İçeriğe geç

Ders 3.4 · Seviye 1 · Temel Akaid (İman Esasları)

Kitaplara iman

1.303 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma

Giriş

Bu derste "kitaplara iman"ın ne anlama geldiğini, Kur'an'da adı geçen kitapları ve sahifeleri, önceki kitapların bugünkü durumunu, Kur'an'ın diğer kitaplar karşısındaki konumunu (müheymin), korunmuşluğunu ve Kelam sıfatıyla ilişkisini öğreneceksin. Neden önemli? Çünkü Allah'ın insanla konuşması kitaplar aracılığıyladır; kitaplara iman, Allah'ın insanı başıboş bırakmadığına, ona yol gösterdiğine iman demektir. Ayrıca bu ders, diğer dinlerin kutsal kitapları hakkında hem saygılı hem ölçülü konuşmanın zeminini kurar: "Tevrat'ı inkâr mı ediyorsunuz?" veya "Bugünkü İncil de Allah kelamı mı?" sorularına dengeli cevap verebilmek için bu çerçeve gerekir.

Ana anlatım

Kitaplara iman ne demektir? Allah'ın insanlara doğru yolu göstermek için bazı peygamberlerine kitaplar ve sahifeler indirdiğine, bunların hepsinin indirildiği haliyle hak ve doğru olduğuna inanmaktır. Buradaki "indirildiği haliyle" kaydı çok önemlidir; ileride açacağız. Delil: "Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitap'a ve daha önce indirdiği kitaplara iman edin" (Nisa, 136). Bakara 285'te mü'minlerin sözü şöyle aktarılır: "Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız." Bakara 136'da da hem İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a indirilene hem Musa'ya ve İsa'ya verilene iman emredilir. Yani Müslüman, vahyin tarihini bütün olarak sahiplenir.

Kitap ve suhuf. Klasik ilmihal dili, büyük kitapları "kitap", küçük hacimli vahiyleri "suhuf" (sahifeler) olarak ayırır. Kur'an'da adı geçen dört kitap şunlardır. Tevrat: Hz. Musa'ya indirilmiştir (Âl-i İmran, 3; Maide, 44). Zebur: Hz. Davud'a verilmiştir: "Davud'a da Zebur'u verdik" (Nisa, 163). İncil: Hz. İsa'ya verilmiştir (Maide, 46). Kur'an: Hz. Muhammed'e indirilmiştir. Suhuf hakkında Kur'an iki yerde "İbrahim ve Musa'nın sahifeleri"nden söz eder (Necm, 36-37; A'la, 18-19). İlmihallerde yaygın olarak "dört kitap, yüz sahife" denir ve sahifelerin Hz. Adem, Şit, İdris ve İbrahim'e dağılımı sayılır. Ancak bu sayıların dayandığı rivayet hadis âlimlerince zayıf kabul edilmiştir. Bu yüzden en doğru ifade şudur: Kur'an'da adı geçen kitaplara ve sahifelere ayrıntılı, adı geçmeyenlere ise "Allah'ın indirdiği her kitaba inandım" diyerek toplu (icmali) iman ederiz. Nitekim peygamberlerin bir kısmının Kur'an'da anlatılmadığı açıkça bildirilir (Nisa, 164); kitaplar için de aynı ihtiyat geçerlidir.

Önceki kitapların durumu: tahrif meselesi. Kur'an önceki kitapları "hidayet ve nur" olarak över (Maide, 44), ama aynı zamanda onlar üzerinde değişiklik yapıldığını da bildirir: "Kitabı elleriyle yazıp sonra az bir karşılığa değişmek için 'Bu Allah katındandır' diyenlerin vay haline" (Bakara, 79); "Kelimeleri yerlerinden değiştirirler ve kendilerine hatırlatılan şeylerin bir kısmını unuttular" (Maide, 13). Âlimler tahrifin iki türünü ayırır: lafzi tahrif (metnin kendisinin değiştirilmesi) ve manevi tahrif (metin korunsa da anlamın çarpıtılması, yanlış yorumlanması). Ehl-i Sünnet'in genel kabulü, önceki kitapların indirildiği haliyle bugüne ulaşmadığı, içlerinde vahiy kaynaklı hakikatlerin kalıntılarının bulunmakla birlikte insan sözlerinin de karıştığıdır. Bu yüzden Müslüman, Tevrat ve İncil'in aslına iman eder; bugünkü metinlerde Kur'an'a uyanı doğrular, açıkça çelişeni reddeder, ne tasdik ne tekzip edilebilecek kısımlarda ise susar. Bu ölçülü tavır, hem inkâr etmez hem de sorgusuz kabule düşmez.

