Giriş
Hazırlıkta Mâide 5/6'daki abdest ayetini tekrar okudun ve Ders 10.2'de gördüğün tartışmaları hatırladın. Hanefî mezhebine göre abdestin farzlarının dört olduğunu yazdın: yüzü yıkamak, kolları dirseklerle birlikte yıkamak, başın bir kısmını mesh etmek ve ayakları topuklarla birlikte yıkamak. Sonra Ders 14.3'teki niyet tartışmasını düşünerek Hanefîlerin niyeti abdestin farzları arasında sayıp saymadığını tahmin ettin. Belki şu sonuca vardın: ayet niyeti anmadığı ve Hanefîler niyet hadisini "ameller niyetlerle kâmil olur" diye okuyabildiği için, niyet Hanefîlerde abdestin farzı değil sünnetidir. Bu tahmin doğrudur ve bu derste bir fıkıh metninin bu tür bir hükmü nasıl ifade ettiğini, gerekçesini nasıl verdiğini ve farklı görüşleri nasıl sıraladığını göreceksin. Ders 14.2 ve 14.3'te tefsir ve hadis şerhi dilini öğrenmiştin. Bu derste fıkıh kitaplarının diline geçiyoruz. Önce fıkıh literatürünün üç temel türünü, yani muhtasar metinleri, şerhleri ve fetva kitaplarını tanıyacaksın. Sonra fıkıh metinlerinde sık geçen kalıpları ve Hanefî kitaplarındaki tercih lafızlarını göreceksin. Son olarak Kudûrî'nin Muhtasar'ının taharet bahsinin başını ve Merğînânî'nin el-Hidâye'sindeki karşılığını karşılaştıracağız.
Ana anlatım
Fıkıh literatürünün üç türü. Fıkıh kitapları, yazılış amaçlarına göre üç temel türe ayrılır. Birinci tür muhtasar metinlerdir, yani mütûndur. Bunlar bir mezhebin muteber görüşlerini kısa, yoğun ve ezberlenebilir bir dille özetleyen eserlerdir; delil vermezler ya da çok az verirler. Hanefî mezhebinde Kudûrî'nin Muhtasar'ı, Nesefî'nin Kenzü'd-dekâik'i ve benzeri eserler bu türdendir. İkinci tür şerhlerdir. Şerhler, bir metnin ifadelerini açıklar, hükümlerin delillerini verir, mezhep içindeki ve mezhepler arasındaki farklı görüşleri aktarır ve bir tercih yapar. Üçüncü tür fetva kitaplarıdır, yani fetâvâ. Bunlar müftülerin verdiği fetvaları ya da muhtasar ve şerhlerde yer almayan yeni meseleleri, vâkıât denen olayları, toplayan eserlerdir. Ders 10.8'de gördüğün müctehid tabakaları ile bu türler arasında bir ilişki vardır: mütûn mezhebin yerleşik görüşünü, şerhler gerekçesini, fetâvâ ise o görüşün yeni durumlara uygulanmasını temsil eder.
Metinlerin rivayet katmanları. Hanefî fıkıh kitaplarını okurken sık rastlanan bir terim zâhirü'r-rivâyedir. Bu terim, İmam Muhammed'in Ebû Hanîfe ve öğrencilerinin görüşlerini aktardığı ve mezhepte en güvenilir kabul edilen altı eserini ve bu eserlerdeki görüşleri ifade eder. Bu eserlerde geçmeyen, başka kanallarla aktarılan görüşlere ise nâdirü'r-rivâye denir. Bir fıkıh kitabında "في ظاهر الرواية" ifadesini gördüğünde, aktarılan görüşün mezhebin en güvenilir kaynaklarında yer aldığını anlarsın; "في رواية" ya da "وعن أبي حنيفة" gibi ifadeler ise daha zayıf bir rivayete işaret edebilir. Bu ayrım, Hanefî mezhebinde bir görüşün ağırlığını belirlemek için temel bir ölçüdür.
