İçeriğe geç

Ders 6.5 · Seviye 1 · Kur'an'ı Anlayarak Okuma ve İslam Ahlakı

Ahlakın kaynağı: güzel ahlak hadisleri

1.565 kelime · yaklaşık 7 dakika okuma

Giriş

Bu derste "ahlak" kelimesinin ne anlama geldiğini, İslam'da ahlakın kaynağının ne olduğunu, Hz. Peygamber'in kendi gönderiliş amacını nasıl güzel ahlakla ilişkilendirdiğini ve ahlak ile iman arasındaki bağı sahih hadisler üzerinden öğreneceksin. Ayrıca ahlakın değişip değişmeyeceği sorusuna klasik âlimlerin verdiği cevabı göreceksin; çünkü bu cevap, bir sonraki derste işleyeceğimiz kalp hastalıklarının tedavisinin mümkün olup olmadığını belirler. Ders 6.4'te insanın iç dünyasını tanıdık; şimdi o iç dünyanın dışa yansıyan yüzünü, ahlakı inceliyoruz.

Ana anlatım

Ahlak kelimesi. Ahlak, Arapça "huluk" kelimesinin çoğuludur. Huluk ile "halk" (yaratılış) aynı kökten gelir; bu kök benzerliği önemli bir şey söyler: ahlak, insanın ikinci yaratılışı, kendi elleriyle şekillendirdiği iç yapısıdır. Halk dış görünüştür, huluk iç görünüş. Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde Hz. Peygamber'in dualarından biri olarak geçen şu cümle bu iki kavramı yan yana getirir: "Allah'ım, yaratılışımı güzel yaptığın gibi ahlakımı da güzel eyle." İmam Gazali İhya'nın "Riyazatü'n-nefs" (nefsin terbiyesi) kitabında ahlakı şöyle tanımlar: Ahlak, nefiste yerleşmiş (râsih) bir hey'ettir, yani kalıcı bir hal ve melekedir; fiiller ondan düşünmeye ve zorlamaya ihtiyaç duymadan, kolayca çıkar. Bu tanımın anahtarı "kolayca" kelimesidir. Bir kez zorlanarak cömertlik yapan kişi henüz cömert değildir; cömertlik onda bir huy olduğunda, yani vermek ona zor gelmediğinde, cömert ahlaka sahip olmuştur. Ahlak tek tek davranışlar değil, davranışların çıktığı kaynaktır.

Ahlakın kaynağı: vahiy. İslam'da iyi ve kötünün ölçüsü, nihai olarak Kur'an ve sünnettir. Akıl ve fıtrat (Ders 6.4) iyiyi tanımaya yatkındır ve vahiy bu yatkınlığı teyit eder, tamamlar ve korur. Kur'an Hz. Peygamber'i şöyle över: "Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzerindesin" (Kalem, 4). Bu ayet, Mekke'nin ilk dönemlerinde, Peygamber'e "mecnun" denildiği bir bağlamda iner; yani hakaret karşısında Allah'ın cevabı, onun ahlakını tescil etmektir. Kur'an Peygamber'i bir örnek olarak da sunar: "Andolsun, Resulullah'ta sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah'ı çok anan kimseler için güzel bir örnek vardır" (Ahzab, 21). Hz. Aişe'ye Peygamber'in ahlakı sorulduğunda verdiği cevap ise ahlakın kaynağını tek cümleyle söyler: "Onun ahlakı Kur'an'dı" (Müslim). Yani Kur'an teorik ahlak kitabı, Hz. Peygamber'in hayatı ise onun uygulanmış halidir. Bu yüzden ahlak öğrenen biri ikisine birlikte bakar: ayeti okur, sonra o ayetin Peygamber'in hayatında nasıl yaşandığını siyerde ve hadiste arar.

"Güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." Hz. Peygamber'in gönderiliş amacını ahlakla tanımladığı hadis, bu modülün merkez cümlesidir. İmam Malik'in Muvatta'sında "Hüsnü'l-huluk" (güzel ahlak) bölümünde şu lafızla geçer: "Güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." Malik bunu senedini zikretmeden "bana ulaştı" (belağ) şeklinde aktarır. Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde ise Ebu Hureyre'den senediyle "Ben ancak salih ahlakı tamamlamak için gönderildim" lafzıyla rivayet edilir (Buhari'nin el-Edebü'l-Müfred'inde de geçer); hadis âlimlerinin çoğu bu rivayeti sahih veya hasen kabul etmiştir. Bu hadisin iki kelimesine dikkat et. Birincisi "tamamlamak": Peygamber ahlakı sıfırdan icat etmediğini, insanlıkta ve önceki peygamberlerde var olan iyiliği tamamladığını söyler. Cahiliye Araplarında da cömertlik, misafirperverlik, söz tutma gibi erdemler vardı; İslam bunları yok saymadı, onları kabile taassubundan ve gösterişten arındırıp Allah rızasına bağladı. İkincisi "ben ancak" (innema): Arapçada sınırlama bildiren bu edat, gönderilişin ana amacının ahlak olduğunu vurgular. İbadetler, hükümler ve inanç esasları bu amaca hizmet eden bir yapının parçalarıdır.

Güzel ahlakın değeri: sahih hadislerden bir demet. Hz. Peygamber güzel ahlakı pek çok hadiste en yüksek değerlerle ilişkilendirmiştir:

  • "Sizin en hayırlılarınız ahlakı en güzel olanlarınızdır" (Buhari, Müslim).
  • "Müminlerin iman bakımından en olgunu, ahlakı en güzel olanıdır" (Tirmizi, Ebu Davud).
  • "Kıyamet günü müminin mizanında güzel ahlaktan daha ağır bir şey yoktur" (Tirmizi, Ebu Davud).
  • Nevvas b. Sem'an'ın sorusuna cevap olarak: "İyilik (birr) güzel ahlaktır; günah ise içini tırmalayan ve insanların bilmesinden hoşlanmadığın şeydir" (Müslim).
  • Ebu Zer'e tavsiye olarak: "Nerede olursan ol Allah'tan kork; kötülüğün ardından bir iyilik yap ki onu silsin; insanlara güzel ahlakla davran" (Tirmizi).

Son hadis, ahlakın üç boyutunu tek cümlede toplar: Allah'a karşı (takva), kendine karşı (hatayı iyilikle telafi) ve insanlara karşı (güzel muamele). Nevevi bu hadisi Kırk Hadis'ine almıştır.

Ahlak ile iman ilişkisi. Hadislerde ahlak ile iman o kadar iç içedir ki pek çok ahlaki davranış doğrudan imana bağlanır. "Allah'a ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya sussun; Allah'a ve ahiret gününe iman eden komşusuna ikram etsin; Allah'a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikram etsin" (Buhari, Müslim). "Sizden biri kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe (gerçek anlamda) iman etmiş olmaz" (Buhari, Müslim). "Hayâ imandandır" (Buhari, Müslim). "Müslüman, Müslümanların dilinden ve elinden emin olduğu kimsedir" (Buhari, Müslim). Bu hadislerin dili şunu gösterir: güzel ahlak imanın meyvesi ve göstergesidir; kötü ahlak ise imanın olgunluğunu zedeler. Âlimler "iman etmiş olmaz" gibi ifadeleri genellikle "kâmil (olgun) bir imana sahip olmaz" diye açıklamıştır. Burada ince bir denge var: kötü ahlaklı bir mümine "kâfir" denmez; ama imanın, sahibinin hayatında ahlak olarak görünmesi beklenir.

