İçeriğe geç

Ders 23.4 · Seviye 4 · Öğretmenlik ve Ders Verme

Soru-cevap ve münazara yönetimi

1.938 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma

Giriş

Hazırlıkta katıldığın bir okuma grubunda ya da bir önceki dersin uygulamasında sorulan üç soruyu hatırladın ve her birinin ne istediğini yanına not ettin. Muhtemelen birinin yalnız bir bilgiyi, örneğin bir müellifin vefat tarihini sorduğunu gördün. Bir başkası bir terimin ne anlama geldiğini anlamak istiyordu. Üçüncüsü belki bir tartışma açıyordu: "Peki bu görüş bugün de geçerli mi?" Sonra cevabını bilmediğin bir soruya ne diyeceğini yazdın ve son olarak Ders 20.7'deki münazara adabından bir ilkeyi bir grup tartışmasına taşımayı düşündün. Belki "karşı tarafın sözünü doğru aktarmak" ilkesini seçtin. Bu üç not, bu dersin üç kapısıdır: soruların türü, bilmemenin ahlakı ve tartışmayı yönetmek. Ders 23.3'te bir metnin bir halkada nasıl okutulacağını gördün. Bu derste o halkada ya da bir sohbette sorular geldiğinde ne yapacağını öğreneceksin. Önce soru türlerini, sonra zor ve hassas soruların karşılanmasını, ardından bir grup tartışmasını kişiselleştirmeden ve kutuplaştırmadan yürütme tekniklerini göreceksin.

Ana anlatım

Soru bir hediyedir. Bir derste sorulan soru, öğretmen için öğrencinin zihninin içine açılan bir penceredir. Soru, öğrencinin neyi anladığını, neyi yanlış anladığını ve neyi merak ettiğini gösterir. Klasik gelenekte iyi soru sormak ilmin yarısı sayılmış, talebeye soru sormaktan utanmaması öğütlenmiştir. Öğretmen için bunun karşılığı, soruyu bir kesinti ya da bir tehdit olarak değil, dersin bir parçası olarak karşılamaktır. Soruyu soran öğrenciye teşekkür etmek, soruyu herkesin duyabileceği biçimde tekrar etmek ve cevaba geçmeden önce sorunun ne istediğini anlamak, bu karşılamanın ilk adımlarıdır.

Dört soru türü. Derste gelen sorular aynı türden değildir ve her tür farklı bir cevap ister. Bilgi soruları bir olguyu sorar: bir tarih, bir isim, bir hükmün ne olduğu. Bunların cevabı kısa ve kesindir. Anlama soruları bir kavramın ya da bir ifadenin ne anlama geldiğini sorar: "Tekvin sıfatı ne demek?" Bunların cevabı bir açıklama ve bir örnek ister. Akıl yürütme soruları bir ilişkiyi ya da bir gerekçeyi sorar: "Bu hüküm neden bu delile dayanıyor?" ya da "Bu iki görüş arasındaki fark neden doğuyor?" Bunların cevabı adım adım bir gerekçelendirme ister. Tartışma soruları ise üzerinde farklı görüşlerin bulunduğu bir meseleyi açar: "Bu görüş bugün de geçerli mi?" Bunların cevabı tek bir hüküm değil, görüşlerin ve gerekçelerinin dengeli bir haritasıdır.

Türü teşhis etmek. Öğretmenin ilk işi gelen sorunun türünü teşhis etmektir, çünkü yanlış türde verilen cevap soruyu cevapsız bırakır. Bir tartışma sorusuna tek cümlelik bir hükümle cevap vermek, soranı ve dinleyenleri tartışmanın öbür tarafından habersiz bırakır. Bir bilgi sorusuna uzun bir tartışma haritasıyla cevap vermek ise basit bir merakı gereksiz yere boğar. Bazen bir soru, yüzeyde bir bilgi sorusu gibi görünür ama altında bir akıl yürütme ya da bir kaygı vardır. "Bu hadis sahih mi?" diye soran bir öğrenci, aslında hadisin bir hükme nasıl delil olacağını ya da kendi hayatındaki bir durumu soruyor olabilir. Bu durumda öğretmen önce soruyu netleştirir: "Hadisin sıhhatini mi, yoksa ondan çıkan hükmü mü merak ediyorsun?" Ders 21.4'te müftînin yalnız soruyu değil soranı da anlamaya çalıştığını görmüştün; öğretmen de aynı dikkati taşır.

