Giriş
Hazırlıkta Ders 12.6'da gördüğün makam ve hal terimlerini hatırladın. Serrâc'ın yedi makamını ve on halinden beşini Türkçe olarak yazdın, sonra her birinin Arapça yazılışını bulmaya ve kökünü tahmin etmeye çalıştın. Özellikle tevbe kelimesinin, تَوْبَة'nın, ت و ب kökünden geldiğini ve Kur'an'da bu kökten gelen bir fiilin, Nûr 24/31'deki "وَتُوبُوا إِلَى اللّٰهِ جَمِيعًا" (hepiniz Allah'a tevbe edin) ifadesinde geçtiğini buldun. Bu gözlem, tasavvuf metinlerinin dilini anlamak için iyi bir başlangıçtır: tasavvuf terimlerinin çoğu Kur'an'dan ve hadisten gelen kelimelerdir, ama tasavvuf literatüründe bu kelimeler özel, teknik anlamlar kazanır. Ders 14.5'te kelam metinlerinin teknik dilini görmüştün; tasavvuf metinleri de teknik bir dile sahiptir, ama bu dilin bir özelliği onu kelamdan ayırır. Tasavvuf metinleri iki katmanlı bir dil kullanır: bir yanda tanımlanmış terimler, öbür yanda semboller ve işaretler. Bu derste önce bu iki katmanı tanıyacaksın. Sonra tasavvuf metinlerinin nakil ve anlatım kalıplarını, şiir ve kıssa kullanımını göreceksin. Ardından Kuşeyrî'nin Risâle'sinden tevbe babının başını ve Kâşânî'nin tasavvuf terimleri sözlüğünü tanıyacaksın.
Ana anlatım
Tasavvuf dilinin iki katmanı. Tasavvuf metinleri, iki farklı dil katmanını birlikte kullanır. Birinci katman terim dilidir: Modül 12'de gördüğün tevbe, zühd, tevekkül, hal, makam, fenâ ve bekâ gibi kavramlar, tasavvuf kitaplarında titizlikle tanımlanır ve tutarlı biçimde kullanılır. Bu katman, kelam ve fıkıh terimlerine benzer bir işlev görür. İkinci katman ise sembol ve işaret dilidir: aşk, şarap, sevgili, gece ve yolculuk gibi imgeler, doğrudan anlamlarının ötesinde manevî bir tecrübeyi anlatmak için kullanılır. Bu ikinci katman özellikle tasavvuf şiirinde yoğundur. Bir tasavvuf metnini okurken ilk soru, bir kelimenin hangi katmanda kullanıldığıdır; Ders 12.4'te Gazzâlî'nin kalp, ruh ve nefs için yaptığı iki anlam ayrımı, bu sorunun tasavvuftaki en bilinen örneğidir.
Terim dili: makam ve hal kelimeleri. Ders 12.6'da Türkçe olarak gördüğün makam ve hal terimlerinin Arapça biçimlerini tanımak, tasavvuf metinlerini okumanın ilk adımıdır. Makamlar: تَوْبَة (tevbe), وَرَع (vera'), زُهْد (zühd), فَقْر (fakr), صَبْر (sabır), تَوَكُّل (tevekkül), رِضَا (rıza). Haller: مُرَاقَبَة (murakabe), قُرْب (kurb), مَحَبَّة (muhabbet), خَوْف (havf), رَجَاء (recâ), شَوْق (şevk), أُنْس (üns), طُمَأْنِينَة (itminan), مُشَاهَدَة (müşahede), يَقِين (yakîn). Bu terimlerin kalıpları Ders 13.3'teki bilgilerle çözülebilir: تَوَكُّل tefa''ul babının masdarıdır ve kendini birine bırakmayı; مُرَاقَبَة mufâale babının masdarıdır ve karşılıklı gözetmeyi; مُشَاهَدَة de mufâale babından gelir ve bir şeye şahit olmayı anlatır. Kalıbı tanımak, bir terimin tasavvufta neden o anlamda kullanıldığına dair bir ipucu verir.
