İçeriğe geç

Ders 19.1 · Seviye 3 · Tasavvuf Klasikleri

Kuşeyrî Risalesi

1.851 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma

Giriş

Hazırlıkta Modül 12'de sık sık andığımız Kuşeyrî'nin Risâle'sini hatırladın. Ders 12.1'de gördüğün "ibnü'l-vakt" kavramını, Ders 12.6'da gördüğün makam ile hal ayrımını ve kabz ile bast kavramlarını birer cümleyle yeniden tanımladın. Ardından Ders 12.8'de gördüğün, Kuşeyrî'nin Risâle'yi yazma sebebini hatırladın ve bu sebebin eserin yapısına nasıl yansımış olabileceğini tahmin ettin. Muhtemelen şöyle düşündün: Kuşeyrî, tasavvufun şeriattan koptuğu yönündeki bir bozulmaya karşı yazdığına göre, eserine sûfîlerin inancının Ehl-i Sünnet'e uygun olduğunu göstererek başlamış ve yolun büyüklerini örnek olarak anlatmış olmalı. Bu tahmin, eserin yapısına çok yakındır. Modül 12'de tasavvuf kavramlarını Seviye 2 düzeyinde, çoğunlukla Türkçe tanımlarıyla öğrendin. Modül 19 ise tasavvufun temel metinlerini aslından okur ve bu kavramları klasik eserlerin kendi bağlamına yerleştirir. Modül, Kuşeyrî'den başlayarak Gazzâlî, Mevlânâ, İbnü'l-Arabî ve İmam Rabbânî çizgisini izler. Bu ilk derste önce Kuşeyrî'yi ve Risâle'yi yazma sebebini göreceksin. Sonra eserin yapısını inceleyeceksin. Ardından vakit, makam, hal, kabz-bast ve cem'-fark bablarından seçmeleri Arapça aslından okuyacak ve Uludağ tercümesiyle karşılaştıracaksın.

Ana anlatım

Modül 19'un amacı. Modül 19, Modül 12'de öğrendiğin tasavvuf kavramlarını, onların ilk kez sistemli olarak tanımlandığı ya da derinleştirildiği klasik eserlerin içinde okumayı amaçlar. Modül 12'de "Kuşeyrî'ye göre haller bağış, makamlar kazançtır" gibi cümleleri Türkçe olarak gördün. Bu modülde aynı cümleleri, onların geçtiği bab içinde, Arapça aslından okuyacaksın. Bu okuma, Ders 14.6'da tasavvuf metinlerinin dili üzerine öğrendiklerini doğrudan kullanmanı gerektirir. Modül ayrıca vahdet-i vücûd ve vahdet-i şühûd tartışmasını birincil metinlerden işleyecek ve tasavvufun insan anlayışını modern psikolojiyle ölçülü bir karşılaştırmaya açacaktır.

Kuşeyrî kimdir? Abdülkerîm b. Hevâzin el-Kuşeyrî (ö. 465/1072), Nîşâbûr'da yaşamış bir sûfî, müfessir, kelamcı ve muhaddistir. Tasavvuf yolunda şeyhi Ebû Ali ed-Dekkâk'tır; Dekkâk'ın kızıyla evlenmiş ve onun meclisinin devamını sağlamıştır. Kelamda Eş'arî, fıkıhta Şâfiî'dir. Ders 15.6'da gördüğün Letâifü'l-işârât adlı işârî tefsir de onundur. Hayatının bir döneminde, Eş'arî âlimlerin baskıya uğradığı bir sürece tanık olmuş ve Ehl-i Sünnet'in bu âlimlerine yönelik haksızlıkları anlatan bir risale yazmıştır. Kuşeyrî'nin bu çok yönlü kimliği, Risâle'nin karakterini belirler: eser, tasavvufu Ehl-i Sünnet kelamı ve şeriatla uyumlu bir çerçevede sunar.

