Giriş
Hazırlıkta ayakta su içme konusundaki hadisleri aradın. Bir yanda ayakta su içmeyi yasaklayan rivayetleri, öbür yanda Resûlullah'ın ayakta su içtiğini bildiren rivayetleri buldun ve her birinin hangi kitapta ve hangi sahabiden geldiğini not ettin. Ardından iki grubun birlikte nasıl anlaşılabileceği hakkında bir öneri yazdın ve Ders 8.6'da gördüğün nesih kavramını hatırlayarak bu örnekte nesih iddiasının mümkün olup olmadığını düşündün. Muhtemelen ilk tepkin "iki rivayetten biri yanlış olmalı" oldu. Sonra her iki grubun da sahih kaynaklarda bulunduğunu görünce bu tepkiyi gözden geçirdin. Belki yasağın kesin bir haram değil, bir edep olduğunu, fiilin ise caizliği göstermek için yapıldığını önerdin. Bu öneri, bu dersin konusu olan ilmin ilk yolunun ta kendisidir. Görünüşte çelişen hadisleri uzlaştıran ilme muhtelifü'l-hadîs denir. Bu derste önce ilmin tanımını ve temel eserlerini göreceksin. Sonra dört çözüm yolunu, yani cem', nesih, tercih ve tevakkufu öğreneceksin. Bu yolları iki klasik örnek üzerinde uygulayacaksın: ayakta su içme ve ateşin dokunduğu şeyden abdest. Son olarak Hanefîlerle Şâfiîlerin bu yolların sırası konusundaki farkını tartışacağız.
Ana anlatım
Tanım. Muhtelifü'l-hadîs, anlamları birbiriyle çelişir görünen iki ya da daha fazla makbul hadisi inceleyen ve aralarındaki çelişkiyi gideren ilimdir. Tanımdaki iki kelime önemlidir. Birincisi "makbul": zayıf ya da uydurma bir rivayet sahih bir hadisle çelişiyorsa, burada bir muhtelif meselesi yoktur; zayıf olan zaten delil değildir. İkincisi "görünen": âlimlere göre sahih hadisler arasında gerçek bir çelişki bulunamaz, çünkü hepsi aynı kaynaktan gelir. Çelişki, ya bizim anlayışımızdan, ya hadislerin farklı durumlarla ilgili olmasından, ya da birinin ötekinden sonra gelip onu kaldırmasından doğar. Bu ilmin işi, bu sebeplerden hangisinin geçerli olduğunu bulmaktır.
Muhtelif ve müşkil. Bu ilme yakın bir kavram da müşkilü'l-hadîstir. Muhtelif, iki hadisin birbiriyle çeliştiği durumu anlatır. Müşkil ise daha geniş bir kavramdır: bir hadisin bir ayetle, akılla, tarihî bir olguyla ya da duyularla bildiğimiz bir şeyle çelişir görünmesini de kapsar. Bir hadisin anlamı kapalı olduğu için anlaşılmakta zorlanılması da müşkil kapsamına girer. Muhtelif, müşkilin bir türüdür. Bu derste daha çok muhtelif üzerinde duracağız, ama yöntemlerin çoğu müşkil için de geçerlidir. Ders 16.7'de fıkhu'l-hadîsi işlerken hadisi Kur'an ve öteki hadislerle birlikte okumanın genel yöntemini göreceksin.
Şâfiî'nin İhtilâfü'l-hadîs'i. Bu alandaki ilk sistemli eser, İmam Şâfiî'nin (ö. 204/820) İhtilâfü'l-hadîs'idir. Ders 10.3'te Şâfiî'nin Risâle'sinde sünnetin Kur'an'la ilişkisini nasıl kurduğunu görmüştün. İhtilâfü'l-hadîs'te Şâfiî, çelişir görünen hadis gruplarını ele alır ve her biri için bir uzlaştırma, bir nesih ya da bir tercih önerir. Şâfiî'nin temel yaklaşımı şudur: iki hadisi birlikte uygulamak mümkün oldukça, ikisini de uygulamak birini bırakmaktan evladır. Bu ilke, sonraki muhtelif literatürünün temel kaidesi olmuştur.
