Giriş
Hazırlıkta Bakara 2/3'teki "الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ" ifadesini düşündün. Ders 3.1'de öğrendiğin iman tanımını hatırladın ve bu ifadede imanın ameli de kapsayıp kapsamadığı sorusuna nasıl cevap verileceğini yazdın. Ayetin devamında namazın ve infakın ayrıca anılmasını da hesaba kattın: "Onlar gaybe inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler." Belki şu sonuca vardın: iman amelin tamamını kapsasaydı, namazı ve infakı ayrıca anmaya gerek kalmazdı; bu ayrı anılış, amelin imandan ayrı bir şey olduğuna işaret ediyor olabilir. Bu akıl yürütme, bu dersin konusu olan müfessirin, Fahreddin er-Râzî'nin, tefsirinde kullandığı türden bir akıl yürütmedir. Ders 15.1'de Taberî'nin rivayet merkezli, Ders 15.2'de Zemahşerî'nin belâgat merkezli tefsirini görmüştün. Bu derste üçüncü bir yola, kelam ve felsefe tartışmalarını tefsire taşıyan kelamî tefsire geçiyoruz. Önce Râzî'yi ve Mefâtîhu'l-gayb'ın yapısını, meseleleri numaralandıran analitik yöntemini göreceksin. Sonra onun "mesele üretme" yöntemini ve ayetler arasındaki münasebete verdiği önemi tanıyacak, ardından Bakara 2/3 tefsirindeki iman-amel tartışmasını okuyacaksın. Son olarak tefsirin tamamlanması meselesine değineceğiz.
Ana anlatım
Râzî kimdir? Fahreddin er-Râzî, Rey şehrinde doğmuş ve 606/1210 yılında Herat'ta vefat etmiştir. Eş'arî kelamının ve Şâfiî fıkhının en büyük temsilcilerinden biridir. Kelam, felsefe, fıkıh usulü, tefsir ve tıp gibi pek çok alanda eser vermiştir. Râzî, İbn Sînâ'nın felsefesini derinlemesine incelemiş, onu hem eleştirmiş hem de onun kavram ve yöntemlerinden yararlanmıştır. Ders 11.5'te imkân-vücub delilini sonraki kelamcıların da kullandığını söylerken Râzî'yi anmıştık. Onun tefsiri, bu çok yönlü birikimin ürünüdür: Râzî bir ayeti açıklarken bir kelamcının, bir filozofun, bir fakihin ve bir dilcinin sorularını birlikte sorar.
Mefâtîhu'l-gayb. Râzî'nin tefsiri Mefâtîhu'l-gayb, yani "Gaybın anahtarları" adını taşır; hacmi yüzünden et-Tefsîrü'l-kebîr, yani "Büyük Tefsir" diye de bilinir. Adının kaynağı Ders 13.3'te gördüğün En'âm 6/59'daki "وَعِنْدَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ" ifadesidir. Eser, tefsir tarihinin en kapsamlı ve en çok tartışılan eserlerinden biridir. Ona hayranlık duyanlar, bir ayetten çıkarılabilecek her sorunun bu eserde sorulduğunu söyler; eleştirenler ise eserde tefsir dışında pek çok konunun işlendiğini ileri sürer. Bu iki değerlendirme de eserin aynı özelliğine, yani kapsamlılığına işaret eder.
Numaralı meseleler. Mefâtîhu'l-gayb'ın en belirgin özelliği, analitik bir yapıya sahip olmasıdır. Râzî bir ayeti ele aldığında, çoğu zaman "وفيه مسائل", yani "Bunda birkaç mesele vardır" der ve ardından meseleleri numaralandırarak sıralar: "المسألة الأولى", "المسألة الثانية" ve devamı. Her mesele, ayetin bir yönünü, bir kelimenin anlamını, bir i'rab sorusunu, bir kelam tartışmasını ya da bir fıkıh hükmünü ele alır. Bazen bir meselenin içinde de alt başlıklar açılır: "فيه وجوه", yani "bunda birkaç vecih vardır" denerek farklı görüşler sıralanır. Bu yapı, Ders 14.2'de gördüğün tefsir kalıplarının çok daha sistemli bir hâlidir. Râzî'yi harekesiz okurken bu numaraları takip etmek, uzun bir pasajda kaybolmamanın en güvenilir yoludur.
Mesele üretme yöntemi. Râzî'nin yönteminin en dikkat çekici yanı, tek bir ifadeden çok sayıda mesele çıkarabilmesidir. Eserinin başında istiâzeyi, yani "أعوذ بالله من الشيطان الرجيم" ifadesini ve besmeleyi ele alırken, bunlardan dil, i'rab, kelam, fıkıh ve ahlak alanlarına uzanan pek çok mesele çıkarır. Râzî'nin Fâtiha'dan çok büyük sayıda mesele çıkarılabileceğini söylediği de aktarılır. Bu yöntem, Ders 13.7'de besmelenin müteallakı sorusunda gördüğün türden soruların, tek bir soru olarak değil, sistemli bir soru ağı olarak sorulmasıdır. Râzî için bir ayet, cevaplanmayı bekleyen bir dizi soru barındırır ve tefsirci bu soruları eksiksiz sormakla yükümlüdür.
