Giriş
Hazırlıkta kader hakkında sana sorulabilecek üç soru yazdın: biri on yaşında bir çocuktan, biri bir üniversite öğrencisinden, biri de Seviye 3'ü bitirmiş bir talebeden. Muhtemelen çocuğun sorusunun somut ve kişisel olduğunu gördün: "Allah her şeyi biliyorsa, ben yaramazlık yapacağımı da biliyor muydu?" Üniversite öğrencisinin sorusu daha soyuttu ve belki bir itiraz taşıyordu: "Her şey yazılmışsa özgürlükten söz edebilir miyiz?" Talebenin sorusu ise bir terimle geliyordu: "Kesb ile cüz'î irade arasındaki fark tam olarak nedir?" Her sorunun arkasına bir merak ya da bir kaygı yazdın. Sonra Ders 11.7'de kader ve kesb hakkında gördüklerini hatırladın. Son olarak birinin sana bir şeyi senin seviyeni yanlış tahmin ederek anlattığı bir anı düşündün. Belki çok basit anlatıldığı için küçümsendiğini hissettin, belki de o kadar ağır anlatıldı ki hiçbir şey anlamadın. Bu anı, bu dersin konusunu en iyi özetler: aynı doğru, yanlış seviyede anlatıldığında ulaşmaz. Ders 23.6'da öğrencinin neyi öğrendiğini ölçmeyi gördün. Bu derste aynı konuyu farklı yaş ve seviyedeki öğrencilere nasıl anlatacağını öğreneceksin.
Ana anlatım
Bildikleri şekilde konuşmak. İmam Buhârî, Sahîh'inin Kitâbü'l-ilm bölümünde, ilmin bazı insanlara anlamayacakları kaygısıyla verilmeyip başkalarına verilmesi hakkında bir bab açar ve orada Hz. Ali'den şu sözü nakleder: "İnsanlara bildikleri şekilde konuşun. Allah ve Resûlü'nün yalanlanmasını ister misiniz?" Sözün ikinci cümlesi birincisinin gerekçesidir. Dinleyenin bilgisine ve anlayışına uymayan bir anlatım, onu doğruya yaklaştırmaz; aksine anlatılanı reddetmesine yol açabilir. Bu reddin sorumluluğunun bir kısmı da anlatana düşer. Müslim'in Sahîh'inin mukaddimesinde de Abdullah b. Mes'ûd'a nispet edilen ve aynı yöne işaret eden bir söz yer alır: bir topluluğa akıllarının ulaşamayacağı bir söz anlatıldığında, bunun bazıları için bir fitneye dönüşebileceği. Bu iki söz, farklı seviyelere hitabın klasik dayanağıdır.
Zayıf bir rivayet hakkında bir uyarı. Bu konuda halk arasında çok yaygın bir söz daha vardır: Peygamber'e nispet edilen ve "İnsanlara akıllarının alacağı ölçüde konuşun" ya da "Biz peygamberler topluluğu, insanlarla akılları ölçüsünde konuşmakla emrolunduk" diye aktarılan söz. Hadis âlimleri bu rivayetin senedini zayıf bulmuştur. Anlamı Hz. Ali'nin sözüyle örtüştüğü için yaygınlaşmıştır, ama bir muallim onu Peygamber'in sözü olarak kesin bir dille aktarmamalıdır. Ders 9.6'da zayıf ve uydurma rivayetlerin nasıl ayırt edildiğini görmüştün; bu örnek, iyi bir anlamın zayıf bir senedi düzeltmediğinin küçük bir hatırlatmasıdır. Aynı ilke için sahih bir dayanak bulunduğunda, o dayanağı kullanmak hem daha doğru hem de daha güvenilirdir.
