İçeriğe geç

Ders 18.2 · Seviye 3 · Klasik Kelam Metinleri

Teftâzânî şerhi

1.849 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma

Giriş

Hazırlıkta Ders 11.2 ve 11.6'da gördüğün tekvin farkını hatırladın: Mâtürîdîler tekvini, yani yaratmayı, Allah'ın ezelî ve ayrı bir sıfatı sayar; Eş'arîler ise yaratmayı kudret sıfatının bir nesneye ilişmesi olarak görür ve ayrı bir sıfat kabul etmez. Ardından Akâid-i Nesefiyye'de tekvin sıfatının geçtiği cümleyi buldun: tekvin, Allah'ın ezelî bir sıfatıdır ve O'nun âlemi ve âlemin her parçasını, var olacağı vakitte var etmesidir. Son olarak Eş'arî bir âlim olan Teftâzânî'nin, Mâtürîdî bir metindeki bu cümleyi şerh ederken nasıl bir güçlükle karşılaşacağını tahmin ettin. Muhtemelen şöyle düşündün: şârih, metni sadakatle açıklamak ile kendi görüşünü korumak arasında bir denge kurmak zorunda kalacak. Bu tahmin, bu dersin merkezî sorusudur. Ders 18.1'de Akâid-i Nesefiyye'nin kendisini gördün. Bu derste onun en ünlü şerhini, Teftâzânî'nin Şerhu'l-Akâid'ini okuyacağız. Önce Teftâzânî'yi ve eserlerini tanıyacaksın. Sonra şerhin yöntemini, medreselerdeki yerini ve üzerine yazılan hâşiyeleri göreceksin. Ardından tekvin ve rü'yet bahislerinden şerhin nasıl ilerlediğini okuyacak ve bir Eş'arî şârihin Mâtürîdî bir metinle nasıl bir ilişki kurduğunu tartışacaksın.

Ana anlatım

Teftâzânî kimdir? Sa'deddîn Mes'ûd b. Ömer et-Teftâzânî, Horasan'daki Teftâzân kasabasında doğmuş ve Semerkant'ta vefat etmiştir (ö. 792/1390). Hayatının bir bölümünü Timur'un himayesinde geçirmiştir. Timur'un meclisinde, Ders 18.5'te Mevâkıf şerhini göreceğin genç çağdaşı Seyyid Şerîf el-Cürcânî ile ilmî tartışmalara girdiği anlatılır; bu iki âlimin eserleri, sonraki yüzyıllarda medreselerde çoğu zaman yan yana okunmuş ve biri ötekinin görüşlerini tartışan hâşiyelerle birlikte ele alınmıştır. Kelam, fıkıh usulü, Arap dili, belâgat ve mantık alanlarında eserler vermiştir ve bu eserlerin çoğu medreselerde yüzyıllar boyunca ders kitabı olarak okutulmuştur. Ders 17.3'te iki usul yöntemini birleştiren et-Telvîh'ini görmüştün. Belâgat alanında el-Mutavvel ve Muhtasarü'l-meânî adlı şerhleri, mantıkta Tehzîbü'l-mantık adlı metni, kelamda ise Şerhu'l-Makâsıd ve Şerhu'l-Akâid'i en bilinen eserleridir. Bir âlimin bu kadar farklı alanda medrese kitabı yazmış olması, Teftâzânî'yi Osmanlı ilim geleneğinin en etkili isimlerinden biri yapmıştır.

Eş'arî mi, Mâtürîdî mi? Teftâzânî'nin kelamî kimliği tartışma konusu olmuştur. Kelam eserlerinde çoğunlukla Eş'arî görüşleri savunur ve Eş'arî kelamının müteahhirîn dönemindeki büyük temsilcilerinden biri sayılır. Ama bir Hanefî fakih olarak yetişmiş ve Mâtürîdî bir metni şerh etmiştir. Bu durum, onun şerhine özel bir derinlik kazandırır: Teftâzânî, metni şerh ederken iki ekolün görüşlerini karşılaştırır, her ekolün gerekçelerini aktarır ve çoğu zaman tercihini açıkça belirtir. Ders 11.2'de iki ekolün ortak zemini paylaştığını ve ayrıldıkları konuların sınırlı olduğunu görmüştün. Teftâzânî'nin şerhi, bu ortak zeminin bir metin üzerinde nasıl işlediğinin en iyi örneklerinden biridir.

