İçeriğe geç

Ders 10.5 · Seviye 2 · Fıkıh Usulü Giriş

Kıyas

1.869 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma

Giriş

Hazırlıkta bugün var olan ama Kur'an'ın indiği dönemde bilinmeyen sarhoş edici ya da bağımlılık yapıcı bir madde düşündün; onun hükmünü şarabın hükmüne bağlamak için hangi ortak özelliği kullanabileceğini ve bu bağlantının hangi noktada zayıf kalabileceğini yazdın. Farkında olmadan dördüncü delilin, kıyasın bütün parçalarını kullandın: hükmü bilinen bir asıl, hükmü aranan yeni bir mesele, aslın hükmü ve ikisini birbirine bağlayan ortak gerekçe. Bu derste kıyasın tanımını ve dört rüknünü, delil oluşuna gösterilen dayanakları, illetin şartlarını ve illetin nasıl tespit edildiğini öğreneceksin. Ardından iki klasik örneği, şarabın hükmünün diğer sarhoş edicilere taşınmasını ve faiz yasağının altı malla sınırlı olup olmadığı tartışmasını inceleyecek, son olarak kıyası reddeden Zâhirîlerin gerekçelerini göreceksin. Kitap, sünnet ve icmâ nasların kendisidir ya da naslar üzerindeki ittifaktır; kıyas ise nasların sustuğu yere onların ışığını taşıma yöntemidir.

Ana anlatım

Tanım ve dört rükün. Kıyas, sözlükte bir şeyi bir başka şeyle ölçmek ve karşılaştırmak demektir. Terim olarak kıyas, hakkında nas bulunmayan bir meselenin hükmünü, aralarındaki ortak bir illet sebebiyle, hakkında nas bulunan bir meselenin hükmüne bağlamaktır. Bu tanımdan kıyasın dört rüknü çıkar. Birincisi asıldır: hükmü nasla belirlenmiş olan mesele; klasik örnekte şarap. İkincisi fer'dir: hükmü aranan yeni mesele; örneğin hurmadan yapılan sarhoş edici bir içecek ya da günümüzde bir uyuşturucu madde. Üçüncüsü aslın hükmüdür: şarabın haram oluşu. Dördüncüsü illettir: hükmün bağlandığı ve hem asılda hem fer'de bulunan ortak vasıf; bu örnekte sarhoş ediciliktir (iskâr).

Kıyasın mantığı, hükmün keyfî olmadığı, bir gerekçeye bağlı olduğu fikrine dayanır. Şarap, bir kırmızı sıvı olduğu için ya da üzümden yapıldığı için değil, aklı örttüğü için yasaklanmıştır. Bu gerekçe başka bir içecekte de bulunuyorsa, o içeceğin hükmü de aynı olmalıdır. Kıyas bu yüzden yeni bir hüküm koymak değil, mevcut hükmün kapsamını, gerekçesinin bulunduğu her yere genişletmektir. Usulcüler bu nedenle kıyası hükmü "ortaya çıkaran" (müsbit değil, muzhir) bir delil olarak niteler: hüküm aslında nasla sabittir, kıyas onun yeni meseleye uzandığını gösterir.