Tedricîlik. Ders 23.1'de İbn Haldun'un öğretim yöntemine dair üç tespitini görmüştün; bunlardan birincisi tedricîlikti. İbn Haldun'a göre bir ilim öğrenciye önce ana hatlarıyla, sonra biraz daha ayrıntılı, en sonunda da bütün incelikleriyle olmak üzere aşama aşama öğretilmelidir. Bu ilke farklı seviyelere hitabın da yöntemidir. Bir konuyu çocuğa anlatırken ana hattı verirsin; aynı konuyu bir gence anlatırken gerekçelerini eklersin; bir talebeye anlatırken tartışmanın bütün inceliklerine girersin. Üç anlatım birbiriyle çelişmez; her biri bir öncekinin üzerine kurulur. Ders 23.2'de gördüğün katmanlı tekrar ilkesi de tedricîliğin bir müfredat düzeyindeki uygulamasıdır. Peygamber'in Muâz b. Cebel'i Yemen'e gönderirken ona insanları önce tevhide, kabul ederlerse namaza, sonra zekâta çağırmasını öğütlediği rivayet de Buhârî ve Müslim'de yer alır ve tebliğde tedricîliğin en bilinen örneklerindendir.
Çocuklar. On yaş civarındaki bir çocuk, genellikle somut olanı soyut olandan çok daha kolay kavrar. Gelişim psikolojisi bu dönemi, çocuğun mantıklı düşünmeye başladığı ama bu düşünceyi büyük ölçüde somut nesne ve olaylara dayandırdığı bir dönem olarak tarif eder. Bu yüzden çocuğa anlatılan bir dinî kavram, onun kendi hayatından bir örneğe bağlanmalıdır. Dil kısa cümlelerden ve gündelik kelimelerden oluşur; terimler ya hiç kullanılmaz ya da kullanıldığında hemen basit bir kelimeyle açılır. Çocuklarla çalışırken en önemli hassasiyet korkutmamaktır. Bir çocuğa Allah'ı yalnız ceza veren bir otorite olarak anlatmak, onun dinle ilişkisini uzun yıllar etkileyebilir. Ders 23.1'de İbn Haldun'un küçük yaşta öğrenciye sert davranmanın zararına dair tespitini görmüştün; aynı dikkat, anlatımın kendisi için de geçerlidir. Çocuğa önce Allah'ın sevgisi, merhameti ve yaratmasındaki güzellik anlatılır.
Gençler. Ergenlik ve gençlik dönemi, kişinin kim olduğunu ve neye inandığını sorguladığı bir dönemdir. Genç, kendisine aktarılanı çoğu zaman olduğu gibi kabul etmez; gerekçe ister ve tutarsızlığı hemen fark eder. Bu sorgulama bir tehdit değil, inancın kişinin kendisine ait hâle gelmesinin bir aşamasıdır. Gençlere hitapta gerekçe göstermek, onların sorularını ciddiye almak ve Ders 23.4'te gördüğün gibi bilinmeyen bir soruya "bilmiyorum, araştırıp döneceğim" diyebilmek özellikle önemlidir. Gençler samimiyetsizliğe karşı çok duyarlıdır; anlatanın söylediğini kendisinin yaşayıp yaşamadığını gözlerler. Örnekler onların dünyasından seçilmelidir: okul, arkadaşlık, sosyal medya, gelecek kaygısı. Genç bir dinleyiciyi küçümseyen ya da onun sorusunu bir imansızlık belirtisi gibi gören bir dil, onu sorusuyla yalnız bırakır.
Yetişkinler. Yetişkinler öğrenmeye kendi hayat tecrübeleriyle gelir. Yetişkin eğitimi üzerine çalışanlar, yetişkinlerin öğrendikleri şeyin hayatlarındaki bir soruna doğrudan cevap vermesini beklediğini ve kendi tecrübelerinin derste bir kaynak olarak kabul edilmesinden hoşlandığını vurgular. Bir yetişkine bir konuyu anlatırken onun tecrübesini sormak ve konuyu o tecrübeye bağlamak, anlatımı soyut bir bilgiden yaşanan bir anlama dönüştürür. Yetişkinlerle çalışırken bir hassasiyet de onların daha önce öğrendiklerine saygıdır. Bir yetişkin, yıllardır doğru bildiği bir şeyin eksik ya da yanlış olduğunu öğrendiğinde zorlanabilir. Muallim böyle bir düzeltmeyi kişiyi mahcup etmeden, Ders 23.3'te gördüğün düzeltme edebiyle yapar: "Bu konuda âlimlerin söylediği bir ayrıntı daha var" gibi bir dil, "Yanlış biliyorsunuz" demekten çok daha fazla kapı açar.
