Giriş
Hazırlıkta Ders 1.3'te gördüğün talebe adabını hatırladın. Ardından Bakara suresinin 2/129. ayetini okudun: "Rabbimiz! İçlerinden onlara Senin ayetlerini okuyan, Kitabı ve hikmeti öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder." Bu ayette öğretme ile arındırmanın birlikte anılmasının bir öğretmenin görevi hakkında ne söylediğini düşündün. Muhtemelen şu sonuca vardın: öğretmenin görevi yalnız bilgi aktarmak değil, aynı zamanda öğrencinin karakterini, ahlakını ve iç dünyasını da güzelleştirmektir. Son olarak seni en çok etkileyen bir öğretmeni düşündün ve onu etkileyici kılan bir özelliği yazdın. Belki onun bilgisini değil, sabrını, adaletini ya da öğrencilerine gösterdiği ilgiyi yazdın. Bu gözlem, bu dersin konusunu önceden gösteriyor. Bu ders, Modül 23'ün ve öğretmenlik ile ilgili bütün bir modülün ilk dersidir. Önce modülün amacını, sonra Kur'an'da ta'lim ve terbiye kavramlarını ve Hz. Peygamber'in öğretmenliğini göreceksin. Ardından klasik ta'lim geleneğinin üç temel metnini, muallimin ahlakı açısından okuyacak ve İbn Haldun'un öğretim yöntemine dair görüşlerini tartışacaksın.
Ana anlatım
Modül 23'ün amacı. Ders 22.5'te icazetin bir hocanın talebesine belirli bir ilmi okutma izni vermesi olduğunu gördün. İcazetin özü, öğrendiğini öğretme ehliyetidir. Bu modül, seni bu ehliyete hazırlar. Modül, klasik ta'lim geleneğinin öğretmenlik ahlakını ve yöntemini, modern öğretim tasarımı ve ölçme-değerlendirme bilgisiyle birleştirir. Modülün sonunda bu akademinin kendi ders şablonunu kullanarak bir ders hazırlayacak, bir klasik metni başkalarına okutacak ve soru-cevap oturumları yönetebilecek bir düzeye ulaşman amaçlanır. Ders 1.3'te bir talebe olarak hocana nasıl davranman gerektiğini öğrenmiştin; bu modülde aynı ilişkiye öbür taraftan, hocanın tarafından bakacaksın.
Ta'lim ve terbiye. Arapçada "ta'lim", ilim kökünden gelir ve bir bilgiyi öğretmek demektir. "Terbiye" ise "rabb" köküyle ilişkilendirilir ve bir şeyi adım adım olgunluğa ulaştırmak, büyütüp geliştirmek anlamı taşır. İki kavram birbirini tamamlar: ta'lim bilgiyi aktarır, terbiye ise o bilgiyi taşıyacak kişiliği olgunlaştırır. Klasik geleneğin öğretmen anlayışında bu ikisi ayrılmaz: yalnız bilgi aktaran bir öğretmen eksiktir, bilgisi olmadan terbiye etmeye kalkan bir öğretmen de.
Kur'an'da öğretme ve arındırma. Kur'an, Hz. Peygamber'in görevlerini sayarken öğretmeyi ve arındırmayı birlikte anar. Hazırlıkta okuduğun Bakara 2/129, Hz. İbrâhim'in duasıdır. Bakara 2/151 bu duanın gerçekleştiğini bildirir: "Nitekim Biz size, ayetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten arıtacak, size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan, bir Peygamber gönderdik." Cuma 62/2 de benzer biçimde, ayetleri okuyan, arıtan ve Kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamberden söz eder. Bu ayetleri dikkatle okuyan bir talebe ilginç bir farkı fark eder: Hz. İbrâhim'in duasında öğretme arındırmadan önce gelirken, Bakara 2/151 ve Cuma 62/2'de arındırma öğretmeden önce anılır. Müfessirler bu sıra farkı üzerinde farklı yorumlar yapmıştır; bir yorum, ilmin kalıcı olması için önce kalbin arınması gerektiğine, öbürü ise arınmanın ilimle gerçekleştiğine işaret eder. İki yorum da öğretme ile arındırmanın birbirinden koparılamayacağında birleşir.
