Giriş
Hazırlıkta Ders 10.8'de gördüğün müctehidin şartlarını ve içtihadın derecelerini hatırlayıp bir liste hâlinde yazdın: Arapça, Kur'an'ın ahkâm ayetleri ve nâsih-mensûh, sünnet ve hadis usulü, icmâ edilen meseleler, fıkıh usulü ve kıyas, sonraki âlimlerin eklediği makâsıd kavrayışı. Ardından Seviye 3'te öğrendiğin becerileri bu listeyle karşılaştırdın. Muhtemelen bazı şartlara epeyce yaklaştığını, bazılarında ise hâlâ çok uzakta olduğunu fark ettin; örneğin Modül 20'de belagat ve mantığı öğrendin, Modül 16'da hadis şerhlerini okudun, ama ahkâm hadislerinin tamamını sened ve metin bakımından değerlendirebilecek düzeyde değilsin. Son olarak bir kişinin bütün alanlarda değil de yalnız belirli bir alanda içtihad edip edemeyeceğini düşündün. Bu soru, bu dersin merkezî tartışmalarından biridir. Ders 10.8'de bu şartları ana hatlarıyla görmüştün; bu derste onları iki büyük usulcünün kendi metinlerindeki biçimleriyle karşılaştıracak, içtihadın bölünebilirliğini, müctehid tabakalarını ve bugünün kolektif içtihad yöntemini öğreneceksin.
Ana anlatım
Seviye 4 ve Modül 21. Bu ders, İlim Akademisi'nin son seviyesinin ilk dersidir. Seviye 4'ün amacı, talebeyi bilgiyi aktaran biri olmaktan, bilgiyle gerekçeli bir görüş kurabilen ve onu öğretebilen birine taşımaktır. Modül 21 bu amacın ilk adımıdır: talebeye yeni bir meseleyle karşılaştığında usul kurallarını, şeriatın amaçlarını ve olayın kendisine dair bilgiyi birlikte kullanarak gerekçeli bir görüş kurma becerisi kazandırmak. Modül fetvanın yalnız bir bilgi meselesi değil, aynı zamanda bir yöntem ve ahlak meselesi olduğunu gösterecek; finans, tıp ve teknoloji alanlarındaki çağdaş meselelerde farklı kurumların ve âlimlerin görüşlerini dengeli biçimde aktarmayı öğretecek. Modülün sonunda talebe kendi fetva metnini yazacak.
Neden şartlar? İçtihad, bir hükmü delillerinden çıkarmak için bütün gücü harcamaktır. Şartların amacı bir zümreye ayrıcalık tanımak değil, hükmün sağlıklı çıkarılmasını güvence altına almaktır. Bir cerrahın ameliyat yapabilmesi için anatomi, fizyoloji ve cerrahi teknik bilmesi nasıl bir ayrıcalık değil, hastanın hakkıysa, müctehidin şartları da hükmü soran kişinin hakkıdır. Bu bakış açısı, bu dersin uygulamasında kendi donanımını değerlendirirken önemlidir: şartları tanımak, kendini küçümsemek değil, sorumluluğun sınırını bilmektir.
Gazzâlî'nin el-Müstasfâ'daki şartları. Ders 18.3 ve 20.5'te mantık girişini gördüğün el-Müstasfâ, içtihad bahsinde müctehidin şartlarını iki ana başlıkta toplar. Birincisi, şer'î delilleri ve onlardan hüküm çıkarmanın yollarını bilmektir. Gazzâlî bu bilgiyi delillerin kaynaklarına göre ayrıntılandırır: Kitap, sünnet, icmâ ve aklın delâleti. İkincisi adalettir: müctehidin fâsık olmaması. Ama Gazzâlî bu ikinci şartı, içtihadın kendisinin değil, fetvasının kabulünün şartı olarak görür; fâsık bir kişi kendi için içtihad edebilir, ama başkaları onun fetvasına güvenemez. Bu ayrım, ilim ile güvenin farklı şeyler olduğunu gösterir.
