Giriş
Hazırlıkta Ders 13.8'de Bakara 2/2'deki "ذَلِكَ الْكِتَابُ" ve "هُدًى" kelimeleri için gördüğün farklı i'rab görüşlerini tekrar okudun. Sonra şu soruyu düşündün: ذَلِكَ işaret ismi uzağı gösterir; öyleyse Kur'an, elimizde okunan bir metin olduğu hâlde, kendisini neden yakını gösteren هٰذَا ile değil de uzağı gösteren ذَلِكَ ile işaret eder? Aklına gelen bir cevabı yazdın; belki Kur'an'ın yüceliğini ve ulaşılmazlığını gösterdiğini, belki de daha önce vaat edilmiş bir kitaba işaret ettiğini düşündün. Bu soru, müfessirlerin yüzyıllardır sorduğu bir sorudur ve bu derste Taberî'nin ona nasıl cevap verdiğini göreceksin. Ders 14.8'de Taberî'nin eserinin kalıplarını ve sınav sayfasının yapısını tanımıştın. Modül 15, tefsir tarihinin temel eserlerini kendi metinlerinden okuyarak her müfessirin yöntemini tanımayı amaçlıyor ve bu yolculuğa Taberî ile başlıyoruz. Önce Taberî'nin hayatını ve Câmiu'l-beyân'ın yöntemini göreceksin. Sonra Bakara 2/2'nin tefsirini onun metni üzerinden izleyecek, sahabe ve tâbiûn görüşlerini nasıl sıraladığını ve tercihini nasıl gerekçelendirdiğini bir şema hâlinde çıkaracaksın. Son olarak rivayet tefsirinin gücünü ve isnad incelemesi gerektiren yönlerini tartışacağız.
Ana anlatım
Taberî'nin hayatı. Muhammed b. Cerîr et-Taberî, Taberistan bölgesinin Âmul şehrinde doğmuş ve 310/923 yılında Bağdat'ta vefat etmiştir. Genç yaşta ilim yolculuklarına başlamış; Rey, Basra, Kûfe, Şam ve Mısır gibi ilim merkezlerinde hadis, kıraat, fıkıh ve dil öğrenmiş, sonunda Bağdat'a yerleşmiştir. Ders 14.8'de gördüğün gibi Taberî yalnızca bir müfessir değildir: büyük bir tarih eserinin yazarı ve bir süre takipçi bulan bir fıkıh mezhebinin kurucusudur. Bu çok yönlülük, onun tefsir yöntemini doğrudan şekillendirmiştir. Taberî bir ayeti açıklarken bir hadisçinin rivayet bilgisini, bir dilcinin Arap şiirine hâkimiyetini, bir kıraat âliminin okunuş farklarına dikkatini ve bir fakihin hüküm çıkarma becerisini birlikte kullanır.
Eserin adı ve amacı. Taberî'nin tefsirinin tam adı Câmiu'l-beyân an te'vîli âyi'l-Kur'ân'dır, yani "Kur'an ayetlerinin te'vili hakkında açıklamaların toplandığı eser". Adındaki câmi', yani "toplayan" kelimesi eserin amacını gösterir: Taberî, kendisinden önceki nesillerin ayetler hakkındaki görüşlerini bir araya getirmeyi hedeflemiştir. Ders 8.8'de gördüğün gibi, te'vil kelimesi burada tefsirle eş anlamlı kullanılır. Eser, Kur'an'ın başından sonuna bütün ayetleri kapsar ve günümüze ulaşan en eski kapsamlı tefsirlerden biridir. Sonraki müfessirlerin hemen hepsi bu esere başvurmuş, onu hem bir rivayet arşivi hem de bir tercih kitabı olarak kullanmıştır.
