İçeriğe geç

Ders 6.6 · Seviye 1 · Kur'an'ı Anlayarak Okuma ve İslam Ahlakı

Kalp hastalıkları: kibir, haset, riya, gıybet, öfke

1.849 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma

Giriş

Kur'an münafıkları anlatırken "Onların kalplerinde bir hastalık vardır" der (Bakara, 10). Beden gibi kalbin de hastalıkları vardır; bedenin hastalığı dünyayı, kalbin hastalığı hem dünyayı hem ahireti etkiler. İmam Gazali İhyau Ulumi'd-Din'in dört bölümünden üçüncüsünü, "Rub'ul-Mühlikat"ı (helak edici şeyler bölümü) tam da bu hastalıklara ayırmıştır. Bu bölümün on kitabı; kalbin yapısı, nefsin terbiyesi, iki şehvet (mide ve cinsellik arzusu), dilin afetleri, öfke-kin-haset, dünya sevgisi, cimrilik ve mal sevgisi, makam sevgisi ve riya, kibir ve ucb (kendini beğenme), gurur konularını işler. Bu derste bunlardan beşini seçtik: kibir, haset, riya, gıybet ve öfke. Her biri için tanımı, ayet ve hadis delilini ve Gazali'nin klasik tedavi yöntemini göreceksin. Tedavinin mümkün olduğunu Ders 6.5'te öğrendin; şimdi tedavinin nasıl yapıldığını öğreniyorsun.

Ana anlatım

Gazali'nin tedavi ilkesi. Gazali her hastalık için iki tür ilaç önerir. İlmi ilaç: hastalığın ne olduğunu, zararlarını ve kökünü bilmek; çünkü hastalığını bilmeyen tedavi aramaz. Ameli ilaç: hastalığın gerektirdiği davranışın zıddını bilinçli olarak yapmak. Genel kural şudur: her hastalık zıddıyla tedavi edilir; cimrilik cömertlikle, kibir tevazuyla, öfke yumuşaklıkla. Bu, Ders 6.5'teki tekellüf ilkesinin uygulamasıdır.

1. Kibir. Tanım: Kendini başkalarından üstün görmek ve bunun davranışa yansıması. Hz. Peygamber kibri iki unsurla tanımlar: "Kalbinde zerre kadar kibir bulunan cennete girmez." Bir adam "İnsan elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasını sever" deyince şöyle buyurur: "Allah güzeldir, güzeli sever. Kibir, hakkı kabul etmemek ve insanları küçük görmektir" (Müslim). Bu tanım çok değerlidir: güzel giyinmek kibir değildir; kibir, gerçeği kabul etmemek ve insanları hor görmektir. Kur'an'da ilk kibir İblis'indir: "Ben ondan hayırlıyım" (A'raf, 12). Lokman'ın oğluna öğüdü: "İnsanlardan yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez" (Lokman, 18). "Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen yeri yaramazsın, boyca da dağlara ulaşamazsın" (İsra, 37). İlmi ilaç: Gazali kibrin en büyük ilacını kişinin kendi aslını ve sonunu düşünmesinde görür. Kur'an bunu hatırlatır: "Kahrolası insan, ne nankördür! Allah onu neden yarattı? Bir nutfeden" (Abese, 17-19). Kibrin kaynağı olan her şeyin (ilim, güzellik, mal, makam, soy) insana verilmiş ve her an geri alınabilir olduğunu düşünmek. Ameli ilaç: hakkı kim söylerse söylesin kabul etmek; tartışmada haksız çıkınca bunu açıkça söylemek; kendinden aşağı gördüğün insanlarla oturmak, onlara hizmet etmek; selamı ilk vermek.