Şerhin yöntemi. Ders 14.5'te Teftâzânî'nin şerhinin memzûc bir şerh olduğunu görmüştün: Nesefî'nin kısa ifadeleri, şerhin akışı içinde yer alır ve Teftâzânî her ifadeyi açar. Şerh birkaç türden katkı yapar. Birincisi terim açıklamasıdır: metindeki her kelam teriminin tanımı verilir. İkincisi delil eklemedir: metnin kısaca bildirdiği bir inanç esasının aklî ve naklî delilleri ortaya konur. Üçüncüsü itiraz ve cevaptır: Ders 14.5'te gördüğün "fe-in kîle" ve "kulnâ" kalıplarıyla, olası itirazlar sorulur ve cevaplanır. Dördüncüsü karşılaştırmadır: bir konuda Mâtürîdî, Eş'arî ve Mu'tezilî görüşler yan yana konur. Bu dört katkı, kısa bir akaid metnini bir kelam kitabına dönüştürür.

Girişteki tartışmalar. Teftâzânî şerhine, Nesefî'nin ilk cümlesinden önce, kelam ilminin kendisi hakkında bir girişle başlar. Bu girişte ilimlerin konularına göre nasıl ayrıldığını, kelamın konusunun ve amacının ne olduğunu ve kelamın neden bu adı aldığını tartışır. Ders 11.1'de kelamın adı hakkındaki açıklamaları görmüştün; Teftâzânî bu açıklamaları sistemli bir biçimde sıralar. Ardından ilk cümleye geçer ve Ders 18.1'de gördüğün Sofistlerin üç grubunu tanıtır, her grubun şüphesine ayrı ayrı cevap verir. Bu giriş, şerhin yalnız bir metin açıklaması değil, kelamın bir girişi olarak da okunmasını sağlar.

Medresedeki yeri. Şerhu'l-Akâid, Osmanlı medreselerinde kelam öğretiminin merkezinde yer almıştır. Talebe, akaid esaslarını önce kısa metinlerden öğrenir, sonra Şerhu'l-Akâid'e geçer ve daha ileri aşamada Şerhu'l-Mevâkıf gibi büyük eserleri okurdu. Ders 18.5'te Mevâkıf'ı göreceksin. Şerhu'l-Akâid'in bu kadar yaygın okunmasının sebebi, hem kısa hem de kapsamlı olmasıdır: Nesefî'nin metni bütün temel konuları kapsar, Teftâzânî'nin şerhi ise bu konuların delillerini ve tartışmalarını orta bir hacimde verir. Eser, bir talebenin kelam terimlerini ve tartışma yöntemlerini öğrenmesi için ideal bir basamak olmuştur.

Hâşiyeler. Şerhu'l-Akâid'in yaygınlığı, üzerine çok sayıda hâşiye yazılmasına yol açmıştır. Ders 14.1'de metin, şerh ve hâşiye katmanlarını görmüştün; Şerhu'l-Akâid bu katmanların Osmanlı kelamındaki en canlı örneğidir. Osmanlı âlimi Hayâlî'nin hâşiyesi, şerhin en çok okunan hâşiyelerindendir ve kendisi de üzerine başka hâşiyeler yazılan bir metin hâline gelmiştir. Kastallî'nin hâşiyesi de medreselerde yaygın biçimde okunmuştur. İsâmüddîn el-İsferâyînî'nin hâşiyesi ise şerhin belirli yerlerine ayrıntılı açıklamalar getirir. Bu hâşiyeler, şerhteki bir ifadenin inceliklerini tartışır, Teftâzânî'nin bir tercihine itiraz eder ya da onu savunur. Bir hâşiyeyi okumak, bir ilmî tartışmanın yüzyıllar boyunca nasıl sürdüğünü görmektir. Bu yüzden medresede bir talebenin Şerhu'l-Akâid'i hangi hâşiyeyle okuduğu, onun hocasının ve ilmî çevresinin de bir göstergesi sayılmıştır.