Yeni Müslümanlar. İslam'ı yeni seçmiş biri, hem büyük bir istek hem de büyük bir yük taşır. Her şeyi bir anda öğrenmek isteyebilir ve bu istek kolayca bir bunalıma dönüşebilir. Yeni Müslümanlara hitapta tedricîlik bu yüzden özellikle önemlidir: önce iman esasları ve namaz gibi temel ibadetler, sonra adım adım öteki konular. Bir yeni Müslümanın ailesi ve çevresiyle ilişkisi hassas bir alandır; muallim onu ailesinden uzaklaştıracak bir dil kullanmaz ve aileye iyi davranmanın dinin bir emri olduğunu hatırlatır. Kişinin önceki kültürü toptan kötülenmez; o kültürde İslam'la çelişmeyen pek çok şeyin kişinin hayatında kalabileceği anlatılır. Ders 3.8'de gördüğün tekfir ihtiyatı burada da geçerlidir: yeni Müslümanın henüz bilmediği bir konudaki hatası, onun imanını sorgulamak için bir sebep değildir. Dil açısından, Arapça terimler her defasında açıklanır ve kişinin anadili ya da en rahat konuştuğu dil kullanılır.
Örnek seçimi. Her seviyede örnek, dinleyicinin dünyasından gelmelidir. Çocuk için oyun, okul ve aile; genç için arkadaşlık, karar ve gelecek; yetişkin için iş, aile sorumluluğu ve hayatın sınavları; talebe için klasik metinlerden ve tartışmalardan örnekler. Yanlış seviyede bir örnek, doğru bir anlatımı bile boşa çıkarır. Bir çocuğa kesb teorisini Cebriyye ile Mu'tezile arasındaki tartışma üzerinden anlatmak, onu ilk cümlede kaybettirir; bir talebeye ise aynı konuyu yalnız bir oyun örneğiyle anlatmak onu küçümser.
Kader: çocuğa. Şimdi bu ilkeleri hazırlıkta seçtiğin konuya uygulayalım. Çocuğa kaderi anlatırken ana hat şudur: Allah her şeyi bilir, ama bizi seçim yapabilen varlıklar olarak yaratmıştır ve seçimlerimizden sorumluyuzdur. Ders 11.7'deki öğretmen benzetmesinin çocuğa uyarlanmış bir biçimi işe yarar: öğretmenin, sınıfının en çalışkan öğrencisinin sınavda yüksek not alacağını önceden tahmin etmesi, o öğrencinin notunu öğretmenin vermesi anlamına gelmez; öğrenci çalıştığı için not alır. Bu benzetmenin bir sınırı vardır, çünkü Allah'ın bilgisi bir tahmin değildir; ama çocuğa ana hattı, yani bilmenin zorlamak olmadığını gösterir. Çocuğun "yaramazlık yapacağımı biliyor muydu?" sorusuna cevap, onu korkutmadan sorumluluğa çağırır: "Evet biliyordu; ama yaramazlık yapmayı da yapmamayı da sen seçersin, ve Allah iyiyi seçmeni ister."
