Giriş
Bu derste Hz. Peygamber'in doğduğu dünyayı tanıyacaksın: Arap Yarımadası'nın coğrafyası, kabile düzeni, Mekke'nin ticari ve dini konumu, "cahiliye" kelimesinin gerçek anlamı ve Fil Vakası. Ardından doğumunu, yetim kalışını ve ilk yıllarını öğreneceksin. Bir tohumun neden o toprağa ekildiğini anlamadan ağacın nasıl büyüdüğünü anlayamazsın. Siyerin bütün sahneleri — boykot da, hicret de, Mekke'nin fethi de — bu derste çizeceğimiz kabile dünyasının kuralları içinde gerçekleşti.
Ana anlatım
Coğrafya: çöl, vaha ve yol. Arap Yarımadası'nın büyük kısmı kurak bir çöldür. Hayat, suyun bulunduğu vahalarda ve bu vahaları birbirine bağlayan kervan yollarında kümelenir. Güneyde, bugünkü Yemen topraklarında, tarım yapılan ve eski krallıklar kurmuş bir bölge vardı; kuzeyde ise iki büyük imparatorluk, Bizans (Doğu Roma) ve Sâsânî İran, yüzyıllardır birbiriyle savaşıyordu. Mekke tam bu iki dünyanın arasında, Yemen'den Şam'a uzanan ticaret yolunun üzerinde, taşlık ve ekin bitmeyen bir vadideydi. Kur'an bu vadiyi Hz. İbrahim'in diliyle "ekin bitmeyen bir vadi" (İbrahim Suresi) diye anar. Mekke'yi ayakta tutan şey toprağı değil, iki şeydi: Kâbe ve ticaret.
Kâbe ve Hz. İbrahim mirası. Araplar Kâbe'nin Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından inşa edildiğine inanıyordu. Hac ibadeti, hatta bazı ritüelleri (tavaf, Safa ile Merve arasında gidip gelme) sürüyordu; ama tevhid inancının üzerine yüzyıllar içinde putlar eklenmişti. Rivayetlere göre Kâbe'nin çevresinde 360 put vardı; Hübel, Lât, Uzzâ ve Menât en meşhurlarıydı. Bununla birlikte, putlara tapmayı reddedip İbrahim'in dinini arayan az sayıda kişi de vardı; kaynaklar bunlara "hanîf" der. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl ve Hz. Hatice'nin amcasının oğlu Varaka b. Nevfel bunlardandır.
Kabile düzeni. Arabistan'da devlet yoktu; kabile vardı. İnsan, kabilesi sayesinde güvendeydi. Birini öldüren kişiden, o kişinin kabilesi intikam alırdı; bu yüzden herkes kabilesine sıkıca bağlıydı. Kabileden koparılan kişi, bugünkü anlamda vatansız bir mülteci gibiydi: kimse onu korumaz, canı herkese helal sayılırdı. Bu kural siyeri anlamak için anahtardır. Hz. Peygamber Mekke'de yıllarca müşriklerin öfkesine rağmen hayatta kaldıysa, bunun ana sebebi amcası Ebû Tâlib'in ve Hâşimoğulları'nın onu kabile hukuku gereği korumasıydı. Mekke'ye hâkim olan kabile Kureyş'ti; Kureyş de kendi içinde Hâşimoğulları, Ümeyyeoğulları, Mahzûmoğulları gibi kollara ayrılıyordu. Hz. Peygamber, Kureyş'in Hâşimoğulları koluna mensuptu.
"Cahiliye" ne demek? Bu kelime genellikle "bilgisizlik dönemi" diye çevrilir; ama Arapçadaki anlamı daha derindir. Cahiliye, bilginin değil, hilmin yani yumuşaklık, sabır ve ölçünün karşıtıdır. Cahiliye insanı şiir bilirdi, soy bilirdi, yıldız bilirdi, ticaret bilirdi; ama öfkesine hâkim olamaz, intikamı nesilden nesile taşır, zayıfı ezerdi. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi (Kur'an bu uygulamayı Tekvir Suresi'nde kınar), kan davaları, içki ve kumar, köle ve kadınların hukuksuzluğu bu düzenin karanlık yüzüydü. Öte yandan cömertlik, misafirperverlik, söz verince tutmak ve cesaret gibi erdemler de vardı. İslam bu erdemleri korudu, onları tevhidle yeniden temellendirdi.
