İçeriğe geç

Ders 14.2 · Seviye 3 · Arapça 3: Klasik Metin Okuma

Tefsir dili ve terimleri

1.841 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma

Giriş

Hazırlıkta Türkçe bir tefsirden Fâtiha suresinin tefsirini okudun ve tefsircinin bir kelimeyi açıklarken, bir görüşü aktarırken ve iki görüş arasında tercih yaparken kullandığı kalıpları buldun. "Yani", "denildi ki", "doğrusu şudur" gibi ifadeleri ve kullanıldıkları cümleleri yazdın. Belki fark ettin: tefsirci bu kalıpları gelişigüzel kullanmıyordu; bir kelimeyi açıklarken bir kalıbı, kendi görüşü olmayan bir görüşü aktarırken başka bir kalıbı, kendi tercihini bildirirken üçüncü bir kalıbı kullanıyordu. Türkçe tefsirlerdeki bu kalıpların çoğu, Arapça klasik tefsirlerin kalıplarının tercümesidir. Bu derste o Arapça kalıpların kendisini öğreneceksin. Ders 8.8'de tefsir çeşitlerini ve önemli tefsirleri tanımıştın; Ders 14.1'de de harekesiz metin okumanın stratejisini öğrendin. Şimdi bu ikisini birleştiriyoruz. Önce tefsir metinlerinde en sık geçen açıklama, nakil ve tercih kalıplarını göreceksin. Sonra kıraat ve i'rab tartışmalarının diline bakacaksın. Ardından iki klasik tefsiri, Celâleyn'in yoğun ve kısa dilini ve Beyzâvî'nin Envârü't-tenzîl'indeki teknik dili karşılaştıracak, bu ikisinin neden medrese geleneğinde bu kadar çok okunduğunu anlayacaksın.

Ana anlatım

Tefsir dilinin işlevleri. Bir tefsir metni, birkaç işi aynı anda yapar: bir kelimenin anlamını açıklar, önceki âlimlerin görüşlerini aktarır, kıraat farklarını bildirir, i'rab tartışmalarını özetler ve bu görüşler arasında tercih yapar. Tefsirciler bu işlerin her biri için yerleşik kalıplar geliştirmiştir. Bu kalıpları tanımak, bir tefsir sayfasında neyin tefsircinin kendi görüşü, neyin başkasından aktarılan bir görüş, neyin bir kelime açıklaması olduğunu ayırt etmeyi sağlar. Bu ayrımı yapamayan bir okur, tefsircinin aktarıp reddettiği bir görüşü onun kendi görüşü sanabilir.

Açıklama kalıpları. Tefsir metinlerinde en sık geçen kelime muhtemelen أَيْ'dir: "yani, demek ki". Bir kelimenin ya da ifadenin ardından gelir ve onun anlamını açıklar. Örneğin Celâleyn tefsiri Fâtiha'daki "رَبِّ الْعَالَمِينَ" ifadesini açıklarken "أي مالك جميع الخلق" der: "yani bütün yaratılmışların sahibi". أَيْ'den sonra gelen ifade çoğu zaman açıklanan kelimeyle aynı i'rabı alır; bu yüzden harekesiz okurken أَيْ, bir kelimenin i'rabını tahmin etmek için de iyi bir ipucudur. أَيْ'ye yakın bir başka kalıp يَعْنِي'dir: "kastettiği şudur". Bu kalıp daha çok bir ifadeden kastedilen anlamı açıklamak için kullanılır. وَالْمُرَادُ بِهِ, yani "bununla kastedilen", ise bir kelimenin burada hangi anlamda kullanıldığını belirtir: örneğin bir kelimenin sözlükte birkaç anlamı olduğunda tefsirci "والمراد به هنا" diyerek "burada kastedilen şudur" der.

