İçeriğe geç

Ders 17.5 · Seviye 3 · Mukayeseli Fıkıh

İbadet ihtilafları

1.939 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma

Giriş

Hazırlıkta Nisâ suresinin 43. ayetini ve Mâide suresinin 6. ayetini mealiyle okudun ve iki ayette de geçen, kadınlara dokunmayla ilgili ifadeyi buldun. Bu ifadenin iki farklı anlamda anlaşılabileceğini düşündün: yalnız el ile dokunmak mı, yoksa cinsel ilişki mi? Ardından her iki anlamın abdestin bozulması meselesinde nasıl farklı sonuçlar doğuracağını yazdın. Muhtemelen şunu fark ettin: ifade el ile dokunma olarak anlaşılırsa, bir kadına dokunmak abdesti bozar; cinsel ilişki olarak anlaşılırsa, yalnız dokunmak abdesti bozmaz. Belki bu derste kullandığımız Diyanet mealinin ifadeyi "kadınlara yaklaşmışsanız" diye çevirdiğini de gördün ve bu çevirinin hangi anlamı tercih ettiğini sordun. Bu gözlem, bu dersin yöntemini özetler: bir ihtilafın sebebini bulmak, çoğu zaman bir kelimenin, bir rivayetin ya da bir usul ilkesinin nasıl anlaşıldığını bulmaktır. Ders 17.2, 17.3 ve 17.4'te dört mezhebin usulünü gördün. Bu derste o usullerin ibadet meselelerinde nasıl sonuçlar doğurduğunu inceleyeceğiz. Önce İbn Rüşd'ün Bidâyetü'l-müctehid'indeki yöntemi tanıyacaksın. Sonra bu yöntemi yedi mesele üzerinde uygulayacak ve her meselede ihtilafın kaynağını belirleyeceksin.

Ana anlatım

İbn Rüşd ve Bidâyetü'l-müctehid. Endülüslü âlim İbn Rüşd, Kurtuba kadılığı yapmış bir Mâlikî fakih ve aynı zamanda bir filozoftur. Ders 11.5'te onu inayet deliliyle anmıştık; burada onu bir fakih olarak tanıyacaksın. Bidâyetü'l-müctehid ve nihâyetü'l-muktesid adlı eseri, mezheplerin görüşlerini aktarmakla yetinmez; her meselede âlimlerin neden farklı düşündüğünü, yani ihtilafın sebebini gösterir. Eserin adı da bu amacı yansıtır: müctehid olmak isteyenin başlangıcı ve orta yolda olanın sonu. İbn Rüşd, talebeye mezheplerin hükümlerini ezberletmek yerine, o hükümlere nasıl varıldığını gösterir ve böylece onu kendi başına düşünebilecek bir fakih olmaya hazırlar.

Yöntemin üç adımı. İbn Rüşd her meseleyi üç adımda ele alır. Önce meselenin ne olduğunu ve âlimlerin hangi noktada birleştiğini belirtir: "âlimler şu konuda ittifak etmişlerdir." Ardından ihtilaf edilen noktayı ve görüşleri sıralar: "şu konuda ise ihtilaf etmişlerdir; bir kısmı şöyle, bir kısmı böyle demiştir." Son olarak ihtilafın sebebini açıklar: "ihtilaflarının sebebi şudur." Bu sebep çoğu zaman üç türden birine girer. Birincisi lafzî sebeptir: bir kelimenin birden fazla anlama gelmesi ya da bir edatın ne ifade ettiğinin tartışmalı olması. İkincisi rivayet farkıdır: bir hadisin bir âlime ulaşıp ötekine ulaşmaması ya da sıhhatinin farklı değerlendirilmesi. Üçüncüsü usul farkıdır: aynı delillerin, Ders 17.2 ve 17.3'te gördüğün gibi farklı usul ilkeleriyle değerlendirilmesi.