Delil oluşu. Cumhur, kıyasın delil olduğunu birkaç dayanakla temellendirir. Kur'an'dan en sık anılan ayet, Haşr suresinin ikinci ayetinin sonundaki çağrıdır: "Ey akıl sahipleri! Ders alın." (Haşr 59/2). Ayetteki "ibret alma" (i'tibâr), bir durumdan ötekine geçmek, benzer olanı benzerine göre değerlendirmek anlamına gelir ve usulcüler bunu kıyasın meşruiyetine işaret sayar; ancak Ders 10.4'te icmâ için gördüğün gibi bu da delâleti zannî bir çıkarımdır. İkinci dayanak, Muâz b. Cebel'in Yemen'e gönderilmesiyle ilgili rivayettir: Peygamber'in ona neyle hüküm vereceğini sorduğu, Muâz'ın önce Kitap'la, bulamazsa sünnetle, onda da bulamazsa kendi reyiyle içtihad edeceğini söylediği ve Peygamber'in bunu onayladığı nakledilir. Bu rivayet Ebû Dâvûd ve Tirmizî'de geçer; senedi eleştirilmiştir, ama âlimler arasında yaygın kabul görmüş ve usul kitaplarının temel dayanaklarından biri olmuştur. Üçüncü dayanak sahabe uygulamasıdır: sahabe, nas bulunmayan pek çok meselede benzerlerine bakarak hüküm vermiştir ve Hz. Ömer'e nispet edilen bir yargı mektubunda benzer olanları bilmek ve işleri birbirine kıyaslamak öğütlenir.

İllet ve hikmet. Kıyasın kalbi illettir ve illeti doğru anlamak için onu hikmetten ayırmak gerekir. Hikmet, hükmün amaçladığı fayda ya da önlemek istediği zarardır; illet ise hükmün bağlandığı, açık ve belirgin vasıftır. Yolculukta namazı kısaltma örneği bu farkı çok iyi gösterir. Ruhsatın hikmeti yolculuğun getirdiği zorluktur (meşakkat). Ama zorluk kişiden kişiye, yolculuktan yolculuğa değişir: uçakla birkaç saatte giden biri az, yürüyerek günlerce yol alan biri çok zorlanır. Bu yüzden fakihler hükmü zorluğa değil, belirli bir mesafedeki yolculuğun kendisine bağlamıştır; illet yolculuktur, hikmet zorluktur. Hüküm hikmetin değil illetin bulunduğu yerde işler: zorlanmayan yolcu da kısaltabilir, evinde zorlanan kişi ise yolcu hükmüne girmez.

Bu ayrım, illetin taşıması gereken şartları da açıklar. Usulcülere göre illet açık (zâhir) olmalıdır, yani varlığı gözlenebilmelidir. Belirgin (munzabıt) olmalıdır, yani kişiden kişiye değişmemelidir. Hükümle uygun (münasip) olmalıdır, yani akıl, hükmün bu vasfa bağlanmasında bir anlam görebilmelidir. Kıyas yapılabilmesi için de illet, asıldan başka yerlerde de bulunabilen (müteaddî) bir vasıf olmalıdır; yalnız asıla özgü bir illet, hükmü başka bir yere taşıyamaz.

İlleti tespit yolları. Bir hükmün illetinin ne olduğu nasıl bilinir? Usulcüler illeti tespit etmenin yollarını (mesâlikü'l-illet) sistemli biçimde sayar. En güçlü yol nastır: ayet ya da hadis, hükmün gerekçesini açıkça bildirir. Ders 9.1'de okuduğun Haşr 59/7 bunun bir örneğidir: savaşsız ele geçen malların belli gruplara dağıtılması emrinin gerekçesi, ayette açıkça söylenir; zenginler arasında elden ele dolaşan bir servet olmasın diye. İkinci yol icmâdır: âlimlerin bir hükmün illeti üzerinde birleşmesi. Üçüncü yol "sebr ve taksim"dir: müctehid hükmün gerekçesi olabilecek bütün vasıfları sıralar (taksim), sonra bunları tek tek sınayıp gerekçe olamayanları eler (sebr) ve geriye kalanı illet olarak belirler. Dördüncü yol münâsebettir: hüküm ile bir vasıf arasında aklın açıkça gördüğü bir uygunluk bulunmasıdır; sarhoşluk ile aklın korunması arasındaki ilişki böyledir. Bu yollardan nas en güçlü, münâsebet ise en çok içtihada açık olanıdır.