Tekvin bahsi: metin. Akâid-i Nesefiyye'nin tekvin cümlesi, Mâtürîdî kimliğinin en açık izidir: tekvin Allah'ın ezelî bir sıfatıdır, O'nun âlemi ve âlemin her parçasını var olacağı vakitte var etmesidir ve Mâtürîdîlere göre tekvin, var edilen şeyden, yani mükevvenden başkadır. Bu cümlede üç iddia vardır. Birincisi, tekvin bir sıfattır ve ezelîdir. İkincisi, tekvinin eseri, yani var edilen şey, ezelî değildir; her şey kendi var olacağı vakitte var olur. Üçüncüsü, tekvin var edilen şeyle aynı şey değildir. Bu son iddia, yaratma ile yaratılanın aynı olduğunu söyleyen bazı görüşlere karşı bir cevaptır.

Tekvin bahsi: şerh. Teftâzânî bu cümleyi şerh ederken önce Mâtürîdîlerin görüşünü ve gerekçelerini sadakatle aktarır. Mâtürîdîlere göre Allah kendisini Kur'an'da yaratıcı olarak niteler; bu nitelik ezelî olmalıdır, çünkü Allah'ın sıfatlarında bir değişme olamaz. Ardından Eş'arîlerin görüşünü verir: yaratma, kudret sıfatının bir nesneye ilişmesidir; bu ilişki, nesnenin var olduğu vakitte gerçekleşir ve ayrı bir sıfat gerektirmez. Eş'arîler Mâtürîdî görüşe bir itiraz da yöneltir: ezelde var edilen bir şey yokken bir var etme sıfatının bulunması, vurulan bir şey yokken vurmanın bulunması gibidir. Teftâzânî bu itirazı ve Mâtürîdîlerin cevabını aktarır: tekvin ezelîdir, ama onun ilişkisi var edilen şeyin var olacağı vakte bağlıdır; tıpkı ezelî kudretin, kudretin konusu henüz var olmadan da bulunması gibi. Teftâzânî'nin tartışmayı sürdürüş biçimi, onun Eş'arî eğilimini hissettirir, ama Mâtürîdî görüşü çarpıtmadan ve gerekçeleriyle birlikte sunar.

Rü'yet bahsi. Metin rü'yet hakkında şunu söyler: Allah'ın görülmesi akılca caizdir ve nakille vâciptir; yani akıl bunu imkânsız bulmaz, vahiy de ahirette müminlerin Allah'ı göreceğini bildirir. Ders 11.3'te Mu'tezile'nin rü'yeti reddettiğini ve bu tartışmada En'âm 103, A'râf 143 ve Kıyâme 22–23 ayetlerinin nasıl kullanıldığını görmüştün. Teftâzânî bu bahiste iki tür delil ayırır. Naklî delil olarak Kıyâme suresindeki ayetleri, Hz. Mûsâ'nın Allah'ı görmek istemesini ve Buhârî'de geçen, müminlerin Rablerini ayı gördükleri gibi göreceklerini bildiren hadisi zikreder. Hz. Mûsâ'nın isteği için şu gerekçeyi verir: bir peygamber imkânsız bir şeyi istemez; bu istek, rü'yetin akılca mümkün olduğunu gösterir. Aklî delil olarak ise Eş'arîlerin, var olan her şeyin görülebileceğini söyleyen delilini aktarır ve bu delile yöneltilen itirazları da tartışır. Bu tavır, Teftâzânî'nin aklî delillerin gücünü eleştirel bir gözle değerlendirdiğini gösterir.

Şârihin iki görevi. Tekvin ve rü'yet bahisleri, bir şârihin iki görevi arasındaki dengeyi gösterir. Birinci görev, metni sadakatle açıklamaktır: şârih, müellifin ne demek istediğini, kendi görüşü farklı olsa bile doğru aktarmalıdır. İkinci görev, metni ilmî bir tartışma içinde değerlendirmektir: şârih, metnin görüşünü öteki görüşlerle karşılaştırır, gerekçelerini tartar ve gerektiğinde kendi tercihini belirtir. Teftâzânî bu iki görevi birlikte yerine getirir. Hazırlıkta tahmin ettiğin güçlük gerçektir, ama Teftâzânî onu bir çatışma olarak değil, bir ilmî imkân olarak kullanır: Mâtürîdî bir metni Eş'arî bir gözle okumak, iki ekolün farklarını ve ortak noktalarını daha açık görünür kılar.