Kelam ve felsefenin tefsire taşınması. Râzî'nin tefsirinde kelam ve felsefe tartışmaları geniş yer tutar. Bir ayette Allah'ın sıfatları, kader, nübüvvet ya da ahiret gibi bir konu geçtiğinde, Râzî Modül 11'de gördüğün kelam tartışmalarını ayrıntılı biçimde açar ve Eş'arî görüşü savunur. Özellikle Mu'tezile'nin görüşlerini, genellikle Zemahşerî'nin yorumlarını da anarak, aktarır ve cevaplar. Ders 15.2'de gördüğün Bakara 2/7'deki mühürleme meselesinde Râzî, Mu'tezile'nin mecaz yorumunu ayrıntılı biçimde tartışır ve Eş'arî kesb anlayışını savunur. Râzî ayrıca filozofların görüşlerini de ele alır ve onlarla tartışır. Bu yüzden Mefâtîhu'l-gayb, bir tefsir olmanın yanında, bir kelam ve felsefe ansiklopedisi gibi de okunabilir.
Akıl ve nakil: küllî kanun. Râzî'nin kelamî tefsirini anlamak için onun akıl ile nakil arasındaki ilişkiye dair ilkesini bilmek gerekir. Râzî, kelam eserlerinde, aklın kesin bir delili ile bir naklin zahirî anlamı çatışıyor görünürse ne yapılacağını sistemli bir kurala bağlamıştır; bu kural, literatürde "küllî kanun" adıyla anılır. Buna göre aklın kesin delili reddedilemez, çünkü naklin doğruluğunu bilmemiz de aklın doğruluğuna dayanır; bu durumda naklin zahirî anlamı te'vil edilir ya da anlamı Allah'a havale edilir. Ders 8.5'te ve Ders 11.6'da gördüğün haberî sıfatlar tartışması, bu kuralın en çok uygulandığı alandır. Bu ilke, Râzî'nin tefsirinde müteşâbih ayetleri yorumlarken belirgin biçimde görülür. Ders 11.4'te gördüğün İbn Teymiyye, bu kurala ayrıntılı bir eleştiri yöneltmiş ve akıl ile naklin gerçekte çatışmayacağını savunmuştur. Râzî'yi okurken bu tartışmayı bilmek, onun bazı yorumlarının arkasındaki gerekçeyi anlamanı sağlar ve kelamî tefsirin neden aynı zamanda bir kelam tartışması olduğunu gösterir.
Münasebet. Râzî'nin tefsirinin bir başka özelliği, ayetler ve sureler arasındaki münasebete, yani bağlantıya verdiği önemdir. Râzî bir ayeti açıklarken onun kendisinden önceki ve sonraki ayetlerle nasıl ilişkili olduğunu, surenin bütünü içinde neden bu yerde geldiğini sorar. Bu yaklaşım, Kur'an'ı birbirinden kopuk ayetlerin bir toplamı olarak değil, bağlantılı bir bütün olarak okumayı amaçlar. Râzî'ye göre Kur'an'ın inceliklerinin önemli bir kısmı, ayetlerin diziliş sırasında ve aralarındaki bağlantılarda saklıdır. Bu yaklaşım, Ders 8.7'de gördüğün nazım teorisinin tefsirdeki bir uygulaması olarak da düşünülebilir.
Bakara 2/3: gayb nedir? Râzî'nin yöntemini Bakara 2/3 üzerinde görelim. Ayetin ilk ifadesi "الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ"tir. Râzî bu ifadeyi ele alırken önce gayb kelimesinin anlamı hakkındaki görüşleri sıralar. Bir görüşe göre gayb, duyularla algılanamayan şeylerdir: Allah, melekler, ahiret, cennet ve cehennem. Bir başka görüşe göre ise بِالْغَيْبِ ifadesindeki بِ harfi, "gıyabında, gizlice" anlamındadır; buna göre ayet, müminlerin insanların yanında olduğu gibi yalnızken de, yani gizlice de inandıklarını, münafıklar gibi yalnızca insanların yanında inanıyor görünmediklerini anlatır. Bu iki görüş, Ders 13.7'de gördüğün harf-i cer anlamlarının bir ayetin yorumunu nasıl değiştirebileceğini gösterir. Râzî bu görüşleri numaralı meseleler içinde tartışır ve her birinin dil ve bağlam bakımından gerekçesini ayrı ayrı gösterir.
