İçeriğe geç

Ders 5.2 · Seviye 1 · Siyer-i Nebi

Nübüvvet öncesi hayat: el-Emîn'in kırk yılı

1.450 kelime · yaklaşık 7 dakika okuma

Giriş

Bu derste Hz. Muhammed'in sekiz yaşından kırk yaşına kadar geçen hayatını öğreneceksin: amcasının yanında çobanlık, Şam'a yaptığı ticaret yolculukları, gençliğinde katıldığı Hılfu'l-Fudûl adalet ittifakı, Hz. Hatice ile evliliği, çocukları ve Kâbe'nin yeniden inşasında Hacerülesved'i yerine koyarken gösterdiği hikmet. Bu kırk yıl önemlidir, çünkü vahiy geldiğinde Mekkeliler ona "yalancı" diyemediler; kırk yıl boyunca ona "el-Emîn", yani "güvenilir" demişlerdi. Peygamberliğin sosyal zemini, nübüvvetten önce inşa edilmişti.

Ana anlatım

Çobanlık. Ebû Tâlib'in evinde büyüyen genç Muhammed, amcasının yükünü hafifletmek için çalıştı. Buhârî'de geçen sahih bir hadiste şöyle buyurur: "Allah'ın gönderdiği her peygamber koyun gütmüştür." Sahabe "Sen de mi?" diye sorunca, "Evet, ben de birkaç kırat karşılığında Mekkelilerin koyunlarını güderdim" demiştir. Çobanlık, sonradan bir ümmeti yönetecek kişi için sessiz bir okuldur: sürüyü dağılmaktan korumak, zayıf olanı kollamak, sabırla beklemek, tehlikeyi uzaktan görmek. Bu hadiste ayrıca bir tevazu dersi de vardır: Peygamber, geçimini küçük bir ücretle kazandığını açıkça anlatmaktan çekinmez.

İlk Şam yolculuğu ve Rahip Bahîrâ. Rivayetlere göre Hz. Muhammed on iki yaşlarındayken, amcası Ebû Tâlib'in ticaret kervanıyla Şam'a gitti. Yolda, Busrâ yakınlarında Bahîrâ adlı bir Hristiyan rahip kervanı misafir etti; çocukta eski kitaplarda anlatılan son peygamberin alametlerini gördüğünü söyledi ve Ebû Tâlib'e onu geri götürmesini, özellikle Yahudilerin kötülüğünden korumasını tavsiye etti. Bu kıssa İbn Hişam'da ayrıntılı olarak, Tirmizî'de de kısa bir rivayetle geçer; ancak hadis âlimleri Tirmizî rivayetindeki bazı ayrıntıları (örneğin Hz. Ebû Bekir ve Bilâl'in kervanda olması, ki bu tarihen mümkün değildir) eleştirmişlerdir. Bu yüzden olayın özünü aktarmakla yetinir, ayrıntılarını "rivayet edilir" diye okuruz.

Ficâr savaşları ve Hılfu'l-Fudûl. Hz. Muhammed yirmi yaşlarındayken Kureyş ile Kays kabileleri arasında, haram aylarda savaşılması sebebiyle "Ficâr" (günahkârlık) diye anılan savaşlar yaşandı. Kaynaklara göre o, bu savaşlarda doğrudan savaşmadı, amcalarına ok toplamak gibi yardımcı işler yaptı. Bu savaşların hemen ardından Mekke'de önemli bir olay oldu: Yemenli bir tüccar mallarını Mekke'nin ileri gelenlerinden Âs b. Vâil'e sattı, ama parasını alamadı. Kabilesi Mekke'de olmadığı için onu koruyacak kimse yoktu. Tüccar Kâbe'nin yanındaki bir tepeye çıkıp haksızlığa uğradığını şiirle haykırdı. Bunun üzerine bazı Kureyş kolları, Abdullah b. Cüd'ân'ın evinde toplanıp bir ittifak kurdular: Mekke'de yerli ya da yabancı kim haksızlığa uğrarsa, hakkı alınana kadar onun yanında olacaklardı. Bu ittifaka "Hılfu'l-Fudûl" (Faziletliler İttifakı) denir. Genç Muhammed de bu toplantıdaydı. Peygamberliğinden yıllar sonra şöyle dediği rivayet edilir: "Abdullah b. Cüd'ân'ın evinde öyle bir antlaşmaya şahit oldum ki, onun karşılığında bana kızıl develer verilse bu kadar sevinmezdim. İslam döneminde de böyle bir antlaşmaya çağrılsam, yine icabet ederim." Bu söz çok önemlidir: İslam, kaynağı cahiliye olsa bile adalet için kurulmuş iyi bir yapıyı reddetmez, sahiplenir.