Gazzâlî'nin kolaylaştırıcı tespitleri. Gazzâlî'nin şartlar bahsinin dikkat çeken yanı, şartları gerçekçi bir ölçüye indirmesidir. Ona göre müctehidin bütün Kur'an'ı değil, ahkâm ayetlerini bilmesi yeter; bu ayetleri ezbere bilmesi de gerekmez, gerektiğinde onları bulabileceği yeri bilmesi yeterlidir. Ahkâm ayetlerinin sayısının beş yüz civarında olduğu sıkça söylenir, ama bu sayı âlimler arasında tartışmalıdır ve bazıları ayetlerin hükme delâletinin çok daha geniş olduğunu vurgulamıştır. Hadislerde de benzer bir ölçü önerir: ahkâm hadislerini toplayan güvenilir bir eserin elinde bulunması ve gerektiğinde ona başvurabilmesi yeterlidir. Gazzâlî ayrıca fıkhın füruunu bilmeyi içtihadın şartı saymaz, çünkü füru içtihadın sonucudur, ön şartı değildir. Kelamın ince tartışmalarında uzmanlaşmayı da gerekli görmez.
Şâtıbî'nin iki şartı. Ders 10.6'da Gazzâlî'nin beş zarurî değerden söz ettiğini görmüştün. Endülüslü âlim Şâtıbî, el-Muvâfakât adlı eserinin içtihad bölümünde şartları farklı bir yerden kurar. Ona göre içtihad derecesine iki nitelikle ulaşılır: şeriatın amaçlarını, yani makâsıdı tam olarak kavramak ve bu kavrayışa dayanarak hüküm çıkarabilmek. Şâtıbî için Arapça, hadis ve usul bilgisi bu ikinci niteliğin araçlarıdır; asıl belirleyici olan birinci niteliktir. Bir kişi bütün araçlara sahip olup da şeriatın neyi korumak istediğini kavramamışsa, lafızlara takılıp kalabilir ve hükmün ruhunu kaçırabilir. Şâtıbî'nin bu yaklaşımı, makâsıdı içtihadın kenarındaki bir ek bilgi olmaktan çıkarıp onun merkezine yerleştirir. Ders 21.2'de makâsıd kuramını ayrıntılı göreceksin.
İki yaklaşımın karşılaştırılması. Gazzâlî ile Şâtıbî'yi karşılaştırınca iki farklı vurgu görülür. Gazzâlî şartları delillere göre sayar: hangi bilgiler olmadan bir delilden hüküm çıkarılamaz? Şâtıbî ise şartları amaca göre kurar: hangi kavrayış olmadan bir hüküm doğru yere oturtulamaz? İki yaklaşım birbirini dışlamaz; Gazzâlî de makâsıda yer verir, Şâtıbî de delil bilgisini şart sayar. Ama vurgu farkı önemlidir: birincisi müctehidin elindeki araçlara, ikincisi o araçları yönlendiren kavrayışa bakar. Bugün çağdaş meselelerde bir görüş değerlendirilirken iki soru birlikte sorulur: bu görüş delillere dayanıyor mu ve şeriatın amaçlarıyla uyumlu mu?
Teczie: içtihadın bölünebilirliği. Hazırlıkta düşündüğün soruya gelelim: bir kişi yalnız belirli bir alanda müctehid olabilir mi? Bu meseleye teczie, yani içtihadın parçalara ayrılabilmesi denir. Âlimlerin çoğunluğu, Gazzâlî de dahil olmak üzere, teczieyi kabul eder: bir kişi miras hukukunun bütün delillerini ve usulünü bilip bu alanda içtihad edebilir, ama ibadetler ya da ticaret hukuku alanında müctehid sayılmayabilir. Teczieye karşı çıkanlar ise fıkhın alanlarının birbirine bağlı olduğunu, bir alandaki bir hükmün başka bir alandaki bir delille ilişkili olabileceğini ve bu yüzden kısmi içtihadın eksik kalacağını ileri sürmüştür. Teczieyi kabul etmek, bugün uzmanlaşmanın kaçınılmaz olduğu bir dünyada içtihadın imkânını korur.
