İçeriğe geç

Ders 12.6 · Seviye 2 · Tasavvufa Giriş

Makamlar ve haller

1.897 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma

Giriş

Hazırlıkta muhasebe günlüğünün ilk günlerine baktın ve yaşadığın iç durumları ikiye ayırmaya çalıştın. Bazıları senin çabanla ortaya çıkmıştı: bir öfke anında kendini tutmak, bir alışkanlığı bırakmak için direnmek, bir haksızlık için özür dilemek. Bazıları ise beklemediğin bir anda kendiliğinden gelmişti: bir namazda duyduğun beklenmedik bir huzur, bir ayeti okurken içini kaplayan bir hüzün, bir sabah sebepsiz yere gelen bir ferahlık. Bu iki tür iç durum arasındaki farkı iki cümleyle not ettin. Bu fark, tasavvufun en temel ayrımlarından birinin, makam ile hal arasındaki ayrımın tam kendisidir. Ders 12.3'te nefs mertebelerini bir yolculuğun dili olarak okumuştun; bu derste o yolculuğun duraklarını ve yolda karşılaşılan iç tecrübeleri adlandıran ikinci bir dil göreceksin. Önce makam ile hal arasındaki ayrımı öğrenecek, sonra Serrâc'ın el-Lüma'daki yedi makam ve on hal listesini okuyacak, bu listeyi Kuşeyrî'nin Risâle'sindeki farklı düzenle karşılaştıracaksın. Son olarak kabz ve bast, havf ve recâ, fenâ ve bekâ gibi çift kavramları tanıyacaksın.

Ana anlatım

Makam ve hal: temel ayrım. Makam, sözlükte durulan yer, ikamet edilen mekân demektir; hal ise bir durumdan öbürüne geçen, değişen şey. Tasavvuf terminolojisinde makam, kulun çabası ve mücahedesiyle elde ettiği ve bir kez kazanıldıktan sonra kalıcı hâle gelen manevî duraktır. Hal ise kulun çabası olmadan, ilahî bir lütuf olarak kalbe gelen ve çoğu zaman geçici olan iç durumdur. Kuşeyrî, Risâle'nin kavramlar bölümünde bu ayrımı kısa bir formülle özetler: haller bağıştır, makamlar kazançtır. Hazırlıkta ayırdığın iki tür iç durum bu ayrıma karşılık gelir: çabayla ortaya çıkanlar bir makamın izleridir, kendiliğinden gelenler bir haldir.

Ayrımın pratik anlamı. Bu ayrım yalnızca bir tasnif değildir, yolcuya nasıl davranması gerektiğini de söyler. Makamlar için çalışılır: tevbe için pişmanlık duyulur ve günah bırakılır, sabır için nefse direnilir, tevekkül için sebeplere sarılıp sonuç Allah'a bırakılır. Haller ise çalışılarak elde edilmez, beklenir ve geldiğinde şükürle karşılanır. Bu yüzden sûfîler, hal peşinde koşmayı ve halleri bir başarı göstergesi saymayı hoş görmemiştir. Namazda bir huzur hâli gelirse bu bir lütuftur; gelmezse namaz eksik değildir. Asıl olan, makamların, yani kalıcı ahlakî ve manevî duruşların inşasıdır. Hal ile makam arasında bir ilişki de vardır: tekrar tekrar gelen bir hal, zamanla kulun karakterine yerleşerek bir makama dönüşebilir. Ders 12.1'de gördüğün "vaktin oğlu" ifadesi de bu ayrımla ilgilidir: hal, vakitle birlikte gelip giden bir tecrübedir ve sûfî, o vaktin kendisinden istediğini yerine getirmeye çalışır. Bir halin gitmesine üzülüp onu geri getirmeye uğraşmak yerine, o hâlin bıraktığı izi bir makama dönüştürmeye çalışmak, yolun olgun tavrı olarak görülür. Bir namazdaki huzur gidebilir, ama o huzurun doğurduğu namaza bağlılık kalabilir.