Şart ve varsayım kalıpları. Fıkıh metinleri, bir hükmü belirttikten sonra o hükmün farklı durumlarda nasıl değiştiğini sıralar. Bunun için bazı kalıplar sürekli tekrar eder. وَإِنْ, yani "eğer ... ise", bir hükmün farklı bir durumdaki uygulamasını başlatır: "وإن كان كذا فكذا" (eğer şöyle ise, hüküm şudur). وَلَوْ, yani "şayet, velev ki", çoğu zaman daha uzak ya da varsayımsal bir durumu ele alır: "ولو فعل كذا جاز" (şayet şöyle yapsa caiz olur). Bu kalıplarla başlayan cümleler, fıkıh kitaplarında fer'î meseleler, yani ana hükümden türeyen ayrıntılar zincirini oluşturur. إِلَّا أَنَّهُ, yani "ancak şu var ki", bir istisnayı ya da bir kaydı başlatır. Ders 13.6'da gördüğün istisnâ bilgisi burada doğrudan iş görür: bir fıkıh cümlesinde إلا ile başlayan kısım, hükmün kapsamından çıkarılan durumu gösterir. Bu kalıpları tanıyan biri, bir fıkıh paragrafında ana hükmü, onun istisnalarını ve farklı durumlardaki uygulamalarını birbirinden ayırabilir.
Gerekçe kalıpları. Özellikle şerhlerde hükmün gerekçesi belirli kalıplarla verilir. لِأَنَّ, yani "çünkü", aklî bir gerekçeyi; لِقَوْلِهِ تَعَالَى, yani "Yüce Allah'ın şu sözünden dolayı", bir ayete dayanan gerekçeyi; لِمَا رُوِيَ, yani "rivayet edilen şeyden dolayı", bir hadise dayanan gerekçeyi başlatır. Şerhler bazen bir görüşü aktardıktan sonra ona yöneltilen bir itirazı ve buna verilen cevabı da verir. Bu yapıyı Ders 14.5'te kelam metinlerinde daha belirgin biçimde göreceksin.
Tercih lafızları. Hanefî fıkıh kitaplarında, mezhep içindeki farklı görüşler arasında hangisinin tercih edildiğini gösteren özel lafızlar vardır ve bunlar müftüler için hayati önem taşır. En güçlü tercih lafızları fetva lafızlarıdır: وَبِهِ يُفْتَى (fetva bununla verilir) ve وَعَلَيْهِ الْفَتْوَى (fetva bunun üzerinedir). Bunları وَالْأَصَحُّ (en sahih olanı), وَالصَّحِيحُ (sahih olan), وَهُوَ الْمُخْتَارُ (tercih edilen budur) ve وَعَلَيْهِ الِاعْتِمَادُ (dayanılacak olan budur) gibi ifadeler izler. عَلَى الْأَصَحِّ ifadesi ise "en sahih görüşe göre" anlamında bir hükmün hangi görüşe dayandığını bildirir. Bu lafızların birbirine göre gücü Hanefî usulünde ayrıca tartışılmıştır; örneğin الأصح ile الصحيح lafızlarından hangisinin daha güçlü bir tercihi gösterdiği konusunda farklı görüşler vardır. İbn Âbidîn, müftünün uyması gereken bu kuralları Ukûdü resmi'l-müftî adlı manzumesinde ve onun şerhinde toplamıştır. Ders 14.2'de gördüğün tefsirdeki tercih ifadeleriyle bu lafızlar benzerdir, ama fıkıhta tercih yalnızca bir yorum değil, uygulanacak bir hükmü belirlediği için çok daha büyük bir ağırlık taşır.