Yöntemin birinci unsuru: isnadlı rivayet. Taberî'nin yönteminin temeli, ayetin anlamı hakkındaki görüşleri senetleriyle birlikte aktarmaktır. Ders 14.8'de gördüğün gibi, Taberî önce "قال أبو جعفر" diyerek kendi yorumunu verir, sonra "وبنحو الذي قلنا في ذلك قال أهل التأويل" diyerek bu yorumu destekleyen rivayetlere geçer. Her rivayet, Hz. Peygamber'e, bir sahabiye ya da bir tâbiîye kadar uzanan bir senetle gelir. Taberî'nin bu yöntemi, Ders 8.8'de gördüğün rivayet tefsirinin en olgun biçimidir: müfessir kendi görüşünü söyler, ama onu önceki nesillerin görüşleriyle destekler ve okura bu görüşlerin kaynağını gösterir.
Yöntemin ikinci unsuru: dil ve şiir. Taberî, bir kelimenin anlamını açıklarken sık sık Arap dilinin kullanımına ve Arap şiirine başvurur. Bir kelimenin belirli bir anlamda kullanıldığını göstermek için, Kur'an'ın indiği dönemin Arap şairlerinden bir beyit aktarır. Bu yaklaşım, Kur'an'ın Arapça olarak indiğini ve bu yüzden Arapların dilinin, Kur'an'ı anlamanın temel ölçüsü olduğunu kabul eder. Taberî i'rab ve kıraat tartışmalarına da girer ve Modül 13'te öğrendiğin nahiv bilgisinin tefsirde nasıl kullanıldığını gösterir. Ders 14.7'de gördüğün sözlüklerin şiir örnekleri vermesiyle Taberî'nin şiir kullanımı arasında bir akrabalık vardır: her ikisinde de şiir, bir anlamın gerçek kullanımını kanıtlayan bir belgedir.
Yöntemin üçüncü unsuru: tercih. Taberî'yi yalnızca bir rivayet derleyicisi olmaktan çıkaran şey, görüşler arasında tercih yapmasıdır. Farklı görüşleri aktardıktan sonra hangisinin doğruya en yakın olduğunu belirtir ve bunun için "وأولى الأقوال في ذلك بالصواب" ya da "والصواب من القول في ذلك عندنا" gibi kalıplar kullanır. Tercihini gerekçelendirirken birkaç ölçüye başvurur: ayetin dilde en açık anlamı, ayetin bağlamı, te'vil ehlinin çoğunluğunun görüşü ve başka ayetlerle uyum. Taberî, özellikle ayetin genel bir ifadesini daraltan yorumlara karşı dikkatlidir; ayet genel bir ifade kullanıyorsa, onu bir delil olmadan tek bir anlama indirgemekten kaçınır ve farklı görüşleri kapsayan genel bir yorumu tercih etmeye yönelir.
Bakara 2/2: ذَلِكَ الْكِتَابُ. Hazırlıktaki soruya gelelim. Taberî, "ذَلِكَ الْكِتَابُ" ifadesini tefsir ederken önce bu işaretin anlamını ele alır ve İbn Abbâs, Mücâhid ve başka tâbiûndan, bu ifadenin "bu kitap" anlamına geldiğini bildiren rivayetler aktarır. Ardından dil bakımından şu açıklamayı yapar: Araplar, bir konuşmada az önce anılmış ya da haber verilmiş bir şeye işaret ederken, o şey yakında olsa bile ذَلِكَ kullanabilir. Buna göre ذَلِكَ, ya sure başındaki harflerle anılmış olana ya da daha önce vaat edilmiş olan kitaba işaret eder. Bu açıklamada Taberî'nin üç unsuru bir arada görülür: sahabe ve tâbiûn rivayetleri, dilin kullanımı ve kendi yorumu. Senin hazırlıkta düşündüğün "yücelik" yorumu ise sonraki bazı müfessirlerde, özellikle Modül 15'te göreceğin belâgat merkezli tefsirlerde öne çıkar. Aynı soruya farklı müfessirlerin farklı cevaplar vermesi, bu modülün sonunda yapacağın mukayeseli çalışmanın da konusudur.