Müctehid tabakaları. Ders 10.8'de içtihadın derecelerini kısaca görmüştün. Sonraki âlimler bu dereceleri daha ayrıntılı tabakalar hâlinde sınıflandırmıştır. Genel olarak dört tür ayırt edilir. Mutlak müctehid, kendi usulünü kurup bütün fıkıh alanlarında bağımsız içtihad eder. Mezhepte müctehid, bir imamın usulünü benimser, ama bu usulle imamından farklı sonuçlara da varabilir. Tahrîc ehli, mezhebin usulünü ve imamın görüşlerini esas alarak imamın hakkında görüş bildirmediği yeni meselelere hüküm çıkarır. Tercih ehli ise mezhep içindeki farklı görüşler arasında delil ve maslahat bakımından en güçlüsünü belirler.
İbn Kemal'in Hanefî tabakâtı. Hanefî geleneğinde bu tabakaları en ayrıntılı biçimde sınıflandıran tasnif, Osmanlı şeyhülislamı İbn Kemal'e nispet edilir. Bu tasnifte yedi tabaka vardır: mezhep imamları gibi şeriatta müctehid olanlar, Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed gibi mezhepte müctehid olanlar, imamın hakkında görüş bildirmediği meselelerde içtihad edenler, tahrîc ehli, tercih ehli, mezhepteki güçlü ve zayıf görüşleri ayırt edebilen mukallidler ve bu ayrımı yapamayan mukallidler. Tasnif sonraki Hanefî literatüründe çok yaygınlaşmış ve fetva verirken hangi âlimin görüşüne ne ağırlık verileceğini belirlemede kullanılmıştır.
Tasnife yöneltilen eleştiriler. Ama İbn Kemal'in tasnifi eleştirisiz kalmadı. Sonraki dönemde Şehâbeddin Mercânî gibi âlimler, tasnifin bazı yerleştirmelerini tarihî gerçeklikle uyuşmaz bulmuştur. Eleştirilerin bir kısmı şuna yönelir: Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed pek çok meselede Ebû Hanîfe'den farklı görüşler ileri sürmüş ve kendi usullerini de kullanmışken onları imamlarının bir alt tabakasına yerleştirmek doğru mudur? Bir kısmı da tabakaların bu kadar kesin sınırlarla ayrılmasının, âlimlerin gerçek ilmî faaliyetini yansıtmadığını ileri sürer. Bu tartışma, bir tasnifin yol gösterici bir araç olduğunu, ama tarihî gerçekliğin yerine geçemeyeceğini hatırlatır.
Taklid ile içtihad arasında. Bu tabakaların alt basamaklarına bakınca, taklid ile içtihad arasında keskin bir uçurum değil, bir yelpaze olduğu görülür. Bazı âlimler bu yelpazenin ortasındaki bir tutuma ittibâ' adını vermiştir: bir âlimin görüşünü, onun delilini bilerek ve anlayarak izlemek. İttibâ' eden kişi kendisi hüküm çıkarmaz, ama izlediği görüşün hangi ayete, hangi hadise ve hangi usul tercihine dayandığını bilir; gerektiğinde iki görüşün delillerini karşılaştırabilir. Ders 10.8'de Seviye 2'deki talebenin ilmihaldeki hükmün delilini görebildiğini söylemiştik; Seviye 4'teki talebe bundan bir adım öteye geçer. Bu seviyede amaç, herkesi müctehid yapmak değil, delili bilerek izleyen, gerektiğinde tercih yapabilen ve bilmediği yerde soruyu yönlendirmesini bilen bir ilim ehli yetiştirmektir.
