İçeriğe geç

Ders 20.6 · Seviye 3 · Belagat ve Mantık

Kıyas ve burhan

2.005 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma

Giriş

Hazırlıkta Ders 14.5'te gördüğün hudûs delilinin iskeletine döndün: "Âlem değişkendir; her değişken hâdistir; öyleyse âlem hâdistir." İki öncülde de geçip sonuçta kaybolan kavramı aradın ve "değişken" kavramını buldun. Bu kavram, iki öncülü birbirine bağlayan köprüdür; işini bitirince sahneden çekilir. Ardından iki akıl yürütmeyi karşılaştırdın. Birincisi: "Her sarhoş edici haramdır; bu içecek sarhoş edicidir; öyleyse bu içecek haramdır." İkincisi: "Şarap sarhoş ettiği için haramdır; bu içecek de sarhoş eder; öyleyse bu içecek de haramdır." Muhtemelen birincinin genel bir kuraldan tek bir duruma indiğini, ikincinin ise tek bir durumdan, ortak bir gerekçe üzerinden başka bir tek duruma geçtiğini yazdın. Bu fark, bu dersin son bölümünde açıkça adlandıracağımız bir farktır. Ders 20.5'te mantığın tanım bölümünü gördün. Bu derste delil bölümüne geçiyoruz. Önce önermeleri ve aralarındaki ilişkileri, sonra iktirânî kıyası ve şekillerini, istisnâî kıyası, tümevarım ve analojiyi göreceksin. Son olarak öncüllerin kesinlik derecesine göre beş sanatı ve fıkıh kıyasının mantıktaki yerini öğreneceksin.

Ana anlatım

Önerme. Mantıkta önermeye kazıyye denir: doğru ya da yanlış olma ihtimali taşıyan söz. Ders 20.1'de meânîde "haber" diye tanımladığın şeyin mantıktaki karşılığıdır. Kazıyye iki türlüdür. Hamlî önerme, bir şeyi bir şeye yükler ya da ondan olumsuzlar: "Âlem hâdistir." Burada hakkında hüküm verilen "âlem" kelimesine mevzû, yani konu, yüklenen "hâdis" kelimesine mahmûl, yani yüklem denir. Şartî önerme ise iki önermeyi bir şart ilişkisiyle bağlar. Bağlantı "eğer... ise" biçimindeyse muttasıl, "ya... ya da" biçimindeyse munfasıl şartî önerme denir.

Nicelik ve nitelik. Hamlî önermeler iki bakımdan sınıflanır. Nicelik bakımından, hüküm konunun bütün fertlerine yöneliyorsa küllî, bir kısmına yöneliyorsa cüz'î önerme denir; "her" ve "bazı" kelimeleri bu niceliği gösterir ve mantıkçılar bunlara "sûr" der. Nitelik bakımından önerme olumlu, yani mûcibe ya da olumsuz, yani sâlibe olur. Bu iki ayrım birleşince dört temel önerme ortaya çıkar: küllî mûcibe ("Her insan canlıdır"), küllî sâlibe ("Hiçbir insan taş değildir"), cüz'î mûcibe ("Bazı insanlar âlimdir") ve cüz'î sâlibe ("Bazı insanlar âlim değildir"). Kıyasın bütün kuralları bu dört önerme üzerinden kurulur.

Tenâkuz. İki önerme, biri doğru olduğunda öbürü zorunlu olarak yanlış olacak biçimde birbirine karşıtsa, aralarında tenâkuz, yani çelişki vardır. Küllî mûcibenin çelişiği cüz'î sâlibedir: "Her insan âlimdir" önermesinin çelişiği "Bazı insanlar âlim değildir" önermesidir. Küllî sâlibenin çelişiği ise cüz'î mûcibedir. Tenâkuz, münazarada bir iddiayı çürütmenin en temel aracıdır: bir küllî iddiayı çürütmek için tek bir aykırı örnek göstermek yeter, çünkü o örnek iddianın çelişiğini doğrular.

