Giriş
Hazırlıkta Ders 17.1'de gördüğün Irak ve Hicaz ekollerini hatırladın ve fetva verdiği bilinen sahabîlerden birini seçtin. Belki Abdullah b. Mes'ûd'u seçtin: Kûfe'de yaşadığını ve Alkame gibi talebeler yetiştirdiğini buldun. Belki İbn Abbâs'ı seçtin: Mekke'de ders verdiğini ve Mücâhid gibi bir tefsir âliminin onun talebesi olduğunu öğrendin. Son olarak bir sahabînin yaşadığı şehrin, talebelerinin ve sonraki mezheplerin fıkıh anlayışını nasıl etkilemiş olabileceğini düşündün. Muhtemelen şunu yazdın: Medine'de Resûlullah'ın hayatını yakından görmüş pek çok sahabe ve onların korunmuş uygulamaları vardı; Kûfe gibi yeni kurulmuş bir şehirde ise az sayıda sahabe ve çok sayıda yeni mesele vardı. Bu gözlem, bu modülün temel sorusunu önceden gösteriyor: bir fikir, hangi soruya cevap olarak, hangi şehirde ve hangi insanlar eliyle doğdu? Bu ders Modül 22'nin ilk dersidir. Önce modülün amacını, sonra sahabe neslinin ilim anlayışını ve fetva veren sahabîleri göreceksin. Ardından ilim merkezlerini, tâbiûn kuşağının öncü âlimlerini ve hadislerin yazıya geçirilmesi sürecini öğreneceksin.
Ana anlatım
Modül 22'nin amacı. Seviye 2 ve 3'te İslam ilimlerini dallar hâlinde öğrendin: tefsir, hadis, fıkıh, usul, kelam, tasavvuf, belagat ve mantık. Modül 22 bu birikimi tarihsel bir bütün içinde yeniden kurar. Her derste aynı soruları soracaksın: bu fikir hangi soruya cevap olarak doğdu, hangi coğrafyada gelişti ve hangi kurumlar eliyle yayıldı? Modül sahabe döneminden başlayıp mezheplerin teşekkülüne, felsefe ve kelamın etkileşimine, Endülüs ve Osmanlı'nın katkılarına, ıslah hareketlerine, modern döneme ve Türkiye'de dinî düşüncenin gelişimine kadar uzanır. Son derslerde farklı düşünce çizgilerini kendi eserlerinden ve akademik literatüre dayanarak, siyasi bir taraf tutmadan ele alacaksın.
Sahabe neslinin ilim anlayışı. Sahabe için ilim, öncelikle Kur'an'ı ve Resûlullah'ın sünnetini yaşayarak öğrenmekti. Onlar ayetlerin iniş ortamına tanık olmuş, Resûlullah'ın bir meseleye nasıl cevap verdiğini kendi gözleriyle görmüşlerdi. Bu yüzden sahabenin ilmi, sonraki nesillerin kitaplardan öğrendiği ilimden farklı bir nitelik taşır: bilgi ile yaşanmış tecrübe iç içedir. Bu ilim anlayışının bir başka yönü de fetvadan çekinmeleriydi. Abdurrahman b. Ebî Leylâ'nın, Ensâr'dan pek çok sahabeye yetiştiğini ve onlardan birine bir mesele sorulduğunda, onun soruyu bir başkasına havale etmek istediğini anlattığı nakledilir. Ders 21.4'te gördüğün "bilmiyorum" deme erdeminin kökleri bu nesle uzanır.
Fetva veren sahabîler. Bütün sahabe aynı ölçüde fetva vermemiştir. İbn Hazm ve ondan yararlanan İbnü'l-Kayyim gibi müellifler, fetvaları en çok nakledilen sahabîleri ayrıca saymıştır. Bu listelerde öne çıkan isimler şunlardır: Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ûd, Hz. Âişe, Zeyd b. Sâbit, Abdullah b. Abbâs ve Abdullah b. Ömer. Bu sahabîlerin her biri farklı bir ilmî kişilik taşır. Hz. Ömer, halifeliği döneminde yeni meseleleri sahabeyle istişare ederek çözmesiyle ve valilerine gönderdiği mektuplarla bilinir. Hz. Ali, Kûfe'deki yargı faaliyetleri ve derin fıkhî kavrayışıyla anılır. Zeyd b. Sâbit, Ders 8.4'te gördüğün Mushaf'ın toplanmasındaki rolünün yanında, miras hukuku alanındaki uzmanlığıyla tanınır.