Kolektif içtihad. Çağdaş dönemde içtihadın en önemli biçimlerinden biri kolektif, yani heyet hâlinde yapılan içtihaddır. Bugünün meseleleri, örneğin bir finans ürünü ya da bir tıbbî uygulama, tek bir âlimin bütün yönleriyle kavrayamayacağı kadar uzmanlık gerektirir. Bu yüzden farklı alanlardan âlimlerin ve konu uzmanlarının bir araya geldiği fıkıh akademileri kurulmuştur: İslam İşbirliği Teşkilatı'na bağlı Uluslararası İslam Fıkıh Akademisi, Mekke merkezli Fıkıh Akademisi ve Hindistan'daki fıkıh akademisi bunların bilinen örnekleridir. Türkiye'de ise Din İşleri Yüksek Kurulu benzer bir işlev görür. Bu yöntemin tarihte de bir karşılığı vardır: Ders 17.8'de gördüğün Mecelle, Ahmed Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanmıştı. Kolektif içtihad, bireysel içtihadın yerini almaz, ama onun sınırlarını bilinçli biçimde genişletir. Bu kurulların kararlarını okurken, kararın hangi uzman görüşlerine dayandığını ve kurulda azınlıkta kalan görüşlerin de kaydedilip kaydedilmediğini sormak, Modül 21'in ilerleyen derslerinde sık sık başvuracağın bir alışkanlık olacaktır.
Örnekler
- Basit: Bir talebe, bir sosyal medya tartışmasında birinin "Kur'an'ı ve hadisleri ben de okuyorum, kendi içtihadımı yaparım" dediğini görür. Gazzâlî'nin şartlarını hatırlar: ahkâm ayetlerinin ve hadislerinin bilgisi, icmâ yerlerinin bilgisi, Arapça ve usul. Talebe, bir metni okumanın ondan hüküm çıkarmak için yeterli olmadığını, ama şartların bir ayrıcalık değil, hükmü soranın hakkı olduğunu not eder.
- Orta: Bir çalışma grubu, Gazzâlî ile Şâtıbî'nin şartlarını iki sütunlu bir tabloda karşılaştırır. Gazzâlî sütununa delillerin bilgisini ve adaleti, Şâtıbî sütununa makâsıdı kavramayı ve bu kavrayışla hüküm çıkarabilmeyi yazar. Ardından iki yaklaşımın aynı soruya, örneğin bir ahkâm ayetinin yeni bir duruma uygulanmasına nasıl farklı açılardan baktığını tartışır ve iki vurgunun birbirini tamamladığını not eder.
- Gerçek hayat: Bir arkadaşın, katılım bankacılığı alanında uzun yıllar çalışmış ve bu alandaki fıkıh literatürünü çok iyi bilen bir hocanın, kendisine sorulan bir miras sorusunu başka bir hocaya yönlendirdiğini anlatır ve bunu bir eksiklik olarak görür. Sen ona teczie kavramını anlatırsın: bir âlim bir alanda içtihad düzeyinde olup başka bir alanda olmayabilir; bilmediği alanda soruyu yönlendirmek bir eksiklik değil, ilmî dürüstlüğün gereğidir.
Uygulama
Şimdi sıra sende: Kendi usul donanımını müctehidin şartlarına göre dürüstçe değerlendir ve hangi düzeyde görüş bildirebileceğini yaz. Önce bu derste gördüğün şartları bir tablo hâlinde sırala: Arapça ve belagat, ahkâm ayetleri ve nâsih-mensûh, ahkâm hadisleri ve hadis usulü, icmâ yerleri, fıkıh usulü ve kıyas, makâsıd kavrayışı. Her şart için tabloya üç bilgi yaz: bu şartı karşılamak için İlim Akademisi'nde hangi modülleri tamamladığın, bu alanda kendini hangi düzeyde gördüğün (başlangıç, orta, ileri) ve bu değerlendirmenin dayanağı, yani hangi metni hocasız okuyabildiğin ya da hangi uygulamayı yapabildiğin. Ardından bir paragraf yaz: bu tabloya göre kendini hangi tabakaya yakın görüyorsun? Bir alanda, örneğin ibadetlerde, tercih ehlinin yaptığı gibi mezhep içi görüşleri delilleriyle karşılaştırabilir misin? Son olarak, bir soru sorulduğunda ne zaman kendi değerlendirmeni paylaşabileceğini, ne zaman soruyu bir hocaya ya da bir kurula yönlendirmen gerektiğini iki cümleyle belirt. Hedef: Müctehidin şartlarını klasik kaynaklardaki biçimleriyle tanıyıp kendi ilmî donanımını bu şartlara göre gerçekçi biçimde değerlendirebilmek ve görüş bildirmenin sınırını belirleyebilmek.