Fil Vakası. Yaygın kabule göre Hz. Peygamber'in doğduğu yıl, Yemen'i Habeşistan adına yöneten Ebrehe, Kâbe'yi yıkmak amacıyla içinde fillerin de bulunduğu bir orduyla Mekke'ye yürüdü. Amacı, Yemen'de yaptırdığı büyük kiliseyi Arapların hac merkezi hâline getirmekti. Mekkeliler bu orduya karşı koyacak güçte değildi; şehri boşaltıp dağlara çekildiler. Kaynaklarda anlatıldığına göre Hz. Peygamber'in dedesi Abdülmuttalib, Ebrehe'nin askerlerinin el koyduğu develerini geri istemeye gitmiş, "Kâbe için değil de develerin için mi geldin?" sorusuna şöyle cevap vermiştir: "Ben develerin sahibiyim; Beyt'in de bir sahibi vardır, onu O korur." Kur'an'ın Fil Suresi, ordunun sürü sürü kuşların attığı taşlarla "yenilmiş ekin yaprağı" gibi yapıldığını haber verir. Araplar bu olayı o kadar büyük bir hadise olarak gördüler ki yılı "Âmü'l-Fîl" (Fil Yılı) diye adlandırdılar ve sonraki olayları ona göre tarihlediler.
Doğum. Hz. Peygamber'in babası Abdullah, annesi Âmine'dir. Babası, oğlu doğmadan birkaç ay önce, Şam'dan dönen bir ticaret yolculuğunda Medine'de (o zamanki adıyla Yesrib) vefat etmişti. Hz. Muhammed, yaygın kabule göre Fil Yılı'nda, Rebîülevvel ayının 12'sinde, Pazartesi günü Mekke'de doğdu; miladi karşılığı olarak Türkiye'de en yaygın kullanılan tarih 20 Nisan 571'dir, ancak 570 yılını esas alan akademisyenler de çoktur. Doğum gününün Pazartesi olması sahih bir hadisle sabittir: Müslim'in rivayetine göre kendisine Pazartesi orucu sorulduğunda "O gün doğduğum ve o gün bana vahyin indirildiği gündür" buyurmuştur. Ayın günü ise rivayetlerde 2, 8, 9 ve 12 gibi farklı değerlerle geçer; 12 Rebîülevvel en yaygın olanıdır. Dedesi Abdülmuttalib torununu kucağına alıp Kâbe'ye götürdü ve ona, o dönem Araplar arasında pek bilinmeyen bir isim verdi: Muhammed, yani "çokça övülen."
Sütanne Halime ve çöl yılları. Mekke'nin soylu aileleri çocuklarını bir süre çöldeki bedevi kabilelerine emzirilmeye verirdi. Bunun iki sebebi vardı: çölün temiz havası ve saf, bozulmamış Arapça. Hz. Muhammed, Benî Sa'd kabilesinden Halîme bint Ebî Züeyb'e verildi. Rivayetlere göre Halime'nin kabilesi o yıl kuraklık çekiyordu ve yetim bir çocuğu almak, ücret alınamayacağı düşüncesiyle ilk başta pek istenmemişti; ama Halime onu aldıktan sonra evine bereket girdiğini anlatır. Çocuk dört-beş yaşına kadar çölde kaldı. Bu dönemde yaşanan "şakk-ı sadr" (göğsün açılıp kalbinin temizlenmesi) olayı Müslim'in Sahih'inde Enes b. Mâlik rivayetiyle kısaca geçer; siyer kaynaklarında ise ayrıntılı anlatılır.
Yetimlik zinciri. Çocuk altı yaşındayken annesi Âmine onu Medine'deki akrabalarını ve babasının kabrini ziyarete götürdü. Dönüş yolunda, Medine ile Mekke arasındaki Ebvâ denen yerde Âmine hastalanıp vefat etti. Küçük Muhammed'i Mekke'ye, dadısı Ümmü Eymen getirdi. Bundan sonra onu dedesi Abdülmuttalib himayesine aldı; ama iki yıl sonra, çocuk sekiz yaşındayken, dedesi de vefat etti. Bu kez amcası Ebû Tâlib onu evine aldı. Ebû Tâlib zengin değildi, kalabalık bir ailesi vardı; ama yeğenini ölene kadar kendi çocuklarından ayırmadı. Kur'an bu yetimliği şöyle hatırlatır: "O seni yetim bulup barındırmadı mı?" (Duhâ Suresi). Aynı sure devamında yetimi ezmemeyi ve isteyeni azarlamamayı emreder: yetimliği bizzat yaşayan birine, yetime nasıl davranılacağı öğretilir.
Bu dönemden bugüne üç ders. Birincisi, Allah bir insanı büyük bir göreve hazırlarken ona önce yoksunluğu tattırabilir: annesiz, babasız, dedesiz büyüyen bir çocuk, ümmetin en merhametli insanı oldu; kendi yaralarımız başkalarının yaralarını anlamanın okulu olabilir. İkincisi, iyi bir dil ve sağlıklı bir çevre çocuk eğitiminin temelidir; Mekke aileleri bunu bilerek çocuklarını çöle gönderiyordu, biz de çocuklarımızın hangi dili, hangi havayı soluduğuna dikkat etmeliyiz. Üçüncüsü, cahiliye bir bilgi eksikliği değil, bir öfke ve ölçü bozukluğudur; bilgi çağında da cahiliye yaşanabilir.