لَا رَيْبَ فِيهِ ve هُدًى لِلْمُتَّقِينَ. Taberî, "لَا رَيْبَ فِيهِ" ifadesinde ريب kelimesinin şek, yani şüphe anlamına geldiğini, bunu destekleyen sahabe ve tâbiûn rivayetleriyle gösterir. "هُدًى لِلْمُتَّقِينَ" ifadesinde ise önce هُدًى kelimesinin anlamını açıklar, ardından الْمُتَّقِينَ kelimesinin kimleri kapsadığı konusundaki farklı görüşleri aktarır. Bazı rivayetler takva sahiplerini şirkten sakınanlar olarak, bazıları Allah'ın azabından sakınıp rahmetini umanlar olarak, bazıları da daha özel niteliklerle tanımlar. Taberî bu görüşleri sıraladıktan sonra, ayetin ifadesinin genel olduğunu ve takva sahiplerini herhangi bir özel nitelikle sınırlandırmak için bir delil bulunmadığını belirterek, bütün bu nitelikleri kapsayan genel bir anlamı tercih etmeye yönelir. Bu tercih, onun yukarıda gördüğün tercih ilkesinin somut bir örneğidir. Ders 14.7'de takva kelimesinin kökünün و ق ي olduğunu ve "korunmak" anlamı taşıdığını görmüştün; Taberî'nin aktardığı tanımların hepsi, bu kök anlamının farklı yönlerini öne çıkarır.
Görüş şeması. Taberî'nin bir ayet hakkındaki görüşleri nasıl sıraladığını anlamanın en iyi yolu, bir şema çıkarmaktır. Şemanın satırlarında ayetin tefsir edilen her ifadesi, sütunlarında ise şunlar yer alır: aktarılan görüşler, her görüşün sahipleri, yani hangi sahabi ya da tâbiînin bu görüşü söylediği, her görüşü taşıyan senetlerin sayısı ve Taberî'nin tercihi ile gerekçesi. Bu şema, uzun bir Taberî pasajını bir bakışta görülebilir hâle getirir. Aynı zamanda Taberî'nin hangi görüşe ne kadar yer verdiğini, hangi sahabenin görüşlerini daha sık aktardığını ve tercihini hangi ölçüye dayandırdığını gösterir. Bu dersin uygulamasında böyle bir şema hazırlayacaksın.
Rivayet tefsirinin gücü. Taberî'nin yönteminin en büyük gücü, Kur'an'ı ilk muhataplarına ve onların ilk öğrencilerine en yakın nesillerin anlayışıyla okumayı mümkün kılmasıdır. Sahabe, Kur'an'ın indiği ortamı, sebeb-i nüzulü ve Hz. Peygamber'in açıklamalarını doğrudan bilen nesildir; tâbiûn ise onlardan öğrenmiştir. Ders 8.8'de gördüğün gibi, tefsirde öncelik sırası Kur'an'ın Kur'an'la, sonra sünnetle, sonra sahabe sözüyle açıklanmasıdır. Taberî, bu sıranın üçüncü ve dördüncü basamaklarını, yani sahabe ve tâbiûn görüşlerini sistemli bir biçimde toplamış ve korunmasını sağlamıştır. Onun eseri olmasaydı, bu görüşlerin önemli bir kısmı kaybolabilirdi.
Sonraki tefsirlere etkisi. Taberî'nin eseri, kendisinden sonraki tefsir geleneğinin ortak hazinesi olmuştur. Rivayet tefsiri yazan sonraki müfessirler, sahabe ve tâbiûn görüşlerinin büyük kısmını onun eserinden almıştır. Bu modülde göreceğin İbn Kesîr de Taberî'den yoğun biçimde yararlanır, ama ondan farklı olarak rivayetlerin senetlerini daha sık değerlendirir ve zayıf olanlara dikkat çeker. Dil ve belâgat merkezli tefsirler de, bir kelimenin ilk nesillerdeki anlamını tespit etmek için Taberî'nin aktardığı rivayetlere başvurmuştur. Böylece Taberî, hem rivayet tefsirinin hem de ondan farklı yollar izleyen tefsirlerin ortak bir başlangıç noktası hâline gelmiştir. Modül 15'in sonundaki mukayeseli çalışmada, aynı ayet için Taberî'nin aktardığı görüşlerin sonraki müfessirlerde nasıl yeniden ele alındığını göreceksin.