Hz. Peygamber'in öğretmenliği. Hz. Peygamber'in öğretim yöntemleri, hadis kaynaklarında ayrıntılı biçimde korunmuştur. Bu yöntemlerin ilki soru-cevaptır. Ders 12.1'de ihsan tanımını gördüğün Cibrîl hadisinde, insan kılığında gelen Cebrâil iman, İslam ve ihsan hakkında sorular sorar, Hz. Peygamber cevap verir ve sonunda sahabeye "Bu Cebrâil'di, size dininizi öğretmeye geldi" der. Bir dersin soru-cevap biçiminde verilmesi, öğrencinin dikkatini canlı tutar ve bilgiyi bir soruya verilen cevap olarak zihnine yerleştirir. Hz. Peygamber kimi zaman sahabeye kendisi soru sorarak başlardı: "Müflis kimdir, biliyor musunuz?" sorusu, öğrencinin önce kendi bilgisini yoklamasını, sonra yeni anlamı daha derin kavramasını sağlar.
Örnekleme ve tekrar. Hz. Peygamber'in ikinci yöntemi örneklemedir. Hadislerde onun yere çizgiler çizerek insanın ömrünü, ecelini ve uzayıp giden emellerini gösterdiği anlatılır. Somut bir şekil, soyut bir anlamı akılda kalıcı kılar. Kur'an'ın da pek çok yerde misaller vermesi, soyut hakikatleri somut tablolarla anlatması, Ders 20.2'de gördüğün teşbih ve temsil sanatlarının öğretimdeki gücünü gösterir. Üçüncü yöntem tekrardır: Buhârî'nin ilim kitabında, Hz. Peygamber'in önemli bir sözü anlaşılsın diye üç kez tekrarladığı bildirilir. Dördüncüsü, muhatabın durumuna göre konuşmaktır: Hz. Peygamber aynı soruya farklı kişilere farklı cevaplar vermiş, her birinin ihtiyacını gözetmiştir. Ders 20.1'de gördüğün belagat ilkesi, yani sözün muhatabın durumuna uygun olması, öğretmenliğin de temel ilkesidir.
Hâliyle öğretmek. Hz. Peygamber'in en etkili öğretim yollarından biri, sözden çok hâliyle, yani kendi davranışıyla öğretmesiydi. Buhârî'nin rivayet ettiği bir hadiste, sahabeye "Beni nasıl namaz kılarken görüyorsanız öyle kılın" dediği bildirilir. Namazın şekli, hac menasiki ve pek çok ahlakî tutum, sahabeye önce bir tanım olarak değil, gözlerinin önünde yaşanan bir örnek olarak öğretildi. Klasik ta'lim geleneği bu ilkeyi her zaman vurgulamıştır: talebe, hocasının söylediğinden çok yaptığından öğrenir. Bir öğretmenin dürüstlüğü, sabrı ve ilme saygısı, anlattığı herhangi bir konudan daha kalıcı bir ders olabilir. Bu yüzden İbn Cemâa'nın âlimin kendi nefsine karşı adabını, talebesine karşı adabından önce saymasının bir sebebi de budur: öğretmen önce kendisini terbiye etmelidir.