Fetva kitaplarının dili. Fetva kitapları, muhtasar ve şerhlerden farklı bir dil kullanır, çünkü çoğu zaman bir soruya verilen cevabı aktarır. Bu kitaplarda sık rastlanan bir yapı şudur: سُئِلَ عَنْ, yani "şu mesele soruldu", ardından sorunun kendisi, sonra أَجَابَ ya da فَقَالَ, yani "cevap verdi" diye başlayan cevap. Bazı fetva kitapları, soruyu bir kişinin durumu olarak anlatır: "رجل فعل كذا", yani "bir adam şöyle yaptı". Burada رجل kelimesi belirli bir kişiyi değil, bir örnek durumu ifade eder; fıkıh kitaplarında "bir adam" ya da "bir kadın" diye başlayan cümleler, bir hükmün uygulanacağı tipik bir vakayı tarif eder. Fetva kitaplarını okurken dikkat edilmesi gereken nokta, verilen cevabın o sorunun şartlarına bağlı olmasıdır; aynı cevabı farklı şartlardaki bir duruma aktarmak, Ders 10.5'te gördüğün kıyasın illet sorusunu atlamak anlamına gelir.
Bir fıkıh paragrafını okuma sırası. Ders 14.2'de bir tefsir sayfası için gördüğün okuma sırasına benzer bir sıra, fıkıh paragrafları için de işe yarar. Önce ana hükmü bul; bu çoğu zaman paragrafın ilk cümlesidir ve bir isim cümlesi biçimindedir. İkinci olarak وإن ve ولو ile başlayan fer'î meseleleri işaretle ve her birinin ana hükümden nasıl farklılaştığını not et. Üçüncü olarak إلا ile başlayan istisnaları bul. Dördüncü olarak gerekçe kalıplarını, yani لأن, لقوله تعالى ve لما روي ifadelerini işaretle ve her gerekçenin aklî mi naklî mi olduğunu belirt. Son olarak tercih lafızlarını bul ve mezhep içinde hangi görüşün esas alındığını tespit et. Bu sıra, uzun bir şerh paragrafını bir dizi düzenli bilgiye dönüştürür ve Modül 17'de mukayeseli fıkıh okurken farklı mezheplerin görüşlerini karşılaştırmayı kolaylaştırır.
Kudûrî'nin Muhtasar'ı. Hanefî mezhebinin en çok okunan muhtasar metinlerinden biri Kudûrî'nin Muhtasar'ıdır. Eser, Hanefî fıkhının temel hükümlerini bablar hâlinde, kısa ve açık bir dille sunar. Kitâbü't-tahâre, yani taharet kitabı, abdest ayetini zikrederek başlar ve ardından abdestin farzlarını tek bir cümlede özetler: "ففرض الطهارة غسل الأعضاء الثلاثة ومسح الرأس". Bu cümleyi Ders 14.1'deki stratejiyle okuyalım. Cümle فـ ile başlar; bu harf, ayetten çıkarılan sonucu bildirir. فرض mübtedadır ve الطهارة'ya tamlanır: فَفَرْضُ الطَّهَارَةِ. غسل haberdir: غَسْلُ. الأعضاء, غسل'e tamlanır ve mecrûrdur: الْأَعْضَاءِ; الثلاثة onun sıfatıdır: الثَّلَاثَةِ. ومسح, غسل'e atfedilmiştir ve merfûdur: وَمَسْحُ; الرأس ise ona tamlanır: الرَّأْسِ. Cümlenin anlamı şudur: "Abdestin farzı, üç organı yıkamak ve başı mesh etmektir." Dört farz, iki fiile, yıkamaya ve mesh etmeye indirgenmiştir. "Üç organ" ifadesi yüzü, kolları ve ayakları kapsar; başın ne kadarının mesh edileceği ise bu cümlede söylenmez, Kudûrî onu hemen ardından ayrı bir cümleyle belirtir. Niyetin bu cümlede yer almaması, hazırlıktaki tahminini doğrular.