İbn Kuteybe'nin Te'vîlü muhtelifi'l-hadîs'i. İkinci önemli eser İbn Kuteybe'nin (ö. 276/889) Te'vîlü muhtelifi'l-hadîs'idir. Bu eserin arka planı farklıdır: İbn Kuteybe, bazı kelamcıların ehl-i hadise yönelttiği eleştirilere cevap verir. Bu eleştirilere göre muhaddisler birbiriyle çelişen, akla ve Kur'an'a aykırı hadisler rivayet etmektedir. İbn Kuteybe bu iddiaları tek tek ele alır ve eleştirilen hadislerin nasıl anlaşılması gerektiğini gösterir. Bu yüzden eser, hem muhtelif hem de müşkil hadislerle ilgilenir. Ders 11.3'te gördüğün Mu'tezile ile ehl-i hadis arasındaki tartışma, bu eserin yazılmasının arka planıdır.
Tahâvî'nin Şerhu müşkili'l-âsâr'ı. Üçüncü önemli eser, Hanefî âlim Ebû Ca'fer et-Tahâvî'nin (ö. 321/933) Şerhu müşkili'l-âsâr'ıdır. Tahâvî bu büyük eserde, çelişir görünen ya da anlaşılması zor olan pek çok rivayeti senetleriyle toplar ve her biri için bir açıklama önerir. Tahâvî'nin bir başka eseri olan Şerhu meâni'l-âsâr ise fıkıh bablarına göre düzenlenmiştir ve her konuda çelişen rivayetleri ve mezheplerin görüşlerini karşılaştırır. Ders 11.4'te Akîdetü't-Tahâviyye'nin müellifi olarak da andığımız Tahâvî, bu iki eserle Hanefî mezhebinin hadisle ilişkisini güçlü biçimde savunmuştur.
Birinci yol: cem' ve te'lif. Çelişki giderme yollarının ilki, iki hadisi birlikte anlamanın yolunu bulmaktır; buna cem' ya da te'lif denir. Cem' birkaç biçimde yapılabilir. Biri, iki hadisin farklı durumlarla ilgili olduğunu göstermektir: biri bir hâle, öteki başka bir hâle aittir. Bir başkası, bir hadisteki emrin ya da nehyin derecesini belirlemektir: biri kesin bir yasak değil, bir edep ya da tavsiye bildiriyor olabilir. Bir diğeri, Ders 10.7'de gördüğün gibi, âmmı hâs ile, mutlakı mukayyed ile açıklamaktır. Cem'in üstünlüğü, iki hadisin ikisini de uygulamasıdır; hiçbir sahih hadis bırakılmaz. Ama cem' zorlama olmamalıdır: bir hadisi, lafzının taşımadığı bir anlama çekerek yapılan uzlaştırma, çözüm değil bir başka sorundur.
İkinci yol: nesih. Cem' mümkün değilse ve hangi hadisin daha sonra geldiği biliniyorsa, sonraki hadis öncekini neshetmiş sayılır. Ders 8.6'da neshin şartlarını ve nesih iddiasının ağırlığını görmüştün. Hadislerde nesih şu yollarla bilinir: Resûlullah'ın kendisinin açıkça söylemesi, bir sahabinin bir hükmün sonra geldiğini bildirmesi ya da iki hadisin tarihlerinin bilinmesi. Yalnız bir hadisin daha genç bir sahabiden gelmesi, onun daha sonra söylendiğini kanıtlamaz; çünkü genç bir sahabi eski bir olayı başka birinden duymuş olabilir. Nesih, bir hadisi tamamen uygulamadan kaldırdığı için, ancak sağlam bir delille iddia edilmelidir.