Çift kavramların dili. Ders 12.6'da gördüğün çift kavramlar da tasavvuf metinlerinde sık geçer ve çoğu zaman birlikte anılır: قَبْض ve بَسْط (kabz ve bast), خَوْف ve رَجَاء (havf ve recâ), فَنَاء ve بَقَاء (fenâ ve bekâ), صَحْو ve سُكْر (sahv ve sekr), جَمْع ve فَرْق (cem' ve fark). Tasavvuf kitapları bu kavramları çoğu zaman birinin öbürüne göre tanımıyla verir. Örneğin bir kitap "القبض والبسط حالتان بعد ترقي العبد عن حالة الخوف والرجاء" gibi bir ifadeyle, kabz ve bastın, kulun havf ve recâ hâlinden yükselmesinden sonraki iki hal olduğunu söyleyebilir; Ders 12.6'da Kuşeyrî'nin bu ilişkiyi böyle kurduğunu görmüştün. Bu çiftleri tanıyan biri, bir paragrafta bir kavramı gördüğünde onun karşılığının da yakında geçeceğini bekler.
İşaret ve remiz. Tasavvuf literatüründe işaret (إِشَارَة) terimi özel bir anlam taşır. İbare (عِبَارَة), bir sözün açık, sözlük anlamıyla söylediği şeydir; işaret ise sözün, açık anlamını ortadan kaldırmadan, ince bir manevî anlama dikkat çekmesidir. Ders 8.8'de gördüğün işârî tefsir, Sülemî'nin ve Kuşeyrî'nin Letâifü'l-işârât adlı eseri gibi, ayetlerin bu tür işaretlerini anlatır. Sûfîler bu işaretlerin ayetin zahirî anlamının yerine geçmediğini, onun yanında ek bir anlam katmanı olduğunu vurgulamıştır. Remiz (رَمْز) ise bir anlamı doğrudan söylemek yerine bir sembolle göstermektir. İşaret ve remiz, tasavvuf dilinin neden bazen kapalı göründüğünü açıklar: sûfîler bazı tecrübelerin doğrudan bir dille anlatılamayacağını düşünmüştür.
Nakil ve anlatım kalıpları. Tasavvuf metinleri, önceki sûfîlerin söz ve hâllerini aktarırken kendine özgü kalıplar kullanır. Bir sözü doğrudan aktarmak için قَالَ, yani "dedi" kullanılır: "قال الجنيد" (Cüneyd dedi ki). Müellifin bir sözü kendisinin işittiğini belirtmek için سَمِعْتُ, yani "işittim" kalıbı kullanılır: Kuşeyrî'nin Risâle'sinde hocası Ebû Ali ed-Dekkâk'tan aktardığı pek çok söz "سمعت الأستاذ أبا علي الدقاق يقول" gibi bir ifadeyle başlar. Bir hikâye, yani menkıbe aktarmak için حُكِيَ عَنْ, yani "şundan nakledildi ki" kalıbı kullanılır. Sahibi anılmayan sözler için ise قِيلَ ya da قَالَ بَعْضُهُمْ, yani "biri dedi ki" kalıbı kullanılır. Ders 14.2'de tefsirde قِيلَ'in çoğu zaman benimsenmeyen bir görüşü aktardığını görmüştün; tasavvuf metinlerinde ise قِيلَ ile aktarılan sözler çoğu zaman bir tanım ya da bir hikmet olarak onaylanarak verilir. Bu fark, aynı kelimenin farklı ilim dallarında farklı işlevler görebileceğini gösterir.