Merğînânî'nin el-Hidâye'si. el-Hidâye, Merğînânî'nin kendi yazdığı Bidâyetü'l-mübtedî adlı muhtasar metne yazdığı şerhtir. Bidâye büyük ölçüde Kudûrî'nin Muhtasar'ı ile İmam Muhammed'in el-Câmiu's-sağîr'ini esas aldığı için, Hidâye'nin taharet bahsi Kudûrî'nin metnine çok yakın bir metni şerh eder. Hidâye'nin üslubunun belirgin bir özelliği, metnin cümlelerini çoğu zaman "قال" ile, yani "müellif dedi ki" diye başlatıp ardından kendi açıklamasını getirmesidir; bu, Ders 14.1'de gördüğün metin ve şerh katmanlarının bir eser içindeki görünümüdür. Hidâye, Kudûrî'nin tek cümlede özetlediği hükmü açar: her bir farzın sınırını belirler, dirseklerin ve topukların yıkamaya dahil olup olmadığını tartışır, başın ne kadarının mesh edileceğini delillendirir ve Şâfiî mezhebinin farklı görüşlerini aktarıp cevaplar. Ders 10.2'de gördüğün Mâide 5/6'nın zannî unsurları, Hidâye'de mezheplerin gerekçeleriyle birlikte karşına çıkar.
İki metni karşılaştırmak. Kudûrî ile Hidâye'yi yan yana okumak, fıkıh literatürünün katmanlı yapısını açıkça gösterir. Kudûrî'de bir hüküm tek bir cümledir ve ezberlenmek içindir. Hidâye'de aynı hüküm, delilleri, mezhep içi ve mezhepler arası görüşleri ve tercih gerekçeleriyle birlikte bir paragrafa dönüşür. Kudûrî "ne" sorusuna, Hidâye ise "neden" sorusuna cevap verir. Klasik medrese eğitiminde talebe önce Kudûrî gibi bir metni ezberler, sonra Hidâye gibi bir şerhle o metnin gerekçelerini öğrenirdi. Bu sıra, Ders 14.2'de tefsir için gördüğün Celâleyn ve Beyzâvî sırasına benzer ve Modül 17'de fıkıh metinlerini okurken senin için de bir yol haritasıdır.
Örnekler
- Basit: Bir talebe bir fıkıh kitabında "ولو توضأ بغير نية جاز" cümlesini görür ve ولو ile başlayan bu cümleyi ana hüküm sanır. Hocası ona ولو'nun çoğu zaman ana hükümden türeyen bir fer'î meseleyi başlattığını açıklar: "Şayet niyetsiz abdest alsa, abdesti geçerli olur." Talebe, fıkıh metinlerinde ana hükmü, ondan türeyen fer'î meselelerden ayırt etmenin önemini fark eder.
- Orta: Bir çalışma grubu, bir Hanefî kitabında aynı mesele hakkında iki görüş bulur: birinin yanında الأصح, öbürünün yanında وبه يفتى yazmaktadır. Grup, fetva lafzının taşıdığı ağırlığı tartışır ve bu tür bir durumda hangi görüşün uygulanacağının, İbn Âbidîn'in derlediği tercih kurallarına bakılarak belirlendiğini öğrenir. Tercih lafızlarının bir fıkıh kitabında yalnızca üslup değil, uygulamaya yön veren işaretler olduğunu görürler.
- Gerçek hayat: Bir arkadaşın, abdest alırken niyet etmeyi unuttuğunu ve abdestinin geçerli olup olmadığını merak ettiğini söyler. Sen Kudûrî'nin abdestin farzlarını sayan cümlesini ve niyetin Hanefîlerde farz değil sünnet olduğunu hatırlatırsın. Ders 14.3'teki niyet hadisinin müteallakı hakkındaki takdirleri de anlatır, bu hükmün arkasındaki dil ve usul gerekçesini paylaşırsın.