Soruyu gruba açmak. Her soruya hemen öğretmenin cevap vermesi gerekmez. Bir anlama ya da akıl yürütme sorusu, çoğu zaman önce gruba açıldığında daha verimli olur: "Bu soruya kim bir cevap denemek ister?" Bu yaklaşım, Ders 23.3'teki düzeltme merdivenindeki soruyla yönlendirme ilkesinin bir uzantısıdır. Öğrenciler birbirlerinin cevaplarını duyar, eksikleri tamamlar ve öğretmen en sonda toparlar. Ama bilgi soruları ya da grubun bilmesi beklenemeyecek sorular için bu yöntem uygun değildir; orada doğrudan ve kısa bir cevap öğrencinin vaktine saygıdır.

Zor soruları karşılamak. Bazı sorular zordur: öğretmenin derse hazırlanırken düşünmediği bir noktayı açar, iki görüş arasında bir çelişki gösterir ya da öğretmenin kendi görüşünü sınar. Zor bir soru karşısında ilk adım acele etmemektir. Soruyu tekrar etmek ve birkaç saniye düşünmek, hem öğretmene zaman kazandırır hem de soranın sorusunun ciddiye alındığını gösterir. İkinci adım, sorunun bilinen kısmı ile bilinmeyen kısmını ayırmaktır. Öğretmen çoğu zaman sorunun bir kısmını kesin olarak cevaplayabilir; geri kalan kısım için ise bunu açıkça söyler. Üçüncü adım, sorunun haklı yanını kabul etmektir. Bir öğrenci iki ifade arasında gerçek bir gerilim göstermişse, bu gerilimi inkâr etmek yerine "Bu gerçekten âlimlerin de üzerinde durduğu bir noktadır" demek hem dürüstlüktür hem de öğrenciye ilmin canlı bir şey olduğunu gösterir.

"Bilmiyorum, araştırıp döneceğim." Ders 1.3'te "bilmiyorum" diyebilmenin ilmin yarısı sayıldığını ve İmam Mâlik'e sorulan pek çok soruya onun "bilmiyorum" diye cevap verdiğinin rivayet edildiğini görmüştün. O derste bu ilkeye talebe olarak bakmıştın. Öğretmen olarak bakınca ilke daha zorlaşır, çünkü bir grubun önünde "bilmiyorum" demek, öğretmenin otoritesini sarsacakmış gibi görünür. Oysa durum tersidir. Bilmediği bir şeyi tahminle cevaplayan ve sonra yanıldığı ortaya çıkan bir öğretmen, bütün öteki cevaplarının da güvenilirliğini kaybeder. "Bilmiyorum" diyen bir öğretmen ise bildiğini söylediği şeylere güven kazandırır. Bu sözün ikinci yarısı da önemlidir: "araştırıp döneceğim." Öğretmen bu sözü verirse tutmalı, bir sonraki oturumun başında cevabı ve kaynağını getirmelidir. Tutulmayan bir söz, söylenmemiş bir "bilmiyorum"dan daha büyük bir güven kaybıdır.