Yazma sebebi: mukaddimedeki şikâyet. Kuşeyrî, Risâle'nin mukaddimesinde, dönemindeki tasavvuf çevrelerinde gördüğü bozulmadan acı bir dille şikâyet eder. Ders 12.8'de bu sebebi kısaca görmüştün. Mukaddimede, yolun hakiki temsilcilerinin azaldığını, şeriatın hükümlerini hafife alan, haramla helali ayırmayı önemsemeyen ve hâllerden söz edip amelden uzaklaşan kişilerin çoğaldığını anlatır. Risâle'yi, bu duruma karşı tasavvuf yolunun gerçek büyüklerini, onların inancını, ahlakını ve kavramlarını tanıtmak için yazdığını söyler. Bu sebep, eserin bir ıslah kitabı olduğunu gösterir: amacı tasavvufu savunmak kadar, onu içeriden düzeltmektir.

Eserin yapısı: inanç ve biyografiler. Risâle, mukaddimenin ardından, sûfîlerin inancının Ehl-i Sünnet'in inancıyla aynı olduğunu gösteren bir bölümle açılır. Bu bölümde Kuşeyrî, tevhid ve sıfatlar konusunda sûfîlerden sözler nakleder ve onların Ehl-i Sünnet çizgisinde olduğunu gösterir. Ardından eserin ilk büyük bölümü gelir: tasavvuf yolunun erken dönem büyüklerinin kısa biyografileri. Her biyografide şeyhin adı, nerede yaşadığı, kimlerle sohbet ettiği ve ona ait birkaç söz verilir. Ders 12.2'de gördüğün İbrâhîm b. Edhem, Cüneyd ve Hamdûn el-Kassâr gibi isimler bu bölümde yer alır. Bu bölüm, okura tasavvufun bir örnekler zinciri olduğunu gösterir.

Eserin yapısı: terimler ve makamlar. İkinci büyük bölüm, sûfîlerin kullandığı terimlerin açıklamasına ayrılmıştır. Vakit, makam, hal, kabz ve bast, heybet ve üns, cem' ve fark, fenâ ve bekâ, gaybet ve huzur, sahv ve sekr gibi kavramlar burada kısa bablar hâlinde tanımlanır. Bu bölüm, tasavvuf terimlerinin ilk sistemli tanımlarından biri olarak kabul edilir. Üçüncü büyük bölüm ise, Ders 12.6'da gördüğün gibi, yolun duraklarını tevbeden başlayarak uzun bir bablar dizisi hâlinde ele alır. Eserin sonunda keramet, rüya ve müridlere yönelik vasiyet gibi konular yer alır; Ders 12.7'de bu vasiyet bölümünden ilkeler çıkarmıştın. Bu yapı, hazırlıkta yaptığın tahmini doğrular: eser, önce inancı ve örnekleri, sonra kavramları ve yolu anlatır.

Babların iç düzeni. Risâle'nin bir babını okurken tekrar eden bir düzenle karşılaşırsın. Bab çoğu zaman bir ayet ya da bir hadisle başlar; bu, konunun dinî dayanağını gösterir. Ardından Kuşeyrî kavramı kendi cümleleriyle tanımlar. Sonra büyük sûfîlerden bu kavram hakkında nakledilen sözler gelir; bu sözler çoğu zaman bir isnadla verilir. Ders 14.6'da gördüğün "سمعت" ve "قال" kalıpları burada sık sık karşına çıkar; özellikle Kuşeyrî'nin şeyhi Dekkâk'tan "işittim" diyerek aktardığı sözler çoktur. Son olarak bir ya da birkaç kısa menkıbe, kavramın bir sûfînin hayatında nasıl yaşandığını gösterir. Bu düzen, Ders 14.6'da öğrendiğin tasavvuf metni okuma sırasının Risâle'deki uygulamasıdır.

Vakit babı. Ders 12.1'de sûfînin "ibnü'l-vakt", yani vaktin çocuğu olduğunu görmüştün. Kuşeyrî vakit babında bu ifadeyi açar: الصوفي ابن وقته, yani sûfî vaktinin çocuğudur. Bu, sûfînin geçmişe üzülmekle ve geleceği kaygıyla beklemekle meşgul olmayıp içinde bulunduğu anın gereğini yerine getirmesi demektir. Kuşeyrî bu babda sûfîler arasında dolaşan başka bir sözü de aktarır: الوقت سيف, yani vakit bir kılıçtır. Kılıç, onu doğru kullanana yardım eder, onu ihmal edeni ise keser; vakit de değerlendirilirse kulu yükseltir, ihmal edilirse onu kaybeder. Bu kısa ifadeler, tasavvufun zaman anlayışını özlü bir biçimde yansıtır ve müridin günlük hayatını düzenlemesi için pratik bir ölçü sunar.