Bakara 2/3: iman ve amel. Hazırlıktaki soruya gelelim. Râzî bu ayet vesilesiyle imanın ne olduğu ve amelin imana dahil olup olmadığı tartışmasını ayrıntılı biçimde açar. Ders 3.1'de ve Ders 11.2'de gördüğün gibi, Ehl-i Sünnet'in yaygın görüşüne göre iman, kalbin tasdikidir; amel imanın bir parçası değil, onun gereği ve meyvesidir. Râzî bu görüşü savunurken hazırlıkta senin de düşündüğün türden bir dil delili kullanır: ayette imana namaz ve infak atfedilmiştir, ve bir şeyin bir başka şeye atfedilmesi, ikisinin birbirinden farklı olduğunu gösterir. Eğer amel imanın bir parçası olsaydı, namazı ve infakı imana atfetmek, bir şeyi kendisine atfetmek gibi olurdu. Râzî bu delili, imanı amelin de dahil olduğu bir bütün olarak gören görüşlere karşı kullanır ve onların delillerini de aktarıp cevaplar. Bu örnek, Ders 13.7'de gördüğün atıf kavramının bir kelam tartışmasında nasıl bir delile dönüştüğünü gösterir.
Tefsirin tamamlanması meselesi. Mefâtîhu'l-gayb hakkında tefsir tarihçilerinin tartıştığı bir mesele de eserin tamamının Râzî'ye ait olup olmadığıdır. Kaynaklarda, Râzî'nin tefsirini tamamlayamadan vefat ettiği ve eserin bir kısmının onun öğrencileri ya da sonraki âlimler tarafından tamamlandığı bilgisi yer alır; bu tamamlama işine tekmile denir. Eseri tamamlayan âlimlerin kimler olduğu ve Râzî'nin tefsirinin tam olarak nerede kaldığı konusunda araştırmacılar arasında farklı görüşler vardır. Bu tartışma, eserin bazı bölümlerini okurken üslup farklarına dikkat etmeyi ve bir görüşü Râzî'ye nispet ederken ihtiyatlı olmayı gerektirir. Ders 14.3'te gördüğün bir rivayetin kime ait olduğunu doğru bilmenin önemi, burada bir eserin hangi bölümünün kime ait olduğunu bilmek biçiminde karşına çıkar.
Kelamî tefsirin değeri ve sınırı. Râzî'nin yöntemi, bir ayetin aklî ve kelamî boyutlarını derinlemesine incelemeyi mümkün kılar ve tefsiri, dönemin bütün ilmî birikimiyle ilişkilendirir. Ama bu yöntemin bir de dikkat gerektiren yanı vardır: tefsirin, ayetin kendisinden uzaklaşıp bağımsız kelam ve felsefe tartışmalarına dönüşme ihtimali. Râzî'yi okurken, her meselenin ayetle ne kadar doğrudan ilişkili olduğunu sormak ve ayetin temel anlamını tartışmaların arasında kaybetmemek gerekir. Modül 15'in sonundaki mukayeseli çalışmada, aynı ayet için Taberî'nin rivayetlerini, Zemahşerî'nin belâgat notlarını ve Râzî'nin meselelerini yan yana koyduğunda, her yöntemin neyi aydınlattığını ve neyi gölgede bıraktığını daha açık göreceksin.
Örnekler
- Basit: Bir talebe Râzî'nin tefsirinde uzun bir pasajı okurken nerede olduğunu kaybeder. Hocası ona "المسألة الأولى", "المسألة الثانية" gibi numaraları bulmasını ve her meselenin ayetin hangi yönünü ele aldığını bir kelimeyle not etmesini önerir. Talebe, pasajın bir numaralı meseleler dizisi olduğunu görünce onu rahatça izler ve her meselenin konusunu bir listede toplar.
- Orta: Bir çalışma grubu, Bakara 2/3'teki بِالْغَيْبِ ifadesi için Râzî'nin aktardığı iki görüşü karşılaştırır. Birinci görüşte gaybın duyularla algılanamayan şeyler, ikincisinde ise "gizlice, gıyabında" anlamında olduğunu tespit ederler. Grup, iki yorumun بِ harfinin farklı anlamlarına dayandığını ve ikinci yorumun ayeti münafıkları anlatan sonraki ayetlerle ilişkilendirdiğini, yani bir münasebet yorumu olduğunu not eder.
- Gerçek hayat: Bir arkadaşın, "İman kalpteyse amel etmesem de olur" der. Sen ona Râzî'nin Bakara 2/3 yorumunu anlatırsın: amel imanın bir parçası değildir, ama ayet imanı namaz ve infakla birlikte anar ve onları imanın gereği olarak gösterir. Arkadaşın, amelin imandan ayrı olmasının, onun gereksiz olduğu anlamına gelmediğini, ayetin ikisini birlikte andığını görür.