Üçüncü yol: tercih. Cem' mümkün değilse ve nesih bilinmiyorsa, iki hadisten birinin daha güçlü olduğu gösterilir ve o hadisle amel edilir; buna tercih denir. Tercih sebepleri çok çeşitlidir ve hadis usulü kitapları bunları uzun listeler hâlinde sayar. Bunların bir kısmı senetle ilgilidir: bir hadisin râvilerinin daha güvenilir ya da daha fakih olması, olaya bizzat şahit olan bir sahabiden gelmesi, daha çok tarîkle gelmesi gibi. Bir kısmı metinle ilgilidir: bir hadisin kavlî, ötekinin fiilî olması ya da bir hadisin hükmü daha açık ifade etmesi gibi. Bir kısmı ise dış unsurlarla ilgilidir: bir hadisin Kur'an'a ya da öteki hadislere daha uygun olması, sahabenin ameliyle desteklenmesi gibi. Tercih, zayıf görülen hadisi yalanlamaz; yalnız amelde öteki hadisi öne alır.
Dördüncü yol: tevakkuf. Bu üç yolun hiçbiri bir sonuç vermezse, âlim bir hüküm vermekten kaçınır ve daha fazla delil bulunana kadar bekler; buna tevakkuf denir. Tevakkuf bir başarısızlık değil, ilmî bir dürüstlüktür: bilinmeyeni bilinmiyor olarak kabul etmek, zorlama bir cem'den ya da gerekçesiz bir tercihten daha doğrudur. Pratikte âlimler tevakkufa nadiren varır, çünkü cem', nesih ya da tercihten biri çoğu zaman bir sonuç verir. Ama tevakkufun varlığı, bu ilmin her soruya mutlaka bir cevap üretmek zorunda olmadığını hatırlatır.
Birinci örnek: ayakta su içmek. Müslim, Enes'ten ve Ebû Hüreyre'den Resûlullah'ın ayakta su içmeyi yasakladığını bildiren rivayetleri nakleder. Öte yandan Buhârî ve Müslim, İbn Abbâs'tan Resûlullah'ın Zemzem'den ayakta içtiğini rivayet eder. Buhârî ayrıca Hz. Ali'nin ayakta su içtiğini ve Resûlullah'ı böyle yaparken gördüğünü söylediğini nakleder. Bu çelişki için âlimler farklı çözümler önermiştir. Bir kısmı nesih iddia etmiş, ama hangi hadisin sonra geldiği konusunda uzlaşamamıştır. Nevevî gibi âlimler ise cem' yolunu tercih eder: yasaktaki nehiy kesin bir haram değil, tenzîhî bir kerahet ve bir edep tavsiyesidir; Resûlullah'ın ayakta içmesi ise bunun caiz olduğunu göstermek içindir. Bu çözüm, iki grup rivayeti de uygular ve cem'in neden nesihten önce denendiğini gösterir.
İkinci örnek: ateşin dokunduğu şeyden abdest. Müslim, Zeyd b. Sâbit, Ebû Hüreyre ve Hz. Âişe'den "ateşin dokunduğu şeyden abdest alın" anlamında rivayetler nakleder. Öte yandan Buhârî ve Müslim, İbn Abbâs'tan Resûlullah'ın pişmiş bir et yediğini ve abdest almadan namaz kıldığını rivayet eder. Ebû Dâvûd ve Nesâî ise Câbir'den, Resûlullah'ın iki uygulamasından sonuncusunun ateşin dokunduğu şeyden abdest almamak olduğunu bildiren bir rivayet aktarır. Cumhur, Câbir'in bu rivayetine dayanarak nesih yolunu tercih eder: abdest emri önceydi, sonra kaldırıldı. Bazı âlimler ise cem' yolunu önerir: emirdeki abdest, sözlük anlamıyla elleri ve ağzı yıkamaktır. Hanbelîler ise deve eti yemenin abdesti bozduğunu bildiren ayrı bir sahih hadis bulunduğu için bu konuda ayrı bir hüküm verir. Bu örnek, aynı meselede farklı âlimlerin farklı yollara başvurabildiğini gösterir.