Birinci mesele: abdestte niyet. Âlimler abdestin namazın şartı olduğunda birleşir, ama abdestte niyetin gerekli olup olmadığında ayrılır. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîlere göre niyet abdestin farzıdır; Hanefîlere göre ise sünnettir. Ders 16.3'te niyet hadisinin şerhlerinde bu tartışmayı görmüştün. İbn Rüşd bu ihtilafın sebebini şöyle açıklar: abdest, namaz ve oruç gibi yalnız ibadet olan bir amel midir, yoksa necaseti gidermek gibi anlamı akılla kavranabilen bir temizlik midir? Yalnız ibadet olan amellerde niyet gerekir; anlamı akılla kavranabilen temizliklerde ise gerekmez, çünkü necaseti gidermek için niyet şart değildir. Abdest iki yönü de taşıdığı için âlimler onu farklı yöne çekmiştir. Bu ihtilaf, bir amelin niteliğinin nasıl belirlendiğine dair bir usul farkıdır.

İkinci mesele: abdestte tertip. Âlimler abdest organlarının yıkanmasında ayetteki sırayı izlemenin gerekli olup olmadığında da ayrılır. Şâfiî ve Hanbelîlere göre tertip farzdır; Hanefî ve Mâlikîlere göre ise sünnettir. İhtilafın iki sebebi vardır. Birincisi lafzîdir: Mâide suresinin 6. ayetinde organlar "ve" bağlacıyla sıralanır ve Arapçada bu bağlacın sıralama mı, yoksa yalnız bir araya getirme mi ifade ettiği tartışmalıdır. Ders 13.7'de harflerin anlamlarını görmüştün; burada bir harfin anlamı bir hükmü doğrudan etkiler. İkincisi usul farkıdır: Resûlullah'ın abdesti her zaman bu sırayla aldığının bilinmesi, Ders 10.3'te gördüğün fiillerin tasnifine göre bir farziyet mi, yoksa bir sünnet mi ifade eder?

Üçüncü mesele: kadına dokunmak. Hazırlıkta incelediğin mesele burada yer alır. Hanefîlere göre bir kadına dokunmak abdesti bozmaz. Şâfiîlere göre ise evlenilmesi helal olan bir kadına perdesiz dokunmak abdesti bozar. Mâlikî ve Hanbelîler ise şehvetle yapılan dokunmanın abdesti bozduğunu söyler. İhtilafın ilk sebebi lafzîdir: Nisâ suresinin 43. ayetindeki ifadenin anlamı sahabe döneminden beri tartışılmıştır. İbn Abbâs bu ifadenin cinsel ilişkiyi kastettiğini, İbn Ömer ve İbn Mes'ûd ise el ile dokunmayı kastettiğini söylemiştir. İkinci sebep rivayet farkıdır: Buhârî'de Hz. Âişe'nin, Resûlullah namaz kılarken secdeye vardığında onun ayaklarına dokunduğunu anlatan rivayeti vardır. Hanefîler bu rivayeti dokunmanın abdesti bozmadığına delil sayar; öbür mezhepler ise onu farklı yorumlar. Diyanet mealinin "yaklaşmışsanız" çevirisi, bu tartışmada bir tercihi yansıtır.

Dördüncü mesele: besmelenin cehri. Âlimler namazda Fâtiha'dan önce besmelenin okunup okunmayacağında ve okunursa sesli mi sessiz mi okunacağında ayrılır. Şâfiîlere göre besmele Fâtiha'nın bir ayetidir ve sesli okunan namazlarda sesli okunur. Hanefî ve Hanbelîlere göre besmele okunur ama sessiz okunur. Mâlikîlere göre ise farz namazlarda Fâtiha'dan önce besmele okunmaz. İhtilafın bir sebebi, besmelenin Fâtiha'nın bir ayeti olup olmadığıdır; Ders 14.8'de Fâtiha'nın ayet sayımındaki farkın besmelenin ayet sayılıp sayılmamasıyla ilgili olduğunu görmüştün. Öteki sebep rivayet farkıdır: Müslim'de, Enes'in Resûlullah'ın, Ebû Bekir'in, Ömer'in ve Osman'ın arkasında namaz kıldığını ve besmeleyi açıktan okuyan birini duymadığını anlatan bir rivayet vardır; besmelenin sesli okunduğunu bildiren başka rivayetler de vardır. Âlimler bu rivayetlerin sıhhatini ve anlamını farklı değerlendirmiştir.