Örnekler
- Basit: Bir öğrenci "Peygamber Efendimiz hangi yıl doğdu?" sorusuna "571" diye cevap veriyor. Daha iyi bir cevap şudur: "Yaygın kabule göre 571'de, Fil Yılı'nda doğdu; 570 diyenler de vardır, çünkü o dönemde sabit takvim yoktu." Aynı bilgi, ama ilim ahlakıyla söylenmiş.
- Orta: Kabile düzenini anlayan kişi, Ebû Tâlib'in Müslüman olmadığı hâlde yeğenini neden sonuna kadar koruduğunu kavrar: bu hem sevgi hem de kabile şerefi meselesiydi. Böylece siyerde "Neden müşrikler Peygamber'i Mekke'de doğrudan öldürmediler?" sorusu da cevap bulur: Hâşimoğulları ile kan davasına girmeyi göze alamazlardı.
- Gerçek hayat: Duhâ Suresi'ndeki "yetimi ezme" emri, yetim yaşamış bir peygambere iniyor. Bugün bir kişi çocukken yaşadığı bir zorluğu (ebeveyn kaybı, yoksulluk, dışlanma) başkalarına hizmet için bir anlama dönüştürebilir: yetimhane gönüllülüğü, burs verme, ya da sadece bir yetimin hatırını sormak. Sünnet burada bir ritüel değil, bir tavırdır: acını merhamete çevir.
Uygulama
Şimdi sıra sende: Bir A4 kâğıda "Hz. Peygamber'in dünyası" başlıklı bir harita çiz. Üzerine şunları yerleştir: Mekke, Medine (Yesrib), Tâif, Ebvâ, Benî Sa'd yurdu (Mekke'nin güneydoğusu, yaklaşık konum), Yemen, Şam, Habeşistan (Kızıldeniz'in karşı kıyısı), Bizans ve Sâsânî imparatorlukları. Sonra haritanın altına 0–8 yaş arası bir mini zaman çizelgesi yap: doğum, çöle gidiş, Mekke'ye dönüş, annenin vefatı, dedenin vefatı, Ebû Tâlib'in himayesi. Hedef: Siyerin sahnesini gözünün önünde canlandırabilmek; sonraki derslerde her yeni yer ismini bu haritaya ekleyeceksin.
Mini test
- "Cahiliye" kelimesi hangi kavramın karşıtıdır ve bu neden önemlidir?
- Fil Vakası'nda Ebrehe'nin amacı neydi ve bu olay Kur'an'da hangi surede anlatılır?
- Hz. Peygamber'in Pazartesi günü doğduğunu hangi sahih kaynaktan biliyoruz?
- Mekkeli aileler çocuklarını neden çöldeki kabilelere verirdi? İki sebep yaz.
- Hz. Peygamber'in 8 yaşına kadar yaşadığı üç kaybı sırasıyla yaz.
Cevapları göster
1) "Hilm" yani yumuşaklık, sabır ve ölçü kavramının karşıtıdır. Önemlidir, çünkü cahiliyenin bir bilgi eksikliği değil, bir ahlak ve öfke kontrolü bozukluğu olduğunu gösterir.
2) Kâbe'yi yıkıp Yemen'de yaptırdığı kiliseyi hac merkezi yapmak. Fil Suresi.
3) Müslim'in Sahih'indeki Pazartesi orucu hadisi: "O gün doğduğum ve bana vahyin indirildiği gündür."
4) Çölün temiz havası (sağlık) ve saf, bozulmamış Arapça (dil).
5) Babası Abdullah (doğumundan önce), annesi Âmine (6 yaşında, Ebvâ'da), dedesi Abdülmuttalib (8 yaşında).
Özet
- Mekke, Yemen–Şam ticaret yolu üzerinde, Kâbe ve ticaretle ayakta duran bir şehirdi; Kâbe Hz. İbrahim'in mirasıydı ama putlarla dolmuştu.
- Arabistan'da devlet değil kabile vardı; kabile koruması hayat ile ölüm arasındaki farktı.
- Cahiliye, bilgisizlikten çok öfke, intikam ve ölçüsüzlük düzeniydi.
- Hz. Peygamber yaygın kabule göre 571'de (570 da denir), Fil Yılı'nda, Pazartesi günü doğdu.
- Babasız doğdu, çölde Halime'nin yanında büyüdü, 6 yaşında annesini, 8 yaşında dedesini kaybetti ve Ebû Tâlib'in himayesine girdi.
Sonraki derse hazırlık
Ders 5.2'de genç Muhammed'in çobanlığını, ticaret yolculuklarını, Hılfu'l-Fudûl adlı adalet ittifakını, Hz. Hatice ile evliliğini ve Kâbe'nin yeniden inşasında yaptığı hakemliği işleyeceğiz; yani onu "el-Emîn" yapan kırk yılı. Hazırlık: Senin çevrende "güvenilir" diye bilinen birini düşün. Onu güvenilir yapan üç davranışı yaz. Ders sonunda bu listeyi Hz. Peygamber'in gençliğiyle karşılaştıracaksın.