Kur'an'ın konumu: müheymin. Kur'an kendini önceki kitapları "tasdik eden ve onlar üzerinde gözetleyici (müheymin)" olarak tanımlar (Maide, 48). Müheymin; koruyan, denetleyen, doğrusunu yanlışından ayıran demektir. Yani Kur'an, önceki vahiylerin özünü yeniden bildirir, eklenen yanlışları düzeltir ve son sözü söyler. Kur'an'ın getirdiği hükümler, önceki şeriatların kendi zamanına ait hükümlerini neshetmiştir; ama tevhid, ahiret, ahlakın temelleri gibi özler bütün kitaplarda ortaktır.

Kur'an'ın korunmuşluğu. Önceki kitapların korunması onları taşıyan topluluklara bırakılmışken (Maide, 44'te "Allah'ın kitabını korumakla görevlendirildikleri için" ifadesi geçer), Kur'an'ın korunmasını Allah üzerine almıştır: "Şüphesiz o Zikr'i (Kur'an'ı) biz indirdik, onun koruyucusu da elbette biziz" (Hicr, 9). "Ona ne önünden ne arkasından batıl gelebilir" (Fussilet, 42). Tarihsel olarak bu koruma, hem ezber (hafızlık) hem yazı yoluyla gerçekleşmiştir: vahiy katiplerinin yazması, Hz. Ebubekir döneminde Kur'an'ın tek bir mushafta toplanması ve Hz. Osman döneminde çoğaltılıp merkezlere gönderilmesi. Bu süreci Modül 8'de (Mushaf tarihi) ayrıntılı işleyeceğiz.

Kur'an'ın inişi ve meydan okuma. Kur'an Ramazan ayında, Kadir gecesinde inmeye başlamış (Bakara, 185; Kadr, 1) ve yaklaşık yirmi üç yılda, olaylara ve ihtiyaçlara göre parça parça indirilmiştir. Neden parça parça indiği sorusuna Kur'an kendisi cevap verir: "Onunla senin kalbini sağlamlaştıralım diye" (Furkan, 32). Kur'an, benzerini getirmeleri için inkârcılara meydan okur: "İnsanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek için bir araya gelseler, birbirlerine yardımcı olsalar bile onun benzerini getiremezler" (İsra, 88); en kısa hali olarak "onun benzeri bir sure getirin" (Bakara, 23). Buna Kur'an'ın i'cazı (aciz bırakıcılığı) denir.

Kelam sıfatı ile Kur'an ilişkisi. Ders 3.2'de Kelam'ın Allah'ın ezeli sıfatı olduğunu gördük. Peki elimizdeki mushaf, okuduğumuz sesler, yazılan harfler de ezeli midir? Ehl-i Sünnet (hem Maturidi hem Eş'ari) şu ayrımı yapar: Allah'ın zatıyla kaim olan ezeli Kelam sıfatına "kelam-ı nefsi" denir; harf ve sesten münezzehtir, mahluk değildir. Bu ezeli kelamın bize ulaşan ifadesi olan Arapça lafızlar, mushaftaki mürekkep, kâğıt ve bizim okuyuşumuz ise yaratılmıştır. Ama "Kur'an mahluktur" demek, ezeli kelamı da yaratılmış saymak anlamına gelebileceği için Ehl-i Sünnet âlimleri bu ifadeden kaçınır ve "Kur'an Allah'ın kelamıdır, mahluk değildir" der. Bu tartışma tarihte Mu'tezile ile büyük bir çatışmaya ("mihne") sahne olmuştur; ayrıntısı Modül 11'dedir. Maturidi ile Eş'ari arasında burada ince bir fark vardır: Eş'ari'ye göre ezeli kelam doğrudan işitilebilir (Hz. Musa onu işitmiştir), Maturidi'ye göre ise işitilen, ezeli kelama delalet eden sestir. Bu seviye için bilmen gereken: iki ekol de Kur'an'ı Allah kelamı sayar, ezeli sıfat ile yaratılmış ifadeyi ayırır.

Kur'an'a imanın gereği. Kur'an'a iman sadece "hak kitaptır" demekle bitmez; onu okumak, anlamak, hükümleriyle amel etmek ve onun bir kısmını alıp bir kısmını bırakmamaktır: "Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?" (Bakara, 85). Kur'an'ın açıklayıcısı olarak sünnetin rolü de buradan çıkar: "Sana da bu Zikr'i indirdik ki insanlara kendilerine indirileni açıklayasın" (Nahl, 44). Sünneti dışlayan "yalnız Kur'an" yaklaşımı, Kur'an'ın kendi emrettiği bu açıklayıcıyı reddetmek anlamına gelir.