Makam ve hal babı. Ders 12.6'da makam ile hal ayrımını ve Kuşeyrî'nin bu ayrımı özetleyen formülünü görmüştün. Risâle'de bu formül Arapça olarak şöyledir: الأحوال مواهب والمقامات مكاسب, yani haller bağışlardır, makamlar ise kazançlardır. Kelimeleri tek tek incelersek: الأحوال, hal kelimesinin çoğuludur; مواهب, "bağışlamak" anlamındaki و ه ب kökünden gelen ve bağışlanan şeyler demek olan bir çoğuldur. المقامات, makamın çoğuludur; مكاسب ise Ders 11.7'de gördüğün kesb kavramıyla aynı kökten, ك س ب kökünden gelir ve kazanılan şeyler anlamına gelir. Bu kök bağlantısı, makamın kulun çabasıyla, halin ise ilahî bir lütufla ilişkisini dil düzeyinde de gösterir.

Kabz ve bast babı. Ders 12.6'da Kuşeyrî'nin kabz ile bastı, havf ile recânın daha ileri bir düzeydeki karşılıkları olarak anlattığını görmüştün. Risâle'nin bu babında Kuşeyrî, havf ve recânın geleceğe dair bir beklentiye bağlı olduğunu, kabz ve bastın ise o anda kalbe gelen bir durum olduğunu açıklar. Kabz hâlindeki kişi, içinde bulunduğu andaki daralmayla meşguldür; bast hâlindeki kişi ise o andaki genişlikle. Kuşeyrî bu babda, bast hâlinin bir tehlikesine de dikkat çeker: genişlik hâlinde kul edebi terk edebilir ve bu yüzden bast, kabzdan daha tehlikeli sayılabilir. Bu uyarı, tasavvuf kavramlarının yalnız iç tecrübeleri tarif etmediğini, aynı zamanda bir edep ve terbiye öğrettiğini gösterir.

Cem' ve fark babı. Risâle'nin en ince kavram çiftlerinden biri cem' ve farktır. Kuşeyrî farkı, kulun kendi kazancına ait olan, yani kulluk görevlerini yerine getirmesi ve beşerî hâllerine uygun davranması olarak açıklar. Cem' ise Allah'tan gelen, yani kulun kendi çabasıyla değil, ilahî bir lütufla kalbine açılan anlamlar ve ikramlardır. Kuşeyrî'nin bu babda aktardığı bir söze göre, kul için ikisi de gereklidir: farkı olmayanın kulluğu yoktur, cem'i olmayanın marifeti yoktur. Bu söz, Ders 12.8'de gördüğün şeriat ve hakikat dengesinin bir kavram çifti içindeki ifadesidir: kulun ibadetlerini ve sorumluluklarını terk eden bir "cem'" iddiası kabul edilemez, ama yalnız dışa dönük bir kulluk da marifetten yoksun kalır.

Uludağ tercümesiyle karşılaştırma. Risâle'nin Türkçede en yaygın kullanılan tercümesi Süleyman Uludağ tarafından yapılmıştır. Tercüme, Arapça metni okumakta zorlanan bir talebe için değerli bir yardımcıdır ve dipnotlarıyla pek çok şahsı ve kavramı açıklar. Ama Ders 18.2'de Şerhu'l-Akâid tercümesi için söylediğimiz gibi, tercüme bir yardımcıdır, aslın yerine geçmez. Özellikle tasavvuf terimlerinde bir kelimenin Türkçe karşılığı, onun Arapça kökünün taşıdığı anlam ilişkilerini tam olarak aktaramayabilir. Makam ve hal formülündeki مواهب ve مكاسب kelimelerinin kök bağlantısı bunun bir örneğidir. Arapça aslı ile tercümeyi yan yana okumak, hem terimlerin inceliğini görmeni hem de tercümenin tercihlerini değerlendirmeni sağlar.

