Giriş
Bu derste Mekke döneminin ikinci ve en zor evresini öğreneceksin: davetin açığa çıkması, Kureyş'in önce alay, sonra baskı, sonra işkence ve sonunda boykotla karşılık vermesi; Müslümanların Habeşistan'a sığınması; Hz. Hatice ile Ebû Tâlib'in vefatıyla gelen "hüzün yılı"; Tâif'te yaşanan acı ve hemen ardından gelen İsra ve Miraç ikramı; ve son olarak Medineli Müslümanlarla yapılan Akabe biatleri. Bu ders bir "sabır dersi"dir; ama pasif bir sabır değil. Göreceksin ki Hz. Peygamber her kapı kapandığında yeni bir kapı aradı.
Ana anlatım
Açık davet (613 civarı). Gizli davetin yaklaşık üçüncü yılında "En yakın akrabalarını uyar" (Şuarâ Suresi, 214) ayeti indi. Hz. Peygamber, Buhârî'de İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre Safa tepesine çıktı ve Kureyş kollarını tek tek çağırdı. Toplananlara sordu: "Size bu vadinin arkasında sizi basmak üzere bir atlı birliği var desem, bana inanır mısınız?" Hepsi "Evet, senden hiç yalan duymadık" dediler. O zaman dedi ki: "Ben size, önünüzdeki çetin bir azaptan önce gönderilmiş bir uyarıcıyım." Amcası Ebû Leheb ayağa kalkıp "Yazıklar olsun sana! Bizi bunun için mi topladın?" dedi. Bunun üzerine Tebbet (Mesed) Suresi indi. Bu sahnenin incelikli bir yanı var: Hz. Peygamber önce dinleyicilerden kendi güvenilirliğini onaylatıyor, sonra mesajı veriyor. Kırk yıllık el-Emîn sermayesi burada kullanılıyor. Ardından "Sana emrolunanı açıkça ortaya koy" (Hicr Suresi, 94) ayetiyle davet bütün topluma yayıldı.
Kureyş'in tepkisi: dört aşama. Kureyş'in muhalefeti bir anda şiddete dönüşmedi. Önce alay ettiler: "mecnun", "şair", "kâhin", "sihirbaz" dediler. Sonra pazarlık denediler: Ebû Tâlib'e heyetler gönderip yeğenini susturmasını istediler; rivayetlere göre ona mal, makam, hatta krallık teklif ettiler. İbn Hişam'da nakledilen meşhur cevap şöyledir: "Amca! Güneşi sağ elime, ayı sol elime koysalar, Allah bu dini üstün kılıncaya ya da ben bu yolda yok olup gidinceye kadar bu davadan vazgeçmem." Üçüncü aşama, korumasız Müslümanlara işkenceydi. Dördüncü aşama ise topyekûn boykot olacaktı.
İşkence ve direniş. Kabile koruması olmayanlar en çok acıyı çekti. Habeşli köle Bilâl'i efendisi Ümeyye b. Halef, öğle sıcağında kızgın kumlara yatırıp göğsüne büyük bir kaya koyar, dininden dönmesini isterdi; Bilâl ise yalnızca "Ehad, ehad" (Allah birdir) derdi. Sonunda Hz. Ebû Bekir onu satın alıp azat etti; Ebû Bekir bu dönemde işkence gören başka köleleri de satın alarak özgürlüğüne kavuşturdu. Yâsir ailesi — Yâsir, eşi Sümeyye ve oğulları Ammâr — Mahzûmoğulları'nın ve Ebû Cehil'in işkencesine uğradı. Sümeyye, Ebû Cehil'in saldırısıyla hayatını kaybetti ve İslam'ın ilk şehidi olarak kabul edilir; eşi Yâsir de işkence altında vefat etti. Rivayete göre Hz. Peygamber yanlarından geçerken "Sabredin ey Yâsir ailesi, sizin varacağınız yer cennettir" buyurmuştu. Habbâb b. Eret de kızgın demirle dağlanan sahabelerdendir. Buhârî'de Habbâb, Kâbe'nin gölgesinde yaslanan Peygamber'e "Bize yardım dilemeyecek misin?" diye yakındığını, onun da önceki ümmetlerde inananların testereyle ikiye biçildiğini hatırlatıp "Ama siz acele ediyorsunuz" dediğini anlatır. Hz. Peygamber'in kendisi de hakaretten, secdedeyken üzerine deve işkembesi atılmasına (Buhârî) kadar pek çok eziyete maruz kaldı.