Suffa ve ders halkası. Hz. Peygamber'in öğretmenliğinin bir de mekânı vardı. Mescid-i Nebevî'nin bir köşesinde, ilim öğrenmeye kendini adamış ve çoğu yoksul olan sahabîlerin kaldığı bir yer bulunuyordu; bu yere Suffa, orada kalanlara Ashâb-ı Suffa denir. Suffa, İslam tarihinin ilk eğitim mekânlarından biri olarak anılır. Sonraki yüzyıllarda ilim, camilerde kurulan ders halkalarında öğretildi: hoca bir direğe yaslanarak oturur, talebeler etrafında halka olurdu. Bu düzen, hoca ile talebe arasındaki yakınlığı, soru sormanın kolaylığını ve talebelerin birbirinden öğrenmesini sağlıyordu. Ders 22.5'te gördüğün medrese, bu halkaların kurumsallaşmış biçimidir. Bugünün bir sınıfında da bu yakınlığı ve soru sorma kolaylığını korumak, klasik geleneğin bir mirası olarak görülebilir.
Zernûcî'nin Ta'lîmü'l-müteallim'i. Ders 1.3'te Zernûcî'nin Ta'lîmü'l-müteallim'ini talebe adabı açısından görmüştün. Bu eser, talebeye hitap etse de bir öğretmen için de önemli dersler içerir. Zernûcî'nin talebeye hocasını seçerken en bilgili, en takvalı ve en yaşlı olanı tercih etmesini öğütlemesi, öğretmene de kendisinden neyin beklendiğini gösterir: bilgi, takva ve tecrübe. Zernûcî'nin tekrar, sabır ve süreklilik üzerine söyledikleri, öğretmenin öğrencisinin ilerleyişini nasıl planlaması gerektiğine dair de bir rehberdir.
İbn Cemâa'nın Tezkiretü's-sâmi'i. Öğretmen adabı açısından en sistemli klasik eserlerden biri, İbn Cemâa'nın Tezkiretü's-sâmi' ve'l-mütekellim'idir. İbn Cemâa, eserinde âlimin adabını üç başlıkta işler: âlimin kendi nefsine karşı adabı, dersindeki adabı ve talebelerine karşı adabı. Âlimin kendi nefsine karşı adabı, niyetinin Allah rızası olmasını, ilmiyle amel etmesini ve ilmi dünyalık bir kazanç aracına dönüştürmemesini içerir. Dersindeki adabı, derse hazırlıklı gelmesini, sakin ve anlaşılır konuşmasını, talebenin anlayabileceği kadarını vermesini ve bilmediği bir soruya "bilmiyorum" diyebilmesini içerir; Ders 21.4'te gördüğün fetva adabının bir öğretmen için karşılığıdır. Talebelerine karşı adabı ise onlara şefkatle davranmasını, onları kendi çocukları gibi görmesini, aralarında ayrım yapmamasını ve her birinin durumunu gözetmesini içerir.
Gazzâlî'nin Eyyühe'l-veled'i. Gazzâlî'nin Eyyühe'l-veled, yani "Ey oğul" adlı kısa risalesi, bir talebenin kendisine yazdığı bir mektuba verilmiş bir cevaptır. Risalenin dili, bir hocanın talebesine şefkatle seslenmesinin bir örneğidir. Gazzâlî bu risalede, Ders 19.2'de İhyâ'da gördüğün düşünceyi kısaca tekrar eder: amelle sonuçlanmayan ilim faydasızdır. Bir öğretmen için bu risalenin dersi iki yönlüdür. Birincisi, öğretmenin talebesine yalnız bilgiyi değil, o bilginin hayattaki karşılığını da göstermesi gerektiğidir. İkincisi, öğretmenin bu öğüdü sert bir dille değil, bir babanın oğluna seslenişi gibi şefkatli bir dille vermesidir.