Serrâc ve el-Lüma'. Ders 12.2'de telif döneminin ilk büyük eserlerinden biri olarak adını gördüğün Serrâc'ın el-Lüma'ı, makam ve halleri iki ayrı liste hâlinde sunan erken ve etkili bir eserdir. Serrâc'ın yedi makamı şunlardır: tevbe, vera', zühd, fakr, sabır, tevekkül ve rıza. On hali ise şunlardır: murakabe, kurb, muhabbet, havf, recâ, şevk, üns, itminan, müşahede ve yakîn. Bu listeleri ezberlemek yerine her birinin mantığını anlamak daha öğreticidir.

Yedi makamın mantığı. Serrâc'ın yedi makamı bir yolculuğun sırasını izler. Yol tevbeyle başlar: kul günahtan döner ve Allah'a yönelir. Kur'an bu dönüşü bütün müminlere yöneltir: "Ey inananlar! Saadete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah'ın hükmüne dönün." (Nûr 24/31). Tevbeden sonra vera' gelir: şüpheli olandan da kaçınmak. Ders 9.8'de okuduğun Kırk Hadis'in altıncı hadisindeki "şüpheli şeylerden sakınan, dinini ve ırzını korumuş olur" ilkesi vera'ın dayanağıdır. Ardından zühd gelir: dünyayı kalpten çıkarmak. Sonra fakr: Allah'a muhtaç olduğunu bilmek ve bunu bir eksiklik değil, bir hakikat olarak kabul etmek. Sonra sabır: "Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir." (Zümer 39/10). Sonra tevekkül: sebeplere sarılıp sonucu Allah'a bırakmak; "Allah'a güvenen kimseye O yeter." (Talâk 65/3). Yol rızayla tamamlanır: Allah'tan gelen her şeye razı olmak. Ders 11.7'de tevekkül ile tembellik arasındaki farkı, Ders 12.3'te de râziye mertebesini görmüştün; burada aynı kavramlar bir makamlar zincirinin halkaları olarak karşına çıkıyor.

On halin mantığı. Serrâc'ın on hali ise bir sıra izlemekten çok, kalbe gelen tecrübelerin bir haritasıdır. Murakabe, Ders 12.5'te gördüğün gibi Allah'ın gördüğünü bilme şuurudur. Kurb, Allah'a yakınlık hissidir; "Biz ona şah damarından daha yakınız." (Kâf 50/16). Muhabbet, Ders 12.2'de Râbia ile gördüğün ilahî sevgidir. Havf ve recâ, korku ve ümittir. Şevk, Sevilene kavuşma arzusu; üns, O'nun yakınlığında duyulan ülfet ve rahatlık; itminan, kalbin sükûnete ermesidir. Müşahede, kalp gözüyle hakikati görür gibi olmak; yakîn ise şüphenin tamamen ortadan kalktığı kesin bilgidir. Bu hallerin bir kısmı kısa süreli parıltılar olarak gelir, bir kısmı ise kalpte daha uzun süre kalır.

Kuşeyrî'nin farklı düzeni. Serrâc'ın iki ayrı listesi, sonraki yazarlar için bir model olmuş, ama herkes tarafından aynen benimsenmemiştir. Kuşeyrî, Risâle'sinin kavramlar bölümünde makam ve hal ayrımını tanımlar, ama eserin asıl gövdesinde yolun duraklarını iki ayrı listeye bölmeden, uzun bir bablar dizisi hâlinde art arda işler. Bu dizide tevbe, mücahede, takva, vera', zühd, havf, recâ, kanaat, tevekkül, şükür, yakîn, sabır, murakabe ve rıza gibi kavramlar birbirini izler. Serrâc'ın hal saydığı havf, recâ, murakabe ve yakîn gibi kavramlar Kuşeyrî'de bu dizinin içinde, makamlarla yan yana yer alır. Bu fark önemlidir: aynı kavramın bir yazarda makam, öbüründe hal sayılabilmesi, ayrımın mutlak bir kategori değil, yolun tecrübesini anlatmak için kullanılan bir araç olduğunu gösterir. Bir kavram, kimi zaman bir anlık tecrübe olarak gelir, kimi zaman kulun kalıcı bir duruşuna dönüşür; yazarlar bu iki yönden hangisini öne çıkarmak istediklerine göre farklı tasnifler yapmıştır.

