İçeriğe geç

Ders 20.7 · Seviye 3 · Belagat ve Mantık

Cedel ve münazara adabı

1.959 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma

Giriş

Hazırlıkta Ders 17.5'te gördüğün ibadet ihtilaflarından birini seçtin. Belki abdestte niyet meselesini aldın: Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîlere göre niyet abdestin farzıdır, Hanefîlere göre sünnettir. Ardından bir tartışmada karşı tarafa söyleyebileceğin üç tür cümle düşündün. Birincisinde yalnız delil istedin: "Abdestin bir ibadet olduğunu, bu yüzden niyet gerektirdiğini nereden biliyorsun?" İkincisinde karşı tarafın delilinin bir yerde işlemediğini gösterdin: "Senin ölçüne göre her temizlik niyet gerektirseydi, elbisedeki necaseti yıkamak da niyetsiz geçersiz olurdu; oysa öyle değil." Üçüncüsünde kendi delilini ortaya koydun: "Niyet hadisi bütün amelleri kapsar; abdest de bir ameldir." Bu üç cümle türü, bu dersin konusu olan ilmin üç temel hamlesidir. Ders 20.6'da öncüllerin kesinlik derecesine göre cedeli bir sanat olarak gördün. Bu derste tartışmanın kurallarını ve ahlakını öğretip medresede ayrı bir ilim hâline gelen âdâbü'l-bahs ve'l-münâzarayı tanıyacaksın. Önce ilmin konusunu ve taraflarını, sonra üç itiraz yolunu ve tartışmanın nasıl sonuçlandığını göreceksin. Son olarak münazaranın ahlakını ve Osmanlı medresesinde okutulan risaleleri öğreneceksin.

Ana anlatım

Cedel ve münazara. Ders 20.6'da cedeli, toplumda yaygın kabul gören ya da karşı tarafın kabul ettiği öncüllerden kurulan ve karşı tarafı susturmaya yarayan kıyas olarak gördün. Münazara ise iki kişinin bir mesele hakkında, doğruyu ortaya çıkarmak amacıyla karşılıklı akıl yürütmesidir. İkisi aynı teknikleri kullanabilir, ama amaçları farklıdır: cedel karşı tarafı yenmeyi, münazara hakkı bulmayı hedefler. Kur'an da tartışmayı yasaklamaz, ama onun biçimine bir ölçü koyar. Nahl suresinin 16/125. ayeti der ki: "Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış." Ankebût suresinin 29/46. ayeti de Kitap ehliyle "en güzel şekilde" mücadele edilmesini ister. Münazara adabı, bu "en güzel şekil"in kurallarını sistemli hâle getirme çabası olarak okunabilir.

Bir ilmin doğuşu. Tartışma kuralları önce fıkıh usulü ve kelam kitaplarının içinde gelişti. Âlimler cedel üzerine ayrı kitaplar yazdı; ama bu kitaplar çoğu zaman belirli bir ilmin, özellikle fıkhın tartışma yöntemine bağlıydı. Hicrî yedinci yüzyılın sonlarından itibaren, Şemseddin es-Semerkandî'nin risalesiyle birlikte, tartışmanın kuralları herhangi bir ilme bağlı olmadan, her konuda kullanılabilecek genel bir yöntem olarak ele alınmaya başlandı. Bu ilme âdâbü'l-bahs ve'l-münâzara, yani araştırma ve tartışma adabı denir. Konusu, iki taraf arasında bir mesele hakkında yürütülen karşılıklı akıl yürütmenin doğru işlemesini sağlayan kurallardır.

İki taraf. Münazarada iki taraf vardır. Bir iddiayı ortaya koyup onu delille savunan tarafa muallil ya da müddeî denir. Bu iddiaya itiraz eden ve delil soran tarafa ise sâil denir. Bu iki rol sabittir ve tartışmanın düzeni bu rollerin karışmamasına bağlıdır. Muallilin görevi iddiasını delillendirmek ve itirazlara cevap vermektir; sâilin görevi ise iddiayı ve delilini sınamaktır. Sâilin kendi görüşünü savunmaya geçmesi, ancak belirli bir hamleyle, yani muâraza ile mümkündür; o noktada roller yer değiştirir.