Aks. Aks, bir önermenin konusu ile yüklemini, doğruluğu koruyarak yer değiştirmektir. Her önerme aynı nicelikle döndürülemez. "Her insan canlıdır" önermesi "Her canlı insandır" diye döndürülemez; doğru döndürmesi "Bazı canlılar insandır" olur. Küllî sâlibe ise kendi gibi döner: "Hiçbir insan taş değildir" doğruysa "Hiçbir taş insan değildir" de doğrudur. Cüz'î mûcibe cüz'î mûcibe olarak döner; cüz'î sâlibenin ise zorunlu bir döndürmesi yoktur. Aks kurallarını bilmemek, gündelik tartışmalarda en sık yapılan hatalardan birine yol açar: "her A B'dir" diye bildiğini "her B A'dır" diye kullanmak.

İktirânî kıyas. Kıyas, iki öncülden zorunlu olarak bir sonuç çıkaran akıl yürütmedir. İktirânî kıyasta sonucun kendisi ya da çelişiği öncüllerde açıkça geçmez; sonuç, iki öncülün bir ortak terim üzerinden birleşmesiyle doğar. Sonucun konusuna küçük terim, yüklemine büyük terim, iki öncülde ortak olup sonuçta kaybolan kavrama orta terim, yani hadd-i evsat denir. Hazırlıkta bulduğun "değişken" kavramı hudûs delilinin orta terimidir. Küçük terimi içeren öncüle küçük öncül, büyük terimi içerene büyük öncül denir.

Dört şekil. Orta terimin öncüllerdeki yerine göre kıyasın dört şekli vardır. Birinci şekilde orta terim küçük öncülde yüklem, büyük öncülde konudur; hudûs delili bu şekildedir. İkinci şekilde orta terim iki öncülde de yüklem, üçüncü şekilde iki öncülde de konudur. Dördüncü şekilde ise yeri birinci şeklin tersidir. Mantıkçılar birinci şekli en açık ve doğrudan şekil sayar; sonucu zihin hiçbir ek işleme gerek duymadan görür. Öteki şekiller ise çoğu zaman birinci şekle döndürülerek ispat edilir.

Birinci şeklin verimli modları. Her öncül çifti bir sonuç vermez. Birinci şeklin sonuç vermesi için iki şart vardır: küçük öncül olumlu, büyük öncül küllî olmalıdır. Bu şartlar dört verimli mod verir. İki küllî mûcibe öncülden küllî mûcibe sonuç çıkar: "Âlem değişkendir; her değişken hâdistir; öyleyse âlem hâdistir." Küllî mûcibe küçük ve küllî sâlibe büyük öncülden küllî sâlibe sonuç çıkar. Cüz'î mûcibe küçük ve küllî mûcibe büyük öncülden cüz'î mûcibe, cüz'î mûcibe küçük ve küllî sâlibe büyük öncülden de cüz'î sâlibe sonuç çıkar. Öteki şekillerin de kendine ait şartları vardır; örneğin ikinci şekilde öncüller nitelikte farklı olmalı, büyük öncül küllî olmalıdır.

İstisnâî kıyas. İstisnâî kıyasta sonucun kendisi ya da çelişiği öncüllerde açıkça bulunur. Kıyas bir şartî önerme ile "fakat" anlamındaki bir istisna cümlesinden oluşur. Ders 11.5'te gördüğün temânu' delili bunun en bilinen örneğidir. Enbiyâ 21/22 der ki: "Eğer yerle gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de bozulurdu." Kıyas şöyle tamamlanır: fakat yer ve gök bozulmamıştır; öyleyse Allah'tan başka tanrı yoktur. Muttasıl şartî önermede iki geçerli yol vardır: şartı kabul edip sonucunu kabul etmek ya da sonucu reddedip şartı reddetmek. Temânu' delili ikinci yolu kullanır. Ters yönde gitmek ise hatadır: sonucu kabul edip şartı kabul etmek ya da şartı reddedip sonucu reddetmek geçerli bir sonuç vermez.