İsnad incelemesi gerektiren yönler. Ama bu gücün bir de dikkat gerektiren yüzü vardır. Taberî, bir rivayeti aktarırken onun senedini her zaman değerlendirmez; senedi okura bırakır. Bu yüzden eserinde, Ders 9.5'te gördüğün cerh ve ta'dîl ölçülerine göre zayıf sayılan ravilerin bulunduğu senetler de vardır. Örneğin İbn Abbâs'a nispet edilen tefsir rivayetleri farklı yollarla gelir ve bu yolların güvenilirlik derecesi birbirinden farklıdır; bazıları hadis âlimlerince güçlü, bazıları ise zayıf kabul edilmiştir. Ders 8.8'de gördüğün İsrâiliyat da Taberî'nin eserinde yer alır. Bu yüzden Taberî'yi okurken bir rivayeti yalnızca onun kitabında geçtiği için kabul etmemek, Ders 14.3'te gördüğün tahric ve senet inceleme bilgisiyle değerlendirmek gerekir. Taberî'nin senetleri aktarması, bu değerlendirmeyi mümkün kılar; eserin değeri, okuruna bu imkânı tanımasındadır.
Örnekler
- Basit: Bir talebe Taberî'nin tefsirinde İbn Abbâs'a nispet edilen bir görüşü okur ve bunun kesin olarak İbn Abbâs'ın sözü olduğunu düşünür. Hocası ona rivayetin senedine bakmasını ve İbn Abbâs'a nispet edilen rivayetlerin farklı yollarla geldiğini, bu yolların güvenilirliğinin birbirinden farklı olduğunu hatırlatır. Talebe, bir tefsirde bir sahabiye nispet edilen her sözün, senedi incelenmeden o sahabiye ait sayılamayacağını öğrenir.
- Orta: Bir çalışma grubu, Taberî'nin الْمُتَّقِينَ kelimesi hakkında aktardığı görüşleri bir şemaya döker. Üç farklı tanım bulurlar ve Taberî'nin bunlardan birini seçmek yerine hepsini kapsayan genel bir anlamı tercih etmeye yöneldiğini görürler. Grup, Taberî'nin ayetin genel ifadesini delil olmadan daraltmama ilkesini, bir kural olarak not eder ve bu ilkenin başka ayetlerde de uygulanıp uygulanmadığını araştırmaya karar verir.
- Gerçek hayat: Bir arkadaşın, internette gördüğü bir ayet yorumunun "İbn Abbâs'tan rivayet edildiğini" söyler ve bu yüzden yorumun kesin olduğunu düşünür. Sen ona Taberî'nin yöntemini anlatırsın: Taberî rivayetleri senetleriyle aktarmıştır ki okur onları değerlendirebilsin; bir rivayetin bir sahabiye nispet edilmesi, onun sahih olduğunu tek başına göstermez. Arkadaşın, bir görüşün kaynağını sormanın ve senedine bakmanın önemini fark eder.