Uludağ tercümesi ve okuma yöntemi. Şerhu'l-Akâid'in Türkçede yaygın olarak kullanılan bir tercümesi, Süleyman Uludağ tarafından hazırlanmıştır. Bu tercüme, Arapça aslını okumakta zorlanan bir talebe için değerli bir yardımcıdır. Ama Ders 15.7'de sadeleştirilmiş baskılar için söylediğimiz gibi, tercüme bir yardımcıdır, aslın yerine geçmez. Şerhi okurken önce Nesefî'nin metnini ayırt et, sonra Teftâzânî'nin açıklamasını, sonra "fe-in kîle" ile başlayan itirazları ve "kulnâ" ile başlayan cevapları işaretle. Bir terimin anlamında tereddüt ettiğinde tercümeye bak, ama tercümenin tercihini aslıyla karşılaştır. Bu yöntem, Ders 14.5'te öğrendiğin okuma sırasının bir şerh metnine uygulanmasıdır.

Örnekler

  • Basit: Bir talebe, Şerhu'l-Akâid'in bir sayfasını okurken Nesefî'nin metniyle Teftâzânî'nin açıklamasını ayırt etmekte zorlanır. Hocası ona baskıda metnin genellikle parantez içinde ya da farklı bir yazı tipiyle verildiğini gösterir. Talebe, sayfadaki metin kısımlarını ayrı bir renkle işaretler ve bir paragrafın hangi kısmının Nesefî'ye, hangi kısmının Teftâzânî'ye ait olduğunu görür.
  • Orta: Bir çalışma grubu, tekvin bahsinde Eş'arîlerin itirazını ve Mâtürîdîlerin cevabını bir tabloya döker. Grup, itirazın ezelde var edilen bir şey yokken var etmenin bulunamayacağı düşüncesine, cevabın ise ezelî kudretin konusundan önce bulunmasıyla kurulan bir benzetmeye dayandığını tespit eder. Ardından bu benzetmenin itirazı gerçekten karşılayıp karşılamadığını tartışır ve iki ekolün farkının bir kavram tanımı farkına ne ölçüde dayandığını görür.
  • Gerçek hayat: Bir arkadaşın, bir kitabın yazarıyla aynı görüşte olmadığı hâlde o kitabı öğrencilerine anlatmak zorunda kalan bir öğretmen olduğunu ve bunun dürüst olup olmadığını sorar. Sen ona Teftâzânî'nin Mâtürîdî bir metni Eş'arî bir âlim olarak şerh edişini anlatırsın: önce yazarın görüşünü sadakatle aktarmak, sonra kendi değerlendirmesini açıkça ayırt ederek sunmak. Bu iki görevi birbirinden ayırmanın, bir metne ve öğrencilere karşı dürüstlüğün gereği olduğunu gösterirsin.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Şerhu'l-Akâid'in tekvin bahsinden bir paragraf seç ve tercüme et. Paragrafı Arapça aslından al; gerekirse Uludağ tercümesini yardımcı olarak kullan, ama kendi tercümeni yap ve tercümeyle karşılaştır. Tercümenin ardından paragraftaki her cümlenin yanına kime ait bir görüşü ifade ettiğini yaz: Nesefî'nin metni mi, Mâtürîdîlerin görüşü mü, Eş'arîlerin görüşü mü, Teftâzânî'nin kendi değerlendirmesi mi? Bu kararları verirken dayandığın işaret kelimeleri, örneğin "عندنا", "عند الأشعري", "فإن قيل" ya da "قلنا" gibi ifadeleri, altını çizerek göster. Son olarak paragrafta Mâtürîdî ve Eş'arî görüşlerinin ayrıldığı noktayı iki cümleyle özetle ve Teftâzânî'nin bu paragrafta hangi görüşe yakın durduğunu gerekçesiyle belirt. Hedef: Şerhu'l-Akâid'den bir paragrafı tercüme edebilmek, şerhteki görüşleri sahiplerine göre ayırt edebilmek ve bir şârihin metinle kurduğu ilişkiyi değerlendirebilmek.

