Giriş
Bu derste helal ve haramın kaynağını, "eşyada asıl olan mubahlıktır" kaidesini, yiyecek ve içeceklerde Hanefi mezhebinin ölçülerini, helal kazancı ve haram kazanç yollarını, faizin temel tanımını ve iki uç arasındaki şüpheli alanda nasıl davranılacağını öğreneceksin. Önceki yedi ders belirli ibadetleri anlattı; bu ders ise ibadetin dışında kalan bütün hayatın fıkhi pusulasını veriyor. İlmihalin amacı yalnız doğru namaz kılan değil, doğru kazanan ve doğru yiyen bir insan yetiştirmektir.
Ana anlatım
Helal ve haram kılma yetkisi. İslam'da bir şeyi helal ya da haram kılma yetkisi yalnız Allah'a aittir; Peygamber bu yetkiyi Allah'ın izniyle kullanır, âlimler ise koymaz, delillerden çıkarır ve açıklar. Kur'an, delilsiz olarak "bu helal, bu haram" demeyi açıkça kınar: "Dillerinizin yalan yere nitelendirdiği şeyler için 'Bu helaldir, bu haramdır' demeyin; çünkü böyle yaparak Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz" (Nahl, 116). Bu ayet iki yöne işler: haramı helal saymak da, helali haram saymak da aynı ağırlıkta bir hatadır. Dindarlık adına haram listesini sürekli genişleten tavır, en az haramı hafife alan tavır kadar sorunludur.
"Aslolan ibahadır" kaidesi. Hanefi ve Şafii mezheplerinin çoğunluğunca benimsenen temel kaide şudur: "Eşyada asıl olan mubahlıktır" (el-aslu fi'l-eşyâi'l-ibâha). Yani yiyecekler, içecekler, eşyalar, alışveriş türleri, adetler ve teknolojiler hakkında haram olduklarına dair bir delil yoksa mubahtırlar. Haramı iddia eden delil getirmekle yükümlüdür, helal diyen değil. Bu kaide hayatı kolaylaştıran büyük bir genişliktir: yeni çıkan bir meyve, yeni bir ulaşım aracı ya da yeni bir iş kolu için ayrıca "helal belgesi" aramaya gerek yoktur; bir haram unsur taşımadıkça serbesttir. Buna karşılık ibadetlerde kaide tersidir: ibadetlerde asıl olan "tevkif", yani delile bağlılıktır. Namazı beş vakitten altıya çıkarmak ya da yeni bir ibadet şekli icat etmek, "asıl ibahadır" diyerek yapılamaz. Bu iki kaideyi yan yana koy: gündelik hayatta genişlik, ibadette titizlik.
Yiyecekler. Kur'an yenmesi haram olanları açıkça sayar: "Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilen, boğulmuş, vurulmuş, yüksekten düşmüş, boynuzlanmış ve yırtıcı hayvanın yediği (ölmeden yetişip kestikleriniz hariç) ile dikili taşlar üzerine kesilen size haram kılındı" (Maide, 3). Buna Hz. Peygamber'in sünnetiyle eklenenler vardır: azı dişiyle avlanan yırtıcı hayvanlar (aslan, kurt, köpek, kedi) ve pençesiyle avlanan yırtıcı kuşlar (kartal, şahin) ile ehli eşek eti. Hanefi mezhebinde bunlara ek olarak haşerat (fare, yılan, böcek) ve pis şeyler (habâis) yenmez. Deniz hayvanlarında iki mezhep belirgin biçimde ayrılır: Hanefi mezhebine göre denizden yalnız balık helaldir; midye, istiridye, ahtapot, yengeç, istakoz gibi balık dışındaki deniz hayvanları yenmez. Karides konusunda Hanefi âlimleri arasında balık sayılıp sayılmadığı tartışılmıştır. Şafii mezhebinde ise denizde yaşayan ve karada yaşayamayan hayvanların neredeyse tamamı helaldir. At eti Ebu Hanife'ye göre mekruhtur; İmam Ebu Yusuf, İmam Muhammed ve Şafii mezhebine göre helaldir.