Nakil ve iddia. Muallilin ortaya koyduğu şey her zaman kendi iddiası değildir; bazen bir başkasından aktardığı bir sözdür. Bu durumda sâilin ilk yapacağı iş, aktarılan sözün doğru nakledilip nakledilmediğini sormaktır: "Bu görüşün o âlime ait olduğunu hangi kaynakta gördün?" Ders 16.5'te gördüğün tahrîc çalışması, bu sorunun cevabını bulmanın yoludur. Nakil doğrulanmadan onun içeriği üzerine tartışmak, zemini olmayan bir yapı kurmaktır.

Tartışmanın konusunu belirlemek. Bir münazaranın verimli olması için önce neyin tartışıldığı açıkça belirlenmelidir. Usul ve fıkıh kitaplarında buna "tahrîr-i mahall-i nizâ'", yani anlaşmazlığın yerini netleştirmek denir. Abdestte niyet meselesinde iki taraf, abdestin gerekli olduğunda, niyetin sevap için gerekli olduğunda ve niyetin kalple yapıldığında anlaşır; anlaşmazlık yalnız niyetsiz abdestin namaz için geçerli olup olmadığındadır. Bu sınır çizilmeden başlayan bir tartışmada taraflar çoğu zaman farklı şeyler hakkında konuşur ve birbirini çürüttüğünü sanır. Aynı şekilde, tarafların hangi tür öncülleri kabul ettiği de baştan bilinmelidir: Ders 20.6'daki beş sanatı hatırla; bir taraf yalnız nassı, öbürü aklî bir ilkeyi kesin sayıyorsa, ortak bir zemin bulunmadan yapılan itirazlar boşa gider.

Birinci hamle: men'. Sâilin en temel hamlesi men'dir: muallilin delilindeki belirli bir öncülü kabul etmeyip onun da delillendirilmesini istemek. Ders 14.5'te kelam metinlerinde "kabul edilmez" anlamındaki "memnû'" kelimesini görmüştün; bu kelime men' hamlesinin dilidir. Sâil, men'i bir dayanakla, yani "sened" ile destekleyebilir: "Bu öncülü kabul etmiyorum, çünkü şu durum ona aykırı görünüyor." Men', iddiayı çürütmez; yalnız muallili o öncülü ispat etmeye zorlar. Muallil öncülünü ispat ederse tartışma devam eder; edemezse delili eksik kalır.

İkinci hamle: nakz. Nakz, delilin bütününe yöneltilen bir itirazdır: sâil, delilin bir yerde işlemediğini gösterir. Bunun iki yolu vardır. Birincisinde, delilin bulunduğu ama iddia edilen hükmün bulunmadığı bir durum gösterilir; hazırlıktaki elbisedeki necaset örneği böyledir. İkincisinde, delil kabul edildiğinde kabul edilemez bir sonucun çıkacağı gösterilir. Nakz, Ders 20.6'da gördüğün tenâkuzun münazaradaki karşılığıdır: bir küllî iddiayı çürütmek için tek bir aykırı örnek yeter. Ama nakzın geçerli olması için sâilin gösterdiği örneğin gerçekten delilin kapsamına girdiğini ispat etmesi gerekir; muallil çoğu zaman bu örneğin farklı olduğunu göstererek cevap verir.

Üçüncü hamle: muâraza. Muâraza, sâilin muallilin delilini doğrudan çürütmeye çalışmadan, iddianın tersini başka bir delille ispat etmesidir. Hazırlıktaki üçüncü cümle buna örnektir. Muâraza ile sâil artık yalnız soran değil, kendi iddiasını savunan konuma geçer; muallil de onun deliline men' ya da nakz yöneltebilir. Muâraza, iki delilin karşı karşıya geldiği bir durum yaratır. Bu noktada tartışma, Ders 16.6'da muhtelif hadislerde gördüğün türden bir tercih ya da cem' sorusuna dönüşür: hangi delil daha güçlüdür, yoksa ikisi bir arada anlaşılabilir mi?