Hassas sorular: şüphe. Bazı sorular bilgi değil, bir iç sıkıntı taşır. İnancı hakkında bir şüpheye düşmüş bir öğrenci, bunu çoğu zaman dolaylı bir soruyla dile getirir: "Bu delil gerçekten ikna edici mi?" Böyle bir soru karşısında öğretmen soranı suçlamaz ve korkutmaz. Şüphenin insanın düşünme sürecinin bir parçası olabileceğini, klasik kelam kitaplarının da itirazları açıkça ele aldığını hatırlatır. Ders 18.2'de Teftâzânî'nin karşı görüşü sadakatle aktarıp sonra cevapladığını görmüştün; öğretmenin tavrı da bu olmalıdır. Ama grup önünde kısa bir cevapla geçiştirilemeyecek bir şüpheyi, öğretmen soranla ayrıca ve sakin bir ortamda konuşmayı teklif eder.

Hassas sorular: kriz ve mahrem. Bazı sorular ise bir kriz anından gelir: bir kayıp, ağır bir sıkıntı ya da kendine zarar verme düşüncesi. Öğretmen böyle bir soruyu bir ders sorusu gibi cevaplamaz. Önce dinler, sonra kişinin yalnız olmadığını söyler. Ders 19.8'de ruh sağlığı sorunlarında bir uzmana başvurmanın dinî hayatla çelişmediğini görmüştün; öğretmen kişiyi bir psikiyatriste ya da klinik psikoloğa yönlendirir. Bir hayatın tehlikede olduğu acil durumlarda Türkiye'de 112 aranır; öğretmen bunu söylemekten çekinmez. Mahrem sorular, yani kişinin kendi aile hayatına, cinselliğine ya da başkalarının sırlarına dair sorular ise grup önünde değil, ayrıca ve gizlilik içinde konuşulur. Öğretmen bu soruları utandırmadan karşılar, ama soranın ve başkalarının mahremiyetini korumak için konuyu başka bir zamana alır.

Münazara adabından grup tartışmasına. Ders 20.7'de münazara adabını iki kişi arasındaki bir tartışmanın kuralları olarak gördün: muallil ve sâil, men', nakz ve muâraza. Bir grup tartışmasını yöneten öğretmen bu kuralları bir hakem gibi kullanır. İlk iş, tartışmanın konusunu belirlemektir: Ders 20.7'de anlaşmazlığın yerini tespit etmeyi görmüştün. Tartışmaya başlamadan önce öğretmen "Şu anda tartıştığımız soru şudur" diye konuyu tek cümleyle yazar. Tartışma bu sorudan saparsa onu geri getirir. İkinci iş, her görüşün doğru aktarılmasını sağlamaktır. Bir öğrenci bir başkasının görüşüne itiraz etmeden önce, öğretmen ondan o görüşü kendi cümleleriyle özetlemesini isteyebilir; özet doğruysa itiraza geçilir. Bu küçük kural, tartışmaların çoğunun bir yanlış anlamadan doğduğunu açığa çıkarır.

Kişiselleştirmemek. Bir tartışma, sözü kişiye çevirdiği anda ilmî olmaktan çıkar. "Sen hep böyle düşünüyorsun" ya da "Senin gibi biri bunu söyler" gibi cümleler, delili değil kişiyi hedef alır. Öğretmen bu tür bir cümleyi hemen ve sakin bir dille durdurur ve tartışmayı yeniden delile bağlar: "Bu görüşün delili nedir, ona bakalım." Ders 20.7'de münazaranın ahlakının niyetle başladığını görmüştün: hakkı ortaya çıkarmak, karşı tarafı yenmek değil. Öğretmen bu niyeti tartışmanın başında hatırlatabilir. Bir öğrencinin hakkı karşı taraftan geldiğinde kabul etmesi ise grup önünde takdir edilmelidir, çünkü bu, münazaranın ahlakının en zor uygulamasıdır.