Yolların sırası: cumhur ve Hanefîler. Usul kitaplarında yaygın olarak aktarıldığına göre cumhur, özellikle Şâfiîler, yolları şu sırayla uygular: önce cem', sonra nesih, sonra tercih, son olarak tevakkuf. Gerekçe, Şâfiî'nin ilkesidir: iki delili birlikte uygulamak birini bırakmaktan evladır. Hanefîler ise farklı bir sıra izler: önce nesih, sonra tercih, sonra cem', son olarak iki delilin birbirini düşürdüğünü kabul edip bir alt delile geçmek. Hanefîlerin gerekçesi, tarih biliniyorsa sonraki hükmün öncekinin yerini aldığının açık olması ve zorlama cem'lerden kaçınmaktır. Bu fark, Ders 10.3'te gördüğün Hanefîlerin âhâd habere karşı daha temkinli tavrıyla da ilişkilidir. Pratikte iki taraf da her üç yolu kullanır; fark, bir çatışmada hangisine önce başvurulacağındadır.
Ders 10.3'e dönüş. Ders 10.3'te cinsel organa dokunmanın abdesti bozup bozmadığı meselesini görmüştün: Şâfiîler bozduğunu bildiren rivayetle amel eder, Hanefîler ise umûmü'l-belvâ ölçüsüyle bu rivayeti kuşkuyla karşılar. Bu meselede Hanefîlerin elinde, dokunmanın abdesti bozmadığını bildiren başka bir rivayet de vardır. Yani mesele, aynı zamanda bir muhtelif meselesidir. Şimdi o tartışmayı yeni bir gözle okuyabilirsin: her mezhep, iki rivayet arasında hangi yolu, cem'i mi, nesihi mi, tercihi mi, tercih ettiyse hangi gerekçeyle kullandı? Muhtelifü'l-hadîs, fıkıh ihtilaflarının arkasındaki hadis tartışmalarını görmeni sağlayan bir anahtardır.
Örnekler
- Basit: Bir talebe bir arkadaşının ayakta su içtiğini görür ve bunun haram olduğunu söyler. Hocası ona ayakta su içmeyi yasaklayan rivayetlerle Resûlullah'ın ayakta içtiğini bildiren rivayetleri birlikte gösterir. Nevevî gibi âlimlerin yasağı bir edep tavsiyesi, fiili ise caizliğin gösterilmesi olarak anladığını anlatır. Talebe, tek bir rivayete bakarak hüküm vermenin eksik olduğunu öğrenir.
- Orta: Bir çalışma grubu, ateşin dokunduğu şeyden abdest meselesini inceler. Grup, cumhurun Câbir'in rivayetine dayanarak nesih yolunu seçtiğini, bazı âlimlerin ise abdesti sözlük anlamıyla anlayarak cem' yaptığını tespit eder. Ardından iki çözümün sonuçlarını karşılaştırır: nesihte abdest emri tamamen kalkar, cem'de ise el ve ağız yıkamak tavsiye olarak kalır. Grup, yolun seçiminin sonucu nasıl etkilediğini görür.
- Gerçek hayat: Bir arkadaşın, internette "hadisler birbiriyle çelişiyor, bu yüzden güvenilmez" diye bir paylaşım görür. Sen ona muhtelifü'l-hadîs ilmini anlatırsın: muhaddislerin bu çelişkileri gizlemediğini, aksine onları toplayıp cem', nesih, tercih ve tevakkuf yollarıyla incelediğini gösterirsin. Ayakta su içme örneğiyle, görünen çelişkinin çoğu zaman farklı durumlardan ya da hükmün derecesinden doğduğunu anlatırsın.