Nakil kalıpları. Tefsirciler önceki âlimlerin görüşlerini belirli formüllerle aktarır. En açık olanı, görüşü sahibine açıkça nispet etmektir: قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ, "İbn Abbâs dedi ki". Ders 8.8'de gördüğün gibi, sahabe ve tâbiûn görüşleri rivayet tefsirinin temelidir ve bu formül, aktarılan görüşün kaynağını gösterir. Bir görüşü sahibini anmadan aktarmak için ise قِيلَ, yani "denildi ki" kullanılır. Bu kelime dikkatle okunmalıdır, çünkü pek çok tefsirde قِيلَ ile aktarılan görüş, tefsircinin benimsemediği ya da zayıf gördüğü bir görüştür. Tefsirci kendi tercihini çoğu zaman bir görüşü doğrudan anlatarak yapar, zayıf bulduğu görüşleri ise قِيلَ ile ekler. Bu yüzden bir tefsirde "وقيل" ile başlayan bir cümle gördüğünde, onun tefsircinin kendi görüşü olmayabileceğini hatırlamalısın.

Birden fazla ihtimal. Tefsirciler bir ifadenin birden fazla anlama gelebileceğini ya da birden fazla biçimde i'rab edilebileceğini sık sık belirtir. Bunun için فِيهِ وَجْهَانِ, "bunda iki vecih vardır", ya da فِيهِ أَقْوَالٌ, "bunda birkaç görüş vardır", kalıpları kullanılır. Ardından görüşler sıralanır: أَحَدُهُمَا, "birincisi", وَالثَّانِي, "ikincisi". Ders 13.8'de Bakara 2/2'deki هُدًى kelimesinin iki i'rabını görmüştün; bir tefsirde bu durum tam da böyle bir kalıpla anlatılır. Bu kalıbı gördüğünde, ardından gelen görüşlerin sayısını not etmek ve her birinin nerede başlayıp nerede bittiğini işaretlemek, uzun bir tefsir paragrafında kaybolmamanın en iyi yoludur.

Tercih kalıpları. Tefsirci birden fazla görüş aktardıktan sonra çoğu zaman bir tercih yapar. Bunun için kullanılan başlıca ifadeler şunlardır: وَالْأَصَحُّ, "en sahih olanı"; وَالرَّاجِحُ, "tercih edilen"; وَالصَّحِيحُ, "doğru olan"; وَالْأَوَّلُ أَوْلَى, "birincisi daha uygundur". Bu ifadelerden sonra gelen görüş, tefsircinin benimsediği görüştür. Bazı tefsirciler tercihlerini gerekçelendirir: لِأَنَّ, "çünkü", ya da بِدَلِيلِ, "şunun delaletiyle" diyerek bir ayete, bir hadise ya da bir dil kuralına dayanırlar. Bir tefsir okurken bu tercih ifadelerini ve gerekçelerini işaretlemek, Ders 8.8'de gördüğün tefsir yöntemlerinin bir metinde nasıl uygulandığını görmeni sağlar.

Kıraat ve i'rab dili. Tefsirler kıraat farklarını ve i'rab tartışmalarını da kendine özgü bir dille aktarır. Kıraat farkları için en yaygın kalıp وَقُرِئَ, yani "şöyle de okunmuştur" ifadesidir; ardından farklı okunuş verilir, bazen de o okunuşu okuyan kıraat imamı adıyla anılır ve okunuşun anlama kattığı fark kısaca açıklanır. Ders 8.4'te gördüğün kıraat bilgisi burada devreye girer: مَالِكِ ile مَلِكِ farkı, bir tefsirde "وقرئ ملك" gibi bir ifadeyle karşına çıkar. İ'rab tartışmaları için ise Modül 13'te öğrendiğin terimler doğrudan kullanılır: مَنْصُوبٌ عَلَى الْحَالِ, "hâl olarak mansûbdur"; خَبَرُ مُبْتَدَإٍ مَحْذُوفٍ, "gizli bir mübtedanın haberidir"; مُتَعَلِّقٌ بِـ, "şuna müteallaktır". Bu ifadeleri tanıyan biri için tefsirin i'rab notları, Ders 13.8'deki tahlil çalışmasının hazır bir kontrol listesi gibidir.