Beşinci mesele: imamın arkasında Fâtiha. Âlimler cemaatle kılınan namazda, imamın arkasındaki kişinin Fâtiha okuyup okumayacağında ayrılır. Hanefîlere göre imamın arkasında okunmaz. Şâfiîlere göre her namazda okunur. Mâlikî ve Hanbelîlere göre imamın sesli okuduğu namazlarda okunmaz, sessiz okuduğu namazlarda okunur. İhtilafın sebebi, birbiriyle çelişir görünen delillerdir. Bir yanda A'râf suresinin 204. ayeti vardır: "Kuran okunduğu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merhamet olunasınız." Öbür yanda Ders 17.2 ve 17.3'te gördüğün "Fâtiha'yı okumayanın namazı yoktur" hadisi vardır. Hanefîler ayeti ve imamın kıraatinin cemaatin kıraati sayıldığını bildiren rivayeti esas alır. Şâfiîler hadisin genelliğini esas alır. Mâlikî ve Hanbelîler ise iki delili birleştirir: ayet sesli okunan namazda dinlemeyi emreder, hadis ise sessiz okunan namazda uygulanır. Ders 16.6'da gördüğün cem' yolu burada iş başındadır.

Altıncı mesele: vitir namazı. Âlimler vitir namazının hükmünde ayrılır. Ebû Hanîfe'ye göre vitir vâciptir; talebeleri Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile öbür mezheplere göre ise müekked bir sünnettir. Ders 10.1'de Hanefî hüküm tablosunda vitrin vâcip sayıldığını görmüştün. İhtilafın sebebi rivayetlerin farklı değerlendirilmesidir. Bir yanda "Vitir haktır" ve "Allah size bir namaz ekledi" anlamındaki rivayetler vardır; Ebû Hanîfe bunlardan vitrin vâcip olduğu sonucunu çıkarır. Öbür yanda Buhârî ve Müslim'de, bir bedevinin beş vakit namazdan başka bir yükümlülüğü olup olmadığını sorduğu ve Resûlullah'ın "Hayır, gönüllü kılman hariç" dediği hadis vardır. Cumhur bu hadisi, beş vakit dışında farz ya da vâcip bir namaz bulunmadığının delili sayar. Bu mesele, mezhep içinde de ihtilaf olabileceğini gösterir: Hanefî mezhebinde imam ile iki talebesi burada ayrılmıştır.

Yedinci mesele: yolculuk namazı. Âlimler yolculukta dört rekâtlı namazların iki rekât kılındığında birleşir, ama bunun hükmünde, mesafesinde ve süresinde ayrılır. Hanefîlere göre kısaltma bir ruhsat değil, azîmettir: yolcu dört rekâtlı namazı iki rekât kılmak zorundadır. Cumhura göre ise bir ruhsattır ve yolcu dört rekât da kılabilir. İhtilafın sebebi delillerin farklı değerlendirilmesidir. Nisâ suresinin 101. ayeti "namazı kısaltmanızda size bir sorumluluk yoktur" der; bu ifade bir izin, yani ruhsat anlamına gelir. Öbür yanda Hz. Âişe'nin, namazın ilk olarak ikişer rekât farz kılındığını, yolculuk namazının böyle bırakıldığını ve hazar namazına ekleme yapıldığını anlatan rivayeti vardır; Hanefîler bu rivayete dayanır. Ders 15.4'te gördüğün gibi yolculuğun mesafesi konusunda da Hanefîler üç günlük yolu, cumhur ise dört berîdlik mesafeyi esas alır. Bir yerde kalma niyetiyle yolculuğun sona ermesi için gereken süre konusunda da mezhepler farklı ölçüler koyar: Hanefîler on beş gün, Mâlikî ve Şâfiîler dört gün gibi ölçüler zikreder.

Sebeplerin haritası. Bu yedi meseleyi bir arada düşündüğünde, ihtilaf sebeplerinin bir haritası ortaya çıkar. Tertip ve kadına dokunma meselelerinde bir kelimenin ya da bir harfin anlamı belirleyicidir. Besmele ve vitir meselelerinde rivayetlerin sıhhati ve anlamı belirleyicidir. Abdestte niyet ve yolculuk namazının hükmü meselelerinde ise bir amelin niteliği ve delillerin sıralanması, yani usul belirleyicidir. İmamın arkasında Fâtiha meselesinde ise çelişir görünen deliller ve onları uzlaştırma yolu belirleyicidir. Çoğu meselede birden fazla sebep iç içedir. Bir meselenin ihtilaf sebebini doğru tespit etmek, o meseledeki farklı görüşlere saygıyı da kolaylaştırır: her görüşün bir delile ve bir gerekçeye dayandığını görürsün.

