İçeriğe geç

Ders 17.8 · Seviye 3 · Mukayeseli Fıkıh

Kavâid-i fıkhiyye

1.864 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma

Giriş

Hazırlıkta Mecelle'nin ikinci maddesinden beşinci maddesine kadar olan kaideleri okudun. Ders 10.6'da gördüğün "Âdet muhakkemdir" ve "Şek ile yakîn zail olmaz" kaidelerini, Ders 15.4'te gördüğün "Meşakkat teysiri celbeder" kaidesini de hatırladın. Ardından her kaide için aile hukuku meselelerinden ya da günlük hayattan birer örnek yazdın. Muhtemelen bazı kaidelerin çok farklı meseleleri tek bir cümlede topladığını fark ettin. Abdestinden şüphe eden birinin abdestli sayılması ile bir borcun ödenip ödenmediğinden şüphe edilmesi, aynı kaide altında birleşir: kesin olan, şüpheyle ortadan kalkmaz. Bu gözlem, bu dersin konusunu tanımlar. Fıkıh kaideleri, dağınık görünen yüzlerce fıkıh meselesini birkaç küllî ilkeye bağlar. Modül 17 boyunca mezheplerin usullerini ve ibadet, muamelat ve aile hukuku ihtilaflarını gördün. Bu son derste o meselelerin arkasındaki ortak ilkelere bakacağız. Önce fıkıh kaidesinin tanımını ve fıkıh usulü kaidesinden farkını göreceksin. Sonra kaide literatürünün tarihini, beş küllî kaideyi ve onlardan türeyen alt kaideleri öğreneceksin. Son olarak Mecelle'nin hazırlanışını ve Ahmed Cevdet Paşa'nın rolünü tanıyacaksın.

Ana anlatım

Fıkıh kaidesi nedir? Fıkıh kaidesi, pek çok fıkıh meselesinin hükmünü kapsayan, kısa ve genel bir hüküm cümlesidir. "Şek ile yakîn zail olmaz" kaidesi, abdest, namaz, oruç, alışveriş, borç ve miras gibi çok farklı bablardaki meselelerin ortak ilkesini tek bir cümlede toplar. Fıkıh kaideleri çoğu zaman küllî değil, aglebîdir; yani her durumu değil, durumların büyük çoğunluğunu kapsar ve istisnaları vardır. Bu yüzden bir kaideyi tek başına bir hüküm delili olarak kullanmak yerine, bir meseleyi anlamanın ve benzer meseleleri bir araya getirmenin aracı olarak kullanmak gerekir. Kaideler, fıkhı ezberlenecek binlerce meseleden kavranacak birkaç ilkeye dönüştürür.

Fıkıh kaidesi ile usul kaidesi. Fıkıh kaidesini fıkıh usulü kaidesinden ayırmak gerekir. Ders 10.7'de gördüğün "emir vücub ifade eder" ya da Ders 17.2'de gördüğün "âmmın delâleti kat'îdir" gibi cümleler usul kaidesidir: delillerden hüküm çıkarmanın yolunu gösterir ve müctehidin kullandığı araçlardır. Fıkıh kaidesi ise çıkarılmış hükümlerin kendisinden süzülür: benzer meselelerin hükümlerine bakılarak onları birleştiren ortak ilke bulunur. Kısaca usul kaidesi delilden hükme giden yolu, fıkıh kaidesi ise hükümlerden ilkeye giden yolu gösterir. Usul kaidesi müctehidin, fıkıh kaidesi ise hem müctehidin hem de mezhep fıkhını öğrenen ve uygulayanın aracıdır.