2. Haset. Tanım: Başkasındaki bir nimetin ondan gitmesini istemek. Gazali hasetten "gıbta"yı ayırır: gıbta, başkasındaki nimetin ondan gitmesini istemeden benzerinin kendinde de olmasını dilemektir ve hayırlı işlerde övülmüştür. Hz. Peygamber şöyle buyurur: "Haset (gıbta anlamında) ancak iki kişiye yapılır: Allah'ın kendisine mal verdiği ve onu hak yolda harcayan kişiye; Allah'ın kendisine hikmet verdiği ve onunla hükmeden, onu öğreten kişiye" (Buhari, Müslim). Kur'an hasedi yerer: "Yoksa Allah'ın lütfundan insanlara verdiği şeyler yüzünden onları kıskanıyorlar mı?" (Nisa, 54) ve ondan Allah'a sığınmayı öğretir: "Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden" (Felak, 5). Nisa 32 kökünü keser: "Allah'ın kiminize diğerlerinden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin." Hadis: "Birbirinize haset etmeyin, birbirinize buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin; ey Allah'ın kulları, kardeş olun" (Buhari, Müslim). İlmi ilaç: Gazali şöyle der: haset, haset edilene değil hasetçiye zarar verir. Dünyada hasetçi azap içindedir, çünkü başkasının her nimeti onu yakar; dinde ise Allah'ın taksimine razı olmamaktır. Haset edilen ise hasetten zarar görmez, hatta hasetçinin gıybeti yüzünden onun sevaplarını alır. Ameli ilaç: hasedin gerektirdiğinin tam tersini yapmak. Haset, kişiyi haset edileni yermeye iterse onu övmek; ondan uzaklaşmaya iterse ona yaklaşmak; iyiliğinin gitmesini istetirse ona dua etmek, hatta hediye vermek. Gazali bu yöntemin başta ağır geldiğini, ama zamanla hasedi söndürdüğünü söyler.

3. Riya. Tanım: İbadeti veya iyiliği Allah için değil, insanların görüp övmesi için yapmak. Kur'an riyayı Maun suresinde namazdan gafil olanların vasfı olarak anar: "Onlar gösteriş yaparlar" (Maun, 6). Sadakayı boşa çıkaran şeyleri sayarken "malını insanlara gösteriş için harcayan" kişiyi örnek verir (Bakara, 264). Kehf suresinin son ayeti ise ihlası emreder: "Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak koşmasın" (Kehf, 110). Hz. Peygamber riyayı "küçük şirk" olarak adlandırır ve ümmeti için en çok bundan korktuğunu bildirir (Ahmed b. Hanbel, Müsned). Bir kudsi hadiste Allah şöyle buyurur: "Ben ortakların ortaklıktan en müstağni olanıyım. Kim bir amel yapar da onda benimle birlikte başkasını ortak koşarsa, onu ortak koştuğuyla baş başa bırakırım" (Müslim). Müslim'deki bir başka hadis ise kıyamet günü ilk hesaba çekilecekler arasında "cesur desinler" diye savaşan, "âlim desinler" diye ilim öğrenen ve "cömert desinler" diye harcayan kişileri sayar. İlmi ilaç: Gazali riyanın üç kökünü sayar: övülme sevgisi, yerilme korkusu ve insanların elindekine tamah. Kişi şunu düşünür: insanların övgüsü ne rızık verir ne ecel geciktirir; Allah'ın rızası dururken insanların rızasını aramak, pırlanta yerine cam parçası seçmektir. Ameli ilaç: nafile ibadetleri ve sadakaları gizlemek; gösteriş düşüncesi geldiğinde ameli bırakmamak ama niyeti yenilemek. Gazali burada ince bir uyarı yapar: riya korkusuyla ameli terk etmek şeytanın bir başka tuzağıdır; doğru olan, ameli sürdürmek ve niyeti düzeltmektir.

4. Gıybet. Tanım: Hz. Peygamber'in kendi tanımıyla: "Gıybet nedir, biliyor musunuz?" Sahabe "Allah ve Resulü daha iyi bilir" deyince: "Kardeşini hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır." "Söylediğim şey kardeşimde varsa?" diye sorulunca: "Söylediğin onda varsa gıybet etmiş olursun; yoksa ona iftira (bühtan) etmiş olursun" (Müslim). Bu tanım yaygın bir yanlışı düzeltir: "Ama doğru söylüyorum" demek gıybeti meşru kılmaz; doğru ise gıybet, yanlış ise iftiradır. Kur'an gıybeti en çarpıcı benzetmelerden biriyle yasaklar: "Birbirinizin gıybetini yapmayın. Biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz" (Hucurat, 12). Gazali dilin afetlerini ayrı bir kitapta işler ve gıybeti bunların en yaygını sayar. İlmi ilaç: gıybetin sebeplerini bilmek; Gazali öfke, çevreye uyma isteği, kendini temize çıkarma, övünme, haset, eğlence ve alay gibi sebepler sayar. Bir de gıybetin ahirette sevapların el değiştirmesine yol açtığını düşünmek (müflis hadisi). Ameli ilaç: gıybet edilen bir ortamda konuyu değiştirmek, olmayan kişiyi savunmak, mümkün değilse kalkmak; gıybet ettiğin kişi için dua ve istiğfar etmek. Âlimler bazı durumları gıybetten istisna etmiştir: zulmü yetkiliye şikâyet etmek, bir kötülüğün düzeltilmesi için yardım istemek, fetva sormak, evlilik veya ortaklık gibi bir konuda danışana dürüst bilgi vermek, bir tehlikeye karşı uyarmak gibi. Nevevi Riyazü's-Salihin'de bu istisnalara ayrı bir bölüm açmıştır. Ölçü şudur: amaç bir hakkı korumak veya bir zararı önlemektir, eğlence veya karalama değil; ve yalnız gerektiği kadar söylenir.