İhtilafın edebi. Bu meseleler, günlük ibadet hayatında sıkça karşılaşılan farklılıklardır. İmamın arkasında Fâtiha okuyan ile okumayan, besmeleyi sesli okuyan ile sessiz okuyan, aynı camide yan yana namaz kılabilir. İbn Rüşd'ün yöntemi, bu farklılıkları birer çatışma değil, farklı delil okumalarının sonucu olarak görmeyi öğretir. Modülün son dersinde edebü'l-ihtilâfı, yani ihtilafın edebini ayrıca işleyeceğiz; ama bu derste bile şunu görebilirsin: bir meselenin ihtilaf sebebini bilen kişi, kendi mezhebinin görüşüne bağlı kalırken öteki görüşü de ciddiye alır.

Örnekler

  • Basit: Bir talebe, Şâfiî bir arkadaşının bir kadınla tokalaştıktan sonra abdestini tazelediğini görür ve bunun gereksiz olduğunu düşünür. Hocası ona Nisâ suresinin 43. ayetindeki ifadenin iki anlamını ve sahabenin bu konudaki farklı görüşlerini anlatır. Talebe, arkadaşının davranışının bir abartı değil, bir delil okumasının sonucu olduğunu görür.
  • Orta: Bir çalışma grubu, imamın arkasında Fâtiha meselesini İbn Rüşd yöntemiyle bir tabloya döker. Grup, Hanefî, Şâfiî ve Mâlikî-Hanbelî görüşlerini, her birinin dayandığı delili ve ihtilaf sebebini yan yana yazar. Ardından Mâlikî ve Hanbelî görüşün iki delili birleştiren bir cem' örneği olduğunu tespit eder ve bu çözümün Ders 16.6'daki yollarla ilişkisini tartışır.
  • Gerçek hayat: Bir arkadaşın, iki haftalık bir iş seyahatinde namazlarını kısaltıp kısaltmayacağını sorar. Sen ona mezheplerin yolculuğun süresi konusunda farklı ölçüler koyduğunu anlatırsın: Hanefîlere göre on beş günden az kalma niyetiyle yolcu sayılmaya devam edilir, Mâlikî ve Şâfiîlere göre ise dört günlük bir kalma niyeti yolculuğu sona erdirir. Hangi mezhebe uyduğunu sorar ve kesin bir cevap için güvendiği bir hocaya danışmasını önerirsin.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Bu derste gördüğün yedi meseleden ikisini seç ve her birini İbn Rüşd'ün yöntemiyle bir tabloya dök. Her tablonun dört satırı olsun. Birinci satırda meseleyi ve âlimlerin ittifak ettiği noktayı yaz. İkinci satırda ihtilaf edilen noktayı ve dört mezhebin görüşlerini sırala; mezhep içinde farklı görüşler varsa onları da belirt. Üçüncü satırda her görüşün dayandığı delili, bir ayet, hadis ya da usul ilkesi olarak, kaynağıyla yaz. Dördüncü satırda ihtilafın sebebini belirt ve bu sebebin lafzî mi, rivayet farkı mı, usul farkı mı olduğunu gerekçesiyle açıkla; birden fazla sebep varsa hepsini yaz. Mümkünse görüşleri bir mukayeseli fıkıh kaynağından, İbn Rüşd'ün Bidâyetü'l-müctehid'inden ya da bir ilmihalden doğrula. Son olarak iki meseleden hangisinde ihtilaf sebebini tespit etmenin daha zor olduğunu ve bunun nedenini iki cümleyle yaz. Hedef: İbadet meselelerinde mezheplerin görüşlerini delilleriyle karşılaştırabilmek ve ihtilaf sebebini lafız, rivayet ve usul türlerine göre gerekçeli olarak tespit edebilmek.