Kaide literatürünün başlangıcı. Fıkıh kaidelerinin yazıya geçirilmesi Hanefî mezhebinde başlar. Ders 17.2'de gördüğün Kerhî'nin risalesi, mezhebin temel kaidelerini kısa cümlelerle sıralayan erken bir örnektir. Debûsî'nin Te'sîsü'n-nazar adlı eseri ise bir adım daha ileri gider: mezhep imamları arasındaki ihtilafların arkasındaki ilkeleri gösterir. Örneğin Ebû Hanîfe ile iki talebesi bir meselede ayrılıyorsa, Debûsî bu ayrılığın hangi genel ilkeye dayandığını belirler. Bu yöntem, Ders 17.5'te gördüğün İbn Rüşd'ün "ihtilaf sebebi" arayışına benzer, ama bir mezhebin içinde çalışır. Ders 16.7'de gördüğün Karâfî'nin el-Furûk'u da kaidelerin ve onlar arasındaki ince farkların ayrıntılı olarak incelendiği bir eserdir.

el-Eşbâh ve'n-nezâir. Kaide literatürünün olgunlaştığı eserler, el-Eşbâh ve'n-nezâir adını taşır; bu ad, birbirine benzeyen ve birbirinin örneği olan meseleler demektir. Bu türün iki önemli eseri Şâfiî âlim Suyûtî'nin ve Hanefî âlim İbn Nüceym'in el-Eşbâh ve'n-nezâir'leridir. İki eser de benzer bir düzen izler: önce beş küllî kaideyi ve onlardan türeyen alt kaideleri işler, ardından daha dar kapsamlı kaideleri, fıkıh bablarındaki ince ayrımları ve bilmece türünden meseleleri ele alır. İbn Nüceym'in eseri, Osmanlı Hanefî fıkhında çok okunmuş ve üzerine şerhler yazılmıştır. Modülün temel metinleri arasında bu eserin birinci kısmından seçmeler de bulunur.

Birinci kaide: işler maksatlarına göredir. Beş küllî kaidenin ilki, Mecelle'nin ikinci maddesinde "Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir" diye ifade edilir. Bu kaidenin dayanağı, Ders 16.3'te şerhini gördüğün niyet hadisidir. Aynı fiil, niyete göre farklı hükümler alabilir: bir kimsenin bir başkasına para vermesi, niyetine göre hibe, borç ya da zekât olabilir. Mecelle'nin üçüncü maddesi bu kaideyi akitlere uygular: "Akitlerde itibar maksatlara ve manalaradır, lafızlara ve kalıplara değildir." Bu alt kaide, Ders 17.6'da gördüğün şekil ve öz tartışmasıyla doğrudan ilgilidir: bir akdi değerlendirirken tarafların kullandığı kelimelerden çok, akitle neyin amaçlandığına bakılır.

İkinci kaide: yakîn şekle ortadan kalkmaz. Mecelle'nin dördüncü maddesi, "Şek ile yakîn zail olmaz" der. Bu kaidenin dayanağı, namazda abdestinin bozulup bozulmadığından şüphe eden kişiye, bir ses duymadıkça ya da bir koku almadıkça namazdan ayrılmamasını söyleyen, Buhârî ve Müslim'de geçen hadistir. Ders 10.6'da gördüğün istishâb ilkesi bu kaidenin fıkıhtaki ifadesidir. Mecelle'nin beşinci maddesi bunu bir alt kaideyle tamamlar: "Bir şeyin bulunduğu hal üzere kalması asıldır." Bu kaide, borçlar hukukunda da işler: bir borcun varlığı kesin olarak biliniyorsa, ödendiği ispat edilmedikçe borç devam ediyor sayılır.

Üçüncü kaide: meşakkat kolaylık getirir. Ders 15.4'te oruç ayetlerindeki "Allah size kolaylık ister, zorluk istemez" ifadesinin Mecelle'nin on yedinci maddesinde "Meşakkat teysiri celbeder" diye kaideleştiğini görmüştün. Bu kaide, fıkıhtaki ruhsatların büyük bir kısmını açıklar: yolculukta namazın kısaltılması, hastalıkta oruç tutmama izni, su bulunamadığında teyemmüm. Kaidenin bir sınırı vardır: kastedilen, olağan zorluk değil, olağanın ötesindeki meşakkattir. Namaz kılmanın ya da oruç tutmanın kendisindeki zahmet, bir ruhsat sebebi değildir; ruhsat, ibadetin normal ölçüsünü aşan bir zorlukta devreye girer.