Kutuplaştırmamak. Bir grup tartışması kolayca iki karşıt kampa bölünebilir. Kutuplaşma, öğrencilerin görüşleri değil kimlikleri savunmaya başlamasıyla ortaya çıkar. Öğretmen bunu önlemek için birkaç teknik kullanır. Birincisi, görüşleri kişilerden ayırmaktır: tartışmayı "Ahmet'in görüşü" yerine "birinci görüş" ve "ikinci görüş" diye adlandırır. İkincisi, rolleri değiştirmektir: bir görüşü savunan öğrenciden kısa bir süre karşı görüşün en güçlü delilini anlatmasını ister. Üçüncüsü, ortak zemini görünür kılmaktır: tartışmanın sonunda iki tarafın nerede birleştiğini ve ayrılığın tam olarak nerede olduğunu yazar. Ders 17.5'te İbn Rüşd'ün ihtilafın sebeplerini haritalandırdığını görmüştün; grup tartışmasının sonu da buna benzer bir harita olmalıdır.

Tartışmayı kapatmak. Her tartışmanın bir sonucu olmayabilir. Bazı meselelerde âlimler yüzyıllardır farklı görüşlerdedir ve bir derslik tartışmanın onları birleştirmesi beklenemez. Öğretmen bu durumda tartışmayı bir hükümle değil, bir özetle kapatır: hangi görüşlerin ortaya çıktığını, her birinin dayandığı delili ve ayrılığın kaynağını söyler. Bu kapanış, öğrencilere ihtilafın da bir bilgi olduğunu ve farklı bir görüşü anlamanın onu kabul etmek anlamına gelmediğini öğretir.

Örnekler

  • Basit: Bir okuma halkasında bir öğrenci Teftâzânî'nin vefat tarihini sorar. Hoca bunun bir bilgi sorusu olduğunu fark eder ve kısa bir cevap verir: hicrî 792, milâdî 1390. Ardından derse devam eder. Aynı oturumda bir başka öğrenci, tekvin sıfatı hakkındaki iki görüşün neden ayrıldığını sorduğunda ise hoca soruyu önce gruba açar.
  • Orta: Bir derste bir öğrenci, hocanın derse hazırlanırken karşılaşmadığı bir kaynağa dayanan bir soru sorar. Hoca sorunun bildiği kısmını cevaplar ve geri kalanı için "Bunu bilmiyorum; kaynağına bakıp bir sonraki derste döneceğim" der. Bir sonraki dersin başında kaynağı ve cevabı getirir ve soruyu soran öğrenciye teşekkür eder.
  • Gerçek hayat: Bir arkadaşın, bir gençlik grubunda bir tartışmayı yönetmektedir ve tartışmanın iki gencin birbirine "sen zaten hep böyle düşünüyorsun" demesiyle gerildiğini anlatır. Sen ona bir sonraki tartışmada konuyu başta tek cümleyle yazmasını, her itirazdan önce karşı görüşü özetletmesini ve görüşleri kişilerin adıyla değil "birinci görüş" ve "ikinci görüş" diye anmasını önerirsin.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Hocanın ya da bir çalışma arkadaşının canlandırdığı zorlayıcı bir soru-cevap oturumunu yönet. Canlandıran kişiden yirmi dakikalık bir oturumda sana farklı türlerde sorular sormasını iste: en az bir bilgi sorusu, bir anlama sorusu, bir akıl yürütme sorusu, cevabını bilmediğin bir soru, bir şüphe taşıyan soru ve iki kişinin birbirine karşı görüş savunduğu kısa bir tartışma. Her soruda önce türünü teşhis et ve cevabını ona göre kur. Bilmediğin soruya dürüstçe "bilmiyorum, araştırıp döneceğim" de ve sözünü bir hafta içinde yazılı bir cevapla tut. Tartışma kısmında konuyu tek cümleyle yaz, karşı görüşü özetletmeden itiraza izin verme ve sonunda iki görüşün ortak zeminini ve ayrılık noktasını söyle. Oturumdan sonra canlandıran kişiden iki geri bildirim al: en iyi karşıladığın soru ve en çok zorlandığın an. Hedef: Gelen soruların türünü teşhis edip ona uygun cevap verebilmek, bilmediğini dürüstçe söyleyebilmek ve bir grup tartışmasını münazara adabına uygun, kişiselleştirmeden ve kutuplaştırmadan yönetebilmek.