Şiir ve kıssa kullanımı. Tasavvuf metinlerinin bir başka özelliği, şiir ve kıssaya sık başvurmasıdır. Bir tanımın ya da bir hâlin anlatımı çoğu zaman bir beyitle tamamlanır; bu beyitleri başlatan kalıp أَنْشَدَ ya da وَأَنْشَدُوا'dır, yani "şu beyti okudu" ya da "şu beyti okudular". Şiir, tasavvuf dilinin sembol katmanının en yoğun görüldüğü yerdir; bir beyitteki şarap ya da sevgili imgesi, çoğu zaman ilahî sevginin bir sembolüdür. Kıssalar ise bir kavramı somut bir hayat örneğiyle gösterir; bir sûfînin tevbesinin nasıl gerçekleştiğini anlatan bir menkıbe, tevbe kavramının tanımından daha etkili bir öğretim aracı olabilir. Bu kıssaları okurken, Ders 12.2'de gördüğün gibi, menkıbenin tarihî bir kayıt olmaktan çok bir fikrin ifadesi olabileceğini hatırlamak gerekir.
Ayet ve hadis kullanımı. Tasavvuf metinleri Kur'an ve hadisi yoğun biçimde kullanır, ama bu kullanımın kendine özgü biçimleri vardır. Birincisi iktibastır: bir ayet ya da hadis parçası, kaynağı belirtilmeden müellifin kendi cümlesinin içine yerleştirilir. Kur'an'ı iyi bilen bir okur bu parçaları hemen tanır; bilmeyen ise onları müellifin kendi sözü sanabilir. Bu yüzden tasavvuf metni okurken, cümlenin içinde tanıdık gelen bir ifadeyle karşılaştığında onun bir ayetten ya da hadisten alınıp alınmadığını kontrol etmek gerekir. İkincisi, ayetlerin işârî yorumudur: müellif bir ayeti zahirî anlamını kabul ederek, ondan manevî bir ders çıkarır. Üçüncüsü ve en dikkat gerektireni, hadis kullanımıdır. Ders 12.8'de İbnü'l-Cevzî'nin sûfîleri zayıf ve uydurma hadislere dayanmakla eleştirdiğini görmüştün. Bu eleştiri, tasavvuf kitaplarındaki bazı rivayetlerin hadis usulü bakımından sağlam olmadığını gösterir. Bu yüzden bir tasavvuf metninde bir hadisle karşılaştığında, Ders 14.3'te gördüğün tahric ifadelerine bakmak ya da hadisi güvenilir bir kaynaktan kontrol etmek, metni ilmî bir titizlikle okumanın bir parçasıdır. Bu kontrol, metnin manevî değerini küçültmez; yalnızca bir sözün kime ait olduğunu doğru bilmeni sağlar.
Kuşeyrî'nin tevbe babı. Ders 12.6'da Kuşeyrî'nin Risâle'sinin makamları uzun bir bablar dizisi hâlinde işlediğini görmüştün; bu dizinin ilk babı tevbe babıdır. Bab, tasavvuf metinlerinin tipik yapısını gösterir: önce konuyla ilgili ayetler ve hadisler zikredilir, sonra müellif kavramı kendi sözleriyle tanımlar, ardından önceki sûfîlerin sözleri ve hikâyeleri sıralanır. Kuşeyrî tevbe babında tevbeyi, yolcuların konak yerlerinin ilki ve taliplerin makamlarının ilki olarak niteler: "التوبة أول منزل من منازل السالكين". Ardından kelimenin Arapçadaki temel anlamının dönüş, yani الرُّجُوع olduğunu belirtir. Bu tanım, hazırlıkta bulduğun kök anlamıyla doğrudan ilişkilidir: tevbe, kulun günahtan Allah'a dönüşüdür. Kuşeyrî daha sonra tevbenin şartlarını ve önceki sûfîlerin tevbe hakkındaki sözlerini aktarır; bu sözlerin bir kısmı birbirinden farklı yönleri öne çıkarır ve Ders 12.1'de gördüğün tanımların çokluğu ilkesini yansıtır.
