Giriş
Bu derste İslam tarihinin takvimini başlatan olayı, hicreti öğreneceksin: Mekke'de alınan suikast kararı, Hz. Peygamber ile Hz. Ebû Bekir'in Sevr mağarasındaki üç günü, Medine yolculuğu, Kuba'da geçen günler, Medine'ye varış, Mescid-i Nebevî'nin inşası, Ensar ile Muhacirlerin kardeşleştirilmesi ve Medine Vesikası. Hicret basit bir yer değiştirme değildir; bir topluluğun, kabile bağının yerine inanç bağını koyarak yeni bir toplum kurmasıdır. Bu yüzden Hz. Ömer, İslam takvimini başlatmak için Peygamber'in doğumunu veya ilk vahyi değil, hicreti seçmiştir.
Ana anlatım
Sahabenin hicreti. İkinci Akabe Biatı'ndan sonra Hz. Peygamber, Mekkeli Müslümanlara Medine'ye göç etme izni verdi. Göç, Kureyş'in dikkatini çekmemek için küçük gruplar hâlinde, çoğu zaman gece yapıldı. Kureyş bazılarını engellemeye çalıştı: kimini hapsettiler, kiminin malına el koydular, kiminin ailesini alıkoydular. Rivayete göre Suheyb er-Rûmî, bütün malını bırakma şartıyla gidebildi; Hz. Peygamber onu "Ticaretin kâr etti" diye karşıladı. Rivayete göre Hz. Ömer ise gizlenmeden, açıkça hicret etti. Birkaç ay içinde Mekke'de Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ali ve gidemeyecek durumdaki birkaç Müslüman dışında neredeyse kimse kalmadı.
Dârünnedve kararı. Kureyş, Müslümanların Medine'de toplanmasının kendileri için ne anlama geldiğini gördü: Medine, Mekke'nin Şam ticaret yolunun üzerindeydi. Kureyş ileri gelenleri, toplantı yeri olan Dârünnedve'de bir araya geldi. Hapsetme ve sürgün önerileri tartışıldı; sonunda, rivayete göre Ebû Cehil'in önerisiyle, her kabileden bir genç seçilip Peygamber'e birlikte saldırması ve böylece kanının bütün kabilelere dağılması kararlaştırıldı. Hâşimoğulları bütün Kureyş'le kan davasına giremeyeceği için diyete razı olmak zorunda kalacaktı. Kur'an bu tuzağı Enfâl Suresi'nde anar: "Hani inkâr edenler seni tutuklamak, öldürmek ya da yurdundan çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken Allah da tuzak kuruyordu (tuzaklarını boşa çıkarıyordu)."
Ali yatakta, Peygamber yolda. Hz. Peygamber, o gece Hz. Ali'yi kendi yatağına yatırdı ve Mekkelilerin kendisine bıraktığı emanetleri sahiplerine iade etmesini istedi. Bu ayrıntı çok çarpıcıdır: onu öldürmeye karar veren insanlar, değerli eşyalarını hâlâ ona emanet ediyordu. "El-Emîn" sıfatı, düşmanlarının bile vazgeçemediği bir gerçekti. Hz. Peygamber evden çıkıp Hz. Ebû Bekir'in evine gitti. Buhârî'de Hz. Âişe'nin anlattığına göre, Ebû Bekir "Arkadaşlık (yol arkadaşlığı) istiyorum ey Allah'ın Resulü" dedi ve "Evet" cevabını aldı; İbn Hişam'daki rivayete göre bu cevap üzerine sevinçten ağladı. Ebû Bekir aylar önce bu yolculuk için iki deve hazırlamıştı.
Sevr mağarası (üç gün). İki yol arkadaşı, Medine'nin ters yönünde, Mekke'nin güneyindeki Sevr dağına gittiler ve mağarada üç gün saklandılar. Bu plan, takipçileri şaşırtmak içindi. Her şey özenle organize edilmişti: Ebû Bekir'in oğlu Abdullah gündüz Mekke'de dolaşıp haberleri toplar, gece mağaraya getirirdi. Ebû Bekir'in azatlısı Âmir b. Füheyre koyunları mağaranın civarında otlatır, hem süt getirir hem de Abdullah'ın ayak izlerini sürüyle silerdi. Ebû Bekir'in kızı Esmâ yiyecek hazırladı; azığı bağlayacak ip bulamayınca kuşağını ikiye ayırıp bağladı ve bu yüzden "Zâtü'n-nitâkayn" (iki kuşaklı) lakabını aldı (Buhârî). Yol rehberi olarak ise Abdullah b. Uraykıt tutulmuştu; o müşrikti ama güvenilir ve yolları iyi bilen biriydi. Peygamber'in dinini paylaşmayan birinin uzmanlığına güvenmesi, önemli bir ayrıntıdır.