Habeşistan hicretleri (615–616). Yaygın kabule göre nübüvvetin beşinci yılında (615) Hz. Peygamber, zulüm gören Müslümanlara, "orada kimseye zulmedilmeyen bir kral var" diyerek Kızıldeniz'in karşı kıyısındaki Habeşistan'a gitmelerini tavsiye etti. İbn Sa'd'a göre ilk kafile on bir erkek ve dört kadından oluşuyordu; aralarında Hz. Osman ve eşi, Peygamber'in kızı Rukıyye de vardı. Bir süre sonra daha kalabalık ikinci bir kafile gitti; kaynaklarda sayı seksen küsur erkek ve yanlarındaki kadınlar olarak verilir. Kafilenin sözcüsü, Hz. Ali'nin ağabeyi Ca'fer b. Ebî Tâlib'di.
Kureyş, Amr b. Âs ve Abdullah b. Ebî Rebîa'yı hediyelerle Habeş kralı Necâşî'ye gönderip Müslümanların iadesini istedi. Necâşî iki tarafı dinlemeden karar vermeyi reddetti ve Müslümanları huzuruna çağırdı. Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde Ümmü Seleme'den rivayet edilen uzun anlatıma göre Ca'fer cahiliyeyi ve İslam'ı şöyle karşılaştırdı: "Ey kral! Biz putlara tapan, leş yiyen, hayasızlık yapan, akrabalık bağlarını koparan, komşuya kötülük eden, güçlüsü zayıfı ezen bir kavimdik. Allah bize içimizden, soyunu, doğruluğunu, emanetini ve iffetini bildiğimiz bir peygamber gönderdi..." Necâşî ondan Kur'an'dan bir parça okumasını isteyince Ca'fer, Meryem Suresi'nin başından okudu. Necâşî ağladı ve "Bu ile İsa'nın getirdiği aynı kandilden çıkmıştır" dedi; Müslümanları teslim etmedi. Bu olay, İslam tarihinin ilk "iltica" ve ilk "diplomatik savunma" örneğidir.
Hamza ve Ömer'in İslam'ı (616 civarı). Yaygın kabule göre nübüvvetin altıncı yılında Mekke'nin iki güçlü ismi Müslüman oldu. Peygamber'in amcası Hamza, Ebû Cehil'in kendi yeğeni olan Hz. Peygamber'e hakaret ettiğini duyunca öfkeyle onu yayıyla yaraladı ve Müslüman olduğunu ilan etti. Birkaç gün sonra Hz. Ömer, rivayete göre Peygamber'i öldürmek niyetiyle yola çıkmışken kız kardeşinin Müslüman olduğunu öğrendi, evinde Tâhâ Suresi'nin başını okudu ve Erkam'ın evine gidip iman etti. Bu iki olaydan sonra Müslümanlar Kâbe'de açıkça namaz kılabilir hâle geldi.
Boykot (616/617–619). Müslümanların sayısı artıp Habeşistan'da güvene kavuşunca Kureyş son silahını kullandı: Hâşimoğulları ve Muttaliboğulları'na topyekûn boykot. Bir ahitname yazılıp Kâbe'ye asıldı: bu iki kolla alışveriş yapılmayacak, kız alınıp verilmeyecek, Muhammed teslim edilene kadar hiçbir ilişki kurulmayacaktı. Müslüman olsun olmasın (Ebû Tâlib de dahil), Hâşimoğulları Mekke'nin bir kenarındaki "Şi'b-i Ebî Tâlib" vadisine çekildi. Yaygın kabule göre yaklaşık üç yıl süren bu dönemde açlık o kadar büyüktü ki çocukların ağlama sesleri dışarıdan duyulurdu; ağaç yaprakları ve kuru deri parçalarıyla karın doyurulduğu anlatılır. Bazı vicdanlı Mekkeliler gizlice yiyecek taşıdı. Sonunda Kureyş'in içinden birkaç kişi boykotun kaldırılması için harekete geçti. Rivayete göre Kâbe'deki ahitname çıkarıldığında, "Bismikellahümme" (Allah'ım, senin adınla) ifadesi dışındaki kısmını güvelerin yemiş olduğu görüldü; Hz. Peygamber bunu önceden Ebû Tâlib'e haber vermişti.