Mini test
- Gazzâlî el-Müstasfâ'da müctehidin şartlarını hangi iki ana başlıkta toplar ve adaleti neden içtihadın değil fetvanın şartı sayar?
- Gazzâlî'nin şartları kolaylaştıran tespitlerinden ikisini yaz.
- Şâtıbî'ye göre içtihad derecesine hangi iki nitelikle ulaşılır?
- Teczie nedir ve ona karşı çıkanların gerekçesi nedir?
- İbn Kemal'in Hanefî tabakât tasnifine yöneltilen eleştirilerden biri nedir?
Cevapları göster
- Şer'î delilleri ve onlardan hüküm çıkarma yollarını bilmek ile adalet. Fâsık bir kişi kendi için içtihad edebilir, ama başkaları onun fetvasına güvenemez; bu yüzden adalet fetvanın kabulünün şartıdır.
- Bütün Kur'an'ın değil ahkâm ayetlerinin bilinmesi ve bunların ezberlenmesinin değil yerinin bilinmesinin yeterli olması; fıkhın füruunu bilmenin içtihadın şartı sayılmaması, çünkü füru içtihadın sonucudur.
- Şeriatın amaçlarını tam olarak kavramak ve bu kavrayışa dayanarak hüküm çıkarabilmek.
- İçtihadın bölünebilmesi, yani bir kişinin yalnız belirli bir alanda müctehid olabilmesidir. Karşı çıkanlar, fıkıh alanlarının birbirine bağlı olduğunu ve kısmi içtihadın eksik kalacağını ileri sürer.
- Kendi usullerini kullanan ve pek çok meselede imamlarından ayrılan Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed'i imamlarının alt tabakasına yerleştirmenin tarihî gerçeklikle uyuşmadığı; ayrıca tabakaların kesin sınırlarla ayrılmasının âlimlerin gerçek faaliyetini yansıtmadığı.
Özet
- Seviye 4 ve Modül 21, talebeyi gerekçeli bir görüş kurabilen ve fetva metni yazabilen birine taşımayı amaçlar.
- Gazzâlî şartları delillerin bilgisi ve adalet olarak toplar; ahkâm ayetlerinin yerini bilmeyi yeterli sayar ve füru bilgisini şart koşmaz.
- Şâtıbî içtihadı makâsıdı kavramaya ve bu kavrayışla hüküm çıkarabilmeye bağlar.
- Çoğunluk teczieyi kabul eder; müctehidler mutlak, mezhepte, tahrîc ve tercih düzeylerine ayrılır, İbn Kemal'in yedili tasnifi ise eleştirilmiştir.
- Çağdaş meselelerde fıkıh akademileri ve kurullar aracılığıyla kolektif içtihad yapılır.
Sonraki derse hazırlık
Ders 21.2'de makâsıd-ı şerîa kuramını Şâtıbî'nin metninden işleyeceğiz. Hazırlık: Ders 10.6'da Gazzâlî'nin beş zarurî değerini ve maslahatın zarûriyyât, hâciyyât ve tahsîniyyât olarak üç seviyesini görmüştün; bunları hatırla ve yaz. Ardından günlük hayattan bir kuralı, örneğin trafik kurallarına uymayı düşün. Bu kuralın beş zarurî değerden hangisini ya da hangilerini koruduğunu yaz. Son olarak şu soruyu düşün ve bir cümleyle not et: bir hükmün amacını bildiğimizi düşündüğümüzde, o amaca başka bir yolla ulaşılabiliyorsa hükmün kendisi değişebilir mi?