Uygulama
Şimdi sıra sende: el-Hidâye'den abdestin farzlarına dair paragrafı bul. Harekesiz bir baskı kullan; harekeli bir baskıyı ya da bir Türkçe tercümeyi yalnızca kontrol için yanında bulundur. Paragrafı Ders 14.1'deki stratejiyle harekele ve cümle cümle Türkçeye çevir. Çevirini bitirdikten sonra paragrafı dört renkle işaretle: metinden, yani Bidâye'den alınan cümleler; Merğînânî'nin açıklamaları; ayet ve hadis delilleri; ve farklı mezheplerin görüşleri. Paragraftaki fıkıh kalıplarını da listele: وإن, ولو, إلا أنه, لأن, لقوله تعالى, لما روي ve tercih lafızları. Son olarak paragrafı Kudûrî'nin tek cümlelik özetiyle karşılaştır ve Hidâye'nin bu cümleye neler eklediğini üç maddeyle yaz. Hedef: Bir fıkıh şerhinden bir paragrafı harekeleyip çevirebilmek, metni, açıklamayı, delili ve farklı görüşleri birbirinden ayırabilmek ve fıkıh kalıplarını ve tercih lafızlarını işlevlerine göre tanıyabilmek.
Mini test
- Fıkıh literatürünün üç temel türü nedir ve her biri ne işe yarar?
- Zâhirü'r-rivâye ile nâdirü'r-rivâye arasındaki fark nedir?
- وإن, ولو ve إلا أنه kalıpları bir fıkıh metninde hangi işlevleri görür?
- Hanefî kitaplarındaki en güçlü tercih lafızları hangileridir?
- Kudûrî'nin "ففرض الطهارة غسل الأعضاء الثلاثة ومسح الرأس" cümlesinde فرض ve غسل kelimelerinin i'rabı nedir ve cümle ne anlama gelir?
Cevapları göster
- Muhtasar metinler (mütûn) mezhebin muteber görüşlerini kısa ve ezberlenebilir biçimde özetler; şerhler bu metinleri açıklar, delillerini ve farklı görüşleri verir; fetva kitapları (fetâvâ) müftülerin fetvalarını ve yeni meseleleri toplar.
- Zâhirü'r-rivâye, İmam Muhammed'in mezhepte en güvenilir kabul edilen altı eserindeki görüşlerdir; nâdirü'r-rivâye ise bu eserlerde geçmeyen, başka kanallarla aktarılan görüşlerdir.
- وإن bir hükmün farklı bir durumdaki uygulamasını, ولو daha uzak ya da varsayımsal bir fer'î meseleyi, إلا أنه ise bir istisnayı ya da kaydı başlatır.
- Fetva lafızları: وبه يفتى ve وعليه الفتوى.
- فرض mübtedadır ve merfûdur; غسل haberdir ve merfûdur. Cümle "Abdestin farzı, üç organı yıkamak ve başı mesh etmektir" anlamına gelir.
Özet
- Fıkıh literatürü mütûn, şerhler ve fetâvâ olarak üç türe ayrılır; mütûn "ne", şerhler "neden" sorusuna cevap verir.
- Zâhirü'r-rivâye Hanefî mezhebinin en güvenilir rivayet katmanıdır; nâdirü'r-rivâye daha zayıf kabul edilir.
- وإن, ولو ve إلا أنه fer'î meseleleri ve istisnaları; لأن, لقوله تعالى ve لما روي gerekçeleri başlatır.
- وبه يفتى ve وعليه الفتوى en güçlü tercih lafızlarıdır; lafızların birbirine göre gücü Hanefî usulünde tartışılmış, İbn Âbidîn tarafından derlenmiştir.
- Kudûrî abdestin farzlarını tek cümlede özetler; el-Hidâye aynı hükmü delilleri ve mezhep görüşleriyle açar.
Sonraki derse hazırlık
Ders 14.5'te kelam ve mantık terimlerini işleyeceğiz: cevher, araz, vâcib, mümkin, hudûs, teselsül gibi terimleri, kelam kitaplarındaki itiraz-cevap formülünü ve Akâid-i Nesefiyye'nin ilk cümlelerini göreceksin. Hazırlık: Ders 11.5'te gördüğün hudûs ve imkân delillerini hatırla ve bu delillerde geçen terimleri, hudûs, muhdis, vâcib, mümkin ve teselsül gibi kelimeleri, bir liste hâlinde yaz. Her terimin yanına, Ders 11.5'teki tanımını bir cümleyle ekle. Bu terimlerin Arapça köklerini de tahmin etmeye çalış.