Kesim (tezkiye). Eti yenen kara hayvanlarının helal olması için usulüne uygun kesilmeleri gerekir. Kesenin Müslüman ya da Ehl-i kitap (Yahudi veya Hıristiyan) olması gerekir: "Kitap verilenlerin yiyeceği size helaldir" (Maide, 5). Hanefi mezhebinde kesim sırasında besmele çekmek şarttır; kasten terk edilirse o et yenmez, unutarak terk edilirse yenir. Şafii mezhebinde besmele sünnettir; kasten terk edilse de et helaldir. Kesimde boğazdaki dört damardan (yemek borusu, soluk borusu ve iki şah damarı) en az üçünün kesilmesi Ebu Hanife'ye göre yeterlidir. Günümüzde endüstriyel kesim, bayıltma (şoklama), ithal et ve helal sertifikası konuları uzmanlık gerektirir; bu konularda Diyanet İşleri Din İşleri Yüksek Kurulu'nun ve resmi helal akreditasyon kurumlarının görüşlerine başvur.
İçecekler ve sarhoş ediciler. "Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz" (Maide, 90). Hz. Peygamber "Sarhoşluk veren her şey haramdır" (Buhari, Müslim) ve "Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır" (Ebu Davud, Tirmizi) buyurmuştur. Hanefi mezhebinde üzümden yapılan şarabın (hamr) azı da çoğu da kesin haramdır. Diğer sarhoş edici içecekler konusunda Ebu Hanife ve Ebu Yusuf yalnız sarhoş eden miktarı haram saymışlardır; ama İmam Muhammed'in görüşü olan "sarhoş edenin azı da haramdır" hükmü Hanefi mezhebinde fetvaya esas alınmıştır ve Şafii mezhebi de aynı görüştedir. Uyuşturucu maddeler de aklı giderdiği ve beden sağlığını tahrip ettiği için haramdır. İçinde alkol bulunan ilaçlar, parfümler, kolonyalar ve gıdalardaki alkol kalıntıları gibi güncel konular için Diyanet'in güncel görüşüne başvurulmalıdır. Sigara hakkında da Diyanet, sağlığa verdiği zarar nedeniyle açık bir tavır ortaya koymuştur; bu konuda da Kurul'un güncel açıklamasını oku. Burada işleyen genel ilke şudur: insanın canına ve sağlığına açık zarar veren şey, dinin korumayı amaçladığı temel değerlere (can, akıl, nesil, mal, din) aykırıdır.
Helal kazanç. Kazanç ibadetin bir parçasıdır: helal yolla kazanıp ailesini geçindiren kişi ibadet ediyor sayılır. Helal kazancın yolları emek (ücretli çalışma, zanaat), ticaret, tarım ve hayvancılık, meşru ortaklıklar, miras, hibe ve hediyedir. Haram kazanç yolları ise şunlardır: hırsızlık ve gasp; rüşvet (vermek de almak da, aracılık etmek de haramdır); kumar ve şans oyunları (meysir); faiz; ölçü ve tartıda hile; malın ayıbını gizleyerek satmak; halkın ihtiyaç duyduğu malı fiyatı yükselsin diye stoklamak (ihtikâr); haram bir şeyin alım satımı (içki, domuz eti, uyuşturucu); işçinin hakkını vermemek. Hz. Peygamber, üstü kuru altı ıslak bir buğday yığınını görünce "Bizi aldatan bizden değildir" buyurmuştur (Müslim). Bir kişinin kazancı ile ibadeti arasında derin bir bağ vardır; klasik âlimler haram lokmanın duanın kabulüne engel olduğunu sık sık hatırlatır.