Muallilin cevapları. Muallil bu hamlelere farklı biçimlerde cevap verir. Men' karşısında reddedilen öncülü bir delille ispat eder ya da sâilin dayanağının geçersiz olduğunu gösterir. Nakz karşısında, gösterilen örneğin delilin kapsamına girmediğini, yani aralarında bir fark bulunduğunu açıklar. Muâraza karşısında ise karşı delile kendisi itiraz eder ya da kendi delilinin daha güçlü olduğunu gösterir. Ders 14.5'te gördüğün "kabul edelim ki" anlamındaki "sellemnâ" ifadesi de burada işe yarar: muallil, sâilin bir itirazını geçici olarak kabul edip yine de sonucun değişmediğini gösterebilir.

Tartışmanın sonu. Münazara adabı kitapları tartışmanın iki biçimde sona erebileceğini söyler. Muallil iddiasını savunamaz duruma düşerse buna ilzâm denir. Sâil itiraz edecek bir şey bulamaz duruma düşerse buna ifhâm denir. Bu iki terim kimin "kazandığını" değil, tartışmanın hangi noktada tıkandığını gösterir. Doğru bir iddia, kötü savunulduğu için ilzâmla sonuçlanabilir; yanlış bir iddia da iyi bir sâilin bulunmadığı bir ortamda ifhâmla ayakta kalabilir. Bu yüzden münazaranın sonucu, iddianın doğruluğu hakkında son söz değildir; yalnız o tartışmada delillerin nasıl işlediğinin bir kaydıdır.

Münazaranın ahlakı. Bu ilmin kitapları kurallar kadar ahlaka da yer verir. İlk şart niyettir: münazara hakkı ortaya çıkarmak için yapılır, karşı tarafı yenmek ya da kendini göstermek için değil. İmam Şâfiî'ye, hiç kimseyle hakkın onun dilinde ortaya çıkmasını istemeden tartışmadığı anlamında bir söz nispet edilir. Öteki şartlar da bu niyetten doğar: karşı tarafın sözünü kesmemek, konudan sapmamak, karşı tarafın sözünü doğru aktarmak, alay ve hakaretten uzak durmak, hakkı karşı taraftan geldiğinde de kabul etmek. Ders 19.2'de gördüğün İhyâ'nın ilim kitabı, münazarayı galip gelmek için yapanların düştüğü kibir, haset ve öfke gibi kalp hastalıklarını ayrıntılı biçimde anlatır.

Hilâf ilmi. Münazara adabı genel bir yöntemdir; ama onun en çok uygulandığı alanlardan biri, mezhepler arasındaki ihtilafları delilleriyle karşılaştıran hilâf ilmidir. Ders 17.5'te İbn Rüşd'ün ihtilafın sebeplerini haritalandırdığını görmüştün. Hilâf kitaplarında aynı meseleler, her mezhebin delili, karşı tarafın itirazı ve bu itiraza cevap biçiminde, yani münazaranın hamleleriyle işlenir. Bu yüzden münazara adabını bilen bir talebe, hilâf kitaplarının dilini de çok daha kolay okur.

Osmanlı risaleleri. Bu ilim Osmanlı medresesinde de okutuldu ve üzerine kısa risaleler yazıldı. Taşköprîzâde Ahmed Efendi'nin (ö. 968/1561) münazara adabı risalesi, Saçaklızâde Mehmed Efendi'nin Velediyye adıyla tanınan risalesi ve Gelenbevî İsmail Efendi'nin (ö. 1205/1791) âdâb risalesi bu geleneğin en çok okunan metinleri arasındadır. Saçaklızâde'nin risalesinin adı, onu oğlu için yazdığı anlatılmasından gelir. Bu risaleler kısa, terimleri tanımlayan ve örnekleriyle ilerleyen ders kitaplarıdır; talebe onları okuduktan sonra hocasının gözetiminde münazara yaparak öğrendiklerini uygular.