Munfasıl önermeyle kıyas. İstisnâî kıyas munfasıl bir önermeyle de kurulur. Bu durumda ihtimaller sayılır, sonra biri dışındakiler elenir: "Âlem ya kadîmdir ya hâdistir; fakat kadîm değildir; öyleyse hâdistir." Ders 11.5'te Tûr suresinin 52/35–36. ayetlerindeki soruların ihtimalleri tek tek ortadan kaldırdığını görmüştün; bu soruların arkasındaki akıl yürütme, munfasıl bir önermeye dayanan bu yapıya benzer. Aynı yapı fıkıh usulünde de karşına çıkar: usulcülerin illeti tespit etmek için kullandığı yollardan biri olan "sebr ve taksîm", bir hükmün olası gerekçelerini sayıp uygun olmayanları eleyerek geriye kalanı illet olarak belirler. Bu yöntemin gücü, ihtimallerin eksiksiz sayılmasına bağlıdır; sayım eksikse sonuç da zayıflar.

Tümevarım ve analoji. Kıyas genelden özele iner. İstikrâ, yani tümevarım ise tek tek durumlardan genel bir hükme çıkar. Bütün fertler incelenmişse tam istikrâ kesin bilgi verir; ama çoğu zaman fertlerin bir kısmı incelenir ve bu nâkıs istikrâ yalnız zan ifade eder. Mantık kitaplarında sık anılan bir örnek vardır: incelenen hayvanların çiğnerken alt çenelerini oynattığını görüp bütün hayvanlar için hüküm veren biri, timsahla karşılaştığında yanılır, çünkü timsahın bu konuda farklı olduğu söylenir. Temsil, yani analoji ise bir tek durumdan, ortak bir anlam üzerinden başka bir tek duruma geçmektir. Mantıkçılara göre temsil de tek başına kesinlik vermez, zan ifade eder.

Fıkıh kıyası ve mantık kıyası. Hazırlıkta karşılaştırdığın iki akıl yürütme burada yerini bulur. Birincisi mantıktaki kıyastır: genel bir kuraldan tek bir duruma iner. İkincisi ise Ders 10.5'te gördüğün fıkıh kıyasıdır ve mantıkçıların diliyle bir temsildir: şaraptan, ortak illet olan sarhoş edicilik üzerinden başka bir içeceğe geçer. Ders 14.5'te iki kıyasın aynı adı taşıyıp farklı şeyler olduğunu not etmiştin; artık farkı terimleriyle söyleyebilirsin. Usulcüler fıkıh kıyasının zan ifade ettiğini kabul eder, ama bunu bir eksiklik saymaz: amelî hükümlerde güçlü zan ile amel etmek yeterlidir. İlletin doğru tespit edilmesi için usulcülerin geliştirdiği yöntemler, temsili keyfî bir benzetme olmaktan çıkarıp disiplinli bir akıl yürütmeye dönüştürür. Ayrıca iyi kurulmuş bir fıkıh kıyası, illet bir kez tespit edildikten sonra birinci şekil bir kıyasa çevrilebilir: "Her sarhoş edici haramdır" önermesi, illetin genel bir kurala dönüşmüş hâlidir.

Beş sanat. Bir kıyasın şekli doğru olabilir, ama sonucun değeri öncüllerin değerine bağlıdır. Mantıkçılar kıyası öncüllerinin türüne göre beş sanata ayırır. Burhan, kesin öncüllerden kurulan kıyastır; bu öncüller arasında aklın zorunlu olarak kabul ettiği ilk ilkeler, duyularla görülenler, tekrarlanan deneyle bilinenler ve mütevâtir haberler sayılır. Cedel, toplumda yaygın kabul gören ya da karşı tarafın kabul ettiği öncüllerden kurulur ve tartışmada karşı tarafı susturmaya yarar. Hitâbe, güvenilen kişilerden alınan ya da zan ifade eden öncüllerden kurulur ve ikna etmeye yarar. Şiir, gerçek olduğu iddia edilmeyen ama duygu uyandıran hayalî öncüllerden kurulur. Mugalata ise doğruya benzeyen ama yanlış olan öncüllerden kurulur ve yanıltır.