Kureyş takipçileri mağaranın ağzına kadar geldi. Buhârî ve Müslim'de Hz. Ebû Bekir şöyle anlatır: "Mağaradayken başımı kaldırdım, takipçilerin ayaklarını gördüm. 'Ey Allah'ın Resulü, biri eğilip ayaklarının altına baksa bizi görür' dedim. Buyurdu ki: 'Ey Ebû Bekir, üçüncüsü Allah olan iki kişi hakkında ne düşünürsün?'" Kur'an bu anı Tevbe Suresi 40. ayette anlatır: "...O, ikiden biri olarak mağaradayken arkadaşına 'Üzülme, Allah bizimle beraberdir' diyordu." Mağaranın ağzını bir örümceğin ağ örüp bir güvercin çiftinin yuva yaparak kapattığı, bu yüzden takipçilerin içeri bakmadığı kıssası çok yaygındır; bu kıssa Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde örümcek kısmıyla, bazı siyer kaynaklarında da güvercin kısmıyla rivayet edilir, ancak hadis âlimleri senedini zayıf bulmuştur. Bu yüzden "rivayet edilir" diyerek aktarırız.
Yolculuk: Sürâka ve Ümmü Ma'bed. Üç gün sonra rehberle buluşup sahil yolundan Medine'ye yöneldiler. Kureyş, Peygamber'i ölü ya da diri getirene yüz deve ödül koymuştu. Buhârî'de bizzat Sürâka b. Mâlik'in anlattığına göre, Sürâka onları yakaladı ama atının ayakları iki kez kuma gömüldü; bunun üzerine eman istedi ve geri dönüp takipçileri başka yöne yönlendirdi. Siyer kaynaklarında Peygamber'in ona "Kisrâ'nın bilezikleri koluna takıldığında ne yaparsın?" dediği ve bu bileziklerin Hz. Ömer döneminde Sürâka'ya takıldığı rivayet edilir. Yolda Huzâa kabilesinden Ümmü Ma'bed'in çadırına uğradıkları, Peygamber'in onun cılız ve sütsüz keçisini sağdığı ve Ümmü Ma'bed'in sonra kocasına Peygamber'in görünüşünü güzel bir dille tarif ettiği de siyer kaynaklarında rivayet edilir.
Kuba. Yaygın kabule göre Hz. Peygamber Rebîülevvel ayının ilk yarısında (8 ya da 12 Rebîülevvel rivayetleri meşhurdur), miladi 622 Eylül'ünde, Medine'nin güneyindeki Kuba köyüne vardı. Medineliler günlerdir her sabah şehir dışına çıkıp onu bekliyor, öğle sıcağı basınca geri dönüyordu. Bir Yahudi'nin damdan "İşte beklediğiniz geldi!" diye seslendiği Buhârî'de geçer. Kuba'da Amr b. Avf oğulları arasında birkaç gün kaldı (rivayetlerde dört günden on dört güne kadar farklı süreler geçer) ve burada İslam'ın ilk mescidi olan Kuba Mescidi'nin temelini attı. Hz. Ali de emanetleri iade ettikten sonra yaya olarak gelip onlara Kuba'da katıldı.
Medine'ye giriş ve ilk Cuma. Kuba'dan Medine'ye giderken bir Cuma günü, Sâlim b. Avf oğullarının yurdunda Ranûnâ vadisinde ilk Cuma namazını kıldırdı ve ilk Cuma hutbesini okudu. Medine'ye girdiğinde her aile devesinin yularından tutup "Bize buyur" diyordu. Hz. Peygamber, kimseyi kırmamak için "Onu bırakın, o emrolunmuştur" diyerek devesi Kasvâ'yı serbest bıraktı. Deve, Neccâroğulları'nın yurdunda, Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin evinin yakınındaki bir arsaya çöktü. Peygamber, mescid ve evleri yapılana kadar yaklaşık yedi ay Ebû Eyyûb'un evinde misafir kaldı. Burada da Hacerülesved hikmetini görürsün: seçimi bir insana değil, deveye bırakarak hiçbir aileyi incitmedi. Yesrib şehri o günden sonra "Medînetü'n-Nebî" (Peygamber'in şehri), kısaca Medine diye anılmaya başladı.
Mescid-i Nebevî. Devenin çöktüğü arsa Sehl ve Süheyl adlı iki yetime aitti. Onlar arsayı bağışlamak istedi, ama Buhârî'deki rivayete göre Hz. Peygamber bedelini ödeyerek satın aldı. Mescid, kerpiç duvarlar, hurma kütüğü sütunlar ve hurma dalından bir çatıyla, bizzat Peygamber'in de kerpiç taşıdığı bir ortak çalışmayla inşa edildi. Bir yanına Peygamber'in aile odaları yapıldı; arka tarafta ise kalacak yeri olmayan fakir Müslümanlar için gölgelikli bir alan ayrıldı: "Suffe". Suffe'de kalanlar (Ashâb-ı Suffe) ilimle meşgul olurdu; Ebû Hüreyre de onlardandı. Böylece Mescid-i Nebevî aynı anda ibadethane, okul, meclis, misafirhane ve yönetim merkezi oldu. Ezan da bu dönemde, hicretin ilk yılında, Abdullah b. Zeyd'in rüyası ve Hz. Ömer'in aynı rüyayı görmesiyle başladı; ilk müezzin Bilâl'di.