Canlı oturum. Bu dersin canlı oturumunda talebeler ikişerli gruplar hâlinde Modül 17'den bir mesele üzerinde kısa münazaralar yapar. Bir talebe muallil, öbürü sâil olur; hoca hakem olarak her hamlenin adını koyar ve kurala aykırı bir hamle olduğunda tartışmayı durdurur. Roller sonra değiştirilir. Amaç meseleyi çözmek değil, tartışmanın kurallarını bedende öğrenmektir.

Örnekler

  • Basit: Bir talebe münazarada muallilin delilindeki bir öncüle itiraz eder, ama itirazını "Bu yanlış" diye söyler ve gerekçe vermez. Hoca ona bu hamlenin bir men' olduğunu, men'in iddiayı çürütmediğini, yalnız muallilden o öncülün delilini istediğini hatırlatır. Talebe itirazını "Bu öncülü kabul etmiyorum; delilini ister misin?" diye yeniden kurar ve muallil öncülünü ispat etmeye geçer.
  • Orta: İki talebe abdestte tertip meselesini tartışır. Muallil, ayetteki "ve" bağlacının sıralama ifade ettiğini ve bu yüzden tertibin farz olduğunu söyler. Sâil önce bu öncüle men' yöneltir ve delil ister. Muallil bir dil delili getirince sâil nakza geçer ve "ve" bağlacının sıralama ifade etmediği bir başka ayet örneği gösterir. Hoca, sâilin men'den nakza geçişini doğru bulur, ama muallilin bu örneğin farklı bir bağlam olduğunu gösterme hakkı bulunduğunu hatırlatır.
  • Gerçek hayat: Bir arkadaşın, bir sosyal medya tartışmasında karşı tarafın her sözüne yeni bir konu açarak cevap verdiğini ve tartışmanın hiçbir yere varmadığını anlatır. Sen ona münazara adabındaki rolleri ve hamleleri anlatırsın: önce kimin iddiada bulunduğunu, kimin itiraz ettiğini belirlemek, sonra itirazı ya delil istemek ya aykırı örnek göstermek ya da karşı delil getirmek biçiminde yapmak gerekir. Arkadaşın, konudan sapmanın bir tartışmayı nasıl çıkmaza soktuğunu görür.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Bir münazaranın yazılı dökümünü hazırla ve men', nakz ve muâraza hamlelerini işaretleyerek teslim et. Canlı oturumda yaptığın münazarayı kullanabilirsin; oturuma katılamadıysan Modül 17'den bir mesele seçip bir arkadaşınla en az on beş dakikalık bir münazara yap ve kaydını al. Dökümü iki sütunlu bir tablo olarak hazırla: sol sütunda tarafların sözleri sırasıyla, sağ sütunda her sözün münazara adabındaki adı. Muallilin iddiası, delili, sâilin her itirazı ve muallilin her cevabı ayrı satırlarda yer alsın. Her men', nakz ve muâraza hamlesini işaretle; muallilin men'e karşı öncülünü ispat ettiği, nakza karşı fark gösterdiği ya da "kabul edelim ki" ile cevap verdiği yerleri de belirt. Dökümün sonunda iki paragraf yaz. Birincisinde tartışmanın ilzâm ya da ifhâm ile mi sonuçlandığını, yoksa açık mı kaldığını değerlendir. İkincisinde tartışmada münazara ahlakına aykırı bir an olup olmadığını, örneğin söz kesme, konudan sapma ya da karşı tarafın sözünü yanlış aktarma olup olmadığını dürüstçe not et. Hedef: Bir tartışmayı münazara adabının rolleri ve hamleleriyle yürütebilmek, hamleleri adlandırabilmek ve tartışmanın ahlakını değerlendirebilmek.