Hz. Âişe ve İbn Abbâs. İki isim özel bir dikkati hak eder. Hz. Âişe, Resûlullah'ın ev hayatına dair en çok rivayeti nakleden sahabîlerden biridir ve Medine'de pek çok sahabenin danıştığı bir âlimdir. Onun başka sahabîlerin rivayetlerine ya da görüşlerine yönelttiği düzeltmeler, sonraki dönemde ayrı bir eserde toplanmıştır: Zerkeşî'nin, Âişe'nin sahabeye yönelttiği istidrâkleri, yani düzeltmeleri bir araya getiren eseri bunun bilinen örneğidir. Abdullah b. Abbâs ise genç yaşına rağmen Kur'an tefsirindeki derinliğiyle tanınmış ve "Tercümânü'l-Kur'ân", yani Kur'an'ın tercümanı lakabıyla anılmıştır. Ders 8.8'de gördüğün rivayet tefsirinin sahabe katmanında en çok anılan isimlerden biri odur ve bu birikimin önemli bir kısmı onun Mekke'deki ders halkasına uzanır.
İlim merkezleri. Fetihlerden sonra sahabe farklı şehirlere dağıldı ve her şehirde bir ilim geleneği oluştu. Medine, Resûlullah'ın şehri olarak en çok sahabenin yaşadığı ve sünnetin en canlı biçimde korunduğu merkezdi. Mekke'de İbn Abbâs'ın etrafında bir tefsir okulu gelişti. Kûfe'de İbn Mes'ûd ve Hz. Ali'nin talebeleri, Ders 17.1'de gördüğün Irak fıkhının temellerini attı. Basra'da Enes b. Mâlik ve Ebû Mûsâ el-Eş'arî gibi sahabîlerin etrafında hem hadis hem de zühd geleneği gelişti. Şam'da ise Muâz b. Cebel ve Ebü'd-Derdâ gibi sahabîler ders verdi. Her merkezin kendi karakteri vardı: Medine sünnetin yaşayan uygulamasını, Kûfe akıl yürütmeyi, Basra zühdü, Mekke tefsiri öne çıkardı.
Sahabe arasında ihtilaf. Sahabe her meselede aynı görüşte değildi ve bu ihtilaflar sonraki fıkhın önemli bir kaynağı oldu. Bilinen bir örnek, ölenin dedesi ile kardeşleri birlikte mirasçı olduğunda payların nasıl bölüneceği meselesidir. Hz. Ebû Bekir ve İbn Abbâs gibi sahabîler dedeyi baba yerine koyup kardeşleri mirastan düşürürken, Hz. Ali, Zeyd b. Sâbit ve İbn Mes'ûd gibi sahabîler kardeşleri dedeyle birlikte mirasa ortak etmiş, ama ortaklığın ayrıntılarında da birbirlerinden ayrılmışlardır. Bu tür ihtilaflar, Ders 17.5'te gördüğün mezhep ihtilaflarının kökleridir. Sahabenin ihtilaf ederken birbirine gösterdiği saygı, sonraki âlimler tarafından edebü'l-ihtilâfın, yani ihtilaf adabının ilk örneği olarak anılır. Ders 10.8'de gördüğün, bir içtihadın başka bir içtihadla bozulmaması ilkesinin de kökleri bu nesle uzanır; Hz. Ömer'in bir miras meselesinde farklı yıllarda farklı hüküm verip ikisini de geçerli saydığı rivayet bu ilkenin en bilinen dayanaklarındandır.