Muâhât (kardeşleştirme). Mekke'den gelen Muhacirler evlerini, mallarını, işlerini geride bırakmıştı. Hz. Peygamber, Muhacirler ile Medineli Müslümanlar (Ensar) arasında birebir kardeşlik bağları kurdu. Buhârî'de geçen örnek bu kardeşliğin ruhunu anlatır: Sa'd b. Rebî', kardeşi ilan edilen Abdurrahman b. Avf'a malının yarısını vermeyi, hatta iki eşinden birini boşayıp onunla evlenmesine imkân tanımayı teklif etti. Abdurrahman ise "Allah malını ve aileni sana mübarek kılsın; bana çarşının yolunu göster" dedi ve kısa sürede ticaretle kendi ayakları üzerinde durdu. Hem Ensar'ın cömertliği hem de Muhacir'in onurlu emeği bu sahnede birlikte görünür. Kur'an, Haşr Suresi'nde Ensar'ı "kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler" diye över.
Medine Vesikası. Medine'de yalnızca Müslümanlar yaşamıyordu: Evs ve Hazreç'in henüz Müslüman olmamış kolları, Kaynukā, Nadîr ve Kurayza gibi Yahudi kabileleri ve diğer gruplar vardı. Hz. Peygamber bu toplumun ortak kurallarını belirleyen yazılı bir metin hazırladı. Metin İbn Hişam'da bütünüyle, Ebû Ubeyd'in Kitâbü'l-Emvâl'inde de bir versiyonuyla nakledilir; Muhammed Hamidullah onu 52 maddeye bölerek "dünyanın ilk yazılı anayasalarından biri" olarak incelemiştir (madde sayısı bölümlemeye göre değişir). Ana ilkeleri şunlardır: Müslümanlar ve onlarla birlikte hareket edenler "tek bir ümmet"tir; Yahudiler kendi dinlerinde, Müslümanlar kendi dinlerinde serbesttir; şehir dışarıdan saldırıya uğrarsa taraflar birlikte savunur ve savunma masrafını paylaşır; kan davası ve diyet eski kabile kurallarına göre değil, adalet ve ortak sorumluluk ilkesine göre çözülür; anlaşmazlıklar son olarak Allah'a ve Muhammed'e götürülür; kimse zalimi korumaz. Bu metinle kabile, yerini hukuka dayalı bir şehir toplumuna bırakmaya başladı.
Hicretin ilk yıllarındaki diğer gelişmeler. Hicretin ikinci yılında kıble Kudüs'ten Kâbe'ye çevrildi (Bakara Suresi; yaygın kabule göre hicretten 16–17 ay sonra), Ramazan orucu ve fıtır sadakası farz kılındı; zekâtın farz kılınma tarihi konusunda ise farklı görüşler vardır. Hz. Âişe ile evlilik de yaygın kabule göre hicretin ilk iki yılı içinde gerçekleşti. Hicri takvim ise, daha önce dediğimiz gibi, hicretten yaklaşık 17 yıl sonra Hz. Ömer döneminde başlatıldı; yılbaşı olarak hicret ayı değil, Muharrem ayı kabul edildi.
Bu dönemden bugüne üç ders. Birincisi, tevekkül plansızlık değildir: Peygamber mağarada "Allah bizimle" derken arkasında aylarca hazırlanmış develer, ters yöndeki bir saklanma yeri, bir haber alma sistemi, izleri silen bir çoban ve ücretli bir uzman rehber vardı. Önce deveyi bağla, sonra tevekkül et. İkincisi, emanet düşmana karşı bile korunur; ölüm kararı veren insanların emanetleri Ali eliyle sahiplerine iade edildi. Üçüncüsü, yeni bir topluluk kurmanın üç sütunu vardır: bir merkez (mescid), bir kardeşlik ağı (muâhât) ve ortak kurallar (vesika); bir aile, bir şirket, bir dernek kuran herkes bu üçlüyü düşünmelidir.
Örnekler
- Basit: Bir öğrenci önemli bir sınava "Allah büyüktür, olan olur" diyerek hiç çalışmadan giriyor. Hicret sünneti buna "tevekkül" demez. Sevr modeli: planla, rolleri dağıt, önlem al, sonra kalbini Allah'a bırak.