İbadet ile ahlak ilişkisi: müflis hadisi. Hz. Peygamber bir gün sahabeye "Müflis kimdir, biliyor musunuz?" diye sorar. "Parası ve malı olmayandır" derler. Cevabı şudur: Ümmetimden müflis, kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelir; ama şuna sövmüş, buna iftira atmış, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş, şunu dövmüştür. Onun iyilikleri hak sahiplerine verilir; iyilikleri bitince onların günahları ona yüklenir ve ateşe atılır (Müslim). Bu hadis, ibadeti çok ama ahlakı bozuk bir dindarlığın ahirette iflasla sonuçlanabileceğini gösterir. İbadet ahlakın yerini tutmaz; kul hakkı, ibadetle ödenmez. Ders 6.2'de gördüğümüz "namaz hayasızlıktan alıkoyar" (Ankebut, 45) ayetinin tersinden okunuşudur bu: namaz kılıp da kötülükten alıkonmayan biri, namazının maksadına ulaşmamıştır.

Hz. Peygamber'in ahlakından tablolar. Enes b. Malik on yıl Hz. Peygamber'e hizmet etmiş ve şöyle anlatmıştır: "Bana bir kez bile 'öf' demedi; yaptığım bir şey için 'neden yaptın', yapmadığım bir şey için 'neden yapmadın' demedi" (Buhari, Müslim). Hz. Aişe, Peygamber'in evde ailesinin işlerinde yardım ettiğini, namaz vakti gelince namaza çıktığını anlatır (Buhari). Merhameti, kendisine hakaret edenleri affetmesi, çocuklarla oyunu, hayvanlara şefkati siyer modülünde gördüğün pek çok sahnede yaşanır. Bu tablolar bir şey öğretir: güzel ahlak büyük anlarda değil, küçük ve tekrarlanan anlarda görünür; bir hizmetçiye on yıl boyunca bir kez bile kaba söz söylememek, bir savaş kahramanlığından daha zor olabilir.

Ahlak değişir mi? Bazı insanlar "Ben böyle doğdum, huyum böyle" der. Gazali bu görüşü İhya'da reddeder ve şu gerekçeyi verir: Eğer ahlak değişmeseydi, öğütler, tavsiyeler ve terbiye anlamsız olurdu; oysa Hz. Peygamber "Ahlakınızı güzelleştirin" anlamında tavsiyelerde bulunmuştur. Hayvanlar bile terbiye ile değişirken insanın değişmemesi düşünülemez. Gazali'ye göre bazı huylar mizaçta daha köklüdür ve değişmesi daha zordur; ama hiçbiri tamamen değişmez değildir. Yöntem ise şudur: istenen ahlakın gerektirdiği davranışı, önce zorlanarak (tekellüf), sonra alışkanlıkla, en sonunda kolaylıkla yapmak. Cimri, önce zorlanarak verir; verdikçe vermek kolaylaşır; bir gün vermek ona zevk olur. Ders 6.6'nın bütün ilaçları bu ilkeye dayanır.

Örnekler

  • Basit: Bir talebe her sabah "Allah'ım, yaratılışımı güzel yaptığın gibi ahlakımı da güzel eyle" duasını hazırlanırken aynanın karşısında okumayı alışkanlık edinir. Dua, günün ilk dakikasında dikkatini dış görünüşten iç görünüşe çevirir.
  • Orta: Bir talebe beş vakit namazını hiç aksatmaz, ama iş yerindeki sohbetlerde başkalarını küçümseyen şakalar yapar. Müflis hadisini okuduktan sonra namazının "hesabından" bu şakaların "borçlarının" ödeneceğini düşünür. İbadetini azaltmaz, ama dilini ibadetinin bir parçası saymaya başlar.
  • Gerçek hayat: Bir çağrı merkezinde çalışan biri, günde onlarca öfkeli müşteriyle konuşur. Enes'in "bir kez bile öf demedi" sözünü masasına yazar. Kendine bir kural koyar: hiçbir müşteriye telefonu kapattıktan sonra bile arkasından kötü söz söylememek. Bir ay sonra fark eder ki yorgunluğu azalmıştır; çünkü öfkeyi taşımayı bırakmıştır. Gazali'nin tekellüften alışkanlığa geçiş ilkesi bir çağrı merkezinde işlemiştir.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Bu dersteki güzel ahlak hadislerinden üçünü seç ve ezberle (Modül 6 ezber listesiyle çakışanları tercih edebilirsin). Sonra "ahlak aynası" çalışmasını yap: bir sayfayı üç sütuna böl: Allah'a karşı / kendime karşı / insanlara karşı (Ebu Zer hadisinin üç boyutu). Her sütuna son bir haftadan bir güzel ve bir eksik davranışını yaz. Eksik davranışlardan birini seç ve Gazali'nin tekellüf ilkesine göre bir hafta boyunca zıddını bilinçli olarak uygula; her gün bir cümleyle not al. Hedef: Ahlakı soyut bir erdem listesi olarak değil, üç ilişki alanında izlenebilen somut davranışlar olarak görmek ve değişimin mümkün olduğunu bir hafta içinde kendinde gözlemlemek.