Mini test

  1. Derste gelen dört soru türü nelerdir?
  2. Bir tartışma sorusuna tek cümlelik bir hükümle cevap vermek neden yetersizdir?
  3. "Bilmiyorum" demek öğretmenin güvenilirliğini neden artırır?
  4. Bir kriz anından gelen bir soru karşısında öğretmen ne yapar?
  5. Bir grup tartışmasının kutuplaşmasını önlemek için kullanılabilecek üç teknik nedir?
Cevapları göster
  1. Bilgi soruları, anlama soruları, akıl yürütme soruları ve tartışma soruları.
  2. Çünkü tartışma sorusu farklı görüşlerin bulunduğu bir meseleyi açar; tek bir hüküm soranı ve dinleyenleri öbür görüşlerden ve onların gerekçelerinden habersiz bırakır.
  3. Çünkü tahminle cevap verip yanıldığı ortaya çıkan bir öğretmen öteki cevaplarının da güvenilirliğini kaybeder; bilmediğini söyleyen bir öğretmen ise bildiğini söylediği şeylere güven kazandırır, yeter ki "araştırıp döneceğim" sözünü tutsun.
  4. Önce dinler ve kişinin yalnız olmadığını söyler, onu bir psikiyatriste ya da klinik psikoloğa yönlendirir; bir hayatın tehlikede olduğu acil durumlarda 112'nin aranmasını söyler.
  5. Görüşleri kişilerden ayırıp "birinci görüş" ve "ikinci görüş" diye adlandırmak, öğrencilerden karşı görüşün en güçlü delilini anlatmalarını istemek ve tartışmanın sonunda ortak zemini ve ayrılık noktasını görünür kılmak.

Özet

  • Derste gelen soru, öğrencinin zihnine açılan bir penceredir ve dersin bir parçası olarak karşılanır.
  • Bilgi, anlama, akıl yürütme ve tartışma soruları farklı cevaplar ister; öğretmen önce türü teşhis eder, gerekirse soruyu netleştirir.
  • Zor sorularda acele edilmez, bilinen ve bilinmeyen kısım ayrılır; "bilmiyorum, araştırıp döneceğim" sözü verilir ve tutulur.
  • Şüphe, kriz ve mahrem konulardaki sorular grup önünde geçiştirilmez; gerektiğinde ayrıca konuşulur ve uzmana yönlendirilir.
  • Münazara adabı grup tartışmasında konuyu belirlemek, görüşleri doğru aktarmak, kişiselleştirmemek ve kutuplaştırmamak için kullanılır; tartışma bir hükümle değil bir haritayla kapanabilir.

Sonraki derse hazırlık

Ders 23.5'te dijital ders üretimini öğreneceğiz. Hazırlık: İnternette izlediğin kısa bir dinî ders videosunu hatırla ya da yeniden izle. Videonun sana en çok yardım eden bir özelliğini ve dikkatini dağıtan bir özelliğini yaz; örneğin ekrandaki yazının, sesin ya da gereksiz bir görselin etkisini düşün. Ardından videoda bir ayet ya da hadis geçtiyse, kaynağının ekranda gösterilip gösterilmediğine dikkat et. Son olarak bu akademinin derslerini hazırlarken bir yapay zekâ aracının kullanılmasının hangi sorumluluğu doğurduğunu bir cümleyle not et.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Müfredattaki ders planı — 23.4

Soru türleri (bilgi, anlama, akıl yürütme, tartışma soruları), zor soruları karşılama, "bilmiyorum, araştırıp döneceğim" demenin ahlakı ve hassas konulardaki soruların (şüphe, kriz, mahrem konular) yönetimi öğretilir. Modül 20.7'deki münazara adabı bir grup tartışmasını yönetme becerisine dönüştürülür; tartışmayı kişiselleştirmeden ve kutuplaştırmadan yürütme teknikleri uygulanır. Uygulama: hocanın canlandırdığı zorlayıcı bir soru-cevap oturumunu yönetmek.