İçeriğe geç

Ders 21.6 · Seviye 4 · İçtihad ve Fetva Metodolojisi

Tıp ve biyoetik

1.920 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma

Giriş

Hazırlıkta Ders 17.8'de gördüğün "zarar giderilir" kaidesini ve onun alt kaidelerini hatırladın: zaruretlerin yasakları mubah kılması ve bu izni zaruret miktarıyla sınırlayan kaide. Ardından organ bağışı meselesini düşündün. Muhtemelen bu meselenin canın korunmasını, yani bir insanın hayatını kurtarmayı, insan bedenine duyulan saygıyla ve bağışçının kendi sağlığıyla karşı karşıya getirdiğini yazdın. Ders 21.2'deki beş zarurî değerden canın ve belki dinin, yani insan bedeninin bir emanet olduğu inancının bu meselede rol oynadığını not ettin. Son olarak bir fetva için uzmandan öğrenmen gereken bilgileri sıraladın: bağışın ölümden önce mi sonra mı yapıldığı, bağışçının sağlığına ne ölçüde risk getirdiği, nakledilen organın alıcıda başarılı olma ihtimali. Bu dersin yöntemi tam olarak budur. Ders 21.3'te vakıanın doğru tasvirinin hükmün ön şartı olduğunu, Ders 21.5'te bu ilkenin finans alanında nasıl uygulandığını gördün. Bu derste aynı yöntemi tıp ve biyoetik meselelerine uygulayacaksın: organ nakli, beyin ölümü, yardımcı üreme teknikleri, kürtaj, ötanazi ve ilaçlardaki haram maddeler. Her mesele için önce vakıayı, sonra ilgili nasları ve kaideleri, son olarak farklı görüşleri göreceksin.

Ana anlatım

Önemli bir uyarı. Bu derste anlatılanlar, fıkhî tartışmanın yöntemini ve görüşlerin gerekçelerini öğretmek içindir; bir kişinin kendi tıbbî durumu hakkında karar vermesi için bir rehber değildir. Bir tıbbî kararla karşı karşıya kalan kişi, önce hekiminden durumu hakkında tam bilgi almalı, dinî boyut için ise güvendiği bir âlime ya da Din İşleri Yüksek Kurulu gibi bir kuruma başvurmalıdır. Ders 21.4'te gördüğün fetva adabı, bu alanda her zamankinden daha fazla ihtiyat gerektirir, çünkü hata bir hayatı etkileyebilir.

Yöntemin üç adımı. Biyoetik meselelerde fıkhî değerlendirme üç adımda ilerler. Birinci adım tıbbî vakıanın uzmandan öğrenilmesidir: işlem nedir, nasıl yapılır, hangi riskleri taşır, başarı ihtimali nedir? İkinci adım ilgili nasların ve kaidelerin belirlenmesidir. Bu alanda en sık başvurulan kaideler Ders 17.8'de gördüğün zaruret kaideleri ve Ders 21.2'de gördüğün canın korunması amacıdır. Mâide suresinin 5/32. ayeti, canın korunmasının ağırlığını şöyle ifade eder: "Kim de onu diriltirse (ölümden kurtarırsa) bütün insanları diriltmiş gibi olur." Üçüncü adım, farklı fetva kurullarının görüşlerinin karşılaştırılmasıdır. Bu adımların sırası önemlidir: vakıa bilinmeden yapılan bir kaide uygulaması, Ders 21.3'te gördüğün gibi yanlış bir tasavvura dayanır.