Türkçe kalıplardan Arapça kalıplara. Hazırlıkta topladığın Türkçe kalıpları şimdi Arapça karşılıklarıyla eşleştirebilirsin. "Yani" ve "demek ki" çoğu zaman أَيْ'nin, "bununla kastedilen" وَالْمُرَادُ بِهِ'nin, "denildi ki" ve "bir görüşe göre" قِيلَ'in, "doğrusu şudur" ve "tercih edilen görüş" ise وَالصَّحِيحُ ya da وَالرَّاجِحُ'in karşılığıdır. Bu eşleştirme, Türkçe bir tefsiri okurken de işe yarar: tercümede "denildi ki" ile başlayan bir cümle gördüğünde, aslında bir قِيلَ bulunduğunu ve tefsircinin bu görüşü benimsemiyor olabileceğini hatırlarsın.

Celâleyn tefsiri. Celâleyn, iki müellifin, Celâleddîn el-Mahallî ile Celâleddîn es-Suyûtî'nin eseridir ve adını bu iki "Celâleddîn"den alır. Mahallî eserin bir bölümünü yazmış, kalan kısmını Suyûtî tamamlamıştır. Celâleyn'in en belirgin özelliği yoğunluğudur: ayetin kelimeleri arasına kısa açıklamalar yerleştirir, çoğu zaman bir kelimeyi tek bir kelimeyle ya da kısa bir ifadeyle açıklar ve sonraki kelimeye geçer. Bu yüzden Celâleyn, ayetin metniyle tefsirin iç içe geçtiği bir yapıya sahiptir; Ders 14.1'de gördüğün memzûc şerhe benzer. Matbu baskılarda ayet kelimeleri çoğu zaman parantez içinde ya da farklı bir biçimde gösterilir. Bu yoğunluk, Celâleyn'i harekesiz tefsir okumaya başlamak için ideal bir metin yapar: cümleler kısadır, terimler tekrar eder ve her açıklama bir ayet kelimesine bağlıdır.

Beyzâvî'nin Envârü't-tenzîl'i. Beyzâvî'nin Envârü't-tenzîl ve esrârü't-te'vîl adlı tefsiri ise farklı bir üsluba sahiptir. Beyzâvî, Zemahşerî'nin Keşşâf'ından ve Fahreddin er-Râzî'nin tefsirinden yararlanarak yoğun, teknik ve özlü bir tefsir yazmıştır. Eserde dil, i'rab, belâgat, kelam ve fıkıh tartışmaları kısa ama yoğun ifadelerle yer alır. Beyzâvî'nin cümleleri, Celâleyn'inkilerden daha uzun ve daha terimlidir; bir tek cümlede bir kelimenin sözlük anlamını, i'rabını, belâgat inceliğini ve bir kelam tartışmasını bir arada bulmak mümkündür. Bu yoğunluk yüzünden Beyzâvî tefsiri, Osmanlı medreselerinde çok okunmuş ve üzerine pek çok hâşiye yazılmıştır; Şeyhzâde'nin hâşiyesi bunların en bilinenlerindendir. Ders 14.1'de gördüğün metin, şerh ve hâşiye katmanları, Beyzâvî tefsiri etrafında oluşan bu literatürde açıkça görülür.

İki üslubun karşılaştırılması. Celâleyn ile Beyzâvî'yi aynı ayet üzerinde karşılaştırmak, tefsir dilinin iki ucunu görmeni sağlar. Celâleyn, bir kelimeyi أَيْ ile açıklar ve geçer; Beyzâvî aynı kelimenin kökünü, i'rabını ve belâgat inceliğini tartışır. Celâleyn'de farklı görüşler nadiren ve kısaca anılır; Beyzâvî'de farklı görüşler çoğu zaman قِيلَ ve وَقِيلَ ile sıralanır ve ardından bir tercih yapılır. Pek çok öğretim geleneğinde bu iki tefsir sırayla okutulmuştur: önce Celâleyn ile ayetin temel anlamı ve tefsir dili oturtulur, sonra Beyzâvî ile daha derin tartışmalara geçilir. Bu sıra, Modül 15'te göreceğin tefsir metinlerini okumaya hazırlanırken senin için de iyi bir yol haritasıdır.