Kader: üniversite öğrencisine. Üniversite öğrencisinin sorusu özgürlük ile önceden bilinme arasındaki gerilimdir. Ona Ders 11.7'deki temel ilkeyi gerekçesiyle anlatırsın: Allah'ın ezelde bir şeyi bilmesi, o şeyi zorunlu kılmaz; bilgi olana tâbidir, olan bilgiye tâbi değildir. Ardından kaderin bir mazeret olarak kullanılmasının Kur'an'da reddedildiğini, En'âm 6/148'deki "Allah dileseydi babalarımız ve biz puta tapmaz ve hiçbir şeyi haram kılmazdık" sözünün bir bilgi değil bir zan olarak nitelendiğini gösterirsin. Tevekkül ile tembellik arasındaki farkı da ekleyebilirsin. Bu anlatım bir tartışmayı kapatmaz; öğrenciye sorusunun kelam geleneğinde ciddiye alındığını ve üzerine yüzyıllar boyunca düşünüldüğünü gösterir.
Kader: Seviye 3 talebesine. Seviye 3 talebesi için konu bir terim haritasıdır. Ona Cebriyye'nin mutlak cebir görüşünü, Mu'tezile'nin insanı fiilinin yaratıcısı sayan görüşünü ve Ehl-i Sünnet'in bu iki uç arasında kurduğu iki yolu, Eş'arî'nin kesb teorisini ve Mâtürîdî'nin cüz'î irade anlayışını karşılaştırmalı olarak anlatırsın. Bu iki yolun nerede birleştiğini ve nerede ayrıldığını sorar, talebeden bu ayrımın Akâid-i Nesefiyye'de ve Teftâzânî'nin şerhinde nasıl yer aldığını bulmasını istersin. Burada dil terimlerle doludur, çünkü talebe bu terimleri bilir; onları açmak yerine birbirleriyle ilişkilerini tartışırsın.
Örnekler
- Basit: Bir muallim, çocuklara namazı anlatırken ilk derste rükûnun ve secdenin Arapça adlarını ve fıkhî tanımlarını sıralar. Çocukların sıkıldığını görünce ikinci derste yöntemini değiştirir: namazı Allah'la konuşmak olarak anlatır, hareketleri birlikte yapar ve terimleri yalnız hareketi gösterirken birer kelimeyle söyler.
- Orta: Bir muallim, bir üniversite kulübünde kader üzerine bir konuşma yapar. Konuşmaya bir öğrencinin önceden gönderdiği soruyla başlar: "Her şey yazılmışsa neden çabalayayım?" Önce bu sorunun klasik kelam kitaplarında da sorulduğunu söyler, ardından bilginin zorlamadığı ilkesini ve tevekkül ile tembellik farkını gerekçeleriyle anlatır ve sonunda öğrencilerin sorularını alır.
- Gerçek hayat: Bir arkadaşın, iş yerinde yeni Müslüman olmuş bir meslektaşına yardım etmek ister ve ona ilk hafta kalın bir ilmihal kitabı hediye eder. Meslektaşı birkaç gün sonra kitabın onu bunalttığını söyler. Sen arkadaşına tedricîliği anlatırsın: önce iman esaslarını ve namazı birlikte konuşmalarını, meslektaşının sorularını beklemesini ve onu ailesiyle ilişkisi konusunda sabırlı olmaya teşvik etmesini önerirsin.
Uygulama
Şimdi sıra sende: Bir konuyu üç farklı dinleyiciye anlatan üç kısa metin yaz: on yaşında bir çocuğa, bir üniversite öğrencisine ve bir Seviye 3 talebesine. Konu olarak kaderi ya da Ders 11 ile 12 arasında gördüğün başka bir akaid konusunu seç. Her metin yaklaşık yüz elli ile iki yüz elli kelime arasında olsun. Çocuk için yazdığın metinde terim kullanma ya da kullandığın her terimi hemen basit bir kelimeyle aç, onun hayatından somut bir örnek ver ve korkutucu bir dil kullanma. Üniversite öğrencisi için yazdığın metinde bir itiraz ya da soruyla başla, cevabını gerekçesiyle ver ve en az bir ayeti sure ve ayet numarasıyla göster. Seviye 3 talebesi için yazdığın metinde ilgili terimleri kullan ve iki görüşün karşılaştırmasını yap. Üç metni yazdıktan sonra yan yana koy ve her birinde neyi değiştirdiğini üç başlıkta not et: dil, örnek ve derinlik. Son olarak üç metnin birbiriyle çelişip çelişmediğini kontrol et; çelişen bir yer varsa onu düzelt. Hedef: Aynı konuyu farklı yaş ve seviyedeki dinleyicilere, tedricîlik ilkesine uygun, birbiriyle çelişmeyen ve her birinin dünyasına uygun bir dille anlatabilmek.