Hz. Hatice ve ikinci Şam yolculuğu. Mekke'nin saygın ve zengin tüccarlarından Hatice bint Hüveylid, mallarını güvenilir kişilere verip kâr ortaklığıyla ticaret yaptırırdı. Genç Muhammed'in dürüstlüğünü duyunca ona, Şam'a gidecek kervanında mallarını götürmesini teklif etti ve yanına kölesi Meysere'yi verdi. Yolculuk büyük kârla sonuçlandı. Meysere, yolculuk boyunca gözlemlediği dürüstlüğü ve ahlakı Hatice'ye anlattı. Bunun üzerine Hatice, aracı vasıtasıyla evlilik teklifinde bulundu. Hz. Muhammed amcalarıyla birlikte gidip Hatice'yi istedi ve evlendiler. Yaygın kabule göre o sırada Hz. Muhammed 25, Hz. Hatice 40 yaşındaydı; ancak bazı kaynaklarda (İbn Abbas'a nispet edilen bir rivayetle) nakledilen başka bir görüşe göre Hatice'nin yaşı 28 idi. Bu evlilik 25 yıl sürdü ve Hz. Peygamber, Hatice hayatta olduğu sürece başka biriyle evlenmedi.

Çocukları. Bu evlilikten doğan çocuklar yaygın kabule göre şunlardır: Kâsım (Hz. Peygamber'in "Ebü'l-Kâsım" künyesi ondan gelir), Zeyneb, Rukıyye, Ümmü Külsûm, Fâtıma ve Abdullah (lakapları Tayyib ve Tâhir'dir; bazı kaynaklar bunları ayrı çocuklar sayar). Erkek çocukların hepsi küçük yaşta vefat etti. Kızları ise İslam'ı kabul etti ve Medine'ye hicret etti. Hz. Peygamber'in Medine döneminde Mâriye'den bir oğlu daha, İbrâhim, dünyaya geldi; o da bebekken vefat etti. Yani Hz. Peygamber, hayatı boyunca altı çocuğunun vefatını gördü (Rukıyye vefat ettiğinde Bedir'deydi, bu yüzden defnine yetişemedi); yalnızca Fâtıma ondan sonra yaşadı, o da altı ay kadar.

Zeyd b. Hârise ve Ali. Evlilikten sonra Hatice, kölesi Zeyd b. Hârise'yi eşine hediye etti. Zeyd'in babası yıllar sonra oğlunu bulup fidye ödeyerek geri almak istediğinde Hz. Muhammed, Zeyd'e seçme hakkı tanıdı; Zeyd ise ailesine dönmek yerine onun yanında kalmayı seçti. Bunun üzerine Hz. Muhammed onu azat edip Kâbe'de evlatlık edindiğini ilan etti. (Evlatlığın hukuken öz evlat sayılması daha sonra Ahzâb Suresi ile kaldırıldı.) Ayrıca Mekke'de yaşanan bir kıtlık döneminde Ebû Tâlib'in yükünü hafifletmek için amcasının oğlu Ali'yi de evine aldı. İki çocuk da sonradan ilk Müslümanlar arasında yer alacaktı.