Dördüncü kaide: zarar giderilir. Mecelle'nin yirminci maddesi "Zarar izale olunur" der. Bu kaidenin dayanağı, Muvatta' ve İbn Mâce'de geçen "Zarar vermek de zarara zararla karşılık vermek de yoktur" anlamındaki hadistir; Mecelle bu hadisi on dokuzuncu madde olarak kaydeder. Bu kaideden pek çok alt kaide türer. Mecelle'nin yirmi birinci maddesi "Zaruretler memnu olan şeyleri mubah kılar" der: açlıktan ölmek üzere olan kişi, normalde haram olan bir yiyecekle hayatını kurtarabilir. Yirmi ikinci madde ise hemen bir sınır koyar: "Zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur." Yani zaruret hâlinde bile yalnız ihtiyaç kadarına izin verilir. Otuzuncu madde ise "Def-i mefâsid celb-i menâfiden evlâdır" der: bir işte hem fayda hem zarar varsa ve zarar ağır basıyorsa, zararı önlemek öne alınır.

Beşinci kaide: âdet hakemdir. Mecelle'nin otuz altıncı maddesi "Âdet muhakkemdir" der; Ders 10.6'da bu kaideyi örf bahsinde görmüştün. Bu kaide, nasların açıkça belirlemediği konularda toplumun yerleşik uygulamasının hükme esas alınabileceğini ifade eder. Bir kira sözleşmesinde tamir masraflarının kime ait olduğu, bir satışta teslimatın nasıl yapılacağı gibi konularda, taraflar bir şey kararlaştırmamışsa örfe başvurulur. Mecelle'nin otuz dokuzuncu maddesi de "Ezmanın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz" der. Ders 10.6'da gördüğün gibi bu madde, örfe dayanan hükümlerin zamanla değişebileceğini, ama nasla sabit hükümlerin değişmeyeceğini ifade eder.

Kaidelerin birbirini sınırlaması. Kaideler tek başına değil, birbirleriyle birlikte işler ve çoğu zaman birbirini sınırlar. Zarar kaidesinin alt kaideleri bunun en açık örneğidir. Mecelle'nin ilgili maddeleri, genel bir zararı önlemek için özel bir zararın göze alınabileceğini ve daha ağır bir zararın daha hafif bir zararla giderileceğini söyler. Böylece "zarar giderilir" ilkesi, hangi zararın önce giderileceğini belirleyen bir öncelik sırasına dönüşür. Bir şehirde yol genişletmek için bir kişinin arazisinin bedeli ödenerek kamulaştırılması, genel zararı önlemek için özel bir zararın göze alınmasına örnek olarak gösterilir. Aynı şekilde "meşakkat kolaylık getirir" kaidesi, "zaruret kendi miktarınca takdir olunur" kaidesiyle sınırlanır: kolaylık sınırsız değildir. Bir kaideyi uygularken, onu sınırlayan öteki kaideleri de hesaba katmak gerekir.

Mecelle'nin hazırlanışı. Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, Osmanlı Devleti'nde Tanzimat döneminde, yeni kurulan mahkemelerde uygulanacak bir medeni hukuk metni ihtiyacıyla hazırlanmıştır. Bu dönemde bir Avrupa medeni kanununun tercüme edilerek alınması da tartışılmış, sonunda Hanefî fıkhına dayanan bir metnin hazırlanması tercih edilmiştir. Hazırlık, Ahmed Cevdet Paşa başkanlığında kurulan bir heyet tarafından yürütülmüş ve eser 1869 ile 1876 yılları arasında kitaplar hâlinde yayımlanmıştır. Mecelle, on altı kitap ve 1851 maddeden oluşur. İlk madde fıkhın tarifini verir; ikinci maddeden yüzüncü maddeye kadar olan kısım ise küllî kaidelerdir. Bu kaideler, büyük ölçüde İbn Nüceym'in eseri gibi Hanefî kaide literatürüne dayanır.