Mini test

  1. Teftâzânî kimdir ve hangi alanlarda medrese kitabı olarak okunan eserler vermiştir?
  2. Şerhu'l-Akâid hangi türden katkılarla kısa bir metni kelam kitabına dönüştürür?
  3. Şerhu'l-Akâid üzerine yazılan başlıca hâşiyeler hangileridir?
  4. Tekvin bahsinde Eş'arîlerin itirazı ve Mâtürîdîlerin cevabı nedir?
  5. Teftâzânî rü'yet bahsinde hangi delilleri kullanır?
Cevapları göster
  1. Horasanlı bir âlimdir ve 792/1390'da Semerkant'ta vefat etmiştir. Kelam (Şerhu'l-Akâid, Şerhu'l-Makâsıd), usul (et-Telvîh), belâgat (el-Mutavvel, Muhtasarü'l-meânî) ve mantık (Tehzîbü'l-mantık) alanlarında medrese kitapları yazmıştır.
  2. Terim açıklaması, delil ekleme, itiraz ve cevap ile Mâtürîdî, Eş'arî ve Mu'tezilî görüşlerin karşılaştırılması.
  3. Hayâlî, Kastallî ve İsâmüddîn el-İsferâyînî'nin hâşiyeleri.
  4. Eş'arîler, ezelde var edilen bir şey yokken var etme sıfatının bulunmasının, vurulan bir şey yokken vurmanın bulunması gibi olduğunu söyler. Mâtürîdîler, tekvinin ezelî olduğunu ama ilişkisinin var edilen şeyin var olacağı vakte bağlı olduğunu, tıpkı ezelî kudretin konusundan önce bulunması gibi olduğunu söyler.
  5. Naklî olarak Kıyâme suresindeki ayetleri, Hz. Mûsâ'nın Allah'ı görmek istemesini ve müminlerin Rablerini ayı gördükleri gibi göreceklerini bildiren hadisi; aklî olarak var olan her şeyin görülebileceğini söyleyen Eş'arî delilini, ona yöneltilen itirazlarla birlikte.

Özet

  • Teftâzânî (ö. 792/1390), kelam, usul, belâgat ve mantık alanlarında medrese kitapları yazmış, Eş'arî eğilimli bir âlimdir.
  • Şerhu'l-Akâid, Mâtürîdî bir metni terim, delil, itiraz-cevap ve karşılaştırmayla açan memzûc bir şerhtir.
  • Eser Osmanlı medreselerinde kelam öğretiminin merkezinde yer almış, Hayâlî, Kastallî ve İsâmüddîn'in hâşiyeleriyle zenginleşmiştir.
  • Tekvin bahsinde Teftâzânî iki ekolün görüşlerini ve itiraz-cevaplarını sadakatle aktarır; rü'yet bahsinde naklî ve aklî delilleri ayırır.
  • Şârih, metni sadakatle açıklama ile onu ilmî bir tartışmada değerlendirme görevlerini birlikte yerine getirir.

Sonraki derse hazırlık

Ders 18.3'te Gazzâlî'nin Tehâfütü'l-felâsife'sini okuyacağız: kelamın felsefeyle en ünlü karşılaşmalarından biri. Hazırlık: Ders 11.5'te İbn Sînâ'nın imkân-vücub delilini, Ders 12.8'de de Gazzâlî'nin İhyâ'sını görmüştün; bu iki bilgiyi hatırla. Ardından şu soruyu düşün ve cevabını iki cümleyle yaz: ateşe tutulan bir pamuk yandığında, pamuğu yakan ateşin kendisi midir, yoksa ateşin yanında Allah'ın yaratması mı? Bu soruya verilen cevabın, mucizelerin mümkün olup olmadığı sorusuyla nasıl bir ilişkisi olabileceğini de bir cümleyle not et.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Müfredattaki ders planı — 18.2

Sa'deddîn et-Teftâzânî'nin (ö. 792/1390) Şerhu'l-Akâid'i; Eş'arî-Mâtürîdî sentezi, metne eklediği tartışmalar ve medrese müfredatındaki merkezi yeri (üzerine yazılan Hayâlî, Kastallî, İsâmüddîn hâşiyeleri) anlatılır. Tekvin sıfatı ve rü'yetullah bahisleri şerhten okunur; Teftâzânî'nin Mâtürîdî metni Eş'arî bakışla nasıl yorumladığı tartışılır. Süleyman Uludağ çevirisi yardımcı metin olarak kullanılır. Uygulama: tekvin bahsinden bir paragrafı tercüme edip Mâtürîdî ve Eş'arî görüşleri ayırt etmek.