Risâle'nin etkisi. Risâle, tasavvuf tarihinin en çok okunan eserlerinden biri olmuştur. Terimler bölümü, sonraki yüzyıllarda tasavvuf terimleri üzerine yazılan eserlerin önemli bir kaynağıdır; Ders 14.6'da gördüğün Kâşânî'nin Istılâhât'ı bu geleneğin sonraki bir halkasıdır. Eser üzerine şerhler yazılmış ve medreselerde ve tekkelerde okutulmuştur. Risâle'nin kalıcı etkisinin bir sebebi, tasavvufu hem sûfîlerin kendi iç tecrübesine sadık kalarak hem de Ehl-i Sünnet kelamı ve şeriatla uyumlu bir dille anlatabilmesidir. Bu denge, Ders 19.2'de göreceğin Gazzâlî'nin İhyâ'sında daha geniş bir ölçekte yeniden kurulacaktır.

Örnekler

  • Basit: Bir talebe, Risâle'nin vakit babını okurken الوقت سيف ifadesini görür ve anlamını çıkarmaya çalışır. Hocası ona kılıç benzetmesinin iki yönünü açıklar: doğru kullanana yardım eder, ihmal edeni keser. Talebe, bu benzetmenin günlük hayatındaki karşılığını düşünür: gün içinde ertelediği bir iyiliğin, sonradan telafi edilemeyen bir fırsata dönüştüğünü fark eder.
  • Orta: Bir çalışma grubu, الأحوال مواهب والمقامات مكاسب formülünü kelime kelime inceler. Grup, مواهب ve مكاسب kelimelerinin köklerini bulur ve مكاسب kelimesinin Ders 11.7'de gördükleri kesb kavramıyla aynı kökten geldiğini fark eder. Ardından Uludağ tercümesindeki karşılıklarla karşılaştırır ve Türkçe karşılığın bu kök bağlantısını nasıl aktarıp aktaramadığını tartışır.
  • Gerçek hayat: Bir arkadaşın, kendisini manevî bir hâl içinde hissettiği için bazı ibadetleri artık gereksiz gördüğünü söyler. Sen ona Kuşeyrî'nin cem' ve fark babında aktardığı sözü hatırlatırsın: farkı olmayanın kulluğu yoktur. Kulluk görevlerini terk eden bir manevî tecrübe iddiasının, tasavvufun kendi büyüklerince kabul edilmediğini ve Kuşeyrî'nin Risâle'yi tam da bu tür bir bozulmaya karşı yazdığını gösterirsin.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Risâle'nin terimler bölümünden üç terim seç ve her birinin Kuşeyrî'deki tanımını ve Kuşeyrî'nin o babda verdiği bir örnek menkıbeyi tercüme et. Vakit, makam, hal, kabz ve bast, cem' ve fark gibi bu derste gördüğün terimlerden ya da heybet ve üns, gaybet ve huzur gibi başka terimlerden seçebilirsin. Her terim için dört şey yaz. Birincisi, Kuşeyrî'nin tanımının Arapça aslı ve senin tercümen. İkincisi, tanımdaki anahtar kelimelerin kökleri ve bu köklerin anlama nasıl katkıda bulunduğu. Üçüncüsü, babdaki bir menkıbenin Arapça aslından tercümesi ve menkıbenin kavramı nasıl somutlaştırdığı. Dördüncüsü, senin tercümenle Uludağ tercümesi arasındaki bir fark ve bu farkın sebebi. Menkıbeleri ve tanımları doğrudan Risâle'nin bir baskısından al; kaynağını bab adıyla belirt. Hedef: Risâle'den tasavvuf terimlerini ve menkıbelerini Arapça aslından tercüme edebilmek, terimlerin kök ilişkilerini çözümleyebilmek ve bir tercümeyi aslıyla karşılaştırarak değerlendirebilmek.