Tâbiûn: yeni bir nesil. Sahabeyi gören ve onlardan ilim alan nesle tâbiûn denir. Tâbiûn, sahabenin yaşanmış tecrübesini, onu yaşamamış olanlara aktarmak zorunda kalan ilk nesildir. Bu durum ilmin biçimini değiştirdi: rivayetin kimden alındığı, sözün tam olarak nasıl söylendiği ve farklı sahabe görüşleri arasında nasıl tercih yapılacağı soruları önem kazandı. Ders 9.2'de gördüğün sened kavramının gelişmesi de bu nesille hız kazanır.
Medine'nin yedi fakihi. Medine'de tâbiûn kuşağının öncü âlimleri arasında "yedi fakih" diye anılan bir grup öne çıkar. Bu grubun başında Saîd b. el-Müseyyeb (ö. 94/713) gelir; onun yanında Urve b. ez-Zübeyr, Kāsım b. Muhammed, Hârice b. Zeyd, Ebû Bekir b. Abdurrahman, Süleyman b. Yesâr ve Ubeydullah b. Abdullah sayılır; yedinci isim hakkında kaynaklarda farklı rivayetler bulunur. Bu fakihlerin görüşleri, Mâlik'in Medine ehlinin ameline verdiği önemin zeminini oluşturdu.
Kûfe, Mekke ve Basra'nın tâbiûnu. Kûfe'de İbn Mes'ûd'un talebesi Alkame'den sonra İbrâhim en-Nehaî (ö. 96/714) Irak fıkhının en önemli temsilcisi oldu; onun ilmi, talebesi Hammâd b. Ebî Süleymân aracılığıyla Ebû Hanîfe'ye ulaştı. Mekke'de İbn Abbâs'ın talebeleri Mücâhid, Atâ b. Ebî Rebâh ve İkrime, tefsir ve fıkıh alanlarında öne çıktı; Mücâhid'in tefsir rivayetleri sonraki tefsirlerin temel kaynakları arasındadır. Basra'da Hasan Basrî (ö. 110/728), hem vaazları ve zühdü hem de kelamın ilk tartışmalarındaki yeri ile tanınır; Ders 12.2'de gördüğün zühd hareketinin en etkili isimlerinden biridir; Mu'tezile'nin doğuşuna dair yaygın anlatılarda da onun ders halkası anılır.
Hadislerin yazıya geçirilmesi. Hadislerin yazıya geçirilmesi, bu dönemin en önemli gelişmelerinden biridir. Resûlullah döneminde bazı sahabîlerin kendi kullanımları için hadis yazdığı bilinir; Abdullah b. Amr b. el-Âs'ın tuttuğu sahîfe bunun en çok anılan örneğidir. Ama aynı dönemde, Kur'an ile karışma endişesiyle hadis yazmaktan çekinmeyi bildiren rivayetler de vardır ve âlimler bu iki tür rivayeti farklı biçimlerde uzlaştırmıştır. Hicrî ikinci asrın başında halife Ömer b. Abdülazîz, ilim ehlinin vefatıyla hadislerin kaybolacağı endişesiyle, hadislerin toplanmasını resmî olarak istedi. Bu sürecin öncü isimlerinden biri İbn Şihâb ez-Zührî'dir ve hadisleri sistemli biçimde toplayan ilk âlimlerden biri olarak anılır. Ders 9.7'de gördüğün büyük hadis külliyatları, bu ilk toplama faaliyetinin üzerine kurulmuştur.
İbn Sa'd'ın Tabakât'ı. Bu dönemin âlimlerini tanımak için başvurulan temel kaynaklardan biri, İbn Sa'd'ın (ö. 230/845) et-Tabakâtü'l-kebîr adlı eseridir. Eser, sahabeyi ve tâbiûnu nesillere, yani tabakalara ve yaşadıkları şehirlere göre düzenler; her şehir için önce orada yaşayan sahabîleri, sonra onlardan ilim alan tâbiûnu sıralar. Bu düzen, bu derste gördüğün ilim merkezi kavramını doğrudan yansıtır. Ders 16.4'te gördüğün ricâl kitaplarının ilk örneklerinden biri olarak, bir râvinin kimden ilim aldığını ve hangi şehirde yaşadığını öğrenmek için hâlâ başvurulan bir eserdir. Bu dersin canlı oturumunda bu eserden seçilmiş biyografiler okunur.