Tasniflerin çokluğundan çıkan ders. Ders 12.1'de tasavvuf tanımlarının çokluğunu, Ders 12.3'te nefs mertebelerinin üçlü ve yedili tasniflerini görmüştün. Makam ve hal listelerindeki farklılık da aynı ilkeyi gösterir: tasavvuf literatüründe tasnifler, bir hakikati kesin sınırlarla bölmekten çok, bir yolcuya yolunu anlatmak için kurulmuştur. Bu yüzden bir listeyi öbürüne karşı "doğru" ilan etmek yerine, her listenin neyi öne çıkardığını sormak daha verimlidir. Serrâc'ın listesi sıra ve düzeni, Kuşeyrî'nin dizisi zenginliği ve iç içeliği öne çıkarır.

Kabz ve bast. Tasavvuf literatürü bazı kavramları çiftler hâlinde anlatır. Kabz, kalbin daralması, sıkışması hâlidir; bast ise açılması, genişlemesi. Kuşeyrî bu iki kavramı, havf ve recânın daha ileri bir düzeydeki karşılıkları olarak anlatır: havf ve recâ geleceğe dair bir beklentiye bağlıyken, kabz ve bast o anda kalbe gelen bir daralma ya da ferahlıktır. Sûfîler kabz hâlinde sabretmeyi, bast hâlinde ise şımarmamayı ve edebi korumayı öğütler. Bu çift, Ders 11.7'de gördüğün "kaybettiğinize üzülmemeniz ve verilenle şımarmamanız" ölçüsünün iç hayattaki karşılığı gibidir.

Havf ve recâ. Havf ve recâ, korku ve ümittir ve Kur'an'da sık sık birlikte anılır: müminler Rablerine "korkarak ve umarak" yalvarırlar (Secde 32/16). Âlimler bu iki halin dengede tutulması gerektiğini vurgular: yalnız korku ümitsizliğe, yalnız ümit gevşekliğe götürür. Klasik kaynaklarda bu denge çoğu zaman bir kuşun iki kanadına benzetilir; kuş ancak iki kanadıyla birlikte uçabilir. Ders 12.2'de gördüğün Hasan Basrî'nin korkusu ile Râbia'nın sevgisi arasındaki fark da bu dengenin farklı vurgularıdır.

Fenâ ve bekâ. Tasavvufun en çok tartışılan çift kavramı fenâ ve bekâdır. Fenâ, sözlükte yok olmak demektir; terim olarak kulun kötü sıfatlarından, nefsinin isteklerinden ve kendini merkeze koyan bakışından geçmesidir. Bekâ ise bu geçişten sonra kulun güzel sıfatlarla ve Allah'ın rızasıyla kalıcı olmasıdır. Kuşeyrî fenâyı öncelikle kötü sıfatların ortadan kalkması, bekâyı da övülen sıfatların yerleşmesi olarak açıklar. Bu açıklama önemlidir, çünkü fenâ kavramı bazen kulun varlığının Allah'ın varlığında erimesi gibi yanlış anlaşılmaya açık bir dille ifade edilmiştir. Cüneyd'in çizgisindeki sûfîler, fenânın bir ahlakî ve manevî dönüşüm olduğunu, kul ile Allah arasındaki farkın hiçbir hâlde ortadan kalkmadığını vurgulamıştır. Ders 12.2'deki sahv ve sekr tartışması burada yeniden karşına çıkar: fenâ tecrübesini ayık bir şuurla ve şeriatın ölçüleri içinde anlatmak, sahv yolunun temel ilkesidir. Bu meseleye Ders 12.8'de şatahat bahsinde döneceğiz.