Faizin temel tanımı. "Allah alışverişi helal, faizi (riba) haram kılmıştır" (Bakara, 275). Riba, sözlükte "artış" demektir. Fıkıhta iki temel türü vardır. Borç faizi (ribe'n-nesîe): bir borç ya da vade karşılığında önceden şart koşulan fazlalıktır. "Sana 100 veriyorum, bir yıl sonra 120 ödeyeceksin" şartıyla verilen borç, bunun tipik örneğidir. Klasik kaide şöyle ifade edilir: "Menfaat sağlayan her borç ribadır." Borç alanın, şart koşulmadan ve kendi isteğiyle borcu öderken bir hediye vermesi faiz değildir; Hz. Peygamber'in borcunu fazlasıyla ödediği rivayet edilmiştir (Buhari, Müslim). Alışveriş faizi (ribe'l-fadl): Hz. Peygamber altın, gümüş, buğday, arpa, hurma ve tuz olmak üzere altı malın kendi cinsleriyle değiştirilmesinde miktarların eşit ve teslimin peşin olmasını şart koşmuştur (Müslim). Hanefi mezhebi bu altı malın ortak özelliğini (illet) cins birliği ve tartı ya da ölçekle ölçülme olarak belirler ve hükmü bu özelliği taşıyan diğer mallara da uygular. Şafii mezhebinde ise illet altın ve gümüşte "para (semen) olma", diğerlerinde "yiyecek olma"dır. Bugün bu kural örneğin kuyumcuda eski altını yeni altınla değiştirirken önemlidir: aynı ayardaki altın gramı gramına ve peşin değiştirilmeli, işçilik farkı ayrı bir işlem olarak düşünülmelidir; ilmihallerde tavsiye edilen daha ihtiyatlı yol, eski altını önce paraya satıp yeni altını ayrıca satın almaktır. Banka faizi, kredi kartı, konut kredisi, katılım bankacılığı, enflasyon farkı ve borsa işlemleri gibi güncel konular ise çok katmanlı meselelerdir; Seviye 3'ün "Muamelat: alışveriş, faiz" dersinde mukayeseli olarak işlenecektir. Bu konularda şimdilik Diyanet İşleri Din İşleri Yüksek Kurulu'nun görüşüne başvur.
Şüpheliler (şübühât). Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Helal bellidir, haram da bellidir. Bu ikisinin arasında insanların çoğunun bilmediği şüpheli şeyler vardır. Kim şüphelilerden sakınırsa dinini ve namusunu korumuş olur. Kim şüphelilere düşerse harama düşer; tıpkı korunun etrafında hayvan otlatan çobanın, hayvanlarının koruya girmesinin an meselesi olması gibi" (Buhari, Müslim). Bir başka hadiste de "Sana şüphe veren şeyi bırak, şüphe vermeyene yönel" buyurulur (Tirmizi, Nesai). Şüpheli alan için şu kaideler yol gösterir: Kesinlik şüpheyle ortadan kalkmaz (el-yakîn lâ yezûlü bi'ş-şek): abdestli olduğundan emin olan kişi, "acaba bozuldu mu?" şüphesiyle abdestsiz sayılmaz; helal olduğu bilinen bir şey de şüpheyle haram olmaz. Helal ile haram birleştiğinde haram ağır basar: aynı yemekte hem helal hem haram et karışmışsa yemek yenmez. Zaruretler haramları mubah kılar: "Kim mecbur kalırsa, istek duymadan ve sınırı aşmadan (yerse) ona günah yoktur" (Bakara, 173); ama zaruret kendi miktarınca takdir edilir: açlıktan ölmek üzere olan kişi hayatını kurtaracak kadarını yer, doyasıya değil. Meşakkat kolaylığı getirir: yolcunun namazı kısaltması, hastanın oturarak kılması bu kaidenin örnekleridir. Bu kaidelerin ayrıntıları Seviye 3'te "Kavaid-i fıkhiyye" dersinde işlenecek. Burada bilmen gereken dengeyi şöyle özetleyebiliriz: vesveseye kapılıp her şeyi şüpheli saymak da, şüpheliyi "nasıl olsa kesin haram değil" diyerek hafife almak da sağlıklı değildir. Takva, şüpheliden kaçınmaktır; vesvese ise helali haram gibi görmektir.
Örnekler
- Basit: Zehra yeni çıkan bir tropik meyveyi markette gördü ve "Bunun helal olduğuna dair bir delil var mı?" diye düşündü. "Eşyada asıl olan mubahlıktır" kaidesine göre haram olduğuna dair bir delil ya da zarar unsuru olmadığı için helaldir; ayrıca delil aramasına gerek yoktur.
- Orta: Kerem bir balık restoranında arkadaşlarıyla yemek yiyor; menüde levrek, midye ve kalamar var. Hanefi mezhebine göre levrek helaldir, midye ve kalamar balık olmadığı için yenmez. Şafii mezhebine göre amel eden arkadaşı Bekir ise üçünü de yiyebilir. Kerem, Bekir'i kınamamalıdır; bu, meşru bir mezhep farkıdır.