5. Öfke. Tanım: Gazali öfkeyi (gadab), insana zarar verecek şeyleri def etmek için yaratılmış bir güç olarak tanımlar. Öfkenin kendisi kötü değildir; mesele ölçüsüdür. Gazali üç derece sayar: tefrit (hiç öfkelenmemek; zulme, namusa, dine saldırıya kayıtsız kalmak), ifrat (öfkenin aklı ve dini aşması) ve itidal (öfkenin aklın ve dinin emrinde olması). Kur'an müminleri şöyle över: "Onlar bollukta ve darlıkta infak eden, öfkelerini yutan ve insanları affedenlerdir. Allah iyilik yapanları sever" (Al-i İmran, 134). "Öfkelendikleri zaman bağışlarlar" (Şura, 37). Bir adam Hz. Peygamber'den öğüt istediğinde "Öfkelenme" der; adam tekrar tekrar isteyince yine "Öfkelenme" der (Buhari). Güç tanımını da değiştirir: "Güçlü kişi güreşte rakibini yenen değil, öfke anında kendine hâkim olandır" (Buhari, Müslim). İki kişinin tartıştığını, birinin yüzünün öfkeden kızardığını görünce şöyle buyurur: "Ben bir söz biliyorum ki onu söylerse içindeki gider: 'Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım'" (Buhari, Müslim). Başka bir rivayette öfkelenen ayaktaysa oturmasını, geçmezse uzanmasını tavsiye eder (Ebu Davud). İlmi ilaç: öfkenin çoğu zaman kibirden, "bana bunu nasıl yapar" düşüncesinden kaynaklandığını görmek; öfkeyi yutmanın ecrini ve öfke anında verilen kararların pişmanlığını düşünmek; Allah'ın bize olan sabrının bizim başkalarına olan sabrımızdan çok daha büyük olduğunu hatırlamak. Ameli ilaç: sünnetteki adımlar (istiaze, konum değiştirmek, susmak), öfke anında karar vermeyi ertelemek, affetmeyi bilinçli olarak alıştırmak.

Beş hastalığın ortak kökü. Dikkat edersen, beşinin arkasında da benliğin merkeze konması yatar: kibir "ben üstünüm", haset "o değil ben olmalıydım", riya "beni görsünler", gıybet "o eksik, ben değil", öfke "bana bunu nasıl yapar". Bu yüzden klasik ahlak kitapları bütün hastalıkların ilacını en sonunda tek bir yere bağlar: kulluk bilinci ve tevazu.

Örnekler

  • Basit: Bir talebe arkadaşının sınavda kendisinden yüksek not aldığını öğrenir ve içinde bir sıkıntı hisseder. Durup sorar: "Onun notunun düşmesini mi istiyorum (haset), yoksa benim de öyle çalışmamı mı (gıbta)?" Gıbtayı seçer ve arkadaşından nasıl çalıştığını sorar. Gazali'nin ameli ilacı basit bir soruyla başlamıştır: haset edilene yaklaşmak.
  • Orta: Bir talebe Ramazan'da yaptığı bağışı sosyal medyada paylaşmak üzeredir. Kendine riya testini uygular: "Kimse görmeyecek olsa yine yapar mıydım?" Cevap evet. Ama "Paylaşınca beğeni geleceğini düşünüyor muyum?" sorusuna da dürüstçe evet der. Bağışı yapar, paylaşımı yapmaz; ama başkalarını teşvik etmek istediği bir kampanyayı isim vermeden paylaşır. Ameli bırakmamış, niyeti düzeltmiştir.
  • Gerçek hayat: Bir ofiste kahve molasında konuşma, o gün toplantıda olmayan bir iş arkadaşının hatalarına döner. Bir çalışan "Aslında o proje için geceleri de çalıştı, zor bir dönemden geçiyor" der ve konuyu bir sonraki haftanın planına çevirir. Kimseyi azarlamamış, kimseye vaaz vermemiştir; yalnızca yokluktaki kardeşinin etini yemeyi reddetmiştir (Hucurat, 12). Ertesi hafta aynı ekipte bu tür konuşmaların azaldığını fark eder: bir kişinin tavrı ortamın normunu değiştirebilir.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Ders 6.5'in hazırlık kâğıdına dön. Beş hastalıktan sende en belirgin olanı seç. Bu hastalık için 21 günlük bir "Gazali tedavi planı" yaz: (1) İlmi ilaç: hastalığın tanımı, bir ayet ve bir hadis, bu hastalığın sana verdiği zararın iki somut örneği; (2) Ameli ilaç: her gün uygulayacağın, ölçülebilir, zıt yönde bir davranış (örneğin kibir için: her gün birine "haklısın" demek; gıybet için: her gün bir kişi hakkında yokluğunda iyi bir şey söylemek; öfke için: öfke anında 10 dakika karar ertelemek ve istiaze); (3) Günlük kontrol: her akşam bir satır not. 21 gün sonra kısa bir değerlendirme yaz. Hedef: Kalp hastalıklarını bir bilgi başlığı olmaktan çıkarıp üç haftalık bir tedavi deneyimine dönüştürmek; bu plan modül projesinin bir parçası olacak.