Organ ve doku nakli. Organ nakli, çağdaş âlimlerin büyük çoğunluğu ve pek çok fetva kurulu tarafından belirli şartlarla caiz görülmüştür. Türkiye'de Din İşleri Yüksek Kurulu'nun da organ naklini belirli şartlarla caiz gören bir karar aldığı bilinir. Bu görüşün gerekçesi, canın korunmasının zarurî bir değer olması ve bir hayatı kurtarmanın Kur'an'da büyük bir fazilet olarak anılmasıdır. Şartlar genellikle şöyle sayılır: naklin bir zarurete dayanması, tıbben başarı ihtimalinin bulunması, canlı bağışçının hayatını ya da temel sağlığını tehlikeye atmaması, bağışçının ya da ölmüşse yakınlarının rızası ve organın para karşılığında satılmaması. Organ satışı, insan bedeninin alınıp satılan bir mal hâline gelmesi nedeniyle genel olarak yasak görülür. Nakle karşı çıkan azınlık ise insan bedeninin bir emanet olduğunu ve ölünün bedenine de saygı gösterilmesi gerektiğini öne çıkarır.

Beyin ölümü. Ölümden sonra yapılan organ bağışı, ölümün ne zaman gerçekleştiği sorusunu doğurur. Tıpta beyin ölümü, beyin fonksiyonlarının, beyin sapı dahil, geri dönüşsüz biçimde sona ermesidir; bu durumda kalp ve solunum makine desteğiyle bir süre devam edebilir. Fıkhî soru şudur: beyin ölümü gerçekleşen kişi ölü müdür? Bazı fıkıh akademileri, uzman hekimlerin kesin tespitine dayanarak beyin ölümünü ölüm olarak kabul etmiş ya da en azından destek tedavisinin sonlandırılmasına izin vermiştir. Bazı âlimler ise klasik ölüm ölçütünü, yani kalbin ve solunumun durmasını esas alarak beyin ölümünü tam bir ölüm saymamış ya da bu konuda ihtiyat önermiştir. Bu tartışma, Ders 21.3'teki ilkenin canlı bir örneğidir: hüküm, ölümün tıbbî tasvirine bağlıdır.

Yardımcı üreme teknikleri. Tüp bebek gibi yardımcı üreme tekniklerinde fıkhî değerlendirmenin merkezinde nesebin korunması vardır; Ders 21.2'de gördüğün beş zarurî değerden biri nesildir. Bu ilkeye göre üç durum ayrılır. Evli bir çiftin kendi üreme hücreleriyle, evlilik devam ederken yapılan tüp bebek uygulaması, çağdaş âlimlerin çoğunluğu tarafından caiz görülmüştür. Evlilik dışından bir üçüncü kişinin, yani bir donörün üreme hücrelerinin kullanılması ve taşıyıcı annelik ise nesebin karışmasına yol açtığı için çoğunluk tarafından caiz görülmemiştir. Dondurulmuş embriyolar konusunda ise boşanma ya da eşlerden birinin ölümünden sonra kullanılmaları genel olarak yasak görülür; kullanılmayan embriyoların ne olacağı ise ayrıca tartışılan bir sorudur. Türkiye'de yürürlükteki sağlık düzenlemeleri de bu alanda sınırlamalar getirir; bir uygulamanın hukukî durumunu ayrıca öğrenmek gerekir.

Kürtaj ve ruhun üflenmesi. Kürtaj meselesinde klasik fıkhın temel sorusu, ceninin hangi aşamada ruh sahibi olduğudur. Buhârî ve Müslim'in rivayet ettiği bir hadiste, ceninin anne karnında kırkar günlük aşamalardan geçtiği ve ardından ona ruh üflendiği bildirilir; bu rivayete göre ruhun üflenmesi yaklaşık yüz yirminci günden sonradır. Müslim'deki başka bir rivayet ise kırk ikinci geceden söz eder ve âlimler bu rivayetleri farklı biçimlerde uzlaştırmıştır. Ruh üflendikten sonra kürtajın, annenin hayatını kurtarmak gibi bir zaruret dışında haram olduğu konusunda âlimler birleşir. Ruh üflenmeden önceki dönem hakkında ise mezhepler arasında farklılıklar vardır: bazı Hanefî âlimler belirli bir mazeret bulunduğunda erken dönemde kürtaja izin vermiş, Mâlikîler ise döllenmeden itibaren buna büyük ölçüde karşı çıkmıştır. Gazzâlî de ceninin varlığının her aşamasında ona yönelik bir müdahalenin ağırlığının arttığını vurgular. Çağdaş fetva kurulları genel olarak, ruh üflenmeden önce de kürtajı ancak ciddi bir tıbbî zarurete bağlar.