Cevdet Paşa'nın rolü. Ahmed Cevdet Paşa, medrese eğitimi almış bir âlim, bir tarihçi ve bir devlet adamıydı. Mecelle heyetinin başkanı olarak hem metnin fıkhî doğruluğunu hem de modern bir kanun metni gibi düzenli ve maddeler hâlinde yazılmasını sağlamıştır. Mecelle'nin önemli bir özelliği, Hanefî mezhebi içinde bazen zâhirü'r-rivâye görüşü yerine, zamanın ihtiyacına daha uygun gördüğü başka bir görüşü tercih etmesidir; Ders 17.2'de gördüğün mezhep içi tercih geleneği burada bir yasama tekniğine dönüşür. Mecelle, Türkiye'de 1926'da yürürlükten kalkmıştır, ama bazı Ortadoğu ülkelerinde uzun süre uygulanmaya devam etmiştir. Küllî kaideleri ise bugün de fıkıh öğretiminde temel bir metin olarak okunmaktadır.

Örnekler

  • Basit: Bir talebe, namaz kılarken abdestinin bozulup bozulmadığından şüphe eder ve namazı bozmayı düşünür. Hocası ona Mecelle'nin dördüncü maddesini, "Şek ile yakîn zail olmaz" kaidesini ve bu kaidenin dayandığı hadisi hatırlatır. Talebe, abdest aldığından emin olduğu için, abdestinin bozulduğundan emin olmadıkça abdestli sayılacağını ve namazına devam edebileceğini öğrenir.
  • Orta: Bir çalışma grubu, bir apartman yönetiminin, bir dairenin sahibinin binanın ortak alanına zarar veren bir değişiklik yapmasını engelleyip engelleyemeyeceğini tartışır. Grup, "Zarar izale olunur" kaidesini ve bir zararın daha büyük bir zararla giderilemeyeceğini bildiren alt kaideleri uygular. Ardından apartman sakinlerinin genel yararının bir kişinin özel yararına tercih edilmesinin hangi kaideyle ifade edildiğini tartışır ve kaidelerin birbirini nasıl sınırladığını görür.
  • Gerçek hayat: Bir arkadaşın, iş yerinde yazılı bir kural bulunmayan bir konuda, örneğin mesai dışında gelen e-postalara cevap verme yükümlülüğü konusunda ne yapılması gerektiğini sorar. Sen ona "Âdet muhakkemdir" kaidesini anlatırsın: taraflar bir şey kararlaştırmamışsa, iş yerindeki yerleşik uygulamaya bakılır. Ama bu uygulamanın bir hakkı çiğneyip çiğnemediğini de sormak gerektiğini, çünkü fâsid bir örfün dikkate alınmadığını hatırlatırsın.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Mecelle'nin küllî kaidelerinden on kaide seç ve her birini güncel bir örnek olayla açıkla. Seçtiğin kaidelerin en az beşi, bu derste gördüğün beş küllî kaideden ya da onların alt kaidelerinden olsun; öteki beşini Mecelle'nin ikinci ile yüzüncü maddeleri arasından kendin seç. Her kaide için bir tablo satırı hazırla. Satırda şunlar olsun: kaidenin Mecelle'deki madde numarası ve metni, kaidenin sade Türkçeyle bir cümlelik açıklaması, kaidenin dayandığı ayet ya da hadis biliniyorsa kaynağıyla, kaidenin bağlı olduğu beş küllî kaideden hangisi olduğu ve güncel bir örnek olay. Örnek olaylarını farklı alanlardan seç: ibadet, alışveriş, kira, aile, iş hayatı ve komşuluk gibi. Son olarak on kaideden birinin bir istisnasını bul ve kaidenin aglebî niteliğini bu istisnayla iki cümleyle açıkla. Hedef: Mecelle'nin küllî kaidelerini anlamları, dayanakları ve güncel örnekleriyle açıklayabilmek ve fıkıh kaidelerinin genel ama istisnalı niteliğini gösterebilmek.