Mini test
- Hz. Ali'nin "İnsanlara bildikleri şekilde konuşun" sözü nerede geçer ve gerekçesi nedir?
- "İnsanlara akıllarının alacağı ölçüde konuşun" diye aktarılan söz hakkında muallim neye dikkat etmelidir?
- İbn Haldun'un tedricîlik ilkesi farklı seviyelere hitapta nasıl uygulanır?
- Çocuklara din öğretiminde en önemli hassasiyet nedir?
- Yeni Müslümanlara hitapta hangi hassasiyetler gözetilir?
Cevapları göster
- Buhârî'nin Sahîh'inde Kitâbü'l-ilm'de geçer; gerekçesi sözün devamında belirtilir: dinleyenin anlayışına uymayan bir anlatım, Allah ve Resûlü'nün yalanlanmasına yol açabilir.
- Bu sözün Peygamber'e nispet edilen rivayetinin senedi hadis âlimlerince zayıf bulunmuştur; anlamı doğru olsa da kesin bir dille Peygamber'in sözü olarak aktarılmamalı, aynı ilke için sahih dayanak kullanılmalıdır.
- Konu çocuğa ana hatlarıyla, gence gerekçeleriyle, talebeye bütün incelikleriyle anlatılır; üç anlatım birbiriyle çelişmez ve her biri bir öncekinin üzerine kurulur.
- Korkutmamak; Allah'ı yalnız ceza veren bir otorite olarak değil, önce sevgisi ve merhametiyle anlatmak.
- Tedricîlik ve aşırı yüklememek, kişiyi ailesinden uzaklaştırmamak, önceki kültürünü toptan kötülememek, bilmediği bir konudaki hatasını imanını sorgulamak için sebep saymamak ve terimleri her defasında açıklamak.
Özet
- Hz. Ali'nin Buhârî'de geçen sözü, dinleyenin bilgisine uygun konuşmanın klasik dayanağıdır; aynı anlamdaki yaygın merfû rivayetin senedi zayıftır.
- İbn Haldun'un tedricîlik ilkesi, bir konunun farklı seviyelere ana hat, gerekçe ve incelik olarak aşama aşama anlatılmasını sağlar.
- Çocuklara somut örnekle ve korkutmadan, gençlere gerekçe ve samimiyetle, yetişkinlere tecrübelerine bağlanarak anlatılır.
- Yeni Müslümanlara tedricî, aileye saygılı ve terimleri açan bir dille hitap edilir.
- Aynı konunun farklı seviyelerdeki anlatımları birbiriyle çelişmez; dil, örnek ve derinlik dinleyiciye göre değişir.
Sonraki derse hazırlık
Ders 23.8'de bu modülün örnek ders projesini tamamlayıp sunacağız. Hazırlık: Seviye 1 ya da Seviye 2'den proje için anlatacağın bir dersi seç ve neden onu seçtiğini bir cümleyle yaz. Ardından bu modülde gördüğün derslerin uygulamalarına geri dön: Ders 23.2'deki planını, Ders 23.5'teki video senaryonu ve Ders 23.6'daki mini testini ve rubriğini bir dosyada topla. Projenin değerlendirme ölçütlerini düşün ve bu ölçütlerden en çok hangisinde zorlanacağını not et. Son olarak yirmi dakikalık canlı anlatımın için hangi seviyedeki bir gruba konuşacağını belirle.