Ötanazi. Ötanazi, ağır ve tedavisi mümkün olmayan bir hastalık içindeki bir kişinin hayatına, onun ya da yakınlarının isteğiyle son verilmesidir. Aktif ötanazi, yani hayatı sona erdirmek için doğrudan bir müdahalede bulunmak, âlimlerin büyük çoğunluğu tarafından cana kıymak sayılarak haram görülür; kişinin kendi isteği de bu hükmü değiştirmez, çünkü can, Ders 21.2'de gördüğün gibi, korunması zarurî bir değerdir ve kişi üzerinde mutlak tasarruf hakkına sahip değildir. Ancak bir ayrım yapılır: hiçbir fayda sağlamayan ve yalnız ölüm sürecini uzatan tedavilerin, uzman hekimlerin değerlendirmesiyle sonlandırılması, bazı âlimler ve kurullar tarafından aktif ötanaziden farklı değerlendirilmiştir. Burada temel ayrım, öldürmek ile tedaviyi bırakmak arasındadır. Ağrının dindirilmesi için verilen ilaçların, amacı öldürmek olmadığı sürece meşru olduğu da genel olarak kabul edilir.

İlaçlarda haram madde: istihâle ve istihlâk. Bazı aşı ve ilaçların üretiminde, kaynağı haram olan maddeler, örneğin domuzdan elde edilen jelatin kullanılabilir. Bu meselede iki kavram belirleyicidir. İstihâle, bir maddenin kimyasal olarak tamamen dönüşüp başka bir şey hâline gelmesidir; klasik örnek, şarabın sirkeye dönüşmesidir. Hanefî ve Mâlikî âlimler, tam bir istihâlenin maddenin hükmünü değiştirdiğini kabul eder. İstihlâk ise az miktardaki bir maddenin çok miktardaki başka bir maddenin içinde kaybolup özelliklerini yitirmesidir. Bu kavramlara göre değerlendirme, yine tıbbî ve kimyasal vakıaya bağlıdır: maddenin gerçekten dönüşüp dönüşmediğini kimyacı ve eczacı söyler. Buna ek olarak, Ders 17.8'deki zaruret kaidesi de devreye girer: helal bir alternatif bulunmadığında ve hastalığın tedavisi ya da önlenmesi zorunlu olduğunda, pek çok kurul bu tür ilaçların ve aşıların kullanılmasına izin vermiştir.

Hekimin ve hastanın sorumluluğu. Biyoetik yalnız tartışmalı müdahalelerle ilgilenmez; hekim ile hasta arasındaki ilişkinin kendisi de fıkhın konusudur. Ders 19.8'de Buhârî'nin rivayet ettiği bir hadiste her hastalık için bir şifa indirildiğinin bildirildiğini görmüştün; âlimlerin çoğunluğu tedavi aramayı meşru ve teşvik edilen bir davranış sayar, bazı durumlarda ise, örneğin tedavisi bilinen ve hayatı tehdit eden bir hastalıkta, onu gerekli görür. Hasta, kendi bedeni üzerindeki müdahaleler hakkında bilgilendirilme ve rıza gösterme hakkına sahiptir; fıkıh kitapları da hekimin hastanın ya da velisinin izni olmadan müdahalede bulunmasını sorumluluk doğuran bir durum olarak ele alır. Ebû Dâvûd'un rivayet ettiği bir hadiste, tıbbı bilmediği hâlde tedaviye kalkışan kişinin verdiği zarardan sorumlu olduğu bildirilir. Bu ilke, ehliyet şartının yalnız müftî için değil, hekim için de geçerli olduğunu gösterir: Ders 21.1'de gördüğün gibi, şartlar bir ayrıcalık değil, hizmet edilen kişinin hakkıdır.