Mini test

  1. Kuşeyrî kimdir ve onun çok yönlü kimliği Risâle'nin karakterini nasıl belirler?
  2. Kuşeyrî Risâle'yi hangi sebeple yazmıştır?
  3. Risâle'nin başlıca bölümleri nelerdir?
  4. الأحوال مواهب والمقامات مكاسب formülündeki kelimelerin kökleri, makam ile hal ayrımını nasıl yansıtır?
  5. Kuşeyrî'ye göre cem' ve fark nedir ve ikisi neden birlikte gereklidir?
Cevapları göster
  1. Nîşâbûrlu bir sûfî, müfessir, kelamcı ve muhaddistir (ö. 465/1072); kelamda Eş'arî, fıkıhta Şâfiîdir ve şeyhi Dekkâk'tır. Bu kimlik, Risâle'nin tasavvufu Ehl-i Sünnet kelamı ve şeriatla uyumlu bir çerçevede sunmasını sağlar.
  2. Döneminde yolun hakiki temsilcilerinin azaldığını, şeriatı hafife alan ve hâllerden söz edip amelden uzaklaşan kişilerin çoğaldığını görmüş; tasavvufu içeriden düzeltmek için yazmıştır.
  3. Sûfîlerin inancının Ehl-i Sünnet'le aynı olduğunu gösteren giriş, erken dönem sûfîlerin biyografileri, terimlerin açıklaması, yolun duraklarını anlatan bablar ve sonda keramet, rüya ve vasiyet bölümleri.
  4. مواهب "bağışlamak" anlamındaki kökten gelir ve halin ilahî bir lütuf olduğunu gösterir. مكاسب kesb kavramıyla aynı kökten gelir ve makamın kulun çabasıyla kazanıldığını gösterir.
  5. Fark kulun kazancına ait olan kulluk görevleri, cem' ise Allah'tan gelen lütuf ve anlamlardır. Farkı olmayanın kulluğu, cem'i olmayanın marifeti olmadığı için ikisi birlikte gereklidir.

Özet

  • Modül 19, tasavvuf kavramlarını klasik eserlerin içinde ve Arapça aslından okumayı amaçlar.
  • Kuşeyrî (ö. 465/1072), Nîşâbûrlu bir Eş'arî-Şâfiî sûfîdir; Risâle'yi tasavvuf çevrelerindeki bozulmaya karşı bir ıslah eseri olarak yazmıştır.
  • Risâle; inanç bölümü, biyografiler, terimler ve yolun durakları bölümlerinden oluşur; bablar ayet, tanım, nakil ve menkıbe düzeniyle ilerler.
  • Vakit, makam-hal, kabz-bast ve cem'-fark babları, tasavvufun temel kavramlarını özlü ifadelerle tanımlar ve bir edep öğretir.
  • Uludağ tercümesi değerli bir yardımcıdır, ama terimlerin kök ilişkileri için Arapça aslına dönmek gerekir.

Sonraki derse hazırlık

Ders 19.2'de Gazzâlî'nin İhyâü ulûmi'd-dîn'ini okuyacağız. Hazırlık: Ders 12.8'de İhyâ'nın dört bölümünü, Ders 18.3'te de Gazzâlî'nin el-Munkız'da anlattığı ilmî ve manevî krizini görmüştün; bu iki bilgiyi hatırla. İhyâ'nın dört bölümünün adlarını yaz ve "Kitâbü Riyâzati'n-nefs" ile "Kitâbü't-Tevbe"nin hangi bölümlerde yer alabileceğini tahmin et. Ardından Ders 16.5'te öğrendiğin tahric kavramını hatırla ve bir tasavvuf ya da ahlak kitabındaki hadislerin kaynağını bulmanın neden önemli olabileceğini bir cümleyle yaz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Müfredattaki ders planı — 19.1

Kuşeyrî'nin (ö. 465/1072) Risale'yi yazma sebebi (mukaddimedeki şikâyet ve ıslah amacı), eserin üç bölümlü yapısı (sûfî biyografileri, terimler, makamlar) ve sûfî terimlerinin ilk sistemli tanımları incelenir. "Vakit", "makam", "hâl", "kabz-bast", "cem'-fark" bablarından seçmeler Arapça aslından okunur ve Uludağ çevirisiyle karşılaştırılır. Uygulama: üç terimin Kuşeyrî'deki tanımını ve verdiği örnek menkıbeyi tercüme etmek.