Makam ve hallerin ölçüsü. Makam ve haller ne kadar yüksek adlarla anılırsa anılsın, sûfîlerin ortak ölçüsü şudur: hiçbir hal ve makam, şeriatın emir ve yasaklarını ortadan kaldırmaz. Bir hal sırasında namaz vakti gelirse namaz kılınır; bir makam kişiyi başkalarının haklarından muaf tutmaz. Hal sahibi olduğunu söyleyen ama farzları ihmal eden birinin durumu, Ders 11.8'de gördüğün istidrac uyarısını hatırlatır. Makam ve hallerin gerçekliğinin en güvenilir işareti, kişinin ahlakında ve kul haklarına gösterdiği özende görülen değişimdir.

Örnekler

  • Basit: Bir talebe, bir namazda hissettiği derin huzurun ertesi günkü namazlarda gelmediğini görünce üzülür ve bir şeyi yanlış yaptığını düşünür. Hocası makam ile hal ayrımını anlatır: huzur bir haldir, bir lütuf olarak gelir ve gidebilir; namazın değeri o hâlin gelmesine bağlı değildir. Talebe, hal peşinde koşmak yerine namazın devamlılığına, yani bir makamın inşasına odaklanması gerektiğini anlar.
  • Orta: Bir çalışma grubu, Serrâc'ın havfı hal, Kuşeyrî'nin ise makamlar dizisi içinde saymasını tartışır. Bir talebe iki yazardan birinin hatalı olması gerektiğini savunur. Öbürü, korkunun bazen bir anlık tecrübe olarak geldiğini, bazen de kişinin kalıcı bir duruşuna dönüştüğünü hatırlatır. Grup, ayrımın mutlak bir kategori değil, yolun tecrübesini anlatmak için kullanılan bir araç olduğu sonucuna varır.
  • Gerçek hayat: İş yerinde uzun süre haksızlığa uğradığını düşündüğün bir dönemde içinde bir daralma yaşarsın; bir süre sonra, sebebini açıklayamadığın bir ferahlık gelir. Bu dersi hatırlarsın: daralma anında sabretmenin, ferahlık anında da şımarmayıp edebi korumanın kabz ve bast çiftinin öğüdü olduğunu düşünür, her iki hâli de bir sınav olarak karşılamaya çalışırsın.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Kuşeyrî'nin Risâle'sinin Türkçe tercümelerinden birini aç ve tevbe, sabır ve tevekkül bablarını bul. Her bir makam için iki şey seç: birincisi, babda nakledilen tanımlardan biri, kimden nakledildiğini belirterek; ikincisi, aynı babda anlatılan kısa bir menkıbe ya da söz. Seçtiğin her tanım ve menkıbenin altına, o makamın nasıl anlaşıldığına dair kendi yorumunu iki ya da üç cümleyle yaz. Yorumunda şu soruya da cevap ver: bu tanım makamı bir çaba ürünü olarak mı, yoksa bir lütuf olarak mı sunuyor? Üç makamın yorumlarını bitirdikten sonra, bu üç makamın Serrâc'ın yedili sıralamasındaki yerlerine bak ve sıralamanın mantığını bir cümleyle açıkla. Hedef: Makam kavramını klasik bir kaynaktan doğrudan okuyarak anlamak, tanımları ve menkıbeleri kaynağıyla birlikte aktarabilmek ve makam ile hal ayrımını somut metinler üzerinde sınayabilmek.