Zaruretin sınırı. Bütün bu meselelerde zaruret kaidesi sık sık kullanılır, ama Ders 17.8'de gördüğün gibi, zaruret kendi miktarınca takdir olunur. Bu sınır biyoetikte çok önemlidir. Bir zaruret, yalnız ona çözüm olacak kadar bir izni haklı kılar; daha fazlasını değil. Organ naklinde bağışçının sağlığını tehlikeye atmamak, kürtajda annenin hayatını kurtarmak için gereken müdahaleyle yetinmek, haram madde içeren bir ilacı helal bir alternatif bulunduğunda kullanmamak, bu sınırın uygulamalarıdır. Zaruret bir kapıyı açar, ama o kapıdan girilecek alanı da çizer. Bu yüzden bir biyoetik fetvasında zaruretin varlığı kadar, onun sınırlarının da açıkça yazılması beklenir.

Örnekler

  • Basit: Bir talebe, bir arkadaşının bir ilacın içinde jelatin bulunduğunu öğrendiğini ve ilacı bırakmayı düşündüğünü duyar. Talebe ona bu dersteki uyarıyı hatırlatır: kendi tıbbî kararını yalnız bir ders bilgisine dayanarak vermemesi gerektiğini, önce hekiminden ilacın bir alternatifi olup olmadığını sormasını, dinî boyut için de güvendiği bir âlime ya da Din İşleri Yüksek Kurulu'na başvurmasını önerir.
  • Orta: Bir çalışma grubu, beyin ölümü meselesini üç adımlı yöntemle inceler. Önce bir nöroloji kaynağından beyin ölümünün tıbbî tanımını ve tespit ölçütlerini öğrenir. Sonra canın korunması ve ölüm sonrası bedene saygı ile ilgili nasları ve kaideleri sıralar. Son olarak beyin ölümünü ölüm sayan ve saymayan görüşlerin gerekçelerini karşılaştırır ve iki görüşün de ölümün tıbbî tasvirine nasıl bağlı olduğunu not eder.
  • Gerçek hayat: Bir arkadaşın, ehliyetini yenilerken organ bağışı formunu gördüğünü ve dinî açıdan bir sakıncası olup olmadığını merak ettiğini söyler. Sen ona çağdaş âlimlerin çoğunluğunun ve Türkiye'de Din İşleri Yüksek Kurulu'nun organ bağışını belirli şartlarla caiz gördüğünü, bu şartların başında bağışın para karşılığında olmaması ve bir zarurete dayanmasının geldiğini anlatırsın. Ama kararını vermeden önce kurumun güncel açıklamasını okumasını ve bağışın nasıl işlediğini sağlık kurumundan öğrenmesini önerirsin.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Bir biyoetik meselede iki farklı görüşün gerekçelerini adil biçimde özetleyen bir sayfa yaz. Bu dersteki meselelerden birini seç: organ nakli, beyin ölümü, yardımcı üreme teknikleri, kürtaj, ötanazi ya da haram madde içeren ilaçlar. Önce meselenin tıbbî vakıasını güvenilir bir tıbbî kaynaktan iki üç cümleyle özetle ve kaynağını belirt. Ardından iki farklı görüşü seç; bunlar iki fetva kurulunun, iki âlimin ya da iki mezhebin görüşleri olabilir. Her görüş için şunları yaz: görüşün özü, dayandığı naslar ve kaideler, vakıayı nasıl tasvir ettiği ve öne çıkardığı değer. Her görüşü, o görüşü savunan birinin kabul edeceği biçimde, yani Ders 20.7'deki münazara ahlakına uygun olarak yaz. Sayfanın sonunda iki görüşün nerede ayrıldığını tek bir cümleyle belirt: ayrılık vakıanın tasvirinde mi, nasların yorumunda mı, yoksa kaidelerin önceliklendirilmesinde mi? Kendi tercihini yazacaksan, bunu ayrı bir paragrafta ve gerekçesiyle yap. Hedef: Bir biyoetik meselede tıbbî vakıa, nas ve kaide adımlarını ayırarak farklı görüşleri adil biçimde aktarabilmek ve görüş ayrılığının kaynağını belirleyebilmek.