Bir zincirin halkaları. Bu derste gördüklerini bir araya getirince, sonraki mezheplerin kökleri görünür hâle gelir. Ders 17.1'de dört imamın birbirinden öğrenen bir zincirin halkaları olduğunu görmüştün. Bu ders, o zincirin geriye doğru uzandığı halkaları gösterir: bir imam, bir tâbiîden, o tâbiî bir sahabîden, o sahabî de Resûlullah'tan öğrenmiştir. Bu zincir yalnız bilgi aktarımının değil, aynı zamanda bir ilim adabının da aktarımıdır. Talebe hocasından yalnız ne bildiğini değil, nasıl sorduğunu, nasıl sustuğunu ve bilmediği yerde nasıl çekindiğini de öğrenmiştir.
Örnekler
- Basit: Bir talebe, Medine'nin yedi fakihinin adlarını ezberlemeye çalışırken listelerin farklı kaynaklarda farklı olduğunu fark eder ve hangisinin doğru olduğunu merak eder. Hocası ona yedinci isim hakkında kaynaklarda farklı rivayetler bulunduğunu, bunun bir hata değil, geleneğin farklı aktarımlarını yansıttığını anlatır. Talebe, bir listeyi aktarırken bu farkı da not etmesi gerektiğini öğrenir.
- Orta: Bir çalışma grubu, Medine'den İmam Mâlik'e uzanan bir hoca zincirini çizer: Abdullah b. Ömer, onun azatlısı ve talebesi Nâfi', Nâfi'in talebesi İmam Mâlik. Grup, bu zincirin hadis usulünde çok güvenilir bir sened olarak anıldığını ve Mâlik'in Muvatta'ında bu senedle pek çok rivayet bulunduğunu tespit eder. Ardından aynı yöntemle Kûfe'den Ebû Hanîfe'ye uzanan zinciri çizmeye karar verir.
- Gerçek hayat: Bir arkadaşın, bir sosyal medya paylaşımında "Sahabe her konuda aynı görüşteydi" diye bir iddia görür ve bunun doğru olup olmadığını sorar. Sen ona sahabe arasında da farklı görüşler bulunduğunu, Hz. Âişe'nin başka sahabîlerin görüşlerine yönelttiği düzeltmelerin bir eserde toplandığını ve farklı şehirlerdeki sahabe geleneklerinin sonraki mezheplerin farklılıklarına zemin hazırladığını anlatırsın. Arkadaşın, görüş ayrılığının ilk nesilden beri ilmin doğal bir parçası olduğunu görür.
Uygulama
Şimdi sıra sende: Bir ilim merkezinin sahabeden dört imamdan birine uzanan hoca zincirini çiz. Kûfe ile Ebû Hanîfe, Medine ile İmam Mâlik ya da Mekke ile İmam Şâfiî arasından birini seç. Zincirin her halkası için şunları yaz: âlimin adı, yaşadığı şehir, vefat tarihi ve hocasından ne tür bir ilim aldığı, örneğin fıkıh, tefsir ya da hadis. Bilgileri İbn Sa'd'ın et-Tabakâtü'l-kebîr'i, bir ricâl kitabı ya da güvenilir bir ansiklopedi maddesinden al ve her bilginin kaynağını belirt. Zincirdeki bir halka hakkında kaynaklarda farklı bilgiler varsa, bunu ayrıca not et. Zinciri bir şema olarak çiz; her okun yanına aktarılan ilmin türünü yaz. Son olarak bir paragrafta, bu zincirin o imamın fıkıh anlayışını nasıl etkilemiş olabileceğini, örneğin Kûfe'nin akıl yürütmeye ya da Medine'nin yaşanan uygulamaya verdiği önemin imamın usulüne nasıl yansıdığını değerlendir. Hedef: Sahabe döneminden mezhep imamlarına uzanan ilim aktarımını somut bir zincir üzerinde gösterebilmek ve bir ilim merkezinin karakterinin sonraki düşünceyi nasıl etkilediğini açıklayabilmek.