İbn Haldun ve öğretim yöntemi. Klasik dönemde öğretim yöntemi üzerine en dikkat çekici gözlemlerden bazıları, İbn Haldun'un Mukaddime'sinde yer alır. İbn Haldun üç önemli tespitte bulunur. Birincisi tedricîliktir: bir ilim, öğrenciye önce ana hatlarıyla, sonra biraz daha ayrıntılı, en sonunda da bütün incelikleriyle olmak üzere aşama aşama öğretilmelidir. İkincisi, özetlere yönelik eleştirisidir: İbn Haldun, bir ilmin bütün meselelerini çok kısa ve sıkıştırılmış ifadelerle toplayan muhtasarların, öğrencinin zihnini yorduğunu ve gerçek bir kavrayış yerine ezberci bir bilgi ürettiğini savunur. Üçüncüsü, öğretimde sertliğin zararına dair tespitidir: öğrenciye aşırı sert davranmanın, özellikle küçük yaşta, onun karakterini bozduğunu, onu yalana ve hileye yönelttiğini ve öğrenme şevkini söndürdüğünü ileri sürer.
Klasik geleneğin bugüne mesajı. Bu metinlerin hepsinde ortak bir anlayış görülür: öğretmenlik bir meslek olduğu kadar bir emanettir. Öğretmen, ilmi Allah'tan ve hocalarından aldığı bir emanet olarak taşır ve onu talebelerine aktarırken hem bilginin doğruluğundan hem de talebenin terbiyesinden sorumludur. Bu sorumluluk, bir yandan bilgiyi titizlikle hazırlamayı, öte yandan talebeye şefkat, sabır ve adaletle yaklaşmayı gerektirir. Modül 23'ün sonraki derslerinde bu ahlakın modern öğretim tasarımıyla nasıl birleştirilebileceğini göreceksin.
Örnekler
- Basit: Bir talebe, bir çocuğa namazın şartlarını öğretmeye çalışırken bütün şartları bir anda, ayrıntılarıyla anlatır ve çocuğun dikkatinin dağıldığını görür. İbn Haldun'un tedricîlik ilkesini hatırlar ve bir sonraki derste önce şartların yalnız adlarını, sonra her birinin kısa açıklamasını, en sonunda da ayrıntılarını üç ayrı derste anlatmaya karar verir. Çocuğun konuyu çok daha kolay kavradığını fark eder.
- Orta: Bir çalışma grubu, İbn Cemâa'nın âlimin talebelerine karşı adabı bahsini okuyarak bir kontrol listesi hazırlar: talebelere şefkatle davranmak, aralarında ayrım yapmamak, her birinin durumunu gözetmek, anlayabileceği kadarını vermek. Ardından bu listeyi kendi okul yıllarındaki öğretmenlerinden birinin davranışlarıyla karşılaştırır ve hangi maddelerin o öğretmeni etkileyici kıldığını tartışır.
- Gerçek hayat: Bir arkadaşın, bir hafta sonu kursunda çocuklara Kur'an öğretmeye gönüllü olduğunu ve çocukların sık sık dikkatlerinin dağıldığını, kendisinin de sabrını kaybettiğini anlatır. Sen ona İbn Haldun'un sertliğin zararına dair tespitini ve Gazzâlî'nin şefkatli dilini anlatırsın. Ayrıca Hz. Peygamber'in soru sorarak ve örnek vererek öğrettiğini hatırlatırsın. Arkadaşın, derslerini kısa bölümlere ayırmaya ve çocuklara sorular sorarak başlamaya karar verir.
Uygulama
Şimdi sıra sende: Klasik metinlerden muallim için on ilke derle ve her birini günümüz sınıfına uyarla. İlkeleri bu derste gördüğün kaynaklardan al: Kur'an'daki ta'lim ve tezkiye ayetleri, Hz. Peygamber'in öğretim yöntemleri, Zernûcî'nin Ta'lîmü'l-müteallim'i, İbn Cemâa'nın Tezkiretü's-sâmi'i, Gazzâlî'nin Eyyühe'l-veled'i ve İbn Haldun'un Mukaddime'si. Her ilke için üç şey yaz: ilkenin kendisi bir cümleyle, ilkenin hangi kaynaktan alındığı ve mümkünse ilgili ifadenin bir tercümeden alınmış kısa bir özeti, ilkenin bugünün bir sınıfında nasıl uygulanabileceğini gösteren somut bir örnek. Kaynaklardan aldığın ifadeleri bir tercümeden ya da güvenilir bir akademik çalışmadan al ve kaynağını belirt; doğrulayamadığın bir ifadeyi bir müellife nispet etme. Listenin sonuna bir paragraf ekle: bu on ilkeden hangisini kendi öğretmenliğinde uygulamanın en zor olacağını düşünüyorsun ve neden? Hedef: Klasik ta'lim geleneğinin öğretmenlik ilkelerini birincil kaynaklardan derleyebilmek ve onları günümüzün öğretim ortamına gerekçeli biçimde uyarlayabilmek.