Uygulama
Şimdi sıra sende: Çelişir görünen iki hadis seç. Bu dersteki iki örnekten birini ya da kendi bulduğun bir örneği kullanabilirsin; ikinci durumda iki hadisin de makbul olduğundan emin ol. Önce iki hadisin metnini ve kaynaklarını, kitap ve bab bilgisiyle yaz. Ardından iki ayrı çözüm hazırla. Birinci çözümde cem' yolunu uygula: iki hadisi birlikte nasıl anlayabileceğini, farklı durumlar, hükmün derecesi ya da âmm-hâs ilişkisi gibi bir gerekçeyle açıkla. İkinci çözümde tercih yolunu uygula: iki hadisten birini hangi sebeple, senet mi, metin mi, dış unsur mu, öne aldığını gerekçelendir. Her çözümün sonunda, o çözüme göre bugün bir Müslümanın bu konuda nasıl amel edeceğini bir cümleyle yaz. Son olarak iki çözümden hangisini daha güçlü bulduğunu ve bu tercihinin cumhurun mu, Hanefîlerin mi sırasına uyduğunu iki cümleyle belirt. Hedef: Çelişir görünen iki hadis için cem' ve tercih yollarını ayrı ayrı uygulayabilmek ve iki çözümün gerekçelerini ve sonuçlarını karşılaştırabilmek.
Mini test
- Muhtelifü'l-hadîs nedir ve tanımındaki "makbul" ve "görünen" kelimeleri neden önemlidir?
- Muhtelif ile müşkil arasındaki fark nedir?
- Bu alanın üç temel eseri ve müellifleri hangileridir?
- Çelişki gidermenin dört yolu nedir?
- Cumhur ile Hanefîler bu yolların sırası konusunda nasıl ayrılır?
Cevapları göster
- Çelişir görünen makbul hadisleri inceleyip çelişkiyi gideren ilimdir. "Makbul" kelimesi zayıf rivayetlerin bu kapsama girmediğini, "görünen" kelimesi sahih hadisler arasında gerçek bir çelişki bulunmadığını anlatır.
- Muhtelif iki hadisin birbiriyle çelişmesidir. Müşkil daha geniştir: bir hadisin ayetle, akılla, olguyla çelişir görünmesini ya da anlamının kapalı olmasını da kapsar.
- Şâfiî'nin İhtilâfü'l-hadîs'i, İbn Kuteybe'nin Te'vîlü muhtelifi'l-hadîs'i ve Tahâvî'nin Şerhu müşkili'l-âsâr'ı.
- Cem' ve te'lif, nesih, tercih ve tevakkuf.
- Cumhur önce cem', sonra nesih, sonra tercih, son olarak tevakkuf der. Hanefîler önce nesih, sonra tercih, sonra cem' der ve hiçbiri mümkün değilse iki delilin düştüğünü kabul edip bir alt delile geçer.
Özet
- Muhtelifü'l-hadîs, çelişir görünen makbul hadisleri inceleyip aralarındaki çelişkiyi gideren ilimdir; müşkil daha geniş bir kavramdır.
- Şâfiî, İbn Kuteybe ve Tahâvî bu alanın temel eserlerini yazmıştır.
- Dört çözüm yolu vardır: cem', nesih, tercih ve tevakkuf; cem' iki hadisi de uygular, ama zorlama olmamalıdır.
- Ayakta su içme meselesi cem' ile, ateşin dokunduğu şeyden abdest meselesi cumhurca nesih ile çözülür.
- Cumhur cem'i, Hanefîler nesih ve tercihi öne alır; fıkıh ihtilaflarının çoğunun arkasında bir muhtelif tartışması vardır.
Sonraki derse hazırlık
Ders 16.7'de fıkhu'l-hadîsi, yani hadisten hüküm çıkarmanın yöntemini işleyeceğiz. Hazırlık: Ders 10.3'te Karâfî'nin, Resûlullah'ın tebliğ eden peygamber, dava gören hâkim ve toplumu yöneten devlet başkanı sıfatlarını ayırdığını görmüştün; bu ayrımı hatırla. Ardından kadının mahremsiz yolculuk yapmamasıyla ilgili hadisi Buhârî ya da Müslim'de bul. Hadisin farklı rivayetlerinde yolculuğun süresinin farklı ifade edildiğini göreceksin; bu süreleri listele. Son olarak bu yasağın gerekçesi, yani illeti ne olabilir, iki cümleyle yaz.