Şarap örneği. Kıyasın en klasik örneği şaraptır. Şarabın haram oluşu Ders 8.6'da gördüğün Mâide 5/90 ile sabittir. Kur'an'ın indiği dönemde "hamr" kelimesinin öncelikle üzümden yapılan içkiyi mi, yoksa bütün sarhoş edici içecekleri mi kapsadığı tartışılmıştır. Hamrın dar anlamda üzüm şarabı olduğunu kabul eden âlimler, hurmadan, arpadan ya da baldan yapılan sarhoş edici içeceklerin hükmünü sarhoş edicilik illeti üzerinden şaraba kıyasla bağlamıştır. Ancak Müslim'de geçen "Her sarhoş edici hamrdır, her hamr haramdır" anlamındaki hadis, bu genişlemeyi zaten nasla yapar; bu yüzden pek çok âlime göre sarhoş edici içeceklerin haramlığı, kıyastan önce doğrudan sünnetle sabittir. Kıyasın asıl alanı, Kur'an ve sünnetin döneminde bilinmeyen maddelerdir: aklı örten, bağımlılık yapan modern uyuşturucular, illet olarak sarhoşluk ya da aklın örtülmesi esas alınarak aynı hükme bağlanır. Hazırlıkta kurduğun bağlantı tam olarak budur.

Faiz ve altı mal. Kıyasın mezhepler arasında en çok farklı sonuç doğurduğu yerlerden biri, fazlalık faizi (ribâ'l-fazl) konusudur. Müslim'de Ubâde b. Sâmit'ten gelen hadise göre altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla ve tuz tuzla ancak eşit miktarda ve peşin olarak değiştirilebilir. Hadis altı malı sayar; peki pirinç, demir ya da mısır gibi hadiste sayılmayan mallar ne olacaktır? Bu soru, altı malda ortak bir illet aramayı gerektirir ve her mezhep farklı bir illet bulmuştur.

Hanefîlere göre illet, cins birliği ile birlikte ölçü birimidir (kadr): tartıyla (vezin) ya da hacimle (keyl) ölçülmek. Bu yüzden Hanefîlerde tartılan ya da ölçülen her mal, örneğin pirinç ve demir de, aynı cinsinden bir malla fazlalıkla değiştirilemez. Şâfiîlere göre ise illet iki türlüdür: altın ve gümüşte para olma niteliği (semeniyyet), dört gıda maddesinde ise yenecek şey olmak (tuam). Bu yüzden Şâfiîlerde pirinç faiz kapsamına girer, ama demir girmez. Mâlikîler gıdalarda temel besin olma ve saklanabilme niteliğine bakar. Aynı hadis, farklı illet tespitleriyle farklı mallara uzanmıştır. Bu tartışma, Modül 17'de faizi mukayeseli olarak işlerken ve Modül 21'de kâğıt paranın hükmünü tartışırken yeniden karşına çıkacak; çünkü bugünkü paranın altın ve gümüşle aynı hükme girip girmediği, altın ve gümüşteki illetin ne olduğuna bağlıdır.

Kıyası reddedenler. Kıyası delil olarak kabul etmeyen âlimler de olmuştur ve onların gerekçelerini bilmek, kıyasın sınırlarını anlamana yardım eder. Dâvûd ez-Zâhirî'nin kurduğu ve İbn Hazm'ın sistemleştirdiği Zâhirî mezhebi, dinde kıyasla hüküm vermeyi reddeder. Gerekçeleri şunlardır: Kur'an her şeyi açıklamıştır ve bir meselenin hükmü ya nasta vardır ya da o mesele mubahtır; illet tespiti zanna dayanır ve Kur'an zan hakkında şöyle der: "Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez." (Necm 53/28); dinde kendi görüşüyle hüküm vermek sahabe tarafından kınanmıştır. İbn Hazm kıyasın yerine, nassın lafzının ve açık anlamının doğrudan kapsadığı sonuçları kabul eden bir yöntem önerir.