Kesinlik ve alan. Bu tasnif, her ilmin kendi alanına uygun kesinlik derecesiyle yetinmesini de açıklar. Kelamın inanç esaslarında burhan aranır; fıkhın amelî hükümlerinde güçlü zan yeterlidir; vaaz ve hitabette ise ikna edici söz yerindedir. Bir vaizin hitâbî bir sözünü burhan sanmak da, bir fıkıh hükmünden kelamî bir kesinlik beklemek de, kıyasın değerini öncüllerinden bağımsız sanmaktan doğan hatalardır. Ders 20.7'de göreceğin münazara adabı, bu farkları bilerek tartışmanın kurallarını öğretir.

Örnekler

  • Basit: Bir talebe, "Her mümin namaz kılar" önermesini doğru kabul edip bundan "Her namaz kılan mümindir" sonucunu çıkarır. Hocası ona aks kuralını hatırlatır: küllî mûcibe bir önerme aynı nicelikle döndürülemez, ancak cüz'î mûcibe olarak döner. Talebe, doğru döndürmenin "Bazı namaz kılanlar mümindir" olduğunu ve kendi çıkardığı sonucun mantıkça geçersiz olduğunu görür.
  • Orta: Bir çalışma grubu, Enbiyâ 21/22'deki temânu' delilini istisnâî kıyas olarak yazar: "Eğer Allah'tan başka tanrılar olsaydı yer ve gök bozulurdu; fakat bozulmamıştır; öyleyse başka tanrı yoktur." Ardından aynı şartî önermeyle geçersiz bir kıyas kurmayı dener: "Eğer başka tanrılar olsaydı bozulma olurdu; dünyada bir bozulma görüyoruz; öyleyse başka tanrılar vardır." Grup, bu çıkarımın sonucu kabul edip şartı kabul etme hatası olduğunu tespit eder, çünkü bozulmanın başka sebepleri de olabilir. Grup, geçerli ve geçersiz yolların farkını somut olarak görür.
  • Gerçek hayat: Bir arkadaşın, bir reklamda "Uzmanların çoğu bu ürünü öneriyor, öyleyse bu ürün kesinlikle en iyisidir" cümlesini okur ve ikna olmaya yakındır. Sen ona beş sanatı anlatırsın: "uzmanların çoğu öneriyor" öncülü, güvenilen kişilerden alınmış ve zan ifade eden bir öncüldür; bu yüzden kıyas burhan değil, hitâbedir ve "kesinlikle" sonucunu taşıyamaz. Arkadaşın, sonucun kesinliğinin öncüllerin kesinliğini aşamayacağını görür.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Ders 11.5'te gördüğün hudûs delilini birinci şekil bir kıyas olarak kur ve öncüllerin türünü belirle. Önce kıyası standart biçimde yaz: küçük öncül, büyük öncül, sonuç. Sonra küçük terimi, büyük terimi ve orta terimi işaretle. Üçüncü adımda her öncülün niceliğini ve niteliğini yaz: küllî mi, cüz'î mi, mûcibe mi, sâlibe mi? Bu bilgiyle kıyasın birinci şeklin hangi verimli moduna girdiğini belirt. Dördüncü adımda her öncülün beş sanattaki yerini değerlendir: bu öncül duyularla mı bilinir, aklın zorunlu kabul ettiği bir ilke midir, yoksa kendisi de bir delille ispat edilmesi gereken nazarî bir önerme midir? Büyük öncül nazarî ise, onu ispat eden ikinci bir kıyası da kur. Son olarak kıyasın bütün olarak bir burhan sayılabilmesi için hangi öncülün en çok savunulmaya ihtiyaç duyduğunu bir paragrafla açıkla; Ders 18.4'te gördüğün İbn Rüşd'ün kelamcıların delillerine yönelttiği eleştiriyi de hatırla. Hedef: Bir kelam delilini mantık kıyasının şekil ve mod kurallarıyla kurabilmek ve öncüllerinin kesinlik derecesini değerlendirebilmek.