Uygulama
Şimdi sıra sende: Mefâtîhu'l-gayb'dan bir ayetin tefsirini seç ve Râzî'nin o ayetten çıkardığı meseleleri başlıklar hâlinde listele. Bakara 2/3'ün tefsirini ya da istiâze veya besmele bahsinden bir bölümü seçebilirsin. Pasajı Arapça aslından oku; gerekirse bir Türkçe tercümeyle karşılaştır. Listende her mesele için şu bilgileri ver: meselenin numarası, konusu bir cümleyle, meselenin hangi alana ait olduğu, yani dil, i'rab, kelam, felsefe, fıkıh ya da ahlak, ve Râzî'nin bu meseledeki tercihi. Listeyi bitirdikten sonra meselelerin alanlara göre dağılımını bir cümleyle özetle: hangi alan ağır basıyor? Son olarak listedeki meselelerden hangisinin ayetle en doğrudan, hangisinin en dolaylı ilişkili olduğunu belirt ve bu değerlendirmeni iki cümleyle gerekçelendir. Hedef: Râzî'nin analitik ve numaralı mesele yapısını bir tefsir pasajında takip edebilmek, meseleleri alanlarına göre sınıflandırabilmek ve kelamî tefsirin ayetle ilişkisini eleştirel bir gözle değerlendirebilmek.
Mini test
- Râzî kimdir ve onun çok yönlülüğü tefsirine nasıl yansır?
- Mefâtîhu'l-gayb'ın analitik yapısı nasıldır? Hangi kalıplar bu yapıyı gösterir?
- Râzî'nin münasebete verdiği önem ne anlama gelir?
- Bakara 2/3'teki بِالْغَيْبِ ifadesi hakkında Râzî'nin aktardığı iki görüş nedir?
- Râzî, Bakara 2/3'ten amelin imandan ayrı olduğunu nasıl çıkarır?
Cevapları göster
- Rey'de doğmuş, 606/1210'da Herat'ta vefat etmiş, Eş'arî kelamının ve Şâfiî fıkhının büyük temsilcisidir. Bir ayeti açıklarken bir kelamcının, bir filozofun, bir fakihin ve bir dilcinin sorularını birlikte sorar.
- Ayetleri numaralı meseleler hâlinde işler. "وفيه مسائل", "المسألة الأولى", "المسألة الثانية" ve "فيه وجوه" gibi kalıplar bu yapıyı gösterir.
- Bir ayetin önceki ve sonraki ayetlerle ve surenin bütünüyle bağlantısını sormak, Kur'an'ı bağlantılı bir bütün olarak okumak demektir.
- Birincisine göre gayb, duyularla algılanamayan şeylerdir (Allah, melekler, ahiret). İkincisine göre بِ harfi "gıyabında, gizlice" anlamındadır ve müminlerin yalnızken de inandığını anlatır.
- Ayette namaz ve infak imana atfedilmiştir; bir şeyin başka bir şeye atfedilmesi ikisinin farklı olduğunu gösterir. Amel imanın parçası olsaydı, bu atıf bir şeyi kendisine atfetmek gibi olurdu.
Özet
- Râzî (ö. 606/1210) Eş'arî kelamının ve Şâfiî fıkhının büyük temsilcisi, felsefeyi de derinlemesine inceleyen çok yönlü bir âlimdir.
- Mefâtîhu'l-gayb, ayetleri numaralı meseleler hâlinde işleyen analitik bir tefsirdir ve tek bir ifadeden çok sayıda mesele çıkarır.
- Râzî kelam ve felsefe tartışmalarını tefsire taşır, Mu'tezile'yi cevaplar ve ayetler arası münasebete önem verir.
- Bakara 2/3'te gaybın iki anlamını tartışır ve atıftan hareketle amelin imandan ayrı olduğunu savunur.
- Eserin tamamlanması meselesi ihtiyat gerektirir; kelamî tefsir derinlik kazandırır, ama ayetin temel anlamından uzaklaşma riski taşır.
Sonraki derse hazırlık
Ders 15.4'te Kurtubî'nin el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ân adlı tefsirini ve ahkâm tefsirini işleyeceğiz: ayetlerden çıkan fıkhî meseleleri numaralı hâlde işleme yöntemini ve farklı mezheplerin görüşlerini aktarma biçimini göreceksin. Hazırlık: Bakara suresinin 183–185. ayetlerini, yani oruç ayetlerini mealiyle oku. Bu ayetlerden çıkarılabilecek fıkhî soruları listele: örneğin hastanın ve yolcunun orucu, kaza, fidye ve orucun başlangıç vakti gibi. En az beş soru yaz ve her birinin ayetin hangi ifadesinden doğduğunu belirt.