Hüzün yılı (619). Boykotun bitişinden kısa bir süre sonra, yaygın kabule göre nübüvvetin onuncu yılında (619), birkaç hafta arayla iki büyük kayıp yaşandı: önce Ebû Tâlib, ardından Hz. Hatice vefat etti (sıralama rivayetlerde farklıdır). Peygamber hem dış dünyadaki kalkanını hem de evindeki en büyük desteğini kaybetti. Bu yıla "Âmü'l-Hüzn" (hüzün yılı) denir. Ebû Tâlib'in yerine Hâşimoğulları'nın başına geçen Ebû Leheb, korumayı fiilen kaldırdı. Artık eziyet daha da arttı.
Tâif (619). Mekke'de kapılar kapanınca Hz. Peygamber, azatlısı Zeyd b. Hârise ile birlikte yaklaşık 100 km güneydoğudaki Tâif'e, Sakīf kabilesine gitti. Sakīf'in ileri gelenleri onu reddetmekle kalmadı; şehrin ayak takımını ve köleleri peşine takıp taşlattılar. Ayakları kanlar içinde bir bağa sığındı. Rivayete göre bağın sahipleri olan Utbe ve Şeybe'nin Hristiyan kölesi Addâs ona bir salkım üzüm getirdi; Peygamber "Bismillah" deyip yiyince Addâs şaşırdı, Ninova'lı olduğunu öğrenince Peygamber "Kardeşim Yûnus'un memleketi" dedi ve Addâs onun ellerini öptü. Tâif dönüşünde okunduğu rivayet edilen meşhur dua ("Allah'ım, güçsüzlüğümü, çaresizliğimi ve insanlar karşısındaki değersizliğimi sana arz ederim...") siyer kaynaklarında ve Taberânî'de geçer; senedi hadis âlimlerince zayıf görülmekle birlikte çok yaygındır.
Sahih kaynaklarda ise şu sahne sabittir: Buhârî ve Müslim'de Hz. Âişe, Peygamber'e "Uhud gününden daha ağır bir gün yaşadın mı?" diye sorduğunu, onun da Tâif dönüşünü anlattığını rivayet eder. Kederli yürürken bir bulut gölgelemiş, içinden Cebrâil ve dağlar meleği seslenmiş: "İstersen şu iki dağı üzerlerine kapatayım." Hz. Peygamber'in cevabı Mekke döneminin ruhunu özetler: "Hayır. Umarım Allah onların soyundan, yalnız Allah'a ibadet eden ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan kimseler çıkarır." Mekke'ye ancak Mut'im b. Adî'nin himayesiyle girebildi; Mut'im müşrikti ama kabile geleneğine uyarak onu korudu.
İsra ve Miraç (yaygın kabule göre 621). Tâif'in acısından sonra bir ikram geldi. İsra Suresi'nin ilk ayeti, Allah'ın kulunu bir gece Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya yürüttüğünü haber verir; bu yolculuğa İsra denir. Buradan göklere yükselişe ise Miraç denir; Necm Suresi'nin ayetleri ve Buhârî ile Müslim'deki uzun hadisler bu yükselişi anlatır. Miraç'ta Hz. Peygamber'e üç hediye verildi (Müslim): beş vakit namaz, Bakara Suresi'nin son ayetleri ve ümmetinden Allah'a şirk koşmadan ölenlerin bağışlanma müjdesi. Namazın önce elli vakit olarak farz kılındığı, Hz. Musa'nın tavsiyesiyle Peygamber'in tekrar tekrar hafifletme istediği ve beşe indirildiği, ama sevabının elli vakit olarak kaldığı sahih hadislerde anlatılır. Tarihi konusunda görüşler çok farklıdır; yaygın kabul hicretten yaklaşık bir-bir buçuk yıl öncedir ve Türkiye'de Recep ayının 27. gecesi Miraç Kandili olarak kutlanır, ama bu tarih kesin değildir. Sabah olayı anlatınca müşrikler alay etti; bazı zayıf imanlılar sarsıldı. Hz. Ebû Bekir'e haber verdiklerinde "O söylüyorsa doğrudur" dedi; "Sıddîk" lakabının bu olayla ilişkilendirildiği rivayet edilir.