Kâbe'nin yeniden inşası ve hakemlik. Yaygın kabule göre Hz. Muhammed 35 yaşındayken (605 civarı), bir sel ve yangın sonrası yıpranan Kâbe'yi Kureyş yeniden inşa etmeye karar verdi. İnşaat için yalnızca helal kazançla toplanan paranın kullanılması kararlaştırıldı; faiz, zina ve haksız kazançla elde edilen mal kabul edilmedi. Para yetmeyince Kâbe, Hz. İbrahim'in temellerinden biraz daha küçük yapıldı; dışarıda kalan yarım daire alan bugün "Hatîm" (Hıcr-ı İsmâil) olarak bilinir. İnşaat Hacerülesved'in yerine konulacağı noktaya gelince kabileler arasında kavga çıktı: bu şerefi kim alacaktı? Kılıçlar çekilmek üzereydi. Sonunda, yaşlılardan birinin teklifiyle, Harem'e ilk girecek kişinin hakem olması kararlaştırıldı. İlk giren genç Muhammed oldu. Onu görünce herkes "İşte el-Emîn geldi, onun hakemliğine razıyız" dedi. O, bir örtü serdi, taşı ortasına koydu, her kabilenin reisinden örtünün bir ucundan tutmasını istedi; taş yerine yaklaşınca da kendi elleriyle alıp yerine yerleştirdi. Böylece hiçbir kabile dışarıda kalmadı, kan dökülmedi.

Tahannüs: Hira'ya doğru. Otuzlu yaşlarının sonlarına doğru Hz. Muhammed yalnızlığı sevmeye başladı. Mekke'nin yakınındaki Nur Dağı'nın tepesindeki Hira mağarasına çekilip günlerce ibadet ve tefekkür ederdi; buna "tahannüs" denir. Buhârî'nin vahyin başlangıcını anlatan hadisinde Hz. Âişe, vahiyden önce gördüğü rüyaların "sabahın aydınlığı gibi" çıktığını anlatır. Bu, bir sonraki dersin kapısıdır.

Bu dönemden bugüne üç ders. Birincisi, güven söyleyerek değil, yıllarca yaşayarak kazanılır; Peygamber'in "el-Emîn" sıfatı, vahyi Mekkelilere duyurmadan önce kazandığı en büyük sermayeydi. Bugün iş hayatında da, ailede de söylediğimiz sözün değeri, daha önce tuttuğumuz sözlerle ölçülür. İkincisi, adalet için kurulmuş iyi yapıları, kaynağı ne olursa olsun desteklemek sünnettir; Hılfu'l-Fudûl bir sivil toplum ittifakıydı ve Peygamber onu İslam döneminde de sahiplendi. Üçüncüsü, çatışmada "kazanan-kaybeden" yerine "herkesin elinin olduğu" çözümler aramak nebevi bir yöntemdir; Hacerülesved'deki örtü bunun sembolüdür.

Örnekler

  • Basit: Bir esnaf müşterisine malın kusurunu önceden söylüyor ve satışı kaybediyor. Kısa vadede zarar gibi görünür; ama bu, "el-Emîn" sermayesidir. Meysere'nin Hatice'ye anlattığı da tam olarak buydu: kârın yanında dürüstlüğün kendisi.
  • Orta: Bir ofiste iki ekip, yeni projenin kimde olacağı konusunda tartışıyor. Yönetici birini seçerse diğeri küsecek. Hacerülesved yöntemi uygulanır: projenin her ekibin katkı vereceği bir bölümü tanımlanır, son teslimi ise tarafsız bir koordinatör yapar. Herkes "örtünün bir ucundan" tutar.
  • Gerçek hayat: Bir mahallede yabancı uyruklu bir işçi, ücretini alamadığı için şikâyet ediyor; kimse "benim işim değil" demekten öteye geçmiyor. Hılfu'l-Fudûl'u bilen biri mahalle derneği, cami cemaati veya hukuk yardım kurumlarıyla birlikte bu işçinin hakkını aramasına yardım eder. Peygamber'in "İslam'da da çağrılsam icabet ederim" sözü, haksızlığa uğrayanın kimliğine bakmayan bir adalet duyarlılığını sünnet yapar.