Mini test

  1. Biyoetik meselelerde fıkhî değerlendirmenin üç adımı nedir?
  2. Organ naklini caiz görenlerin koştuğu şartlardan üçünü yaz.
  3. Yardımcı üreme tekniklerinde hangi uygulama çoğunluk tarafından caiz görülür, hangileri görülmez ve neden?
  4. Kürtaj meselesinde ruhun üflenmesinin önemi nedir?
  5. İstihâle ve istihlâk nedir?
Cevapları göster
  1. Tıbbî vakıanın uzmandan öğrenilmesi, ilgili nasların ve kaidelerin belirlenmesi ve farklı fetva kurullarının görüşlerinin karşılaştırılması.
  2. Bir zarurete dayanması, tıbben başarı ihtimalinin bulunması, canlı bağışçının hayatını ya da temel sağlığını tehlikeye atmaması, rıza bulunması ve organın para karşılığında satılmaması.
  3. Evli bir çiftin kendi üreme hücreleriyle, evlilik sürerken yapılan uygulama caiz görülür. Donör hücrelerinin kullanılması ve taşıyıcı annelik, nesebin karışmasına yol açtığı için caiz görülmez.
  4. Ruh üflendikten sonra kürtaj, annenin hayatını kurtarmak gibi bir zaruret dışında âlimlerin birleştiği bir hükümle haramdır; ruh üflenmeden önceki dönem hakkında mezhepler arasında farklılıklar vardır.
  5. İstihâle, bir maddenin tamamen dönüşüp başka bir şey olmasıdır, örneğin şarabın sirkeye dönüşmesi. İstihlâk, az miktardaki bir maddenin çok miktardaki başka bir maddenin içinde kaybolup özelliklerini yitirmesidir.

Özet

  • Bu dersin bilgisi fıkhî yöntemi öğretir; kişisel tıbbî kararlar için hekime ve güvenilen bir âlime ya da kurula başvurulmalıdır.
  • Biyoetik değerlendirme, tıbbî vakıa, nas ve kaide ve farklı görüşlerin karşılaştırılması adımlarıyla ilerler.
  • Organ nakli belirli şartlarla çoğunlukça caiz görülür; beyin ölümünün ölüm sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır.
  • Yardımcı üremede nesebin korunması, kürtajda ruhun üflenmesi, ötanazide öldürmek ile tedaviyi bırakmak ayrımı belirleyicidir.
  • Haram madde içeren ilaçlarda istihâle, istihlâk ve zaruret kavramları kullanılır; zaruret kendi miktarınca takdir olunur.

Sonraki derse hazırlık

Ders 21.7'de teknoloji ve yapay zekâ meselelerini işleyeceğiz. Hazırlık: Hucurât suresinin 49/12. ayetini mealiyle oku: "Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin." Bu ayetteki üç yasağın, yani kötü zannın, başkalarının kusurunu araştırmanın ve gıybetin, dijital dünyada hangi davranışlara karşılık gelebileceğini düşün ve her biri için bir örnek yaz. Son olarak şu soruyu bir cümleyle cevapla: bir yapay zekâ aracına dinî bir soru sorduğunda aldığın cevaba, bir müftînin cevabına güvendiğin gibi güvenebilir misin? Neden?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Müfredattaki ders planı — 21.6

Organ ve doku nakli, beyin ölümü, yardımcı üreme teknikleri (evlilik içi tüp bebek, taşıyıcı annelik, dondurulmuş embriyo), kürtaj ve ruhun üflenmesi tartışması, ötanazi, aşı ve ilaçlarda haram madde (istihâle ve istihlâk kavramları) meseleleri işlenir. Her mesele için tıbbî vakıanın uzmandan öğrenilmesi, ilgili nas ve kaidelerin (ed-darûrâtü tübîhu'l-mahzûrât, canın korunması) belirlenmesi ve farklı fetva kurullarının görüşlerinin karşılaştırılması yöntemi uygulanır. Uygulama: bir biyoetik meselede iki farklı görüşün gerekçelerini adil biçimde özetleyen bir sayfa.