Kâşânî'nin terimler sözlüğü. Tasavvuf terimlerinin tanımlarını toplayan eserler de vardır. Bunlardan biri Abdürrezzâk el-Kâşânî'nin Istılâhâtü's-sûfiyye adlı eseridir. Kâşânî, Ders 12.8'de gördüğün İbn Arabî ekolüne mensuptur ve eseri bu ekolün terimlerini kısa tanımlarla açıklar. Bu tür sözlükleri kullanırken dikkat edilmesi gereken nokta, tanımların belirli bir ekolün bakış açısını yansıtabileceğidir. Aynı terim Kuşeyrî'nin Risâle'sinde bir anlamda, Kâşânî'nin sözlüğünde biraz farklı bir anlamda kullanılabilir. Ders 14.5'te gördüğün Cürcânî'nin et-Ta'rîfât'ı da tasavvuf terimlerini içerir ve farklı kaynakların tanımlarını karşılaştırmak için yararlı bir başvuru eseridir.
Tasavvuf metnini okuma sırası. Ders 14.2 ve 14.4'teki okuma sıralarına benzer bir sıra, tasavvuf metinleri için de işe yarar. Önce babın başındaki ayet ve hadisleri bul; bunlar konunun dayanaklarını gösterir. İkinci olarak müellifin kendi tanımını bul; bu çoğu zaman babın ilk kendi cümlesidir. Üçüncü olarak nakil kalıplarını, قال, سمعت, حكي ve قيل ifadelerini işaretle ve her sözün kime ait olduğunu belirle. Dördüncü olarak şiirleri ve kıssaları ayır ve bunların hangi kavramı somutlaştırdığını sor. Son olarak metindeki her önemli kelimenin terim katmanında mı, sembol katmanında mı kullanıldığını değerlendir ve emin olamadığın kelimeleri bir terim sözlüğünde kontrol et.
Örnekler
- Basit: Bir talebe bir tasavvuf şiirinde şarap kelimesini görür ve şairin içkiyi övdüğünü sanır. Hocası ona tasavvuf dilinin sembol katmanını açıklar: bu tür şiirlerde şarap çoğu zaman ilahî sevginin ya da manevî bir coşkunun sembolüdür. Talebe, bir kelimenin tasavvuf metninde hangi katmanda kullanıldığını sormanın, metni doğru anlamanın ilk şartı olduğunu fark eder.
- Orta: Bir çalışma grubu, تَوَكُّل, مُرَاقَبَة ve مُشَاهَدَة terimlerinin kalıplarını inceler. Birincisinin tefa''ul, öteki ikisinin mufâale babından geldiğini tespit ederler ve mufâale babının karşılıklılık anlamının, murakabede kulun Allah'ı gözetmesi ile Allah'ın kulu görmesi arasındaki ilişkiyi nasıl yansıtabileceğini tartışırlar. Grup, Modül 13'teki sarf bilgisinin tasavvuf terimlerini anlamaya nasıl yardım ettiğini görür.
- Gerçek hayat: Bir kitapçıda Kuşeyrî Risâlesi'nin Türkçe tercümesini karıştırırken bir bölümün "Hocam Ebû Ali ed-Dekkâk'tan işittim" diye başladığını görürsün. Bu ifadenin Arapça aslında سمعت kalıbı olduğunu, müellifin sözü doğrudan kendisinin işittiğini belirttiğini hatırlarsın. Bir tercümeyi okurken bile, arkasındaki Arapça kalıbı fark etmeye başlamışsındır.