Mini test

  1. Hamlî önerme ile şartî önerme arasındaki fark nedir? Dört temel hamlî önerme hangileridir?
  2. Küllî mûcibe bir önermenin çelişiği nedir ve tenâkuz münazarada neden önemlidir?
  3. İktirânî kıyasta orta terim nedir? Birinci şeklin sonuç vermesi için hangi şartlar gerekir?
  4. Muttasıl şartî önermeye dayanan istisnâî kıyasta hangi iki yol geçerlidir? Temânu' delili hangisini kullanır?
  5. Fıkıh kıyası mantıkta neye karşılık gelir ve usulcüler onun zan ifade etmesini neden yeterli bulur?
Cevapları göster
  1. Hamlî önerme bir şeyi bir şeye yükler ya da ondan olumsuzlar; şartî önerme iki önermeyi bir şart ilişkisiyle bağlar. Dört temel önerme küllî mûcibe, küllî sâlibe, cüz'î mûcibe ve cüz'î sâlibedir.
  2. Küllî mûcibenin çelişiği cüz'î sâlibedir. Bir küllî iddiayı çürütmek için tek bir aykırı örnek yeter, çünkü o örnek iddianın çelişiğini doğrular.
  3. Orta terim, iki öncülde ortak olup sonuçta kaybolan kavramdır. Birinci şeklin sonuç vermesi için küçük öncül olumlu, büyük öncül küllî olmalıdır.
  4. Şartı kabul edip sonucunu kabul etmek ya da sonucu reddedip şartı reddetmek. Temânu' delili ikinci yolu kullanır: yer ve gök bozulmamıştır, öyleyse başka tanrı yoktur.
  5. Temsile, yani bir tek durumdan ortak bir anlam üzerinden başka bir tek duruma geçmeye karşılık gelir. Usulcülere göre amelî hükümlerde güçlü zan ile amel etmek yeterlidir; illet tespiti yöntemleri de temsili disiplinli bir akıl yürütmeye dönüştürür.

Özet

  • Önermeler hamlî ve şartîdir; hamlî önermeler nicelik ve nitelik bakımından dört temel türe ayrılır.
  • Tenâkuz bir önermenin çelişiğini, aks ise doğruluğu koruyarak konu ile yüklemin yer değiştirmesini inceler.
  • İktirânî kıyas orta terim üzerinden kurulur, dört şekli vardır; birinci şekil en açık olanıdır ve dört verimli modu vardır.
  • İstisnâî kıyas şartî bir önermeye dayanır; temânu' delili bunun örneğidir. İstikrâ ve temsil kural olarak zan ifade eder.
  • Kıyas öncüllerine göre burhan, cedel, hitâbe, şiir ve mugalata olarak beş sanata ayrılır; fıkıh kıyası mantıkta bir temsildir.

Sonraki derse hazırlık

Ders 20.7'de cedel ve münazara adabını işleyeceğiz. Hazırlık: Ders 17.5'te gördüğün ibadet ihtilaflarından birini seç, örneğin abdestte niyet ya da imamın arkasında Fâtiha okuma meselesini. Bu meselede iki tarafın görüşünü birer cümleyle yaz. Sonra bir tartışmada karşı tarafa söyleyebileceğin üç farklı türden cümleyi düşün: birincisinde yalnız karşı tarafın delilini istersin, ikincisinde onun delilinin bir yerde işlemediğini gösterirsin, üçüncüsünde ise onun görüşüne karşı kendi delilini ortaya koyarsın. Bu üç cümle türünün bir tartışmada farklı işler gördüğünü düşünerek her birini bir örnekle not et.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Müfredattaki ders planı — 20.6

Önermeler (hamlî, şartî; küllî, cüz'î; olumlu, olumsuz), tenâkuz ve aks; iktirânî kıyasın dört şekli ve verimli modları; istisnâî kıyas; tümevarım (istikrâ) ve analoji (temsil) öğretilir. Beş sanat (burhan, cedel, hitâbe, şiir, mugalata) ve öncüllerin kesinlik derecelerine göre kıyasın değeri anlatılır; fıkıh kıyasının (temsil) mantık kıyasından farkı Modül 10.5 ile bağlanır. Uygulama: hudûs delilini birinci şekil kıyas olarak kurup öncüllerin türünü belirlemek.