Uygulama

Şimdi sıra sende: "El-Emîn karakter kartı" hazırla. Bir kartın ön yüzüne 8–40 yaş arasındaki beş olayı yaz (çobanlık, Şam yolculukları, Hılfu'l-Fudûl, Hatice ile evlilik, Hacerülesved hakemliği) ve her birinin yanına yaklaşık yaşı ve miladi yılı ekle. Arka yüzüne her olaydan çıkan bir karakter özelliğini (sabır, dürüstlük, adalet duyarlılığı, sadakat, hikmet) ve bu özelliği bu hafta hayatında uygulayacağın somut bir durumu yaz. Önceki dersin hazırlığında yazdığın "güvenilir kişi" listesini bu kartla karşılaştır. Hedef: Nübüvvet öncesi hayatı olaylar listesi olmaktan çıkarıp bir karakter portresine dönüştürmek.

Mini test

  1. "Her peygamber koyun gütmüştür" hadisi hangi kaynakta geçer ve bize hangi iki dersi verir?
  2. Hılfu'l-Fudûl hangi olay üzerine, kimin evinde kuruldu?
  3. Hz. Peygamber'in Hılfu'l-Fudûl hakkındaki sözünden hangi ilke çıkar?
  4. Kâbe'nin yeniden inşasında neden yalnızca helal para kullanıldı ve bunun sonucu olarak hangi alan dışarıda kaldı?
  5. Hacerülesved hakemliğinde uygulanan çözüm neden bütün tarafları tatmin etti?
Cevapları göster

1) Buhârî. Liderliğe hazırlıkta sabır ve koruma (çobanlığın terbiyesi) ile geçimi emekle kazanmaktaki tevazu.

2) Yemenli bir tüccarın Âs b. Vâil'den alacağını alamaması üzerine; Abdullah b. Cüd'ân'ın evinde.

3) İslam, kaynağı İslam öncesi olsa bile adalet için kurulmuş iyi yapıları sahiplenir; mazlumun kimliğine bakılmaksızın hakkı savunulur.

4) Kâbe'ye kutsal saygı gereği, faiz ve haksız kazanç karıştırılmadı; para yetmediği için Hatîm (Hıcr-ı İsmâil) alanı dışarıda kaldı.

5) Her kabile reisi örtünün bir ucundan tutarak şerefe ortak oldu; taşı yerleştiren ise herkesin güvendiği ve hakem kabul ettiği kişiydi.

Özet

  • Hz. Muhammed gençliğinde çobanlık ve ticaret yaptı; ilk Şam yolculuğu ve Bahîrâ kıssası rivayet edilir, ayrıntıları tartışmalıdır.
  • Yaklaşık 20 yaşında Hılfu'l-Fudûl adalet ittifakına katıldı ve onu İslam döneminde de övdü.
  • 25 yaşında Hz. Hatice ile evlendi (Hatice'nin yaşı yaygın kabule göre 40, başka görüşe göre 28); bu evlilik 25 yıl sürdü.
  • Çocukları: Kâsım, Zeyneb, Rukıyye, Ümmü Külsûm, Fâtıma, Abdullah; Medine'de İbrâhim.
  • 35 yaşında Kâbe'nin inşasında Hacerülesved krizini örtü yöntemiyle çözdü; Mekke'nin gözünde "el-Emîn" idi.

Sonraki derse hazırlık

Ders 5.3'te Hira mağarasında gelen ilk vahyi, Peygamber'in yaşadığı sarsıntıyı, Hz. Hatice'nin onu nasıl teselli ettiğini, ilk Müslümanları ve Erkam'ın evinde başlayan gizli daveti öğreneceksin. Hazırlık: Alak Suresi'nin ilk beş ayetinin mealini oku ve "oku" emrinin hangi kelimelerle çevrildiğine dikkat et. Hayatında seni en çok sarsan bir haberi hatırla ve o an yanında kimin olmasını istediğini düşün.


Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.