Uygulama
Şimdi sıra sende: Kuşeyrî'nin Risâle'sinden tevbe babının başından bir paragraf seç. Harekesiz bir baskı kullan. Paragrafı Ders 14.1'deki stratejiyle harekele ve kendi başına Türkçeye çevir. Çevirini bitirdikten sonra paragrafı Süleyman Uludağ'ın Tasavvuf İlmine Dair Kuşeyrî Risalesi adlı çevirisindeki karşılığıyla karşılaştır. Farkları bir tabloya yaz: senin çevirin, Uludağ'ın çevirisi ve farkın nedeni. Farkın nedeni bir kelimenin anlamı, bir i'rab tercihi, bir terimin karşılığı ya da bir üslup tercihi olabilir. Paragraftaki bütün tasavvuf terimlerini ve nakil kalıplarını da ayrıca listele ve her terimin kökünü yaz. Son olarak, Uludağ'ın çevirisinde senin çevirinden daha iyi bulduğun bir tercihi ve nedenini iki cümleyle açıkla. Hedef: Klasik bir tasavvuf metninden bir paragrafı harekeleyip çevirebilmek, çevirisini yetkin bir tercümeyle karşılaştırarak kendi hatalarını görebilmek ve tasavvuf terimlerini ve nakil kalıplarını tanıyabilmek.
Mini test
- Tasavvuf dilinin iki katmanı nedir?
- تَوَكُّل ve مُرَاقَبَة terimleri hangi kalıplardan gelir?
- İbare ile işaret arasındaki fark nedir?
- Tasavvuf metinlerinde سمعت, حكي عن ve أنشد kalıpları ne işe yarar?
- Kuşeyrî tevbeyi nasıl niteler ve kelimenin Arapçadaki temel anlamı nedir?
Cevapları göster
- Terim dili, yani tanımlanmış ve tutarlı kullanılan kavramlar; ve sembol ile işaret dili, yani doğrudan anlamlarının ötesinde manevî bir tecrübeyi anlatan imgeler.
- تَوَكُّل tefa''ul babının masdarıdır; مُرَاقَبَة mufâale babının masdarıdır.
- İbare, bir sözün açık, sözlük anlamıyla söylediği şeydir; işaret, sözün açık anlamını ortadan kaldırmadan ince bir manevî anlama dikkat çekmesidir.
- سمعت müellifin bir sözü kendisinin işittiğini, حكي عن bir menkıbenin nakledildiğini, أنشد ise bir beytin okunduğunu belirtir.
- Yolcuların konak yerlerinin ilki olarak niteler: "التوبة أول منزل من منازل السالكين". Kelimenin Arapçadaki temel anlamı dönüştür (الرجوع).
Özet
- Tasavvuf dili terim ve sembol olmak üzere iki katmanlıdır; bir kelimenin hangi katmanda kullanıldığını sormak ilk adımdır.
- Makam ve hal terimlerinin Arapça biçimleri ve kalıpları, onların tasavvuftaki anlamlarına ipucu verir; çift kavramlar çoğu zaman birlikte anılır.
- İşaret, zahirî anlamı kaldırmadan ince bir anlama dikkat çeker; remiz bir anlamı sembolle gösterir.
- قال, سمعت, حكي عن, قيل ve أنشد tasavvuf metinlerinin nakil ve anlatım kalıplarıdır; قيل tasavvufta çoğu zaman onaylanan bir sözü aktarır.
- Kuşeyrî tevbe babını ayet, hadis, tanım ve nakillerle kurar; Kâşânî'nin sözlüğü gibi terim sözlükleri belirli bir ekolün bakışını yansıtabilir.
Sonraki derse hazırlık
Ders 14.7'de Arapça sözlüklerin kullanımını işleyeceğiz: kök esaslı sözlüklerin düzenini, Lisânü'l-Arab, el-Kâmûsü'l-muhît, el-Müfredât ve el-Mu'cemü'l-vasît gibi sözlükleri ve terim sözlüklerini göreceksin. Hazırlık: Bu dersin uygulamasında karşılaştığın ve anlamından emin olamadığın üç kelime seç. Her kelimenin kökünü Ders 7.5'teki üç adımla bul ve yaz. Sonra bu kelimeleri elindeki herhangi bir Arapça-Türkçe sözlükte ara ve kelimeyi bulmak için sözlüğün hangi düzene, alfabetik mi kök esaslı mı, göre sıralandığını not et.