Mini test
- Sahabe neslinin ilim anlayışını sonraki nesillerinkinden ayıran nitelik nedir?
- Fetvaları en çok nakledilen sahabîler arasında hangi isimler sayılır?
- Sahabe döneminin ilim merkezleri hangileridir ve her birinin öne çıkan karakteri nedir?
- Tâbiûn kuşağı ilmin biçimini nasıl değiştirmiştir?
- Hadislerin resmî olarak toplanması hangi halifenin emriyle başlamış ve bu sürecin öncü isimlerinden biri kimdir?
Cevapları göster
- Sahabe ayetlerin iniş ortamına ve Resûlullah'ın uygulamalarına tanık olmuştu; onların ilminde bilgi ile yaşanmış tecrübe iç içeydi. Ayrıca fetvadan çekinmeleriyle tanınırlar.
- Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ûd, Hz. Âişe, Zeyd b. Sâbit, Abdullah b. Abbâs ve Abdullah b. Ömer.
- Medine sünnetin yaşayan uygulamasını, Mekke tefsiri, Kûfe akıl yürütmeyi, Basra hadis ve zühdü öne çıkarmıştır; Şam'da da Muâz b. Cebel ve Ebü'd-Derdâ gibi sahabîler ders vermiştir.
- Sahabenin yaşanmış tecrübesini onu yaşamamış olanlara aktarmak zorunda kalan ilk nesil olarak, rivayetin kimden alındığı, sözün tam olarak nasıl söylendiği ve sahabe görüşleri arasında tercih soruları önem kazanmış, sened kavramı gelişmiştir.
- Ömer b. Abdülazîz'in emriyle başlamıştır; bu sürecin öncü isimlerinden biri İbn Şihâb ez-Zührî'dir.
Özet
- Modül 22, ilim dallarını tarihsel bir bütün içinde, her fikrin hangi soruya, hangi coğrafyada ve hangi kurumlar eliyle cevap olduğunu sorarak yeniden kurar.
- Sahabenin ilminde bilgi ile yaşanmış tecrübe iç içedir; fetvaları en çok nakledilen sahabîler arasında Ömer, Ali, İbn Mes'ûd, Âişe, Zeyd, İbn Abbâs ve İbn Ömer sayılır.
- Medine, Mekke, Kûfe, Basra ve Şam, her biri kendi karakteriyle ilim merkezleri hâline geldi.
- Tâbiûn kuşağında Saîd b. el-Müseyyeb, İbrâhim en-Nehaî, Mücâhid ve Hasan Basrî öne çıktı ve sened kavramı gelişti.
- Hadislerin resmî toplanması Ömer b. Abdülazîz'in emri ve Zührî gibi âlimlerin çabasıyla başladı; İbn Sa'd'ın Tabakât'ı bu dönemi şehirlere ve nesillere göre düzenler.
Sonraki derse hazırlık
Ders 22.2'de mezheplerin teşekkülünü işleyeceğiz: fıkhî ve itikadî mezheplerin nasıl kurumlaştığını, Şiî düşüncenin temel ilkelerini ve medresenin bu süreçteki rolünü. Hazırlık: Ders 11.1'de kelamın doğuşunu ve Hâricîlerin ortaya çıkışını, Ders 17.1'de dört fıkıh mezhebinin doğuşunu görmüştün; bunları hatırla. Ardından bildiğin bütün mezhep adlarını bir liste hâlinde yaz ve her birinin yanına fıkhî bir mezhep mi, itikadî bir mezhep mi, yoksa her ikisi mi olduğunu işaretle. Son olarak şu soruyu düşün ve bir cümleyle not et: bir mezhebin "resmî" mezhep hâline gelmesi, onun düşüncesini nasıl etkileyebilir?