Mini test

  1. Cedel ile münazara arasındaki fark nedir?
  2. Münazarada muallil ve sâil kimdir ve görevleri nelerdir?
  3. Men' nedir ve neden iddiayı çürütmez?
  4. Nakz ile muâraza arasındaki fark nedir?
  5. İlzâm ve ifhâm ne demektir ve münazaranın sonucu neden iddianın doğruluğu hakkında son söz sayılmaz?
Cevapları göster
  1. İkisi aynı teknikleri kullanabilir, ama cedel karşı tarafı susturmayı, münazara ise hakkı ortaya çıkarmayı hedefler.
  2. Muallil, bir iddiayı ortaya koyup delille savunan taraftır; görevi iddiasını delillendirmek ve itirazlara cevap vermektir. Sâil, bu iddiaya itiraz eden ve delil soran taraftır; görevi iddiayı ve delili sınamaktır.
  3. Men', muallilin delilindeki bir öncülü kabul etmeyip onun delilini istemektir. İddianın yanlış olduğunu göstermez, yalnız muallili o öncülü ispat etmeye zorlar.
  4. Nakz, delilin bir yerde işlemediğini göstererek delilin bütününe itiraz etmektir. Muâraza ise delile doğrudan dokunmadan iddianın tersini başka bir delille ispat etmektir; bu hamleyle sâil kendi iddiasını savunan konuma geçer.
  5. İlzâm, muallilin iddiasını savunamaz duruma düşmesi; ifhâm, sâilin itiraz edecek bir şey bulamamasıdır. Doğru bir iddia kötü savunulabilir, yanlış bir iddia iyi bir sâil bulunmadığı için ayakta kalabilir; bu yüzden sonuç yalnız o tartışmanın kaydıdır.

Özet

  • Münazara, iki tarafın hakkı ortaya çıkarmak için yürüttüğü karşılıklı akıl yürütmedir; Kur'an tartışmanın "en güzel şekilde" yapılmasını ister.
  • Âdâbü'l-bahs ve'l-münâzara, tartışmanın kurallarını her ilimde kullanılabilecek genel bir yöntem olarak ele alan ilimdir.
  • Taraflar muallil ve sâildir; sâilin üç temel hamlesi men', nakz ve muârazadır.
  • Tartışma ilzâm ya da ifhâm ile sona erebilir; ama sonuç iddianın doğruluğu hakkında son söz değildir.
  • Niyet, söz kesmemek, konudan sapmamak ve hakkı kabul etmek münazaranın ahlakıdır; Taşköprîzâde, Saçaklızâde ve Gelenbevî'nin risaleleri medresede okutulmuştur.

Sonraki derse hazırlık

Ders 20.8'de Modül 20'yi bir metin tahlili projesiyle kapatacağız. Bu projede bir ayet grubunu belagat açısından, bir kelam ya da usul pasajını mantık açısından tahlil edip sunacaksın. Hazırlık: Önce proje için iki aday metin seç. Birincisi, üç ile beş ayetlik bir ayet grubu olsun; Ders 20.4'teki beş adımlı tahlil sırasını uygulayabileceğin kadar kısa ama sanat ve yapı bakımından zengin bir grup. İkincisi, Modül 10, 11 ya da 18'de gördüğün bir delil pasajı olsun; Ders 20.6'daki gibi bir kıyas olarak kurulabilecek bir akıl yürütme içersin. Her aday için neden onu seçtiğini ve tahlilde seni en çok zorlayacağını düşündüğün noktayı birer cümleyle not et.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Müfredattaki ders planı — 20.7

Âdâbü'l-bahs ve'l-münâzara ilminin konusu, tarafların adları ve görevleri (sâil, muallil), itiraz yolları (men', nakz, muâraza) ve münazaranın ahlakı (hakkı ortaya çıkarma niyeti, sözü kesmemek, konudan sapmamak) öğretilir. Taşköprîzâde'nin, Saçaklızâde'nin ve Gelenbevî'nin münazara risaleleri tanıtılır. Canlı oturumda talebeler Modül 17'den bir mesele üzerinde kurallara uygun kısa münazaralar yapar. Uygulama: bir münazaranın yazılı dökümünü men', nakz ve muâraza hamlelerini işaretleyerek teslim etmek.