Bir tefsir sayfasını okuma sırası. Bu kalıpları öğrendikten sonra, bir tefsir sayfasına yaklaşmak için Ders 14.1'deki stratejiye benzer bir sıra izleyebilirsin. Önce ayet kelimelerini bul ve işaretle; tefsirin geri kalanı bu kelimelerin etrafında örülür. İkinci olarak açıklama kalıplarını, yani أَيْ, يَعْنِي ve وَالْمُرَادُ ifadelerini bul; bunlar her ayet kelimesinin kısa anlamını verir ve metnin iskeletini oluşturur. Üçüncü olarak nakil ve tercih kalıplarını işaretle: قَالَ, قِيلَ, فِيهِ وَجْهَانِ, وَالْأَصَحُّ. Bu adımda tefsircinin kendi sesini, aktardığı seslerden ayırırsın. Dördüncü olarak kıraat ve i'rab notlarını bul ve Modül 13'teki bilgilerinle kontrol et. Ancak bu dört adımdan sonra metni baştan sona akıcı biçimde okumaya ve çevirmeye geçersin. Bu sıra ilk başta yavaş görünebilir, ama birkaç sayfadan sonra kalıplar gözüne kendiliğinden çarpmaya başlar ve okuma hızın belirgin biçimde artar. Modül 15'te Taberî, Zemahşerî ve Râzî gibi büyük tefsirlerden pasajlar okurken bu sıra, sayfanın içinde kaybolmamanı sağlayacak.

Örnekler

  • Basit: Bir talebe bir tefsir paragrafında "وقيل" ile başlayan bir cümleyi tefsircinin kendi görüşü sanarak not alır. Hocası ona قِيلَ'in çoğu zaman sahibi anılmayan ve tefsircinin benimsemediği bir görüşü aktardığını söyler ve paragrafın başındaki doğrudan anlatılan görüşe dikkat çeker. Talebe, tefsircinin sesini aktardığı seslerden ayırt etmenin bir tefsiri doğru okumanın ilk şartı olduğunu fark eder.
  • Orta: Bir çalışma grubu, Celâleyn'in "رب العالمين أي مالك جميع الخلق" açıklamasını inceler. أَيْ'den sonra gelen مالك kelimesinin, açıklanan رب kelimesiyle aynı i'rabı, yani cer hâlini alacağını tespit ederler: مَالِكِ. Grup, harekesiz bir tefsirde أَيْ'nin, ardından gelen kelimenin i'rabını tahmin etmek için güvenilir bir ipucu olduğunu not eder.
  • Gerçek hayat: Bir cuma vaazında vaizin bir ayeti açıklarken "müfessirlerin bir kısmı şöyle demiştir, ama doğrusu şudur" dediğini duyarsın. Bu cümlenin, Arapça tefsirlerdeki قِيلَ ve وَالصَّحِيحُ kalıplarının Türkçe bir yansıması olduğunu fark edersin. Vaizin hangi görüşü aktarıp hangisini benimsediğini ayırt ederek dinlersin.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Celâleyn tefsirinden Fâtiha suresinin tefsirini bul. Harekesiz bir baskı kullan; harekeli bir baskıyı ya da bir Türkçe tercümeyi yalnızca kontrol için yanında bulundur. Önce Ders 14.1'deki üç adımlı stratejiyle metni harekele. Harekelerken metindeki ayet kelimelerini tefsir açıklamalarından ayır ve farklı bir renkle işaretle. Ardından metni cümle cümle Türkçeye çevir. Çevirini bitirdikten sonra metindeki bütün tefsir kalıplarını bul ve bir liste yap: أَيْ, يَعْنِي, قِيلَ, وَالْمُرَادُ gibi her kalıbı, kullanıldığı ifadeyle birlikte yaz ve bu kalıbın o ifadede hangi işlevi gördüğünü, açıklama mı, nakil mi, tercih mi olduğunu belirt. Son olarak çevirini bir Türkçe tercümeyle karşılaştır ve farklı çevirdiğin iki yeri not et. Hedef: Yoğun bir klasik tefsir metnini harekeleyip çevirebilmek, ayet kelimelerini tefsir açıklamalarından ayırabilmek ve tefsir kalıplarını işlevlerine göre tanıyabilmek.