Mini test

  1. Makam ile hal arasındaki temel fark nedir? Kuşeyrî bu ayrımı nasıl özetler?
  2. Serrâc'ın yedi makamını sırasıyla say ve yolun nasıl başlayıp bittiğini açıkla.
  3. Serrâc'ın on halinden beşini say.
  4. Kuşeyrî'nin düzeni Serrâc'ınkinden nasıl ayrılır ve bu fark ne gösterir?
  5. Fenâ ve bekâ nedir ve Kuşeyrî bu kavramları nasıl açıklar?
Cevapları göster
  1. Makam kulun çabasıyla kazanılan ve kalıcı olan manevî duraktır; hal ise çaba olmadan, ilahî bir lütuf olarak gelen ve çoğu zaman geçici olan iç durumdur. Kuşeyrî: haller bağıştır, makamlar kazançtır.
  2. Tevbe, vera', zühd, fakr, sabır, tevekkül ve rıza. Yol günahtan dönüşle (tevbe) başlar ve Allah'tan gelen her şeye razı olmakla (rıza) tamamlanır.
  3. Murakabe, kurb, muhabbet, havf, recâ, şevk, üns, itminan, müşahede ve yakîn listesinden herhangi beşi.
  4. Kuşeyrî makam ve halleri iki ayrı listeye bölmeden uzun bir bablar dizisi hâlinde işler; Serrâc'ın hal saydığı havf, recâ, murakabe gibi kavramlar onda makamlarla yan yana yer alır. Bu, ayrımın mutlak bir kategori değil, yolu anlatmak için bir araç olduğunu gösterir.
  5. Fenâ, kulun kötü sıfatlarından ve nefsinin isteklerinden geçmesi; bekâ, bu geçişten sonra güzel sıfatlarla kalıcı olmasıdır. Kuşeyrî fenâyı kötü sıfatların ortadan kalkması, bekâyı övülen sıfatların yerleşmesi olarak açıklar.

Özet

  • Makam çabayla kazanılan ve kalıcı olan durak, hal ise lütuf olarak gelen ve geçici olan iç durumdur; haller bağış, makamlar kazançtır.
  • Serrâc'ın yedi makamı tevbeden rızaya uzanan bir yolculuk sırası, on hali ise kalbe gelen tecrübelerin bir haritasıdır.
  • Kuşeyrî aynı kavramları iki ayrı listeye bölmeden işler; bu, tasniflerin yolu anlatmak için birer araç olduğunu gösterir.
  • Kabz-bast, havf-recâ ve fenâ-bekâ, yolun iç tecrübelerini dengeli bir biçimde anlatan çift kavramlardır.
  • Hiçbir hal ve makam şeriatın emir ve yasaklarını kaldırmaz; gerçekliğin işareti ahlaktaki değişimdir.

Sonraki derse hazırlık

Ders 12.7'de mürşid ile mürid arasındaki ilişkiyi işleyeceğiz: mürşidin tanımını ve şartlarını, müridin adabını, intisap, silsile ve hırka geleneğini, klasik kaynaklardaki uyarıları ve günümüzdeki kötüye kullanım risklerini göreceksin. Hazırlık: Hayatında sana bir şey öğreten ve üzerinde derin bir etki bırakan bir öğretmeni ya da ustayı düşün. Bu ilişkiyi sağlıklı kılan üç özelliği yaz: öğretmenin bir davranışı, senin bir tutumun ve ikiniz arasındaki bir sınır. Sonra, bu üç özellikten biri ortadan kalksaydı ilişkinin nasıl bozulabileceğini iki cümleyle düşün.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Müfredattaki ders planı — 12.6

Makam (çabayla kazanılan, kalıcı) ve hal (ilahi lütuf olarak gelen, geçici) ayrımı öğretilir. Serrâc'ın el-Lüma'daki yedi makam (tevbe, vera', zühd, fakr, sabır, tevekkül, rıza) ve on hal (murakabe, kurb, muhabbet, havf, recâ, şevk, üns, itminan, müşahede, yakîn) listesi okunur; Kuşeyrî'nin farklı sıralaması ile karşılaştırılır. Kabz-bast, havf-recâ, fenâ-bekâ gibi çift kavramlar tanıtılır. Uygulama: talebe tevbe, sabır ve tevekkül makamları için Kuşeyrî Risalesi'nden birer tanım ve birer menkıbe bulup kısa yorum yazar.