Cumhur bu gerekçelere cevap vermiştir: kıyasta hüküm zandan değil nastan gelir, zan yalnız illetin tespitindedir; Necm 53/28 inanç konularıyla ilgilidir, amelî hükümlerde ağır basan zanla amel edilir; sahabenin kınadığı rey, nasa aykırı ya da nassız hevaya dayanan reydir, nasa dayanan kıyas değildir. Bu tartışma, kıyasın gücünün illet tespitinin sağlamlığına bağlı olduğunu gösterir. İllet ne kadar açık ve sağlam bir yolla tespit edilmişse kıyas o kadar güçlüdür; illet tartışmalıysa kıyasın sonucu da tartışmalı kalır.

Örnekler

  • Basit: Bir talebe "Kur'an'da esrar ya da eroin geçmiyor, o hâlde haram değil mi?" diye sorar. Hocası kıyasın dört rüknünü tahtaya yazar: asıl şarap, fer' uyuşturucu madde, aslın hükmü haramlık, illet aklın örtülmesi. Ardından "Her sarhoş edici haramdır" anlamındaki hadisi de gösterir. Talebe bir hükmün yalnız adıyla anılan şeyle sınırlı kalmadığını, gerekçesinin bulunduğu her yere uzandığını öğrenir.
  • Orta: Bir talebe, Hanefî bir kaynakta demirin faiz kapsamına girdiğini, Şâfiî bir kaynakta ise girmediğini okur ve kaynaklardan birinin hatalı olduğunu düşünür. Hocası altı mal hadisini ve iki mezhebin farklı illet tespitlerini anlatır: Hanefîler ölçü birimine, Şâfiîler para ve gıda olma niteliğine bakar. Talebe iki sonucun da aynı hadise dayandığını ve farkın illet tespitinden doğduğunu görür.
  • Gerçek hayat: Uzun bir uçak yolculuğuna çıkan bir arkadaşın "Yolculuk artık zor değil, namazı kısaltmam doğru mu?" diye sorar. Sen illet ile hikmet ayrımını anlatırsın: ruhsatın hikmeti zorluktur, ama hüküm belirli bir mesafedeki yolculuğun kendisine bağlanmıştır; zorluk az olsa da ruhsat geçerlidir. Soru, bir hükmün gerekçesini anlamanın uygulamayı nasıl netleştirdiğini gösteren somut bir örneğe dönüşür.

Uygulama

Şimdi sıra sende: Hazırlıkta düşündüğün modern bağımlılık maddesinin hükmünü kıyasla kuran bir tablo hazırla. Tablonun dört satırı kıyasın dört rüknü olsun: asıl (şarap ve dayanağı olan ayet ve hadis), fer' (seçtiğin madde), aslın hükmü (haramlık) ve illet (sarhoşluk ya da aklın örtülmesi). Her satırın yanına iki sütun ekle: birinci sütunda bu rüknün bu örnekte nasıl gerçekleştiğini, ikinci sütunda olası bir itirazı ve cevabını yaz. İllet satırında, illetin dört şartını (açık, belirgin, uygun, başka yerlerde de bulunabilen) tek tek kontrol et ve illeti hangi yolla (nas, icmâ, sebr ve taksim, münâsebet) tespit ettiğini belirt. Son olarak, bu kıyasın gücünü artıran ya da zayıflatan bir etkeni bir cümleyle yaz. Hedef: kıyasın dört rüknünü somut bir meselede eksiksiz kurabilmek ve illetin sağlamlığını sınayabilmek.