- Gerçek hayat: Serdar Bey bir şirkette satın alma sorumlusu. Bir tedarikçisi ona "Bu ay faturayı biraz yüksek keseyim, fark sana kalsın" teklifinde bulunuyor: bu hem hile ve rüşvet hem de işvereninin hakkını çiğnemektir, haramdır. Aynı hafta bir arkadaşı ondan 50.000 lira borç istiyor ve "Altı ay sonra 55.000 veririm" diyor: şart koşulan fazlalık borç faizidir; Serdar Bey 50.000'i verip 50.000'i geri almalıdır. Arkadaşı borcu öderken şart koşulmamış olarak bir kutu tatlı getirirse, bu hediyedir ve faiz değildir. Ay sonunda kuyumcuda eski bileziğini yeni bir bilezikle değiştirmek istiyor: aynı ayarda gram gram ve peşin değiştirmesi, işçilik ücretini ayrıca ödemesi gerekir; daha ihtiyatlısı eski bileziği satıp yenisini ayrıca satın almaktır.
Uygulama
Şimdi sıra sende: Hazırlık dersinde topladığın "Bu helal mi?" sorularını al. Her birini dört başlık altında incele: (1) Bu konuda Kur'an ya da sünnette açık bir hüküm var mı? (2) Yoksa "asıl ibahadır" kaidesi işler mi? (3) Bir zarar, hile, faiz ya da sarhoşluk unsuru var mı? (4) Şüpheli mi, yoksa bir kurumun (Diyanet) görüşüne başvurmayı mı gerektiriyor? En az beş soruyu bu dört adımla cevapla. Ardından kendi mutfağından üç paketli ürünün içindekiler listesini oku ve katkı maddeleri hakkında emin olamadıklarını ayrı bir listeye yaz. Hedef: helal-haram sorularına ezbere değil, bir yöntemle yaklaşmak; vesvese ile takvayı ayırt edebilmek.
Mini test
- "Eşyada asıl olan mubahlıktır" kaidesi ne demektir? İbadetlerde neden farklı bir kaide geçerlidir?
- Hanefi mezhebine göre deniz hayvanlarından hangileri helaldir? Şafii mezhebinden farkı nedir?
- Hanefi mezhebinde kesimde besmele unutarak ve kasten terk edilirse sonuç nedir?
- Borç faizi ile alışveriş faizini birer örnekle açıkla.
- "Kesinlik şüpheyle ortadan kalkmaz" kaidesini abdestten bir örnekle açıkla.
Cevapları göster
- Haram olduğuna dair delil bulunmayan şey mubahtır; ispat yükü haram diyendedir. İbadetlerde asıl olan delile bağlılıktır (tevkif); delilsiz yeni ibadet icat edilemez.
- Yalnız balık. Şafii mezhebinde denizde yaşayanların neredeyse tamamı helaldir.
- Unutarak terk edilirse et yenir; kasten terk edilirse yenmez.
- Borç faizi: 100 verip bir yıl sonra 120 almayı şart koşmak. Alışveriş faizi: 10 gram altını hemen 11 gram altınla ya da vadeli olarak değiştirmek.
- Abdestli olduğundan emin olan kişi, "acaba bozuldu mu" şüphesiyle abdestsiz sayılmaz; abdesti devam eder.
Özet
Helal ve haram kılma yetkisi Allah'a aittir; delilsiz haram demek de helal demek de hatadır. Eşyada asıl olan mubahlık, ibadette asıl olan tevkiftir. Leş, kan, domuz eti ve usulüne uygun kesilmemiş hayvan haramdır; Hanefi'de denizden yalnız balık yenir ve kesimde besmelenin kasten terki eti haram kılar. Sarhoş edenin azı da haramdır. Helal kazanç ibadettir; hile, rüşvet, kumar ve faiz haramdır. Faiz, borçta şart koşulan fazlalık ve altı malın cinsiyle değişiminde fazlalık ya da vadedir. Şüphelilerden sakınmak takvadır, ama kesinlik şüpheyle ortadan kalkmaz.
Sonraki derse hazırlık
Bu ders Modül 4'ün son dersidir. Şimdi modül projesine geçeceksin; projeye başlamadan önce sekiz dersin "Özet" bölümlerini arka arkaya oku ve her birinden kendin için en önemli bir cümleyi seç. Ardından Modül 5'te Hz. Peygamber'in hayatına geçeceğiz ve bu modülde öğrendiğin ibadetlerin hangi olaylar içinde farz kılındığını göreceksin.