Mini test

  1. Hz. Peygamber'in kibir tanımı nedir? Bu tanım güzel giyinme konusunda neyi netleştirir?
  2. Haset ile gıbta arasındaki fark nedir? Gıbtanın övüldüğü hadisi özetle.
  3. Gazali'ye göre riyanın üç kökü nedir? Riya korkusuyla ameli terk etmek neden yanlıştır?
  4. Gıybet ile iftira (bühtan) arasındaki fark nedir? Gıybetin istisna edildiği iki durum say.
  5. Gazali'nin öfke için saydığı üç derece nedir ve sünnette öfke anı için hangi pratik adımlar öğretilmiştir?
Cevapları göster

1) "Kibir, hakkı kabul etmemek ve insanları küçük görmektir" (Müslim). Güzel giyinmek kibir değildir; "Allah güzeldir, güzeli sever."

2) Haset başkasındaki nimetin ondan gitmesini istemek; gıbta, onun nimeti gitmeden benzerinin kendinde de olmasını istemektir. Hadis: gıbta ancak malını hak yolda harcayan ve kendisine verilen hikmetle hükmedip onu öğreten kişiye yapılır (Buhari, Müslim).

3) Övülme sevgisi, yerilme korkusu, insanların elindekine tamah. Riya korkusuyla ameli bırakmak şeytanın ayrı bir tuzağıdır; doğru olan ameli sürdürüp niyeti düzeltmektir.

4) Söylenen kusur kişide varsa gıybet, yoksa iftiradır (Müslim). İstisnalar: zulmü yetkiliye şikâyet, fetva sormak, evlilik-ortaklık konusunda danışana bilgi vermek, bir tehlikeye karşı uyarmak, bir kötülüğün düzeltilmesi için yardım istemek.

5) Tefrit (hiç öfkelenmemek), ifrat (aklı ve dini aşan öfke), itidal (aklın ve dinin emrindeki öfke). Pratik adımlar: "Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım" demek (Buhari, Müslim); ayaktaysa oturmak, geçmezse uzanmak (Ebu Davud); susmak ve kararı ertelemek.

Özet

Kalbin de hastalıkları vardır ve Gazali İhya'nın Rub'ul-Mühlikat bölümünü bunlara ayırmıştır. Her hastalığın ilacı ilmi (tanımak, zararını ve kökünü bilmek) ve ameli (zıddını yapmak) olmak üzere ikidir. Kibir hakkı reddetmek ve insanları küçük görmektir, ilacı aslını hatırlamak ve tevazu davranışlarıdır. Haset nimetin gitmesini istemektir, ilacı hasedin gerektirdiğinin tersini yapmaktır. Riya küçük şirktir, ilacı ameli gizlemek ve niyeti yenilemektir. Gıybet kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmaktır, ilacı konuyu değiştirmek ve olmayanı savunmaktır. Öfke bir güçtür, ölçüsü itidaldir ve sünnetteki pratik adımlarla yönetilir. Beşinin de kökü benliğin merkeze konmasıdır.

Sonraki derse hazırlık

Ders 6.7'de aile, komşu ve toplum ahlakını işleyeceğiz. Hazırlık: İsra suresinin 23-24. ayetlerini mealinden oku. Sonra anne-babanla (hayatta değillerse onları hatırlayarak, ya da hayatındaki bir büyükle) son iletişimini düşün: bu iki ayetteki beş emirden (iyilik, "öf" dememek, azarlamamak, güzel söz, merhamet kanadı ve dua) hangisini yaptın, hangisini ihmal ettin? Dürüstçe yaz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.