Mini test

  1. "Ahlak" kelimesinin kökü ve "halk" kelimesiyle ilişkisi nedir? Gazali ahlakı nasıl tanımlar?
  2. Kalem 4 hangi bağlamda inmiştir ve ne söyler?
  3. "Güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" hadisi hangi kaynaklarda, hangi lafızlarla geçer? "Tamamlamak" kelimesi neye işaret eder?
  4. Müflis hadisi ibadet ile ahlak ilişkisi hakkında ne öğretir?
  5. Gazali'ye göre ahlak değişir mi? Gerekçesi ve yöntemi nedir?
Cevapları göster

1) Huluk kelimesinin çoğuludur; halk (yaratılış) ile aynı köktendir: halk dış yaratılış, huluk iç yaratılıştır. Gazali: nefiste yerleşmiş (râsih), fiillerin düşünmeye ve zorlamaya gerek duymadan kolayca çıktığı hey'et (kalıcı hal, meleke).

2) Mekke'nin ilk döneminde, Peygamber'e "mecnun" denildiği bir ortamda iner; onun yüce bir ahlak üzerinde olduğunu tescil eder.

3) Muvatta'da (Hüsnü'l-huluk bölümü) "güzel ahlakı tamamlamak için" lafzıyla belağ olarak; Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde Ebu Hureyre'den "salih ahlakı tamamlamak için" lafzıyla senedli olarak. "Tamamlamak", insanlıkta var olan iyiliğin yok sayılmayıp arındırılarak Allah rızasına bağlandığını gösterir.

4) İbadet ahlakın yerini tutmaz; kul hakkı ibadetle ödenmez; ibadeti çok ama ahlakı bozuk kişi ahirette iflas edebilir.

5) Değişir. Gerekçe: değişmeseydi öğüt ve terbiye anlamsız olurdu; hayvanlar bile terbiyeyle değişir. Yöntem: istenen ahlakın davranışını önce zorlanarak (tekellüf) yapmak, sonra alışkanlık haline getirmek, en sonunda kolaylıkla yapar hale gelmek.

Özet

Ahlak, insanın iç yaratılışıdır ve Gazali'ye göre fiillerin kolayca çıktığı yerleşik bir melekedir. Kaynağı vahiydir: Kur'an teorisi, Hz. Peygamber'in hayatı uygulamasıdır ("Onun ahlakı Kur'an'dı"). Peygamber gönderiliş amacını güzel ahlakı tamamlamak olarak tanımlamıştır. Sahih hadisler güzel ahlakı en hayırlı olmanın, imanın olgunluğunun ve mizanın ağırlığının ölçüsü yapar. İman ahlakta görünür; ibadet ahlakın yerini tutmaz. Ahlak değişebilir ve değişimin yolu tekellüften alışkanlığa geçiştir.

Sonraki derse hazırlık

Ders 6.6'da beş kalp hastalığını (kibir, haset, riya, gıybet, öfke) ve Gazali'nin ilaçlarını işleyeceğiz. Hazırlık: Bu beş kelimeyi bir kâğıda yaz. Her birinin yanına, son bir ayda o hastalığın sende görüldüğü bir anı dürüstçe not et. Kimseye göstermeyeceğin bir kâğıt olsun; bu dürüstlük, bir sonraki dersin ilacının işe yaraması için şarttır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.