Akabe biatleri (620–622). Hz. Peygamber hac mevsimlerinde Mekke'ye gelen kabilelere tek tek gidip İslam'ı anlatıyordu. Yaygın kabule göre 620'de Mina yakınındaki Akabe denilen yerde Yesribli (Medineli) Hazreç kabilesinden altı kişiyle karşılaştı; hepsi Müslüman oldu. Yesrib'de Yahudilerden bir peygamber beklendiğini duymuş olmaları onları hazırlıklı kılmıştı; ayrıca Evs ve Hazreç yıllarca süren kan davalarıyla yorulmuştu. Ertesi yıl (621) on iki kişi geldi ve Birinci Akabe Biatı'nı yaptı: Allah'a şirk koşmamak, hırsızlık ve zina yapmamak, çocuklarını öldürmemek, iftira etmemek ve iyilikte itaat etmek üzere söz verdiler (bu maddeler Buhârî'de Ubâde b. Sâmit'in rivayetinde geçer). Hz. Peygamber onlarla birlikte Mus'ab b. Umeyr'i Kur'an öğretmek üzere Yesrib'e gönderdi; Mus'ab bir yıl içinde şehirde İslam'ı hızla yaydı. 622 hac mevsiminde, İbn Hişam'a göre 73 erkek ve 2 kadın gece gizlice Akabe'de toplandı ve İkinci Akabe Biatı'nı yaptı: Peygamber'i Medine'ye davet ettiler ve onu kendi canlarını, ailelerini korudukları gibi koruyacaklarına söz verdiler. Bu biat, hicretin hukuki zeminiydi.
Bu dönemden bugüne üç ders. Birincisi, sabır teslimiyet değil, direnişin bir biçimidir: Bilâl'in "Ehad, ehad"ı, Ca'fer'in Necâşî önündeki konuşması, Peygamber'in "güneşi elime koysalar" cevabı hep aynı iç sağlamlıktan çıkar. İkincisi, zulüm karşısında hicret, sığınma ve hukuki koruma aramak da sünnettir; Habeşistan, adil bir yönetimin dininden bağımsız olarak değerli olduğunu gösterir. Üçüncüsü, en ağır anda bile beddua yerine gelecek nesiller için umut etmek nebevi bir tavırdır; Tâif'te taşlanan Peygamber, taşlayanların torunları için dua etti ve Tâif sonunda Müslüman oldu.
Örnekler
- Basit: Bir öğrenci okulda inancı yüzünden alay konusu oluyor. Mekke'nin ilk aşaması da alaydı. Sünnetteki tavır: karşılık olarak alay etmemek, kişiliğinden ve ahlakından taviz vermemek, güvenilir bir büyüğüne danışmak.
- Orta: Bir iş yerinde haksızlığa uğrayan bir çalışan, hukuki yollara başvurup haklarını arıyor ve gerektiğinde daha adil bir şirkete geçiyor. Habeşistan hicreti bunun sünnetteki karşılığıdır: kimseye zulmedilmeyen bir yere gitmek, orada dürüst bir dille kendini anlatmak. Ca'fer'in konuşması aynı zamanda iyi bir savunmanın modelidir: karşı tarafı karalamak yerine kendi değerlerini açıkça ortaya koymak.
- Gerçek hayat: Bir kişi aynı yıl hem işini hem de çok sevdiği bir yakınını kaybediyor. Hüzün yılı ve Tâif, peygamberin de böyle bir yıl yaşadığını; ardından İsra ve Miraç'ın geldiğini hatırlatır. Pratik sünnet: acıyı bastırmadan yaşamak, dua ile Allah'a açmak, kapanan kapının yanında yeni kapılar aramak (Tâif, sonra hac mevsimindeki kabileler, sonra Akabe) ve namazı bırakmamak — çünkü namaz, tam da en zor yılın sonunda bir hediye olarak verildi.