Mini test

  1. Fıkıh kaidesi nedir ve neden çoğu zaman aglebî olarak nitelendirilir?
  2. Fıkıh kaidesi ile fıkıh usulü kaidesi arasındaki fark nedir?
  3. Beş küllî kaide hangileridir?
  4. "Zaruretler memnu olan şeyleri mubah kılar" kaidesinin sınırını hangi kaide belirler?
  5. Mecelle nasıl hazırlanmıştır ve yapısı nasıldır?
Cevapları göster
  1. Pek çok fıkıh meselesinin hükmünü kapsayan kısa ve genel bir hüküm cümlesidir. Durumların büyük çoğunluğunu kapsar ama istisnaları vardır; bu yüzden aglebîdir.
  2. Usul kaidesi delillerden hüküm çıkarmanın yolunu gösterir ve müctehidin aracıdır. Fıkıh kaidesi ise çıkarılmış hükümlerden süzülür ve benzer meseleleri ortak bir ilkede toplar.
  3. İşler maksatlarına göredir; yakîn şekle ortadan kalkmaz; meşakkat kolaylık getirir; zarar giderilir; âdet hakemdir.
  4. Mecelle'nin yirmi ikinci maddesindeki "Zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur" kaidesi. Zaruret hâlinde yalnız ihtiyaç kadarına izin verilir.
  5. Tanzimat döneminde, yeni mahkemeler için Ahmed Cevdet Paşa başkanlığındaki bir heyet tarafından Hanefî fıkhına dayanarak hazırlanmış ve 1869–1876 arasında yayımlanmıştır. On altı kitap ve 1851 maddeden oluşur; ilk madde fıkhın tarifini, ikinci ile yüzüncü maddeler küllî kaideleri verir.

Özet

  • Fıkıh kaidesi, pek çok meselenin hükmünü kısa ve genel bir cümlede toplar; çoğu zaman aglebîdir ve istisnaları vardır.
  • Usul kaidesi delilden hükme, fıkıh kaidesi hükümlerden ilkeye giden yolu gösterir.
  • Kaide literatürü Kerhî ve Debûsî ile başlar, Karâfî'nin el-Furûk'u ve Suyûtî ile İbn Nüceym'in el-Eşbâh ve'n-nezâir'leriyle olgunlaşır.
  • Beş küllî kaide, niyet, yakîn, meşakkat, zarar ve âdet ilkeleridir; alt kaideler bunları genişletir ve sınırlar.
  • Mecelle, Cevdet Paşa başkanlığında Hanefî fıkhına dayanarak hazırlanmış ve küllî kaideleri ilk yüz maddesinde toplamıştır.

Sonraki derse hazırlık

Ders 18.1'de yeni bir modüle, Klasik Kelam Metinleri modülüne geçiyor ve Akâid-i Nesefiyye'yi terim terim açıyoruz. Hazırlık: Ders 14.5'te Akâid-i Nesefiyye'nin ilk cümlesini ve kelam terimlerini görmüştün; o dersteki notlarına bak. Ardından metnin ilk cümlesini, eşyanın hakikatlerinin sabit olduğunu bildiren cümleyi yeniden oku ve bu cümlenin kimlere karşı söylenmiş olabileceğini bir cümleyle tahmin et. Son olarak metnin bilginin sebeplerini sayan kısmını bul ve bu sebepleri bir liste hâlinde yaz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Müfredattaki ders planı — 17.8

Fıkıh kaidesinin tanımı, fıkıh usulü kaidesinden farkı ve kaidelerin tarihi (Kerhî'nin Usûl'ü, Debûsî'nin Te'sîsü'n-nazar'ı, İbn Nüceym'in ve Suyûtî'nin el-Eşbâh ve'n-nezâir'leri) anlatılır. Beş küllî kaide ve bunlardan türeyen alt kaideler (ed-darûrâtü tübîhu'l-mahzûrât; ed-darûretü tukaddaru bi-kaderihâ; der'ü'l-mefâsid evlâ min celbi'l-mesâlih) Mecelle'nin ilgili maddeleriyle birlikte işlenir. Mecelle'nin hazırlanış süreci ve Ahmed Cevdet Paşa'nın rolü tanıtılır. Uygulama: on kaideyi birer güncel örnek olayla açıklamak.