Uygulama
Şimdi sıra sende: Taberî'nin Bakara 2/2 tefsirinden okuduğun pasajı temel alarak bir görüş tablosu hazırla. Pasajı Arapça aslından, Ders 14.1'deki stratejiyle oku; gerekirse bir Türkçe tercümeyle karşılaştır. Tablonun satırları ayetin üç ifadesi olsun: ذَلِكَ الْكِتَابُ, لَا رَيْبَ فِيهِ ve هُدًى لِلْمُتَّقِينَ. Her satır için şu sütunları doldur: Taberî'nin aktardığı görüşlerin sayısı, her görüşün kısa bir özeti, her görüşün sahipleri, yani hangi sahabi ya da tâbiînin adıyla aktarıldığı, ve Taberî'nin tercihi. Tercih sütununda Taberî'nin kullandığı tercih kalıbını Arapça olarak yaz ve tercihinin gerekçesini bir cümleyle açıkla. Tablonun altına, Taberî'nin bu pasajdaki tercihlerinde hangi ölçüyü en sık kullandığını, dil mi, bağlam mı, çoğunluk mu, genel ifadeyi daraltmamak mı, iki cümleyle değerlendir. Hedef: Taberî'nin bir tefsir pasajında görüşleri nasıl sıraladığını ve tercihini nasıl gerekçelendirdiğini tablo hâlinde çıkarabilmek ve rivayet tefsirinin yöntemini bir metin üzerinde somut olarak görebilmek.
Mini test
- Taberî'nin çok yönlülüğü tefsir yöntemine nasıl yansır?
- Câmiu'l-beyân adı eserin amacı hakkında ne söyler?
- Taberî'nin yönteminin üç unsuru nedir?
- Taberî, Bakara 2/2'deki ذَلِكَ işaretini nasıl açıklar?
- Taberî'nin eserini okurken hangi yönlerde isnad incelemesi gerekir ve neden?
Cevapları göster
- Bir ayeti açıklarken hadisçinin rivayet bilgisini, dilcinin Arap şiirine hâkimiyetini, kıraat âliminin okunuş farklarına dikkatini ve fakihin hüküm çıkarma becerisini birlikte kullanır.
- "Kur'an ayetlerinin te'vili hakkında açıklamaların toplandığı eser" demektir; câmi' kelimesi, önceki nesillerin görüşlerini bir araya getirme amacını gösterir.
- İsnadlı rivayet, dil ve şiir kullanımı ve görüşler arasında tercih.
- Sahabe ve tâbiûndan ifadenin "bu kitap" anlamına geldiğini bildiren rivayetler aktarır ve Arapların, az önce anılmış ya da haber verilmiş bir şeye yakında olsa bile ذَلِكَ ile işaret edebildiğini söyleyerek dil bakımından açıklar.
- Taberî senetleri her zaman değerlendirmez; eserinde zayıf ravili senetler ve İsrâiliyat da bulunur. Bu yüzden bir rivayet, yalnızca onun kitabında geçtiği için kabul edilmemeli, senedi incelenmelidir.
Özet
- Taberî (ö. 310/923) müfessir, tarihçi ve fakihtir; bu çok yönlülük tefsir yöntemini şekillendirmiştir.
- Câmiu'l-beyân, önceki nesillerin görüşlerini toplayan, günümüze ulaşan en eski kapsamlı tefsirlerden biridir.
- Yöntem üç unsura dayanır: isnadlı rivayet, dil ve şiir, ve وأولى الأقوال بالصواب gibi kalıplarla yapılan gerekçeli tercih.
- Bakara 2/2'de Taberî ذَلِكَ'i rivayet ve dil kullanımıyla açıklar; الْمُتَّقِينَ için genel ifadeyi daraltmayan kapsayıcı bir anlamı tercih etmeye yönelir.
- Rivayet tefsiri ilk nesillerin anlayışını korur, ama senetlerin ve İsrâiliyatın incelenmesini gerektirir.
Sonraki derse hazırlık
Ders 15.2'de Zemahşerî'nin el-Keşşâf'ını ve belâgat merkezli tefsiri işleyeceğiz; Fâtiha'daki iltifat sanatını ve Keşşâf'ın soru-cevap üslubunu göreceksin. Hazırlık: Fâtiha suresini baştan sona oku ve Allah'tan hangi ayetlerde üçüncü şahısla, yani "O" diye söz edildiğini, hangi ayette ise ikinci şahısla, yani "Sen" diye hitap edildiğini işaretle. Anlatımın üçüncü şahıstan ikinci şahsa geçtiği noktayı bul ve bu geçişin okura nasıl bir etki bıraktığını iki cümleyle yaz.