Yaygın yanlış anlamalar. Birincisi: "Müslümanlar Tevrat ve İncil'i inkâr eder." Hayır; asıllarına iman eder, bugünkü metinlerin tamamının aslına uygun olmadığını söyler. İkincisi: "Bütün kitaplar eşittir, istediğin birine uyarsın." Kitaplara iman, Kur'an'ın son ve müheymin kitap olduğuna imanla birliktedir. Üçüncüsü: "Kur'an sadece Araplar içindir." Kur'an kendini "âlemler için bir öğüt" olarak tanıtır (Tekvir, 27). Dördüncüsü: "Meal okumak Kur'an okumaktır." Meal bir anlama çabasıdır, Kur'an'ın kendisi değildir; namaz meal ile kılınmaz.

Örnekler

  • Basit: Biri "Dört kitap hangileridir?" diye sorar. Cevap: Tevrat (Hz. Musa), Zebur (Hz. Davud), İncil (Hz. İsa), Kur'an (Hz. Muhammed). Ayrıca İbrahim ve Musa'nın sahifeleri Kur'an'da anılır.
  • Orta: Hristiyan bir arkadaşın "Bizim kitabımızı tanıyor musunuz?" diye sorar. Müheymin kavramıyla şöyle cevap verebilirsin: "Hz. İsa'ya indirilen İncil'e inanıyoruz; bugünkü metinlerde Kur'an'la uyuşan kısımları doğruluyoruz, çelişenleri kabul etmiyoruz, ikisinin de bilinmediği yerlerde hüküm vermiyoruz." Bu hem saygılı hem ilkeli bir tavırdır.
  • Gerçek hayat: Sosyal medyada "Kur'an yeter, hadise gerek yok" diyen bir paylaşım görürsün. Nahl 44'ü ve namazın kılınışının Kur'an'da ayrıntılı anlatılmadığını hatırlayarak, kitaba imanın onu açıklayan Peygambere imandan ayrılamayacağını kendine ve soran kişiye açıklayabilirsin.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Bir "Vahiy zinciri" şeması çiz: soldan sağa suhuf (İbrahim, Musa), Tevrat, Zebur, İncil, Kur'an. Her kutunun altına kime indiğini ve Kur'an'daki delilini (sure:ayet) yaz. En sağdaki Kur'an kutusundan diğerlerine "müheymin" yazılı oklar çiz. Sonra kelam-ı nefsi ile lafzi kelam arasındaki farkı, elinde tuttuğun bir mushafı örnek vererek beş cümleyle açıkla. Hedef: vahyin bütünlüğünü ve Kur'an'ın konumunu tek bir sayfada görebilmek.

Mini test

  1. Kur'an'da adı geçen dört kitap hangileridir ve kimlere indirilmiştir?
  2. Maide 48'de geçen "müheymin" kavramı ne anlama gelir?
  3. Lafzi tahrif ile manevi tahrif arasındaki fark nedir?
  4. Hicr suresi 9. ayet Kur'an hakkında ne bildirir?
  5. Kelam-ı nefsi nedir; mushaftaki harfler ile ilişkisi nasıl açıklanır?
Cevapları göster
  1. Tevrat (Musa), Zebur (Davud), İncil (İsa), Kur'an (Muhammed).
  2. Önceki kitapları koruyan, denetleyen, doğrusunu yanlışından ayıran, onlar üzerinde hakem olan.
  3. Lafzi tahrif metnin kendisinin değiştirilmesi; manevi tahrif metin korunsa da anlamının çarpıtılmasıdır.
  4. Kur'an'ı Allah'ın indirdiğini ve onu bizzat koruyacağını.
  5. Allah'ın zatıyla kaim, harf ve sesten münezzeh ezeli Kelam sıfatıdır; mushaftaki harf, mürekkep ve okuyuş ise bu ezeli kelamın yaratılmış ifadesidir; Kur'an Allah kelamıdır, mahluk değildir.

Özet

Kitaplara iman, Allah'ın peygamberlerine indirdiği bütün kitap ve sahifelere indirildikleri haliyle inanmaktır. Önceki kitaplar zamanla değişikliğe uğramış, Kur'an ise Allah'ın korumasıyla bugüne ulaşmış ve onlar üzerinde müheymin kılınmıştır. Ehl-i Sünnet ezeli Kelam sıfatı ile onun yaratılmış ifadesini ayırır ve Kur'an'ın Allah kelamı olduğunu kabul eder.

Sonraki derse hazırlık

Ders 3.5'te kitapları getiren elçilere, peygamberlere geçeceğiz. Hazırlık: Kur'an'da adı geçen peygamberlerden bildiklerini bir listeye yaz; sonra listeni say. Kaç tane hatırladın? Bir de şu soruyu düşün: "Bir insanın peygamber olduğunu nereden anlarız?"

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.