Uygulama
Şimdi sıra sende: Hazırlıkta hazırladığın 613–622 on satırlık sayfayı doldur. Her yıla en az bir olay yaz: açık davet, işkenceler, Habeşistan hicretleri, Hamza ve Ömer'in İslam'ı, boykotun başlangıcı ve sonu, hüzün yılı, Tâif, İsra-Miraç, Akabe biatleri. Tarihi ihtilaflı olanların yanına küçük bir "~" işareti koy. Sonra Ders 5.1'de çizdiğin haritaya Habeşistan yolunu, Tâif yolunu ve Akabe'yi ekle. Hedef: Mekke döneminin ikinci evresini "baskı arttıkça yeni kapı arama" mantığıyla tek bakışta görebilmek.
Mini test
- Safa tepesindeki konuşmada Hz. Peygamber mesajını vermeden önce ne yaptı ve bu neden önemliydi?
- Habeşistan'a hicretin sebebi neydi ve Ca'fer b. Ebî Tâlib, Necâşî'nin huzurunda hangi sureden okudu?
- Boykot kimlere uygulandı, nerede ve yaklaşık ne kadar sürdü?
- Tâif dönüşünde dağlar meleğinin teklifine Hz. Peygamber nasıl cevap verdi ve bu olay hangi kaynaklarda geçer?
- Birinci ve İkinci Akabe biatleri arasındaki fark nedir? (Katılımcı sayısı ve içerik)
Cevapları göster
1) Dinleyicilere kendisinden hiç yalan duyup duymadıklarını sorup güvenilirliğini onaylattı; kırk yıllık el-Emîn sermayesi mesajın zemini oldu.
2) Kabile koruması olmayan Müslümanlara yapılan zulüm ve Habeşistan'da adil bir kralın bulunması; Meryem Suresi.
3) Hâşimoğulları ve Muttaliboğulları'na (Müslüman olsun olmasın), Şi'b-i Ebî Tâlib'de, yaklaşık üç yıl (616/617–619).
4) "Hayır, umarım Allah onların soyundan yalnız O'na ibadet eden kimseler çıkarır." Buhârî ve Müslim.
5) Birincisi (621) on iki kişiyle yapıldı ve ahlaki-inanç esaslarına bağlılık sözüydü; ikincisi (622) İbn Hişam'a göre 73 erkek ve 2 kadınla yapıldı ve Peygamber'i Medine'ye davet edip onu korumayı taahhüt eden, hicretin zemini olan biatti.
Özet
- Açık davet yaygın kabule göre 613 civarında Safa tepesinde başladı; Kureyş önce alay, sonra pazarlık, sonra işkence, sonra boykotla karşılık verdi.
- Bilâl, Yâsir ailesi ve Habbâb gibi korumasızlar ağır işkence gördü; Sümeyye ilk şehittir.
- 615'ten itibaren Müslümanlar iki kafile hâlinde Habeşistan'a sığındı; Ca'fer, Necâşî'nin huzurunda İslam'ı savundu.
- Boykot yaklaşık üç yıl sürdü; ardından 619'da Ebû Tâlib ve Hz. Hatice vefat etti (hüzün yılı) ve Tâif yolculuğu yaşandı.
- İsra ve Miraç'ta beş vakit namaz farz kılındı; 620–622 arasında Akabe'de Medinelilerle yapılan görüşme ve biatler hicretin kapısını açtı.
Sonraki derse hazırlık
Ders 5.5'te hicreti öğreneceksin: Dârünnedve'deki suikast kararı, Sevr mağarası, yolculuk, Kuba, Medine'ye varış, Mescid-i Nebevî'nin inşası, Ensar ile Muhacir arasında kurulan kardeşlik ve Medine Vesikası. Hazırlık: Bir yerden başka bir yere taşındığın bir dönemi (şehir, okul, iş) hatırla. Taşınmadan önce, taşınırken ve taşındıktan sonra yaptığın en önemli üç şeyi yaz. Derste bunları hicretin üç aşamasıyla karşılaştıracaksın.