Mini test

  1. İbn Rüşd'ün Bidâyetü'l-müctehid'deki yöntemi hangi üç adımdan oluşur?
  2. Abdestte niyet meselesinde ihtilafın sebebi nedir?
  3. Kadına dokunmanın abdesti bozması meselesinde ihtilafın lafzî ve rivayet kaynaklı sebepleri nelerdir?
  4. İmamın arkasında Fâtiha okuma meselesinde mezhepler nasıl ayrılır?
  5. Yolculuk namazında Hanefîler ile cumhur, kısaltmanın hükmünde nasıl ayrılır ve neye dayanırlar?
Cevapları göster
  1. Âlimlerin ittifak ettiği noktayı belirtmek, ihtilaf edilen noktayı ve görüşleri sıralamak ve ihtilafın sebebini açıklamak.
  2. Abdestin yalnız ibadet olan bir amel mi, yoksa necaseti gidermek gibi anlamı akılla kavranabilen bir temizlik mi olduğu. İbadet sayılırsa niyet gerekir, temizlik sayılırsa gerekmez.
  3. Lafzî sebep, Nisâ 43'teki ifadenin el ile dokunma mı cinsel ilişki mi olduğudur. Rivayet kaynaklı sebep, Hz. Âişe'nin namaz kılan Resûlullah'ın ayaklarına dokunduğunu anlatan rivayetin farklı değerlendirilmesidir.
  4. Hanefîlere göre imamın arkasında okunmaz, Şâfiîlere göre her namazda okunur, Mâlikî ve Hanbelîlere göre sesli okunan namazlarda okunmaz, sessiz okunanlarda okunur.
  5. Hanefîlere göre kısaltma azîmettir ve dört rekât kılınamaz; Hz. Âişe'nin rivayetine dayanırlar. Cumhura göre ruhsattır; Nisâ 101'deki "sorumluluk yoktur" ifadesine dayanırlar.

Özet

  • İbn Rüşd'ün Bidâyetü'l-müctehid'i her meselede ittifakı, ihtilafı ve ihtilafın sebebini göstererek talebeyi düşünmeye hazırlar.
  • İhtilaf sebepleri lafzî, rivayet farkı ve usul farkı olarak üç türe ayrılır; çoğu meselede iç içedir.
  • Abdestte niyet ve tertip, kadına dokunma, besmelenin cehri, imam arkasında Fâtiha, vitir ve yolculuk namazı meselelerinde her mezhep bir delile ve gerekçeye dayanır.
  • Bazı ihtilaflar mezhep içinde de vardır; vitir meselesinde Ebû Hanîfe talebelerinden ayrılır.
  • İhtilaf sebebini bilmek, farklı görüşlere ilmî gerekçeyle saygı göstermeyi mümkün kılar.

Sonraki derse hazırlık

Ders 17.6'da muamelat konularına, alışveriş ve faiz meselelerine geçeceğiz. Hazırlık: Ders 10.5'te altı mal hadisini ve mezheplerin bu hadisteki illet tespitlerini görmüştün: Hanefîlerin ölçü ve tartıyı, Şâfiîlerin para oluşu ve yiyecek oluşu, Mâlikîlerin ise temel gıda oluşu illet saydığını. Bu illetleri hatırla ve her birine göre pirincin faiz yasağına girip girmediğini yaz. Ardından Ders 17.4'te gördüğün, vadeli satıp daha ucuza peşin geri alma işlemini hatırla ve bu işlemin neden faize benzetildiğini bir cümleyle açıkla.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Müfredattaki ders planı — 17.5

İbn Rüşd'ün Bidâyetü'l-müctehid'indeki yöntem (meselenin tespiti, görüşler, ihtilaf sebebi) örnek alınarak ibadetlerden seçilmiş meseleler işlenir: abdestte niyet ve tertip, kadına dokunmanın abdesti bozması, namazda besmelenin cehri, imamın arkasında Fâtiha okuma, vitir namazının hükmü, yolculukta kasr mesafesi ve süresi. Her meselede ihtilafın lafzî, rivayet farkı veya usul kaynaklı olduğu gösterilir. Uygulama: iki meseleyi İbn Rüşd yöntemiyle (görüş-delil-ihtilaf sebebi) tablolaştırmak.