- Orta: Yeni bir şehre taşınan bir aile, ilk ay mahallesinde bir cami veya kültür merkezi (merkez), birkaç komşuyla tanışıklık (kardeşlik) ve apartman yönetimiyle yazılı kurallar (vesika) üzerine bir düzen kuruyor. Bu, hicret sonrası Medine'nin küçük bir modelidir.
- Gerçek hayat: Bir şirkete yeni katılan bir çalışana tecrübeli bir çalışan "mentor" olarak atanıyor. Mentor ona her şeyi hazır vermek yerine "çarşının yolunu gösteriyor": sistemleri, ilişkileri, iş yapma biçimini öğretiyor. Sa'd ile Abdurrahman arasındaki kardeşlik, hem cömert paylaşım hem de onurlu bağımsızlık dengesini sünnet yapar. Aynı şekilde bir mülteciye veya yeni gelen bir komşuya yardım ederken amaç onu bağımlı kılmak değil, ayakları üzerinde durmasını sağlamaktır.
Uygulama
Şimdi sıra sende: "Hicret rota haritası" çiz. Mekke'den başla, Sevr'e (güney) git, oradan sahil yolunu takip ederek Kuba'ya, oradan Medine'ye ulaş. Harita üzerinde her durağa küçük bir kutu ekle ve içine o durakta yaşanan olayı ve rolü olan kişiyi yaz (Ali – yatak, Esmâ – azık, Abdullah – haber, Âmir – koyunlar, Abdullah b. Uraykıt – rehber, Sürâka – takip, Kuba – ilk mescid, Ebû Eyyûb – misafirlik). Sonra kenara "Hicret planı tablosu" yap: Rol / Kişi / Görev. Hedef: Tevekkül ile planlamanın hicrette nasıl birleştiğini somut olarak görmek.
Mini test
- Dârünnedve'de alınan kararın mantığı neydi? Neden her kabileden bir genç seçildi?
- Hz. Ali o gece hangi iki görevi üstlendi ve bunlardan hangi ahlaki ders çıkar?
- Sevr mağarasında Hz. Ebû Bekir'e söylenen "Üzülme, Allah bizimle" ifadesi Kur'an'ın hangi suresinde geçer? Örümcek ağı kıssasının kaynak durumu nedir?
- Mescid-i Nebevî'nin toplumdaki beş işlevini yaz.
- Medine Vesikası'nın üç temel ilkesini yaz.
Cevapları göster
1) Peygamber'in kanının bütün kabilelere dağılmasını sağlamak; böylece Hâşimoğulları bütün Kureyş'le kan davasına giremeyecek ve diyete razı olmak zorunda kalacaktı.
2) Peygamber'in yatağında yatmak ve Mekkelilerin emanetlerini sahiplerine iade etmek. Emanet, düşmana karşı bile korunur; el-Emîn sıfatı düşmanların bile kabul ettiği bir gerçekti.
3) Tevbe Suresi (40. ayet). Örümcek ağı kıssası Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde ve bazı siyer kaynaklarında rivayet edilir; hadis âlimleri senedini zayıf bulmuştur, bu yüzden "rivayet edilir" diye aktarılır.
4) İbadethane, okul (Suffe), meclis/toplantı yeri, misafirhane, yönetim merkezi.
5) Örnek: Müslümanlar ve birlikte hareket edenler tek ümmettir; herkes kendi dininde serbesttir; şehre saldırıda ortak savunma yapılır; anlaşmazlıklar Allah'a ve Resulüne götürülür; kimse zalimi korumaz. (Herhangi üçü.)
Özet
- Akabe'den sonra sahabe gruplar hâlinde Medine'ye göç etti; Kureyş Dârünnedve'de Peygamber'i öldürme kararı aldı.
- Hz. Ali Peygamber'in yatağında kaldı ve emanetleri iade etti; Peygamber ile Ebû Bekir Sevr mağarasında üç gün saklandı.
- Yaygın kabule göre 622 Eylül'ünde (Rebîülevvel) Kuba'ya varıldı ve ilk mescid kuruldu; ilk Cuma yolda kılındı.
- Medine'de Mescid-i Nebevî inşa edildi, Ensar ile Muhacirler kardeşleştirildi, Medine Vesikası ile çok kimlikli toplumun kuralları yazıldı.
- Hicri takvim Hz. Ömer döneminde hicret yılı esas alınarak başlatıldı.
Sonraki derse hazırlık
Ders 5.6'da Medine toplumunun karşılaştığı üç büyük sınavı, Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarını öğreneceksin; her birinin sebebini, seyrini ve bıraktığı dersi. Hazırlık: Bir ekipte çalışırken bir liderin talimatına uyulmadığı için işlerin ters gittiği bir örnek düşün (kendi hayatından ya da duyduğun bir olaydan). Bu örneği aklında tut; Uhud'u işlerken ona döneceğiz.