Mini test
- Ta'lim ve terbiye kavramları arasındaki fark ve ilişki nedir?
- Bakara 2/129 ile Bakara 2/151 ve Cuma 62/2 arasında öğretme ile arındırmanın sırası bakımından nasıl bir fark vardır ve bu fark nasıl yorumlanmıştır?
- Hz. Peygamber'in öğretim yöntemlerinden dördünü yaz.
- İbn Cemâa âlimin adabını hangi üç başlıkta işler?
- İbn Haldun öğretim yöntemi hakkında hangi üç tespitte bulunur?
Cevapları göster
- Ta'lim bilgiyi öğretmek, terbiye ise o bilgiyi taşıyacak kişiliği adım adım olgunlaştırmaktır. İkisi birbirini tamamlar; yalnız birini yapan öğretmen eksik kalır.
- Bakara 2/129'da öğretme arındırmadan önce, Bakara 2/151 ve Cuma 62/2'de ise arındırma öğretmeden önce anılır. Bir yorum ilmin kalıcı olması için önce kalbin arınması gerektiğine, öbürü arınmanın ilimle gerçekleştiğine işaret eder; iki yorum da ikisinin ayrılmazlığında birleşir.
- Soru-cevap, örnekleme, tekrar ve muhatabın durumuna göre konuşma.
- Âlimin kendi nefsine karşı adabı, dersindeki adabı ve talebelerine karşı adabı.
- Tedricîlik, yani ilmin aşama aşama öğretilmesi; aşırı sıkıştırılmış özetlerin öğrenciyi yorup ezberci bir bilgi ürettiği; sertliğin öğrencinin karakterini bozup öğrenme şevkini söndürdüğü.
Özet
- Modül 23, icazetin özü olan öğrendiğini öğretme ehliyetine hazırlar; klasik ta'lim ahlakını modern öğretim tasarımıyla birleştirir.
- Ta'lim bilgiyi aktarır, terbiye kişiliği olgunlaştırır; Kur'an Hz. Peygamber'in görevlerinde öğretmeyi ve arındırmayı birlikte anar.
- Hz. Peygamber soru-cevap, örnekleme, tekrar ve muhatabın durumuna göre konuşma yöntemlerini kullanmıştır.
- Zernûcî, İbn Cemâa ve Gazzâlî öğretmenin niyetini, sabrını, adaletini ve talebeye şefkatini vurgular.
- İbn Haldun tedricîliği savunur, aşırı sıkıştırılmış özetleri ve öğretimde sertliği eleştirir.
Sonraki derse hazırlık
Ders 23.2'de ders planı hazırlamayı öğreneceğiz. Hazırlık: Bu akademide okuduğun derslerden birini, örneğin Ders 4.2'yi ya da bu dersi aç ve yedi bölümüne dikkatle bak: giriş, ana anlatım, örnekler, uygulama, mini test, özet ve hazırlık. Her bölümün bir öğrenci için ne işe yaradığını birer cümleyle yaz. Ardından şu soruyu düşün: bir dersin sonunda öğrencinin neyi "yapabileceğini" söyleyen bir hedef cümlesi ile neyi "bileceğini" söyleyen bir hedef cümlesi arasında nasıl bir fark vardır? Bu farkı bir örnekle not et.