, سَ/سَوْفَ, sakin dişilik te'si, fail ekleri ve لَمْ ile tanınır; harf hiçbir alamet almaz. İsimler müzekker ya da müennestir; müennesliğin işaretleri ة, ى ve اء'dır, bir kısmı ise işaretsiz müennestir. Sayı tekil, ikil ve çoğuldur; çoğul salim (ـُونَ/ـِينَ, ـَاتٌ) ya da kırık olur. Akılsız çoğullar dişil tekil gibi davranır. Belirlilik الـ, izafet veya özel isimle sağlanır; tenvin belirsizliği gösterir.
Sonraki derse hazırlık
Ders 7.3'te zamirleri öğreneceksin: "ben, sen, o" gibi ayrı zamirler, "-im, -in, -i" gibi ekler, işaret kelimeleri ("bu, şu") ve ilgi kelimeleri ("o ki"). Hazırlık: Namazda okuduğun duaları hatırla ve içinde "sen, senin, biz, bizi" anlamlarını taşıdığını düşündüğün kelimeleri not al (ipucu: إِيَّاكَ, اهْدِنَا, عَلَيْكَ, رَبَّنَا). Hangi parçanın "sen" ya da "biz" anlamı taşıdığını tahmin etmeye çalış.