Mini test

  1. أَيْ ve يَعْنِي kalıpları hangi işlevi görür? أَيْ harekesiz okurken nasıl bir ipucu verir?
  2. قِيلَ ile aktarılan bir görüş neden dikkatle okunmalıdır?
  3. فِيهِ وَجْهَانِ kalıbı ne anlama gelir ve nasıl bir yapı başlatır?
  4. Tefsirlerde tercih bildiren üç ifade yaz.
  5. Celâleyn ile Beyzâvî'nin üslupları nasıl farklılaşır?
Cevapları göster
  1. İkisi de açıklama kalıbıdır: أَيْ "yani" anlamında bir kelimeyi açıklar, يَعْنِي bir ifadeden kastedileni açıklar. أَيْ'den sonra gelen ifade çoğu zaman açıklanan kelimeyle aynı i'rabı alır; bu, harekesiz okurken bir ipucudur.
  2. Çünkü قِيلَ çoğu zaman sahibi anılmayan ve tefsircinin benimsemediği ya da zayıf gördüğü bir görüşü aktarır; tefsircinin kendi görüşü sanılmamalıdır.
  3. "Bunda iki vecih vardır" demektir ve bir ifadenin birden fazla anlamını ya da i'rabını sıralayan bir yapı başlatır; ardından أَحَدُهُمَا ve وَالثَّانِي gibi ifadelerle görüşler sayılır.
  4. وَالْأَصَحُّ (en sahih olanı), وَالرَّاجِحُ (tercih edilen), وَالصَّحِيحُ (doğru olan), وَالْأَوَّلُ أَوْلَى (birincisi daha uygundur).
  5. Celâleyn yoğun ve kısadır; ayet kelimeleri arasına kısa açıklamalar yerleştirir ve farklı görüşlere nadiren girer. Beyzâvî teknik ve terimlidir; dil, i'rab, belâgat ve kelam tartışmalarını yoğun ifadelerle bir arada verir ve görüşleri sıralayıp tercih yapar.

Özet

  • Tefsir metinleri açıklama, nakil, kıraat, i'rab ve tercih işlerini yerleşik kalıplarla yapar; bu kalıpları tanımak tefsircinin sesini ayırt etmeyi sağlar.
  • أَيْ ve يَعْنِي açıklar, قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ nispet ederek, قِيلَ sahibini anmadan aktarır; قِيلَ çoğu zaman benimsenmeyen görüştür.
  • فِيهِ وَجْهَانِ birden fazla ihtimali, وَالْأَصَحُّ ve وَالرَّاجِحُ tercihi bildirir; وَقُرِئَ kıraat farkını, i'rab terimleri tahlil notlarını gösterir.
  • Celâleyn yoğun ve ayet kelimeleriyle iç içe, Beyzâvî teknik ve katmanlıdır; medresede önce Celâleyn, sonra Beyzâvî okutulmuştur.
  • Beyzâvî etrafında gelişen hâşiye literatürü, metin, şerh ve hâşiye katmanlarının bir örneğidir.

Sonraki derse hazırlık

Ders 14.3'te hadis şerhlerinin dilini işleyeceğiz: şerhlerin yapısını, hadis terimlerini ve Nevevî ile İbn Hacer'in niyet hadisine yazdıkları şerhlerin ilk sayfalarını göreceksin. Hazırlık: Ders 9.1'den hatırladığın niyet hadisini, "إنما الأعمال بالنيات" diye başlayan hadisi, harekesiz olarak bir kâğıda yaz ve Ders 14.1'deki stratejiyle harekele. Hadisin başındaki إنما kelimesinin cümleye nasıl bir anlam kattığını ve بالنيات ifadesinin neye müteallak olabileceğini iki cümleyle düşün.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Müfredattaki ders planı — 14.2

Tefsir metinlerindeki kalıplar ("ey", "ya'nî", "kîle", "ve'l-mürâdu bihî", "fîhi vechân"), kıraat ve i'rab tartışmalarının dili, nakil formülleri ("kâle İbn Abbâs") ve tercih ifadeleri ("ve'l-esahh", "ve'r-râcih") öğretilir. Celâleyn tefsirinin yoğun ve kısa dili ile Beyzâvî'nin (Envârü't-tenzîl) teknik dili örnek pasajlarla karşılaştırılır. Uygulama: Celâleyn'den Fâtiha tefsirini harekeleyip tercüme etmek.