Mini test

  1. Kıyasın terim anlamı nedir ve dört rüknü hangileridir?
  2. İllet ile hikmet arasındaki fark nedir? Yolculukta namazı kısaltma örneğiyle açıkla.
  3. İlleti tespit etmenin dört yolunu say.
  4. Altı mal hadisinde Hanefîler ve Şâfiîler illeti nasıl belirler ve bu, demir için nasıl bir sonuç doğurur?
  5. Zâhirîler kıyası neden reddeder ve cumhur buna nasıl cevap verir?
Cevapları göster
  1. Hakkında nas bulunmayan bir meselenin hükmünü, aralarındaki ortak bir illet sebebiyle, hakkında nas bulunan bir meselenin hükmüne bağlamaktır. Rükünleri: asıl, fer', aslın hükmü ve illet.
  2. Hikmet hükmün amaçladığı fayda ya da önlediği zarardır; illet hükmün bağlandığı açık ve belirgin vasıftır. Namazı kısaltmanın hikmeti zorluktur, illeti ise belirli bir mesafedeki yolculuktur; hüküm illete bağlıdır.
  3. Nas, icmâ, sebr ve taksim, münâsebet.
  4. Hanefîlere göre illet cins birliğiyle birlikte ölçü birimidir (tartılmak ya da hacimle ölçülmek); bu yüzden demir faiz kapsamına girer. Şâfiîlere göre illet altın ve gümüşte para olmak, gıdalarda yenecek şey olmaktır; bu yüzden demir faiz kapsamına girmez.
  5. Zâhirîler, Kur'an'ın her şeyi açıkladığını, illet tespitinin zanna dayandığını (Necm 53/28) ve dinde reyin kınandığını söyler. Cumhur, hükmün nastan geldiğini, zannın yalnız illet tespitinde olduğunu, amelî hükümlerde ağır basan zanla amel edildiğini ve kınanan reyin nassız reyi olduğunu söyleyerek cevap verir.

Özet

  • Kıyas, nas bulunmayan bir meseleyi ortak illet üzerinden nas bulunan meseleye bağlamaktır; rükünleri asıl, fer', aslın hükmü ve illettir.
  • Delil oluşu Haşr 59/2, Muâz rivayeti ve sahabe uygulamasına dayanır; kıyas hükmü koymaz, kapsamını gösterir.
  • İllet açık, belirgin, uygun ve başka yerlerde de bulunabilen bir vasıftır; hikmetten farklıdır ve nas, icmâ, sebr-taksim ve münâsebet yollarıyla tespit edilir.
  • Şarap örneğinde illet sarhoşluktur; altı mal hadisinde Hanefîler ölçü birimini, Şâfiîler para ve gıda olmayı illet sayar.
  • Zâhirîler kıyası reddeder; kıyasın gücü illet tespitinin sağlamlığına bağlıdır.

Sonraki derse hazırlık

Ders 10.6'da dört temel delilin yanında kullanılan tamamlayıcı delilleri işleyeceğiz: istihsan, maslahat ve örf başta olmak üzere, bir kuralın katı biçimde uygulanması adaletsiz bir sonuç doğurduğunda âlimlerin nasıl davrandığını göreceksin. Hazırlık: bir terziye henüz var olmayan bir elbise diktirmeyi ya da bir marangoza bir mobilya sipariş etmeyi düşün. Satım akdinde satılan malın akit anında var olması gerektiği kuralını hatırla ve bu sipariş işleminin bu kurala nasıl uyduğunu ya da uymadığını, uymuyorsa neden yine de toplumda yaygın olduğunu iki cümleyle yaz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Müfredattaki ders planı — 10.5

Kıyasın tanımı, dört rüknü (asıl, fer', hüküm, illet), illetin şartları ve illeti tespit yolları (nas, icmâ, sebr ve taksim, münâsebet) giriş düzeyinde anlatılır. Klasik örnek olarak şarabın hükmünün sarhoşluk illeti üzerinden diğer sarhoş edici içeceklere teşmili ve ribâ-yı fazlın altı malda sınırlı olup olmadığı tartışması (Hanefîlerde vezin-keyl, Şâfiîlerde tuam ve semeniyyet illeti) incelenir. Zâhirîlerin kıyası reddi ve gerekçeleri de aktarılır. Uygulama: talebe modern bir uyuşturucu maddenin hükmünü kıyasın dört rüknünü tablo halinde göstererek kurar.